Kadınlar İçin, yemek tarifi,sağlık,cinsellik,çocuk,diyet,güzellik,rüya tabiri,şifalı bitkiler,şifalı taşlar,hamilelik,gebelik,evlilik

Hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Lamaze Yöntemi Nedir?

Hamile olan kişiyi duygusal ve bedensel olarak doğuma hazırlamaya lamaze yöntemi adı verilir. Anne adayı doğum esnasında bebeğin anne karnından dışarıya nasıl bir işleyiş ile çıkacağını, hangi kaslarını niçin kasıldığını hangi organların nasıl ve niçin açıldığını, bebeğin doğum kanalında nasıl ilerlediğini bildiğinden rahatlayacaktır. Ayrıca doğumun hangi evresinde olduğunu daima bilerek doğum ekibinin verdiği bilgileri kolaylıkla anlayacak, her evrede psikolojik olarak doğuma hazırlanmış, fizik olarak güçlü bir bedenle bilinçli bir olarak doğum yapacaktır. Lamaze yöntemini ünlü "Pavlow’un köpeğinde deney yaparak koşullu olarak aldığı tepkilere dayanır. Bir kişinin beyni, belli bir uyarıyı kabul edip, çözümlemek ve doğru olan cevabı vermeye eğitilebilir. Bu yöntemi Lamaze’den önce yapan Rus psikologlar, bu yönteme "Psikoprofilaksi" ismini verdiler. Psikoproflaksi, beynin yani "bilincin korunması" demektir. Onlara göre bir hamile kadın doğru eğitilirse rahim kasılmalarına açılmaya yönelik olumlu sonuçlar verecektir. Bu araştırmacıların yaptığı çalışmalar neticesinde bilinçli eğitilmiş hamileler her rahim kasılmasında korku ve kendini sıkmak yerine, gevşeme ve bilinçli nefes almayla , doğumlarını çok daha kolay ve kısa sürmesini sağlamışlardır. Normal doğum yaparak çocuk sahibi olmayı düşünüyorsanız bu yöntemle ilgili destek almanızda yarar vardır.

İlgili aramalar: lamaze yöntemi nedir, lamaze metodu ne demektir, lamaze nedir
Paylaş:

GENİTAL SİĞİL NASIL BULAŞIR?

Hem kadında hem erkekte genital bölgede görülen bir siğildir. Enfeksiyon sonucunda oluşur. Bu enfeksiyona hpv (human papilloma virüsü) denir. Genital bölgede bir veya birden fazla iğne başı kadar küçük ağrısız kitlelerdir. Ülkemizde de giderek sıklıkta görülen bu cinsel yolla bulaşan enfeksiyonun hem erkekte hem de kadında, fakat özellikle kadınlarda sağlık sorunlarına neden olabilir. Bunlar görüldüğünde muayene olunmalı müdahale edilmelidir. Çoğu virüs hastalığında olduğu gibi HPV de bir kez vücuda girdiğinde hücreler içinde yerleşir ve zaman zaman alevlenmelere yol açar. Bu sebeple HPV enfeksiyonu kesin tedavisi olmayan bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Bu hastalık cinsel yolla bulaşır. Genellikle birden çok eşi olan veya daha önceden olmuş kişilerde görülür. HPV virüsü penis ve vajina ağzı gibi nemli bölgelerde gelişir. HPV cinsel temasla bulaşan bir hastalık olduğundan gerekli önlemleri almalısınız. Virüs bulaşıcı olduğu için birliktelik yaşanacak kişide çok belirgin siğiller varsa ilişkiye girmemek gerekir. Siğil olan kişinin tedavi görüp hastalığın temizlenmesi beklenmelidir.
Paylaş:

Erken Doğum Nasıl Anlaşılır?

Erken Doğum Nasıl Anlaşılır?

Gebelerde doğumun gerçekleşmesi için rahimde kasılma olması ve bu kasılmaların rahim ağzını açacak kadar şiddetli ve sürekli olması gereklidir. Fakat her kasılmada da ağrı olmayabilir. Genelde belde ve kasıklarda adet sancısına benzer ağrılar hissedilir. Kişi bunu karnında bir sertleşme olarak hisseder. Eskiden söylenen ve günümüzde de bilinen kadınları içinde halk arasında nişan adı verilen sümüğümsü bir tıkacın gelmesi ya da normalden fazla sulu bir akıntı olması erken doğum göstergesidir. İstirahat ile geçmeyen bu tür sancılar olduğunda doktora başvurulmalıdır. Bebek aşağıya doğru bastırıyor gibi bir his oluşur. Erken doğum belirtileri hissettiğinizde yaptığınız işi bırakın. Bir saat sol yanınıza dönerek yatın. 2-3 bardak su için.1 saat içinde belirtilerde gerileme olmaz ise doktorunuza haber vermelisiniz. Gebeye tanı konduktan sonra tedavi tıbbi olarak yapılır. Çok şiddetli durumlarda hastaneye yatırılarak damardan verilen ilaçlar yardımı ile kasılmalar azaltılmaya çalışılır. Gebeliğin devam etmesinin anne ya da bebeğin hayatını tehlikeye atacağı düşünülürse tokoliz (rahim kasılmalarının durdurulmasına yönelik girişim) uygulanmaz. 37 haftayı geçen bir gebelik ise, sancılar doktorunuzun takibiyle kendi seyrine bırakılabilir.

İlgili aramalar: erken doğum nasıl anlaşılır, erken doğumun belirtileri neler, doğumun belirtileri nelerdir, doğumun başladığı nasıl anlaşılır
Paylaş:

Hamileler Neden İdrar Kaçırır?

Hamileliğin ilk aylarında böbreğin süzdüğü kanın miktarında artışlar olur. İlk üç ayın sonunda bu miktar en yüksek seviyesine gelir. Böbreğinizin yaptığı idrar çoğalmaya başlar. Bu durum daha çok idrar yapmanıza ve hemen sıkışmanıza neden olmaktadır. Hamilelerin idrar torbasıyla büyümekte olan rahimleri anotomik yer değiştirmelere başlar. Rahminizin büyümesi aynı zamanda idrar torbanızın yukarı doğru veya geriye doğru çekilmesine sebep olur. Gebelikte progesteron hormonu yükselir. Bu hormon, ilk rahim olmak üzere bir çok organının gevşemesine neden olur. Artmış progesteron östrojen reseptör sayısını azaltır. Bu da urge inkontinansa (idrar kaçırma) yol açan önemli sebeplerden iridir. İdrar yolu enfeksiyonu da idrar kaçırmaya neden olur. Mesane duvarının idrar yolu enfeksiyonları ile hassaslaşması sonunda oluşur. Öksürükte karın içi basıncı etkiler ve idrar kaçırmaya neden olabilir. Gebelere idrar egzersizleri ve perine kaslarını çalıştırıcı egzersizler verilmesi iyi olur. Bu egzersizlerle idrar kaçırma sorunu azalabilir. Bunlar yapıldığı halde
Paylaş:

Şişmanlık Hamileliğe Engel Mi?

Çağımı­zın hastalığı olan obezite toplumu her açıdan olumsuz yönde etkilemeye devam etmektedir­­. Atalarımızın deyimi ile artık bir dirhem et, bin ayıp kapatmıyor­. Hat­ta anne olmak isteyen  kadı­nın başına dert olmakta­dır­­.  Nasıl mı? Cevabı burada.

Amerika’da yapılmakta olan bilimsel incelemeler şişmanlığın anne olmak isteyen  kadınlar için tedavi esnasın­da ciddi sorunlara yol açtığını açığa çıkardı­. Acıbadem Sağlık Grubu Tüp Bebek Hizmetleri Koordinatörü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof­. Dr­. Bülent Tıraş konu ile ilgi­li şu açıklamalar­da bulundu­.

Modern kadın eski kadınlar gibi artık eliyle çamaşır, bulaşık yıkamıyor­. Kadın hemen  hemen  bir düğme basıp, günlük ev işleri­ni yapar duru­ma geldi­. Mesleği gereği görevi­ni masa başın­da yapıyorsa hareket azlığı obezitenin en  çok sevdiği şey olarak kadı­nın kilo almasına sebep olmakta­dır­­.  Beslenme şekli de hazır gıdaya yatkınsa anne olama­mak amacıyla kadın­da hemen  hemen  bütün şartlar hazırdır­­.  Uzmana başvura­rak, başka tedavi yöntemleri denenip daha son­ra tüp bebek tedavisine başlandığı zaman görülmekte olan tablo şudur: yumurtalar daha az döllenir ve östrojen  düzeyleri daha düşük olmakta­dır­­.  Şişmanlık oranı arttıkça gebelik oranları düşer ve canlı doğum oranların­da azalış olmakta­dır­­.  Yani düşük oranı artmakta­dır­­.

Şişmanlık Hangi Sorunlara Neden  Oluyor?

Şişmanlık tüp bebek tedavisinde ciddi sorunlara neden  olmakta­dır­­.  İlk olarak erken  doğum oranını fazlalaştırır­­. Peki kadın için şişmanlık obezite nerede başlar? Kadın­da Vücut Kitle Endeksine göre vücut ağırlığı ve boy ölçüleri­nin oranlanma­sı yirmi* yirmi beş arası ise normal, yirmi beş ila otuz arası hafif kilolu, yirmibeş ila otuz arası şişmanlık, 30’un üstün­de ise obezite söz konusudur. Hafif kilolular­da bile yüzde yetmiş beş erken  doğum rizikosu artmakta­dır­­.  Kilolular­da ise oran 2­.4 katı artar…

Özetlersek; şişmanlık tüp bebek tedavisinde gebelik ve canlı doğum oranlarını düşürür, yumurta ve embriyo üzerine menfi tesirleri bulunur­. Sistemik tesirlerin­den  dola­yı rahim içerisi çevreye yapmış olduğu tesirleri yüzün­den  gebeliğin oluşumu­nu engeller­.
Paylaş:

Hamilelikte Makyaj Yapılır Mı?

Hamilelikte makyaj yapılır mı? Hamilelikte saç boyatmanın zararı var mı? Gebelikte manikür yaptırmanın herhangi bir sakıncası var mı? Hamilelikte ruj sürülür mü, Gebelikte cilt kremi sürülür mü, Hamilelikte oje sürülür mü... İşte anne adayları­nın en  çok merak ettiği soruların yanıtları­.­.­.

Hamilelik bir kadının hayatının en özel günleridir. Her ne kadar bu durumdan şikayet etseler de, bu durumun onlara rahatsızlık verdiği zamanlar olsa da hamilelikte dünya adeta kadınların etrafında dönmektedir. Kendilerine bu dönemde çok hassas yaklaşılır ve kendilerini hiç olmadıkları kadar özel hissederler. Böyle hissetmeleri mantıklıdır çünkü içlerinde mucize taşırlar.

Hamilelikte kafalar karışık ve stresli olunsa da bebeği karnında taşıyarak onunla gezdiği süreçte duygular tavan yapar. Hayata meydan okuyan bir tavır sergiler anneler.

Tüm bu kadına güç veren  duyguların yanın­da insan bir sürü kay­gı da taşıyor tabiki­. Sorularına yanıt arıyor, eşe dosta duygu düşünce soruyor­.

"Saçımı boyatayım mı?" sorusun­dan başlıyor, "Hamilelikte manikür zararlı mı?" sorusuna kadar geliyor­. Peki esasın­da nelere dikkat etmek gerekmekte­dir­­. Bakınız uzmanlar bunları tavsiye ediyor­. Hem sağlıklı bir hamilelik geçirdik­ten  sonra hem de güzel görünmeyi kim istemez öyle değil mi? Çünkü içinizde yeni bir yaşam doğuyor ve bunun ışıltısını dışarıya da yansıtmanız gerekmekte­dir­­.­.­. Lakin önemli olan şu ki, kullandığımız ürünlere her zaman dikkat etmemiz gerekiyor, hamilelik süreci boyunca ise daha fazla bu konuları önemsemek, etiket okumayı alışkanlık haline getirmek şart görünüyor­.­.­.

BUNLARA MUTLAKA DİKKAT!

1­. Paraben: Hamileyken  paraben  içeren  kozmetik ürünlerin­den  katiyyen  uzak durmanız gerekir­­. Nemlendiriciler, makyaj ürünleri, güneş kremi, yaşlanmayı geciktirici ürünlerin yanı sıra, saç bakım ürünlerinde de paraben  oldukça sık kullanılır­­. Paraben, koruyucu madde olarak kullanılır, türlü kanser türleri üstün­de etki­yi vardır ve bedenini­zin hormon sistemi­ni boza­bilir­­.

2­. C Vitamini: Damar sağlığınızı korumanıza yardım eder ve bedenini­zin varis gibi damar hastalıklarıyla savaşmasına destek olmakta­dır­­.

3­. İstenmeyen  tüyler: Gebelik sürecinde, istenmeyen  tüylerden  kurtulmak amacıyla kimyasal kullanmamanızı öneriyoruz­. Jilet kullanmak daha faydalı olacaktır­­. Tüy dökücü kremlerle ilgili dayanık­lı bir kanıt olmamakla beraber, ana maddesi tiyoglikolik asit olduğundan, gebelik boyunca kullanmamanızda fayda olacaktır­­.

4­. Melazma: Aynı zaman­da hamilelik maskesi olarak bilinmekte olan melazma, vücut­ta meydana gelen  renk değişikliğidir ve güneşe maruz kalan bölgeler­de görülmekte­dir­­. Melazmayı engellemek amacı ile yaz kış fark etmez mutlak suretle yüksek faktörlü bir güneş kremi kullanı­nız­. Yüzünüzü korumak amacıyla de geniş kenarlı bir şapka kullanı­nız­.

5­. Oksibenzon: Genel­de güneş koruma ürünlerinde kullanılır ve aşırı kullanımlar­da gelişimsel toksisite ve hormonal bozukluklara yol açar­. Güvenli koruma için zink oksit ya da titanyum diyoksit içeren  ürünler kullanı­nız­.

6­. Retinoid: Gebelik süreci boyunca retinoid içeren  maddelerden  de uzak durmanız gerekir­­. Retinoid, akne tedavisinde kullanılan ürünler­de bulunur ve düşük ve doğum kusurlarıyla bağlantısı bulunur­.

7­. Akne: Kullanacak olduğunuz cilt bakım ürünleri yağsız temizleyiciler ve nemlendiriciler olmalıdır­­.  Aynı zamanda, hamilelikte yaşanmakta olan ekstra yağlanmayı engellemek amacı ile astrenjan içermelidir­­. Hamileyken  cildinize zarar verecek salisilik asit ya da benzoil peroksit yerine çay ağacı yağı veya hamamelis içeren  ürünler kullana­bilirsiniz­.

8­. Saç bakımı: Saç boyası içinde mevcut olan Pfenilendiyamin maddesi hamileyken  epey zararlıdır­­.  Bu madde aynı an­da saç spreyi, şampuan ve kremler­de de bulunmaktadır­­.  Bun­dan dolayı organik, doğal ve kimyasal maddesiz ürünleri tercih edin­.

9­. Formaldehit: Bebeğini­zin sağlığı için, oje ve saç boyası seçerken  formaldehit bulundurmayan ürünler seçmeniz gerekir­­. Bu ürünler kanser, reprodüktif ve gelişimsel zehirlenmelerle yakınen  ilgilidir­­.

10­. Ftalat: Ftalat ojeden  parfüme kadar pek çok üründe bulunmaktadır­­.  Ftalat, ürünlerin daha uzun süre dayanmasına imkan veren  plastikleştirici maddedir ve bu kimyasala uzun süre maruz kalma vücut­ta zehirli atıkların birikimine yol açar­.

11­. Hindistancevizi yağı: Hindistancevizi yağını hem vücudunuz, hem yüzünüz hem de saçınız için kullana­bilirsiniz­. Göğüs ucu kremi olarak da kullanıla­bilir­­.

12­. Depresyon: Hamileyken, hem beslenmenize hem de ruh halinize epey özen  göstermeniz gerekir­­. Stresten  uzak kalmalı, kendinizi bol bol dinlendirmeniz gerekir­­. Unutmayın ne kadar huzurlu bir gebelik geçirirseniz o kadar huzurlu bir bebeğiniz olmakta­dır­­.

13­. Cilt makyajı: Gebelik süreci boyunca ağır makyajdan uzak durmanız gerekir­­. Cildiniz normalden  daha hassaslaşır ve daha fazla özen  ister­. Ağır fondöten  gibi gözeneklerini­zin tıkanmasına neden  olan ürünlerden  uzak durmanız iyi olmakta­dır­­.

14­. Metilbenzen: Metilbenzen  tırnak ürünlerinde bulunur bu sebepten  ötürü oje sürecekseniz de metilbenzen  bulundurmayan ürünler kullanmanız gerekir­­.

15­. Ruj: Bu süreçte kullandığınız ürünler ile ilgi­li mutlak suretle inceleme yapmanız gerekir­­. Rujlar­da yer alan kurşun ile ilgi­li bilginiz var mı? Gün içinde devamlı tazelendiği için, ruj içerisindeki maddeler epey önemlidir­­. Uzun süreli ruj kullanılışı sonra­sı vücut­ta kurşun birikmekte­dir­­.

16­. Diş beyazlatıcı ürünler: Dişlerinizin beyazlığını korumak amacıyla peroksit ve florür bulundurmayan diş macunlarını tercih edin­.

İlgili aramalar: gebelikte makyaj yapılır mı, gebelikte ruj sürülür mü, gebelikte saç boyatılır mı, gebelikte oje sürülür mü
Paylaş:

Hamilelik ve Oruç

Yaklaşan Ramazan ayı öncesi hamilelerin oruç tutması ile ilgili merak edilenleri bu yazıda biraraya topladık.İşte gebelik ve oruç, hamilelikte oruç tutma konusu ile ilgili merak edilenler.

Beslenmenin önemli olduğu olduğu bir dönemdir hamilelik. Enerji tüketimi vitamin, mineral ve artan protein ihtiyacı sebebiyle iyi bir beslenme programı uygulanmalıdır. 

Hamilelikte oruç tutmak zararlı mı?

Hamile bir kadının oruç tutması gerek kendi sağlığı ve bebeğin sağlıklı gelişimi açısından farklı riskler taşıyabilir.

Hamile kadınlar oruçtan neden negatif etkilenirler?

Oruç tutarken uzun süreli açlık saatleri olumsuz etkileyebilir. Kan şekerinin düşmesine bağlı halsizlik, sinirlilik, baş ağrısı gibi sorunlar yaratabilir. Mide şikayeti olan hastalarda asit üretimi artarak mide şikayetlerinin de artmasına yol açabilir.

Açlık hamileleri normal kişilere göre fazla mı etkiler?

Kan şeker düzeyi ilk 3 aydan sonra özellikle gebelik öncesine göre inişli çıkışlıdır. Kan şekeri yemekten sonra hızla yükselebileceği gibi açlık dönemlerinde daha hızlı düşebilir. Hamilelik esnasında sıklıkla küçük miktarda yemek tavsiye edilir. Bunun dışında gebeliğin ilk aylarında bulantı uzun süren açlıklarla çok daha olumsuz bir hal alabilir.

Oruç tutan hamileler iyi beslenmez ise ne olur?

Yetersiz düzeyde sıvı alımına bağlı olarak idrar yolu enfeksiyonları, kansızlık, diş problemleri, şişlikler, düşük doğum ağırlıklı bebekler, erken doğum, uzun süren açlığa bağlı mide asitinde artma, mide yanması ve ekşime gibi sorunlar olur.

Oruç tutan gebeler tutmayanlara göre daha çok kilo alırlar mı?

Uzun süren açlık metabolizmanın hızını düşürür ve kadının hareket yeteneğini azaltır. Ayrıca, daha az kalori harcanmasına sebep olur, bu da kişiye kilo olarak geri döner. Bunun dışında akşam yenilen yemekler sindirim sorunu ortaya çıkarır.

Oruç tutma durumunda su içilmemesi hamileleri nasıl etkiler?

Sıcak günlerde su kaybı, normal kadınlara göre daha çok artar. Su alamamaları düşme ve bayılmalara sebep olur.

Gebelikte tutulan oruç anne karnındaki bebeği nasıl etkiler?

Çocuğun içinde bulunduğu amniyotik sıvı azalır ve çocuk hareketlerinde azalma yapar. Bebeklerde düşük kilolu doğumlara sebep olur. Bunun haricinde uzun süreli açlık sonucu mevcut olan yağ dokusu yıkılarak keton oluşumuna sebep olur. Bu durum da bebeğin beyin fonksiyonlarını etkileyebilir.

Hangi durumlarda anne adaylarının hiçbir şekilde oruç tutmamaları gerekir?

Hamile kadın gebelik şekeri, yüksek tansiyonşeker hastalığı gibi sorunları varsa aç kalmamalıdır. Karaciğer hastaları, mide ülseri olanlar ve ishal şikayeti olanlar oruç tutmamalıdır.

Oruç tutan hamilelerin ek vitamin almaları faydalı mıdır?

Hamilelikte aldığı vitaminler haricinde gereksinimi yoktur.
gebelik ve oruç
Paylaş:

Tüp Bebek’le Oluşan Gebeliklerde Düşük İhtimali Daha mı Fazla?

Gerek doğal gelişen, gerekse tüp bebek tedavisiyle oluşan tüm gebeliklerde yaklaşık %15 gibi bir oranda düşükle sonuçlanma riski bulunmaktadır.Tüp bebek uygulamasında erken dönemden itibaren gebelik düzenli olarak yapılan kan tahlilleri ile kontrol altında tutulmakta ve her dönemdeki gebelik kayıpları kesin olarak tanımlanmaktadır.Bu durum düşük oranlarının tüp bebek gebeliklerinde daha yüksek olduğu gibi yanlış bir kanıya sebep olmaktadır.

Bu demektir ki tüp bebek yönteminde normal gebeliğe göre düşük riski daha yüksek değildir.

Ancak tüp bebek gebeliklerinde erken doğum riski spontan gebeliklere oranla bir miktar daha fazladır.
Paylaş:

Hamilelikte cinsel ilişki ne zaman bırakılmalı

Hamilelikte cinsel ilişki ne zaman bırakılmalı diye soran çiftlere ilişkilerini hamilelik döneminin her anında rahat bir şekilde yaşamalarında sakınca olmadığını söyleyebiliriz. Tabi bazı özel durumlarda cinsel yaşama kısıtlama getirilebilir.  Bu durumlar gözüktüğünüz doktorun uyarıları çerçevesinde olacaktır. Örneğin hamile olan kişide düşük riski söz konusu ise erken doğum riski var ise kanama oluyorsa veya enfeksiyon taşıma gibi bir ihtimal yaşanıyorsa cinsel ilişkiye kısıtlama getirilebilir.

Hatta bazı doktorlar zamanında olmayan doğumların gerçekleşmesi için cinsel ilişkinin yararı olduğu söylenir. Vakti gelip de doğum işlemi gerçekleşmeyen eşler için cinsel hayatlarını devam ettirmeleri doğumu tetikleyen unsur görevi taşımakta olduğu söylenmektedir.

Bu yüzden hamilelikte cinsel ilişki ne zaman bırakılmalı sorusunun cevabı eğer kontrollü bir şekilde ilişki yaşanıyorsa ve yukarıda bahsettiğimiz olgulardan yok ise son ana kadar yaşanılabilir olmasıdır. Bunların yanı sıra pozisyonlarda önemlidir. İlişki sırasında bebeğe baskı ve karın kaslarına basınç uygulamayacak pozisyonlar tercih edilmelidir. Bu pozisyonlar kadının üstte olduğu eşlerin ikisinin de yan durduğu kadının diz ve dirsekler üzerinde olduğu ve kadının kalça kısmının yatak ucunda olup erkeğin ayakta olduğu pozisyondur. Gebelik sırasında memelere uyarı yapılmamalıdır. Bu rahim kasını tetikleyen bir unsur olduğu için zorlanmaya bağlı erken doğumlara sebep olabilir.

Eşler tarafından net üzerinden de en çok sorulan soru ‘hamilelikte cinsel ilişki ne zaman bırakılmalı? ‘ sorusudur. Bu yüzden derinlemesine bilgi sahibi olmanız için bu yazıyı siz değerli okurlarımız için yazmış bulunmaktayız. Ancak hamilelik dönemi ile ilgili daha geniş bir bilgi sahibi olmak istiyorsanız internet üzerinden kısa bir araştırma yaparak merak ettiğiniz tüm sorularınızın cevabını rahatlıkla bulabilirsiniz. Hamilelikte cinsel ilişki ne zaman bırakılmalı sualine cevap vermeye çalıştık. Diliyoruz ki faydası olacaktır.
Paylaş:

Gebelikte Şikayetler

Birçok ufak şikayet hasta eğitimi ve zamanında müdahale ile çözümlenebilir. İlaç kullanımı ancak kesinlikle gerekli olduğunda başvurulması gereken bir durumdur.

Mide ekşimesi, yanması, geğirme: 
Sindirim sistemine artan rahim hacminin basısı ve hormonal değişiklikler ile olan değişikliklerin sonucudur. Yarı oturur şekilde uyku çok rahatlatıcıdır. Sık ve az miktarda yemek önerilir. Özellikle geceleri geç ve fazla miktarda yemek yenmemeli, yağlı gıdalardan uzak durulmalıdır. Gerekirse ilaç tedavisi verilebilir.

Pityalizm: 'Aşırı derecede tükrük salınımını' olarak tarif edilen bu duruma az rastlansa da rahatsız edici bir durumdur. İlaç tedavisi denenebilir.

Kabızlık ve gaz şikayeti: Mekanik baskı ve hormonların barsakların hareketlerinde yavaşlama yapması sonucudur. 2-3 günde bir çıkmalar sağlıkla bağdaşabilen gecikmelerdir. Fakat posalı sebze, meyve, yeşil salata bol verilmelidir. Zorda kalınırsa ilaç da verilir.

Pika: Kil, kireç, toprak, kibrit, petrol, diş macunu, nişasta gibi 'besin değeri olmayan maddelerin yenmesi' durumudur. Demir eksikliğine bağlı olduğu öne sürülmüş fakat nedeni tam olarak aydınlatılamamıştır. Sağlıklı beslenmeyi engellediği için tehlikeli bir durumdur. Gebeye sağlıklı beslenmenin önemi anlatılmalıdır.

Baş dönmesi, çarpıntı, bayılma: Uzun süre ayakta hareketsiz duran, ani ayağa kalkan ve merdiven çıkan düşük tansiyonlu gebelerde kan toplar damarlarda göllenir ve beyin merkezlerine kan pompalanması zorlaşır. Göz kararır, baş döner, hatta birden bayılabilir. Ani hareketlerden kaçınmalı, yatak istirahati yapılmalıdır.

Sık idrara çıkma: Sık rastlanan bir şikayettir. Damarsal genişlemeler, hormonal değişiklikler idrar kesesi fonksiyon değişikliğinden sorumludur. İdrar yaparken yanma veya idrar kan gelmesi infeksiyon bulgularıdır. Mutlak kesin tanı ve tedaviye yönelik girişimler yapılmalıdır.

Akıntı: Gebelerde mantar infeksiyonlarına sık rastlanır. Erken doğum tehtidi, suyun erken gelmesine neden olacağından ihmal edilmeden hekime başvurulmalıdır.

Varisler: Dış genital organlar ve bacaklarda gelişebilirler. Erken gebelik döneminde önlem alınmalı, varis çorapları, bacağın yüksek şekilde dinlendirilmesi tavsiye edilmelidir.

Hemoroid: Ağrı ve kanamalar yapabilir. Bölgesel tedavi genellikle yeterlidir. Ameliyat doğumdan sonraya bırakılmalıdır. Varsa kabızlık önlenmeye çalışılır, yatak istirahati tavsiye edilir.

Ödem: Bacaklarda şişkinlik sık, fakat nadiren ciddi bir durumdur. El, yüz ve gözlerde olan şişkinlik ise 'gebelik zehirlenmesi' (preeklampsi) olarak adlandırılan ciddi bir durumu işaret eder. Bacakların yukarıya kaldırılarak dinlendirilmesi faydalıdır.
Eklem, sırt ağrıları: Gebelik sırasında hormonal etki ile eklem yerlerinde gevşeme oluşarak bazı kemiklerde kısıtlı hareketlilik söz konusudur. Leğen kemiğinde de görülen bu durum bacak ağrılarına neden olabilir.Yatak istirahatinin etkisiz olduğu durumlarda hastaneye yatırmak bile gerekebilir. Duruş pozisyonunun değişikliği de sırt ağrılarına neden olabilir. Karnın giderek öne çıkması ile dengeyi sağlamak için omuzlar geride tutulmaya başlanır. Düz durmak için baş öne doğru çıkar ve hem bel hem de boyun bölgesindeki omurgalarda kıvrım değişikliği olur. Gebelik korselerinin faydası yoktur. Oynakların hareketleri ancak çok sıkı bir kemerle önlenebilir. Bu bölgelerdeki ağrılar için düz taban olmayan, az fakat geniş topuklu ayakkabılar, bölgesel ısı tedavisi ve sırt kaslarını güçlendiren egzersiz önerilir.



Bacak krampları: Kalsiyum miktarında azalma ve kanda fosfor miktarında artışa bağlı olabilir. Fosfor alımı kısıtlanmalı, kalsiyum diyete eklenmelidir. Bacaklara masaj, bölgesel ısı uygulaması ve çeşitli ayak hareketleri ile bu şikayetler genellikle geriler.

Göğüslerde rahatsızlık: Özellikle erken ve geç gebelik dönemlerinde normal bir şişkinlik söz konusudur. İyi uyan bir sütyen kullanımı yararlıdır.

Ellerde rahatsızlık: Belli aralıklarla ellerde uyuşma ve karıncalanma oluşur. Bu bulgular ayaklarda söz konusu değildir. %5 sıklıkla görülür. Gebelik sırasında omuz düşüklüğüne bağlı boyundan geçen sinirlerin gerilmesi sonucu oluşur. Sabah erken saatlerde ve gece hissedilir.Hatta kısmi duyu kaybına bile neden olabilir.

Kanama: Aslında çok sık rastlanmasa da varlığı önemlidir, çünkü düşük tehtidi veya düşük belirtisi olabilir. Kanama varlığı daha çok düşük tehtidini işaret ederken buna kasık ağrısı, özellikle parça gelmesi bulguları da eşlik ederse büyük olasılıkla kısmi veya tam düşük söz konusudur. Bu şikayetler varlığında zaman kaybetmeden mutlak doktora başvurulması gerekir.

Dikkat Edilmesi Gereken Konular

Doktor Kontrolü: Gebeliğin tanısı konulduktan sonra 36.haftaya kadar her ay, 36.-38.haftalar arası 2 haftada bir, 38.haftadan sonra haftada bir doktor kontrolüne gidilmelidir. İlk doktor kontrolünde istenmesi gereken tetkikler şunlardır:
· Tam kan sayımı,
· Kan grubu, kan uyuşmazlığı varda antikor tetkiki,
· Tam idrar tetkiki,
· Açlık kan şekeri,
· Üre tetkiki,
· Sifiliz, toksoplazma, kızamıkcık, sitomegalovirus ve hepatit-B taraması,
· Anormal akıntı varlığında kültür ve duyarlılık testi.



Uyarı niteliği taşıyan ve doktora başvurulması gereken başlıca durumlar;
· Kanama,
· El ve yüzde şişme,
· Şiddetli veya sürekli başağrısı,
· Bulanık görme,
· Karın ağrısı,
· Sürekli kusma,
· Ateş veya üşüme titreme,
· İdrar yaparken yanma,
· Vaginadan su gelmesi,
· Bebek hareketlerinde dikkate değer azalma şeklinde özetlenebilir.

Cinsel ilişki: Cinsel ilişkinin erken düşüklere yol açtığı şüphesi her zaman olmuştur. Eğer birliktelik sonrası kramp şeklinde kasık ağrısı ya da lekelenme şeklinde kanama olmuşsa özellikle ilk 3 ay ilişkiden sakınılmalıdır. Bunun yanısıra gebeliğin son dönemlerinde belki de orgazm etkisiyle rahimde kasılmalara neden olacağından ilşkinin doğumu başlatacağına dair veriler vardır. Bunlar dikkate alındığında, erken doğum hikayesi olan ya da kanaması olan gebeler bu konuda daha dikkatli davranmalıdırlar.

Banyo: Çok soğuk ya da sıcak duşlar yapılmamalıdır. Duş suyunun vajene girmesi diye bir durum söz konusu değildir. Temizlik amacıyla vajen içine kesinlikle hiçbir şey uygulanmamalıdır. Gebeler son aylarda denge sağlamada zorlanacakları için banyoda düşmemeye, kaymamaya dikkat etmelidirler.

Ağız ve diş bakımı: İdeal olanı gebelik planlanıyorsa öncesinden tedaviye ihtiyacı olan dişlerin saptanması ve tedavi edilmesidir. Her yemekten sonra dişlerin fırçalanması veya ağzın çalkalanması gerekir. Normalde gebelik sırasında diş eti kolay kanar bir hal alır. Gebeliğin herhangi bir döneminde bölgesel uyuşturma kullanılarak dolgu yapılabilir. Daha uzun işlemler ise ikinci 3 aya kadar ertelenmelidir. Diş abselerinde antibiotik kullanımının yeri vardır.

Meme bakımı: Gebelikte büyüyen memeler için sıkmayan, destekleyen sütyen tavsiye edilir. Gebelik boyunca meme başları emzirmeye karşı cildin direncini arttırmak amacıyla nötr sabunla yıkanmalıdır. Sonra meme başlarına badem yağı sürülebilir. Halk arasında çok yaygın olan alkol ya da konyak banyoları cildi sertleştirerek çatlaklara neden olur.

Giysiler: Elbise ve çamaşırlar bol ve rahat olmalıdır. Sıkı kıyafetler kan dolaşımına engel olacaktır. Bu yüzden korse, jartiyer, lastik çorap bağı kullanılmamalıdır. Ayakkabı olarak da alçak topuklu, geniş ve rahat olanlar tercih edilmelidir.

Egzersiz: Kalp-damar sisteminde yedek kapasitesi yeterli olanlarda normal beden hareketlerinin olumsuz bir etkisi yoktur. Ancak gebelik haftası ilerledikçe artan vücud ağırlığı ve denge noktalarının değişmesi ile normal işlerin yürütülmesi bile zorlaşabilir.

Ölçülü antremanların anne ve çocuğa olumsuz etkisi söz konusu değildir. Sevilen, ötedenberi yapılan spor dalında ölçü ve tedbir elden bırakılmamalı, sporu aşırı ölçülere vardırmamalı, yeni ve alışılmamış bir spor türü denenmemelidir. Genelde her gebe yorgunluğa vardırmadan, vücudun yeni statik dengelerini koruyacak şekilde alıştığı spora bir ölçüde devam edebilir. Spor yaparken bel ağrısı şikayeti varsa uzun vadeli sağlık problemine yol açmadan vazgeçilmelidir. Tehlikeli sporlar (ata binmek, kayak gibi), aşırı fiziksel yorgunluk yapacak sporlardan kaçınılmalıdır. Hafif şekilde egzersiz, özellikle karın, sırt kaslarını kuvvetlendirmeye yönelik olanlar yapılabilir. Fakat mutlak gün boyunca en az 1-2 saat dinlenilmelidir. Uzun yürüyüşlerin kan dolaşımına faydası vardır. Yüzme, kontrolü ve ayarlanması en kolay ve rahat bir spordur.

İş hayatı: Sakin, az yorucu işleri olanlar işe devam edebilir. Fiziksel yorgunluğa neden olan işlerde çalışanlar işveren, iş yeri doktoru ve kadın doğum doktorları ile görüşmelidirler. Yine de her bireyin kapasitesi farklıdır. Bu yüzden aşırı katı kurallar yerine herkes kendi sınırları içinde davranmalıdır.

Seyahat: Otomobil, tren yada uçak yolculuklarının bebeğe bir yan etkisi yoktur. Fakat doktordan uzak olmanın getireceği sorunlar olabilir. Erken doğum, düşük veya kanama hikayesi olanların yolculuk yapmamasında fayda olabilir.

Zihinsel sağlık: Kendisi için tamamen meçhul olan doğumu gebe büyük bir korku ile bekleyebilir. Zamanında annelere doğumla ilgili gerekli bilgi verilmezse, haklı olarak etraftan bir sürü yanlış bilgi alır. Bilinç altına yerleşen korkular giderek stres yaratır ve ilerde normal doğumun seyrini bile bozabilir. Doğru ve inandırıcı telkinlerle annenin doğuma hazırlanması çok önemlidir. Ruhi stresle organ fonksiyonları arasındaki sıkı ilişki unutulmamalıdır. Genel olarak huzurlu, sakin, stresten uzak ruh hali de gebeliğin seyrini, bebeğin gelişimini olumlu olarak etkileyecektir.
Paylaş:

Çoğul gebeliklerde şikayetler

Uyarı niteliği taşıyan ve doktora başvurulması gereken başlıca durumlar

Çoğul gebelikler hem anne hem de bebekleri için taşıdıkları tüm bu özelliklerinden dolayı 'riskli gebelik' grubunda ele alınan durumlardır. Çok sıkı takip ile sorunsuz bir gebelik yaşanması ve mutlu sonlanması sağlanmalıdır.

Çoğul gebeliklerde annenin kalori, vitamin, protein ve demir ihtiyacı oldukça artmıştır. Bunlar uygun diyet ve ilaçlarla yerine konmalıdır.

İlk aylarda düşük riski, daha sonraki aylarda da erken doğum riski yüksek olduğundan aşırı bedensel faaliyetlerde bulunulmamalıdır.

Tansiyon yüksekliğine bağlı gebelik zehirlenmesi tekiz gebeliklere göre daha sık, daha şiddetli ve daha erken olma eğilimi gösterdiğinden, diyetteki fazla tuz azaltılmalı, kilo alımı kontrollü olmalı ve gebeliğin ikinci yarısında istirahate önem verilmelidir.

Çoğul gebeliklerde gebelik süresinin uzatılması için çeşitli önlemler vardır. Bunlardan en önemlisi yatak istirahatidir. Doğumu önleyici ilaçların tedbir amaçlı verilmesi ve rahim ağzına dikiş konulmasının büyük yararlar sağlamadığı gözlemlenmiştir.

Hem hafif, hem de ağır doğumsal anomaliler çoğul gebeliklerde yaklaşık olarak iki kez daha sık görülmektedir. İdrar yolu enfeksiyonu riski de yaklaşık olarak iki kez artmıştır. Sık idrar tahlilleri ile bu risk kontrol edilmelidir.

Anne adayında ilk doktor kontrolünde kan grubu, tam kan sayımı, tam idrar tahlili, Rh uygunsuzluğu varsa antikor tayini, açlık kan şekeri, üre tetkiki, toksoplazma, kızamıkçık, sifiliz, hepatit-B ve sitomegalovirüs taraması, normal dışı bir akıntı varsa kültür ve duyarlılık testi yapılmalıdır. Genital akıntılar ilerleyen aylarda erken doğum riskini arttırmaktadır. Çoğul gebeliklerde bu ihtimal zaten artmış olduğundan, akıntılı hastalıklar ihmal edilmeden gerekli tedbir alınmalıdır.


Uyarı niteliği taşıyan ve doktora başvurulması gereken başlıca durumlar;

  1. Kanama,
  2. El ve yüzde şişme,
  3. Şiddetli veya sürekli başağrısı,
  4. Bulanık görme,
  5. Karın ağrısı,
  6. Sürekli kusma,
  7. Ateş veya üşüme titreme,
  8. İdrar yaparken yanma,
  9. Vaginadan su gelmesi,
  10. Bebek hareketlerinde dikkate değer azalma şeklinde özetlenebilir.
Paylaş:

Gebelik öncesi muayene

Anne ve baba adaylarının, bebek yapmadan önce bir sağlık denetiminden geçmeleri gereklidir. Böylece, gebelikte ortaya çıkabilecek tehlikeler önceden saptanmış, önlemler alınmış olur. Çiftler üstünde yürütülen "hastalık yaygınlığı" araştırmalarının çoğu, "evlilik yaşamı"nın, özellikle gerilimin neden olduğu hastalıkları azalttığını göstermiştir.

Bunun nedeni, iyi düzenlenmiş ve huzurlu bir yaşamın organizmanın düzenli çalışmasını kolaylaştırmasıdır. Ortaya çıkabilecek hastalıkların dikkatle araştırılması, tanıları ve tedavilerini yaptırmak, hem çiftler, hem de gelecekteki çocuklar için duyulması gereken bir sorumluluktur. Gelecekte hem size, hem de çocuklarınıza çeşitli sorunlar çıkarabilecek bugünün önemsiz rahatsızlıklarıyla ilgilenmeniz gerekir.

Başvuracağınız ilk kişi, ailenizi yakından tanıyan ve daha önceki yıllarda geçirmiş olduğunuz hastalıklar üzerinde değerlendirme yapabilecek durumda olan, aile hekiminizdir. Önce hekim, hangi testlerin yapılması gerektiğini belirleyebilmek için, sizi dikkatli bir genel muayeneden geçirecektir. Aile hekimi, farklı organlar ve düzenekler arasında bağlantı kurar ve sizin çeşitli uzmanlar arasında, yararsız, çok masrafa yol açan gidiş gelişlerinize gerek bırakmaz. Eşlerin uyum içinde olması için, sağlıklı olmaları, eğer bir hastalık söz konusu ise, bunu olgunlukla kabul etmeleri gerekir. Bu hastalıklar, gizemli ve kuşku verici görüntülerinden sıyrıldıktan sonra, o kadar korkutucu değildir. Genellikle gebelik öncesi yapılan bir muayene, hangi çiftlerin gebe kalma ve gebelik süresine bağlı sorunları olabileceğini belirler.

Söz konusu testler, bu organlarla ilgili şikayetler olmasa da, mutlaka yaptırılmalıdır. Bu öneri, sürekli sağlık denetiminden geçme alışkanlığı olmayan ve bu tür bir muayeneyle ilk kez karşılaşanlar için geçerlidir. Düzenli biçimde hekim kontrolü altında olan ve yakın zamanda bu tür incelemeleri yaptırmış olanların bunları yinelemeleri elbette gerekmez. Bu durum, oldukça yakın bir geçmişte yaptırılan kimyasal kan tahlilleri için de söz konusudur.Ancak bazı durumlarda hekim, testlerin yinelenmesini isteyebilir. Sonuç olarak, genel bir muayene, hastalıkları önleyici ( profilaktik ) ve tedavi edici ( terapötik ) bütün önlemleri almanıza yol açar ve genel sağlık durumunuzu öğrenmeniz için iyi bir fırsat yaratır. Böylece bu incelemeler, sağlığınızı daha düzenli biçimde denetlemenize yardımcı olurlar.
Paylaş:

Tekrarlayan Düşükler

Başlamış bir gebeliğin beklenmedik biçimde düşükle sonuçlanması olasılığı yaklaşık % 20'dir.

Bu düşüklerin çoğu hem hekim, hem de kadın tarafından basit adet gecikmeleri olarak yorumlanır. İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre doğrudan doğruya döllenmiş yumurta hücrelerinin ( zigot ) %75'i dölyatağı içinde iki ay bile yaşayamadan atılırlar. Kromozom ya da gen olağandışılıkları=anomali taşıyan zigotlar, dölyatağı içindeki yaşamla uyuşmadıklarından elenirler.



Bu olay, doğanın yaşamla uyuşamayacak anomaliler taşıyan öndölütlere karşı gerçek bir savunmasıdır. Düşüğe neden olan anomalileri, hastalıkları ya da kalıtsal etkenleri saf dışı etmek için gerekli kontrolleri yaptırmak yeterlidir. Düşük ikinci kez tekrarlarsa , üçüncü bir gebeliğin de düşükle sonuçlanma olasılığı %35'e çıkar. Düşüğün nedenini saptamak ve tedavi etmek, hekimin görevidir. Ama, düşüklerin %20'sinin nedeni bilinmemektedir. Daha önce yapılmamışsa, hasta, dikkatle muayene edilmeli ve olası rahatsızlıkları değerlendirilmelidir.

Ayrıca, kromozom ya da gen kusurlarından kuşkulanılıyorsa, kalıtsal hastalıkların araştırılması için çiftin ailelerine bakılır. Bundan başka, düşüğün özellikleri ve hangi dönemde olduğu da önemlidir. Bu incelemeler belli yönde geliştikten sonra, kadında düşüğe neden olan etkenleri tanımak ve böylece tedavi yöntemini söylemek için, ikinci aşamada bazı testler yapmak gerekir. Bu testlerin çoğu, kısırlık için yapılanlar gibidir.

Tanı ve tedavide başarı yüzdesi değişebilir. Dölyatağı bozukoluşumları gibi bazı hastalıklarda, istatistiklere göre tedavide başarı %70'i aşar. Bu oran iki ya da daha fazla düşük geçiren çiftler için çok umut vericidir. Birbiri ardına sebepsiz ve kendiliğinden üç düşük olmuşsa, "Tekrarlayan düşük"ten söz edilir.


Tekrarlayan düşüklerin nedenleri :


  • Dölyatağının şekil bozuklukları
  • Dölyatağı boynu ağzının yetersizliği sonucu zamanından önce açılması
  • Kadının hormonal dengesindeki bozukluklar (progesteron yetersizliği gibi ).

Bu nedenler tek başlarına etkili olabildikleri gibi, birkaçı bir arada da bulunabilir. Yineleyen düşükten şikayetçi olan bir kadında hangi etkenin ağır bastığı saptanmalıdır. Tedavi buna göre ya hormonlarla ya da serklaj adı verilen dölyatağı boynuna bir halka geçirerek yapılır.
Paylaş:

Hamilelik Seks Yapmaya Engel mi?

Hamilelik özellikle bu zaman sürecinde belli kısıtlamaların yaşanması gereken ve daha yavaş olunması dikkatli olunması gereken bir durumdur. Dolayısı ile çiftler bu konuda oldukça hassas davranmaları gerektiği gibi daha duyarlı ve anlayışlı davranmak durumdalardır.


Özellikle erkekler hamilelik döneminde daha duyarlı eşlerinin yanında onlara destek olarak yanlarında olduklarını hissettirerek eşlerini mutlu edebilirler. Hamilelikte seks önemli bir durumdur. Ancak hamilelikte belli hususlar esas alınarak seks yapılması gerekir.

Özellikle hamilelik döneminde karın üzerine herhangi bişr baskı yapılmamasına dikkat edilmeli ve kadının altta olacağı pozisyonlar hiçbir şekilde denenmemelidir. Bu durumda sıkışan bebek ve su kesesi patlayabilir ve bu durumda da düşüklere neden olabilirsiniz.


Hamilelik seks yapmaya engel değil ancak belli bir aya kadar değil aslında uzmanlar dikkatli ve hassas olunduğu takdirde son aya kadar cinsellik yaşanabileceği kanısında ancak 6. aydan sonra karın iyice büyüyüp kadın kendini çok ağır ve yavaş hissetmesinden dolayı cinsel ilişki konusunda oldukça zorlanabilir ve rahat hareket edemez.

Dolayısı ile cinsellik 6. aya kadar dikkatli ve doğru pozisyonlarda yaşanabilir bunun dışında 6. aydan sonra yaşanmamalı veya yaşanabiliyorsa da özellikle karın bölgesine herhangi bir baskı yapılmaması konusunda oldukça dikkatli olunmalıdır.
Paylaş:

Gebelikte Bulaşıcı Hastalıklar

Anneyi en korkutan şeylerden biri de, bulaşıcı hastalıklara yakalanmak ve bunun dölüte zarar vermesi, sakathıklara neden olmasıdır

Bebeğe Hastalığın Bulaşması

Annenin bedenindeki bakteri ya da virüslerin, bebeği de etkileyeceği temel bir varsayımdır.Bu maddeler, anne kanından plasentaya oradan da bebeğe geçerler. Ancak, yerel dokuları ilgilendiren idrar yolu enfeksiyonu, zatürre gibi bazı mikroplu hastalıklarda mikroorganizmalar organlara yerleşip kalırlar. Embriyonun ya da bebeğin zarar görmesi çeşitli etkenlere bağlıdır:



Annenin Vücut Sıcaklığı ; Eğer annenin ateşi 39°'yi geçer ve birkaç gün bu durumda kalacak olursa fazla yüksek ateş dölyatağına ve dölüte de aktarılır;gebelik için hiç de elverişli olmayan bir ortam oluşturarak düşüğe yol açar.

Hastalığa Yakalanma Dönemi ; Çeşitli organların oluşup geliştiği ilk üç ay, dölütün en duyarlı olduğu dönemdir. Öndölütün yakalandığı hastalık, yaşamasına olanak vermiyorsa , düşük olur. Hastalık o kadar ağır değilse gebelik sürer; ancak bebek, az çok ciddi organik bozukluklarla doğar. Dölütün uğradığı zarar, bulaşıcı hastalığın, gebeliğin kaçıncı haftasında başladığına bağlıdır. İkinci üç aylık dönemde mikroplu hastalıklar, dölütü genellikle etkilememekle birlikte doğum sırasında tehlikelere yol açabilirler: Bebeğin, hastalık sürerken doğduğu durumlarda bağışıklık düzeneklerinden yoksun olmasından ileri gelen, son derece ağır hastalık belirtileri görülebilir.

Tedavide Kullanılan İlaçlar ; Hemen hepsi plasentaya geçer ve dölütü etki altına alır.

Gebelikte Sık Rastlanan Bulaşıcı Hastalıklar  


Gebelikte en sık rastlanan rahatsızlıklar, hiç kuşkusuz, soğuk algınlığı, grip ve idrar yolları hastalıklarıdır; ama bunların dölüte zarar verdiği kanıtlanmamıştır.

Kızamıkçık Hastalığı
  

Kızamıkçık, döküntülü hastalıklar grubundadır. Belirtileri ; hafif ateş, ciltte, özellikle de yüzde ve boyunda pembe kabarcık biçiminde döküntüler ve boynun yanlarındaki lenf bezlerinin şişmesidir. Hastalığın belirtileri küçük çocuklarda açık seçik görülmekle birlikte, erişkinlerde genellikle göze çarpmayabilir.
Bir kez hastalığa yakalanınca, vücudu mikroplu hastalıklara karşı koruyan hücreler, "antikor" denilen birtakım maddeler çıkarırlar. Antikorlar, kızamıkçık virüsüne saldırarak onu etkisiz kılarlar. Bu tür antikorlar kanda sürekli kalırlar ve aynı virüs bir daha bulaştığında onu çabucak yok edip hastalığın ortaya çıkmasını önlerler. Böyle bir durumda birey hastalığa karşı "bağışıklık" kazanmıştır.

Kızamıkçık İçin Kolay Yakalanma Koşulları ; 
Bir grup kadın kızamıkçığa yakalanmaya ötekilere oranla, koşullar gereği çok daha yatkındır. Bunlar yuvaya ya da okula giden çocukları olan ya da öğretmen, bakıcı, hekim, hemşire gibi çocuklarla ilgili işlerde çalışan kadınlardır. Kızamıkçığa yakalanan kişi, daha behirtiler ortaya çıkmadan hastalığı bir başkasına bulaştırabilir. Bu da korunmayı oldukça zorlaştırmaktadır.

Kızamıkçığın Bebeğe Verdiği Zararlar ; Dölütteki bozukluklar, gebeliğin hangi döneminde hastalığa yakalanıldığıyla ilgilidir. Kızamıkçığa gebeliğin 4. haftasıyla, 16. haftası arasında yakalanmak son derece tehlikelidir; hastalık bu dönem aşıldıktan sonra ortaya çıkarsa, dölütte bozuk oluşumlar görülmesi, hemen hemen söz konusu değildir.

Hastalık gebeliğin 4. haftasında görüldüğünde, işitme duyusu kaybı,  6. haftasında görüldüğünde gözlerde, özellikle saydam tabakada bozukluklar ortaya çıkar. Ayrıca katarakt, körlük ya da daha seyrek rastlanan başka bozukluklar da görülebilir. 6. haftayla 8. hafta arasındaki dönemde ise, kalp rahatsızlıkları devreye girer. En önemli bozukluklar sinir sistemiyle ilgili bozukluklardır ve bu sistemin gelişmesini aksatarak çocukta fiziksel ve ruhsal gelişme noksanlıklarına neden olurlar.

Hastalık Nasıl Anlaşılır ? ; Deride pembe lekelerin görülmesi ve lenf bezlerinin şişmesi, kızamıkçık tanısının kesinlik kazanmasına yeterlidir. Ancak, hastalık erişkinlerde genellikle belirtisiz seyreder ve ancak bir rastlantıyla anlaşılır. Bu hastalığa yakalandığınızdan kuşku duyuyorsanız, hemen kandaki antikorların düzeyini saptayan bir test yaptırmalısınız.

Kızamıkçıktan Korunma ; Hastalığa yakalanma olasılığı yüksekse, eldeki tek olanak, anneye hazır antikorlar verilmesidir. Hastalık başlamışsa, çocuğun büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bulunduğu ve sakat doğabileceğinin anneye bildirilmesi zorunludur. Kadın, gebeliğinin sürmesini istemiyorsa, gebelik sona erdirilir.
Ancak, hastalığın gebelik sırasında ortaya çıkmasından doğacak sorunları önlemek için, gebeliğin başlamasından önce hastalığa karşı bağışıklığın bulunup bulunmadığının kesinlikle açıklığa kavuşturulması gerekir. Bağışıklık yoksa, kadının Kızamıkçık aşısı yaptırması gerekir ( aşıyı izleyen üç ay içinde gebe kalınmamalıdır). Kızamıkçık aşısı 15 aylık iken bebeklikte ve 5-6 veya 10-12 yaşına doğru hatırlatma dozu (rapel) şeklinde uygulanmaktadır. Özellikle bebekliklerinde Kızamıkçık aşısı yapılmış olan tüm kız çocuklarının mutlaka rapel ozunu en geç 12 yaşında yaptırması gereklidir. ABD'nin Kaliforniya Eyaleti'nde evlenebilmek için, kızamıkçık bağışıklığı bulunduğunu gösteren bir belge zorunludur.

Toksoplazmozis Hastalığı
  

Toksoplazmozis, tek hücrelilerin (protozoa) yol açtığı bir hastalıktır. Yetişkinlerdeki kızamıkçık gibi geçici belirtileri yorgunluk ve lenf bezlerinin şişmesine yol açar.

Nüfusun % 50'sinin hastalığa tutulduğu, kırsal bölgelerde daha sık görüldüğü bilinmektedir. Hastalık, çiğ ya da az pişmiş etlerin yenmesi ya da kedi pisliğinin bulaşmasıyla insana geçer. Yani, hastalığa yakalanmış olan hayvanın eti ve dışkısı ile bulaşır. Gebeliğin herhangi bir döneminde bulaşması mümkündür.

Neden Olduğu Bozukluklar ; Özellikle görme organlarında ve beyinde bozukluklara yol açar; beyinde sıvı birikmesine (hidrosefali) ve kireçlenmeye (kalsifikasyon) yol açar. Bebeğin doğduktan sonra yaşama olasılığı çok azdır. Böyle bir durumda da tanı yalnızca antikor düzeyinin saptanmasına dayanılarak konulabilir.

Tedavi ; Toksoplazmaya karşı 15'er günlük dönemler halinde özgün antibiyotiklerle birkaç tedavi türü uygulanır. İyileşinceye kadar birkaç ay beklemek gerekir. Sinir sistemindeki zararın boyutlarını, doğumdan önce belirlemek olanaksızdır. Kadının daha önceden bağışıklığı yoksa, gebelik sırasında aşılanmasına olanak yoktur. Bu yüzden kadınların bu hastalığı bulaştırma olasılığı olan evcil hayvanlardan uzak durmaları gerekir.

Frengi (Sifilis) Hastalığı  

Dölüt için, frenginin erken tanısı çok önemlidir: bu yüzden ilk jinekolojik muayeneden sonra istenecek tahlillerden biri de kandaki frengiye karşı oluşmuş antikorları saptayan Wassermann Tepkimesi Testidir. Yetişkinlerde frengi hastalığı kendini değişik yerlerde belli eder. Frengi, ciltte yüzeysel ülserlere, iç organlardaki son derece ağır bozukluklara kaar pek çok bozukluğa neden olur. Gebe kadında frenginin dölüte bulaşması gebeliğin dördüncü ayından sonra olur. Hastalık önceden saptanırsa, yüksek dozda penisilin kürleri ile frenginin dölüte bulaşmadan tedavisi mümkündür. Frengi gebeliğin dördüncü ayından sonra fark edilirse, dölüt ya anne karnında ölür ya da birtakım deri, kemik ve böbrek bozuklukları ile doğar.  
Paylaş:

Dış Gebelik

Döllenen yumurta dölyatağına doğru ilerleyeceğine, boruların mukoza dokusuna ya da yumurtalığın üstüne yerleşebilir. Bunun en sık görülen nedenleri, dölyatağı borularının daha önce geçirilen mikrobik bir hastalık sonucunda daralmasıdır. Bu daralmadan dolayı sperm hücresinin boruda kolaylıkla ilerleyebilmesine karşın, döllenen yumurta aynı olanağı bulamaz. Boruların uzun ve eğri büğrü olması ya da kanalın bütünüyle kapanmış olması da bir başka dış gebelik nedenidir. Gebelik önleyici yöntemlerden biri olarak kullanılan "spiral"in de dış gebelik olaylarına neden olduğu saptanmıştır.

Döllenmiş yumurta, dölyatağı borusuna yuvarlanır yuvarlanmaz büyümeye başlar. Tüylerini dış kas katmanına kadar mukoza dokuya sokarken, boruyu parçalayabilir ancak bazen hiçbir bozukluğa yol açmadan da gelişimini sürdürür.

Tehlike İşaretleri

İlk belirti, kasıklarda, gebeliğin olduğu tarafta hissedilen ağrılardır. Bu ağrılar aralıklarla, sanki bıçak saplanıyormuş gibi gelirler. Ağrı, boruların yabancı maddeyi atmak için kasılmalarından kaynaklanır. İkinci belirti, dışarıya koyu kırmızı bir kan akmasıdır. Bu kanama, borudaki gebeliğin sona erdiğini, bu yüzden de kandaki östrojen ve progesteron düzeyinin azalmasıyla, dölyatağı mukoza dokusunun çözüldüğünü gösterir. Ancak, bazen kadın bıçak saplanmış gibi çok şiddetli bir sancı duyar; bunu bayılma izleyebilir. Bu şiddetli ağrı, boruların damarının parçalanmasından ileri gelir.
Dış gebelik, ilk üç ay içinde, kimi zaman 4. ya da 5. haftaya doğru sona erdiğinden, tanısı güçtür (özellikle apandisitle karıştırılması açısından).

Dış Gebelik Tanı

Muayene sırasında kadın, dış gebeliğin olduğu bölümde çok şiddetli bir ağrı duyar. Dölyatağı, normal boyutlarındadır ya da biraz büyümüştür. Muayeneden sonra gebelik testi yapılır; sonuç olumlu çıkarsa, tanı kısmen doğrulanmış olur. Kesin tanı için ultrasonografi incelemesi gerekir. Eğer gebelik kesesi, dölyatağının içinde görülmüyorsa -büyük olasılıkla- bir dış gebelik söz konusudur. Diğer inceleme Douglas boşluğundaki (dölyolu ile son barsak arasındaki boşluk) durumu saptamaktır. Bu inceleme genel anestezi altında uygulanır.

Dış Gebelik Nasıl Tedavi Edilir?

Parçalanmış borular ameliyatla düzeltilir ve kanama durdurulur. Bu, basit bir ameliyattır; kadın kısa sürede bütünüyle iyileşir ve isterse, ileride anne olabilir.
Paylaş:

Uyarı

Bu sitedeki içerikler tanı ve tedavi amaçlı değil, tamamen bilgilenme ve sağlıklı kalma konusunda tavsiye amaçlıdır. Burdaki bilgilerin tanı ve tedavi amaçlı kullanılmasından doğacak sonuçlardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sağlık ile ilgili bir probleminiz olması durumunda bir doktora başvurmalısınız.

Son Yazılar

ŞİFALI TAŞLAR

Yemek Tarifleri

Follow by Email

Blog Arşivi