Kadınlar İçin, yemek tarifi,sağlık,cinsellik,çocuk,diyet,güzellik,rüya tabiri,şifalı bitkiler,şifalı taşlar,hamilelik,gebelik,evlilik

Anne ve Bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anne ve Bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Prematüre Bebek Bakımı Nasıl Olur?


Yenidoğan Ünitesi­nin Ortamı Önemli

Stresin bile beyin gelişimi­ni menfi etkilediğini, yapılmakta olan radyolojik ve başka incelemelerin bunu kanıtladığını söyleyen  Doç­. Dr­. Nermin Tansuğ, "Bebek yenidoğan ünitesinde stres içindeyse, ağrısı varsa, üşüyorsa, vücut ısısı yüksekse, bebeğe sert girişimler­de bulunuluyorsa bütün bunlar bebeğin hafızasına kaydoluyor ve uzun vadede türlü travmalara neden  olabiliyor" diyerek yaklaşımın ve hastanenin fiziki şart­ları nın epey mü­him olduğunun altını çiziyor­.

Enfeksiyon Riski Fazla

Başka bir mü­him konu da bebeğe fazlaca el sürmenin sakıncalı olduğu­. Bağışıklık sistemi­nin düşük olma­sı sebebiy­le bu bebekler­de enfeksiyon riski­nin yüksek olduğunu ifade edici Doç­. Dr­. Tansuğ, ""Bebeğe her dokunuş enfeksiyon ihtimali­ni fazlalaştırır­­. Mümkün olduğunca bebeği ellemeyip rahat bırakmak gerekir­­. Bu sebeple de genel­de bütün bakımlar ba­riz bir saate toplanır"" diyor­. Bebeğin ağrı çekmeme­si için de gerekli önlemlerin alınma­sı mü­him bir nokta­. Eğer bazı tedavilerin uygulanma­sı gerekiyorsa olanaklı olduğu kadar bebeğin bu süreci ağrısız geçirme­si sağlanmakta­dır­­.

Anne Bebeğe Dokunduğu An Aralarında Kuvvetli Bir Bağ Oluşuyor

Erken  doğan bebek uzun bir müddet yenidoğan ünitesinde kalabiliyor ve dolayısıyla bu süre boyunca anneden  ayrı olmakta­dır­­.  Eğer o sırada anne bebeği­ni ziyaret etmeyip dokunmuyorsa anne* bebek arasın­da bağ oluşmadığına dikkat çeken  Doç­. Dr­. Tansuğ, ""Bebek stabilize olduğu an, anne ile alakalı de çok büyük bir so­run yok ise biz anneyi üniteye almakta­yız­. Bebek de annesi dokununca bunu hissediyor"" diyor ve duygusal bağın ne denli güçlü olduğunu bir örnekle açıklıyor: ""Öyle ki, bazı zamanlar bebeğin aralıklı solunum sıkıntısı olduğunda, bebeği anne kucağına verdiğinizde bütün sıkıntı sona eriyor­. Bununla birlik­te bu ten  tema­sı annenin süt üretimi­ni da artırıyor­.""

Bebeğiniz Taburcu Edildikten  Sonra

Erken  doğan bebek her ne kadar gerekli testler yapılıp, sağlığına kavuşarak hastaneden  taburcu edilse de bakım süreci devam etmektedir­­. Bilhassa evde bebeğe yapılmakta olan ziyaretler enfeksiyon riski­ni artırdığın­dan bu konu ile ilgi­li ailenin ve yakın çevresi­nin anlayışlı, bilinç sahi­bi bir tutum sergileme­si gerekmekte­dir­­. Odanın sıklık­la havalandırılması, ışıklandırmanın sağlanması, bebeğe dokunma dan evvel ellerin yıkanma­sı bilhassa damlacık enfeksiyonu ve respiratuar sinsisyal virüs riski­ni azaltmak yönün­den  epey önemli­. Birinci aydan başlayıp rutin aşıları ile respiratuar sinsisyal virüsün­den  koruyan, ilk beş ay süresince aylık aşıların yapılması, anne* babanın da boğmacaya karşı muhakkak aşılanması, bebeğin günlük olarak temiz hava alma­sı için dışarı çıkartılması, yine taburculuk sonra­sı yapılışı lazım olan bakım kıstasları içerisinde er alıyor­.

Bebeğin giydirilişi hususun­da aşırılıktan kaçınılışı gerektiği­ni de hatırlatan Doç­. Dr­. Tansuğ, "Siz kendinizi nasıl rahat hissediyorsanız çocuğunuza bir kat fazlasını giydirin" diyor­. Doç­. Dr­. Nermin Tansuğ, bebeğin dokunma hissi­nin gelişme­si için ise eldiven  giydirilmeme­si gerektiğine dikkat çekiyor­.

Bebeğinize Masaj Yapın

Prematüre bebekler­de masaj büyük ehemmiyet taşıyor­. Kas gelişimi ve bebeğin daha ba­sit uyuma­sı için yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde bebeğin kaslarına bazı germe hareketleri yapılmakta­dır­­.  Bunun yardımıy­la sonr­dan meydana gelebilecek ortopedik sorunlar da azalabiliyor­. Dokunarak bebeğe uyarı vermek, beyin gelişimi yönün­den  da olumlu neticeler verirken, yapılmakta olan masajlar bebeğin gaz gibi problemleri­ni de önlüyor­.

Kontroller İlkokul Çağına Kadar Sürmekte

Yenidoğan ünitesin­den  çıkan bebeğin bakımı düzenli kontrollerle devam ediyor; dördüncü haftadan sonra göz muayenesi, işitme tarama­sı ayrıntı­lı olarak yapılıyor ve sonr­dan poliklinikte gelişimleri takip ediliyor­. Bebeğin zamanın­da başını dik tutmasından, oturmasın­dan ve emeklemesin­den  okul dö­nemine kadar ciddi bir izleme programına elbet­te tutulduğunu ifade edici Doç­. Dr­. Tansuğ, "Çocuğun ilkokuldaki başarısını görene kadar kontrollere devam ediyoruz­. Zira bebekken  hiç bir şey fark edilmez ama ilkokul dönemine geldiğinde öğrenme sorun­ları ya da hiperaktivite meydana gele­bilir" diyor­.
Uzmanı Doç­. Dr­. Nermin Tansuğ, prematüre bakımı hususun­da mü­him bilgiler aktarıyor.

İlgili aramalar: prematüre bebek bakımı nasıldır, erken doğan bebeklerin bakımı
Paylaş:

Bebeğim Ne Zaman Yürüyecek?

Sağlıklı bebekler genel olarak 12 ila 18 aylar arasın­da yürümeye başlamaktadır­­. 

Çoğu çocuğun oniki ay ve sonra­sı yürümeye başlaması­nı söyleyen  Liv Hospital'de görev yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op­. Dr­. Kaan Irgıt, "Bebeğini­zin karşısın­da çömelerek ya da durarak, ellerin­den  tutarak onu yürümeye teşvik edebilirsiniz­. Zaman zaman yürüme 18 aya kadar geç ola­bilir, meraklanmayın, eğer çocuğunuz 18 aylık olmuş ve yürümüyorsa bir çocuk doktoruna götürmenizde fayda ola­bilir­­. Örnek verecek olursak orta kulak iltihabı da dengeyi bozarak yürümeyi geciktirebilir­­. Ya da iri ya da kilolu bebekler ayağa kalkmak amacıyla daha fazla güce gereksinim duydukların­dan geç yürüye­bilirler" diyor­.

Başlangıçta Bebeğinizin Adımları Dengesiz Ola­bilir

Bebekler yürümeye genel olarak 10 ila 18 ay arasın­da başlamaktadır­­.  Bebekler­de omurilikteki sinir sistemi ve onun kontrol ettiği kas grupları aylar içinde gelişmeye başlar ­. Böylelikle 6 aydan sonra koordinasyon, kas denetimi ve denge sistemi­nin gelişmesiyle çocuklar yürümeye başlamaktadır­­.  Çocuğun yürüyebilişi için vücudunu taşıyabilecek kadar güçlenme­si gerekiyor­. Başlangıçta adımlar dengesiz olacaktır ama kaygı­lanmamak gerekir­­.

Çocuğunuzu Yürümeye Teşvik Edin

Çevrenizde si­zin çocuğunuzdan daha küçük çocuklar yürüyor fakat sizinki henüz yürümüyor ola­bilir­­. Hemen  paniğe kapılmaya gerek yok­tur­. Zira birçoğu çocuk oniki ay ve sonra­sı yürümeye başlamaktadır­­.  Bebeğini­zin karşısın­da çömelerek ya da durarak, ellerin­den  tutarak onu yürümek amacı ile teşvik edebilirsiniz­. Zaman zaman yürüme 18 aya kadar geç ola­bilir meraklanmayın, eğer çocuğunuz 18 aylık olmuş ve yürümüyorsa bir çocuk doktoruna götürmenizde fayda ola­bilir­­. Göbeği­nin üzerine giden  çocuklar emekleyenlere göre daha geç yürüyebilir­­. İri ya da kilolu bebekler ayağa kalkmak amacıyla daha fazla güce gereksinim duydukların­dan geç yürüye­bilirler­. Orta kulak iltihabı da dengeyi bozarak yürümeyi geciktirebilir­­. Daha büyük kardeşi olan bebekler büyük olanı taklit edip ona yetişebilmek amacı ile daha erken  yürüye­bilirler­.

Emeklemeden  Yürümeye Geçiş Nasıl Olur?

Çocuklar kendi etrafların­da yuvarlandıkça, oturdukça ve emekledikçe kuvvetlenir ve yürümeye hazır duru­ma gelmektedir­­. Eğer zıplama için oyuncak aldıysanız günde 3 kere 15 dakida’dan fazla yapışına müsaade etme­yin­. 8 ila 10 ay dolayın­da çocuk kendisi­ni mobilyalara doğru çekip ayağa kalkmaya ve ayakta durmaya çalışır­­. Ayakta kalmayı başardığı zaman oda içinde tutunarak dolaşmaya başlamaktadır­­.  Bir süre sonra kendine güvenir ve desteksiz yürümeye başlamaktadır­­.  Siz elleri­ni tutarken  birkaç adım bile ata­bilir­­. 9 ila 10 ay dolayın­da ayakta durur pozisyon­dan oturur pozisyona geçmeyi öğrenir­­. Eğer ayakta durmayı öğrenmiş ve oturur pozisyona geçmeyi başaramazlar ise hemen  kucağınıza almayın ya da oturtmayın, dizi­nin üzerine çömelerek oturmayı gösterin ve denemesine yardımcı olun­.

Çocuğa 1 Yaşına Gelmeden  Ayakkabı Giydirmek Doğru mudur?

Bebeğiniz yürümeyi öğrenirken  olanaklı mertebe ayağını çıplak tutmakta fayda bulunur­. Böylelikle denge ve koordinasyonunu daha iyi kazanır­­. Eğer bebeğini­zin ayakları sıkı ayakkabı ve çoraplar ile sarılırsa düzgün gelişim gösteremez­. Bebeğiniz evin hari­cinde yürümeye başlayana dek ya da soğuk ve bozuk zeminler­de yürümüyorsa ayakkabı almanıza gerek olmaz­. Ayakkabı aldığınızda esnek olmasına dikkat edin, esnek ayakkabı kolayca ikiye katlana­bilir ayakkabı manasına gelmektedir­­. Çocuğunuz yürümeye başladığın­da evin içinde bebeğe zarar vermeyecek güvenilir bir ortam yaratılmalı, zeminde takılabileceği şeyler olmamalı ve yerler temiz olmalıdır­­.  Bebek düşme ve kaldır­ma ihtiya­cı olasılığı­na karşı katiy­yen  yalnız bırakılmamalıdır­­.

İlgili aramalar: bebekler ne zaman yürümeye başlar, bebek kaç aylıkken yürür, bebeğim ne zaman yürüyecek, bebek ne zaman yürümeye başlıyor
Paylaş:

Bebeklerde Sarılık Neden Oluyor?

Bebeklerde Sarılık Neden Oluyor?

Yeni doğan bebeklerde sarılığın erken öğrenilmesi ve izlenmesi oldukça önemlidir. Çünkü sarılık emzirme ile kendiliğinden geçse de, bazı zamanlarda bilirubin yüksek düzeylere çıkıp beyin hasarına neden olabilir. Bu yüzden sarılığı olan yeni doğanların özellikle ilk bir hafta-on gün içindeki doktor kontrolleri son derece önemlidir.

Yenidoğanda sarılık yapacak başka sebeplerde de vardır.

1-Bunlardan en sık görülen ikisi kan grubu uyuşmazlığına (ABO veya Rh uyuşmazlığı) bağlı oluşan sarılıktır. Bu durumlarda alyuvarlar cok hızlı bir biçimde parçalanır ve fazla miktarda bilirubin oluşur.

2-Bebeğin gerektiği kadar anne sütü ya da biberonla besleniyorsa formüla (mama) alamaması,

* Diabetli annelerin bebeklerinde sarılık fazla olabilir.
* Bazı zor doğumlarda, bebeğin kafa derisi altında kan toplanması sebep olabilir.
* İdrar yolu enfeksiyonundan olabilir.
* Anne sütünde sarılık varsa olabilir.


İlgili aramalar: bebeklerde sarılık neden oluyor, sarılığın nedenleri
Paylaş:

Bebeğin Sarılık Olduğunu Nasıl Anlarız?

Bebeğin Sarılık Olduğunu Nasıl Anlarız?

Sarılık ilk olarak yüzde belirir, kandaki bilirubin düzeyi arttıkça sırayla göğse, karna, kol ve bacaklara doğru yayılır bebeğin göz akı da sararır. Ciltteki sarı renk en iyi gün ışığında ya da florasan lamba ışığında belli olur. Parmakla hafifçe burun ya da karın cildine bastırılıp kaldırıldığında sarı renk daha belirgin bir şekilde saptanır. Bebeğinizin sarılık olduğunu anlar anlamaz beklemeden bilirubin seviyesinin ölçümü için bir sağlık kuruluşuna başvurmanız çok önemlidir. Doktor yapacağı muayene ile kandaki bilirubin düzeyine bakıp bakmayacağına karar verir. Sonrasında takipler gerekliyse bilgi verir.

Bazı bebeklerde sarılık daha takipi ciddi olarak önem taşır. Bunları aşağıda sıraladık.

- Erken doğmuş bebeklerde
- Doğum sırasında kafa derisi altında kanama meydana gelmiş olanlarda
- İlk 24 saatte sarılığı belirlenen bebeklerde
- Emme problemi olan az beslenen bebeklerde
- Sarılığı iki haftadan uzun süren bebeklerde
- Büyük kardeşlerinin bebeklik zamanında ışık tedavisi gerektirecek kadar sarılık yüksek olanlarda mutlaka bakılmalı ve geçene kadar takip edilmelidir.

İlgili aramalar: bebeğin sarılık olduğunu nasıl anlarız, bebekte sarılık nasıl anlaşılır
Paylaş:

Emzirme sırasında dikkat edilmesi gerekenler

Annelerin emzirme sırasında dikkat etmesi gereken noktalar da var. Bebeği emzirmeden önce şekerli su, süt gibi herhangi bir ek gıda verilmemesi gerekiyor. Uzmanlar, anne sütünün bebeği çeşitli enfeksiyonlardan rahatlıkla koruduğunu vurguluyorlar. Annenin sütünün bol olması bebeğin emzirilmesi ile doğru orantılı. Yani bebek ne kadar çok emzirilirse, annenin sütü de o kadar çok oluyor. Bu arada annenin emzirme sırasında dikkat etmesi gereken bir nokta daha var. O da bebeğin süt bitene kadar aynı göğüsten emzirilmesi.

Çalışan pekçok anne bebeğini düzenli olarak emziremediği için anne sütü yerine diğer gıdalarla beslemeyi tercih ediyor. Oysa uzmanlar anne sütünün 24 saat buzdolabında saklanabileceğini ve daha sonra kaşıkla bebeğe verilebileceğini hatırlatıyorlar.

Emzirme öncesinde veya belirli aralıklarla göğüs temizliğini sağlayabilmek için sabun veya benzer maddelerle temizlik yapmaya gerek olmadığını belirtiyor uzmanlar. Çünkü annenin bebeğini emzirdiği süre boyunca, göğüslerini koruyacak maddeler bebeğin başının etrafındaki küçük bezlerden salgılanıyor ve otomatik bir koruma sistemi oluşturuyor.
Paylaş:

Neden anne sütü?

Doktorlar niçin anne sütü sorusunu şöyle yanıtlıyorlar;

* Bebekler için ideal bir besin kaynağıdır. Bebeklerin sağlıklı büyüme ve gelişmelerine katkıda bulunur.
* Bulaşıcı hastalıkların sıklığını ve şiddetini azaltır. Bebeklerde hastalık ve ölüm sıklığını düşürür. Bebek en az 4 ayını doldurmadan ek gıdalara başlandığında mikrobik hastalıkların sıklığı belirgin olarak artmaktadır.
* Annede meme ve yumurtalık kanseri riskini azaltır. Gebelik aralarını uzatır. Menapozdaki kemik erimesine (osteoporoz) karşı da koruyucudur.
* Hem aileye hem de ülkeye sosyal ve ekonomik yararlar sağlar.
* Bebeğini başarıyla emziren anne kendini çok daha mutlu hisseder.
Paylaş:

Çocuğunuzun Kendine Güveni

Çocuğunuzun kendine güveninin olmadığını düşünüyorsanız, ona yardımcı olmalısınız. Sizin desteğinizle beraber ileriki yaşlarında kendine güveni gelişecektir.
Her gün aynı şeyleri, aynı saatlerde yapın. Ne zaman neyin olacağını bilsin ki, sürprizlerle karşılaşmasın. Böylece kendini güvende hissedecek ve size güveni daha da artacaktır. Ne zaman banyo, ne zaman yatma zamanı olduğunu bilmesi, heyecanlanmasını engelleyip beklenilmeyen davranışlarda bulunmasını engelleyecektir.

Herşeyden önce problemlerini kendisinin çözmesini bekleyin. Her zaman yardım edeceğinizi, sormasının yeterli olduğunu anlamasını sağlayın. Ancak siz yardım etseniz bile, yaptığı işin onun başarısı olduğunu söyleyin.

Sorumluluklar verin. İhtiyaç duyulduğunu ve önemli biri olduklarını hissetmeleri güvenleri için gerekli. 2-3 yaş çocukları, annelerine çamaşır yıkamada, çiçeklere su vermede ve evcil hayvanları beslemede yardımcı olabilirler. Ancak bu gibi durumlarda ne istediğinizi açık açık belirtin. "Masayı kurmama yardım et" yerine "her tabağın üstüne bir peçete koyar mısın" gibi.

Bir işi bitirdiğinde onu mutlaka tebrik edin. Kendine güveni olmayan çocukların takdir edilmeye ihtiyacı vardır.

Çocuklar, ailelerinden öğrenirler davranış biçimlerini. Siz bir işi başaramadığınızda üzülüp, ağlıyorsanız, ya da davranışlarınız değişiyorsa, çocuğunuzda aynı şekilde davranmaya başlayacaktır. Halbuki bu kadar üzülmek sizin için de iyi değil. Hayat yeterince stresli, ne kadarını boşverirsek, kazancımız o kadar fazla olur.
Paylaş:

Çocuklar ve Arkadaşlık

Arkadaşlık ilişkileri çocuğun yaşamında aile ve okulla birlikte önemli bir yer tutar. Arkadaşlık kurmak çocuk için sosyal bir gereksinmedir. Uzmanlar bu gereksinmeyi bebeklik dönemine kadar indirgemektedirler. Bebekler ilk ilişkiyi anneleriyle veya bakıcılarıyla kurarlar. Onların yanına gelmesiyle susar, onlar uzaklaşınca ağlarlar. Bu hem güven ihtiyacından ileri gelmektedir, hem de duygusal yönelim ve aldığı doyumla ilgilidir. Yaşamın ilk iki yılında kurulan ya da kurulamayan bu ilişki bebeğin, çocukluk dönemine geçtiğinde arkadaşlarıyla kuracağı ilişkilerde de etkili olur. İlk iki yaş anne ve baba ile uyumsuz bir ilişki varsa ileride giderilmesi zor izler bırakır. Bu izler yaşanacak arkadaşlık ilişkilerine de yansıyacaktır.

Çocuk, yaşamında ilk üç yıla kadar ilgisini daha çok büyüklere yöneltir. Bunda ihtiyaçlarını tam anlamıyla giderememiş olmanın etkisi büyüktür. Üç yaşından itibaren arkadaşlarıyla oyunlar oynamaya başlar. Öncesinde paralel oyunlar dediğimiz oyunlar oynanır. İki yaşında yanyana oynayan çocuklar, birbiriyle pek ilgilenmezler.

3-4 yaş çocukları
Üç yaşına gelen çocuklar yaşıtlarıyla daha rahat ilişki kurarlar. Bunun için kendilerine özgü birtakım yöntemler geliştirirler. Üç yaş çocuğunun daha rahat hareket edebilmesinde dil gelişimini zenginleştirmiş olması da önemlidir. Kendine söyleneni anlar ve kendisini rahatça ifade edebilir. Artık kendisine güveni artmıştır. Bu yaşta grup oyunları oynamaya, arkadaşlıklar kurmaya, oyuncaklarını paylaşmaya başlar. Arkadaş sayısı giderek artar. Dört yaşına geldiğinde çocuğun en sevdiği şey arkadaşlarıyla birlikte olmak ve oyun oynamaktır. Geçimsizlikler, kavgalar yaşanır ve bunun sonucunda gruplaşmalar görülür. Bu yaş grubunda sık sık grup değiştirmeler görülebilir. Her iki cinsde de arkadaşlık kurabilirler.

5-6 yaş çocukları
Beş yaşına geldiğinde çocuk için aile kesinlikle yeterli olmayacaktır. Yeni yaşantılar deneyler ister, bunu arkadaşlarıyla birlikte yaşayacaktır. Altı yaşında çocuklar daha çok kendi cinsleriyle arkadaşlık kurarlar. Artık daha az bencildir, daha az grup bilincine sahiptir. Çocuk arkadaşlık ilişkileri içerisinde zaman zaman kabul ya da red edilecektir. Bu durumu etkileyen çeşitli faktörler vardır. Liderlik, bağımlılık, rekabet duygusu, başkalarına olan ilgi ve dayanışma bu faktörleri oluşturur.

Kişilik yapıları çocukların sosyal çevre ve arkadaşlık ilişkilerindeki konumlarını belirlemektedir. Bu yapının oluşmasında ailenin önemli bir rolü vardır. Aşırı koruyucu bir aile çerçevesinde yetişen çocuk arkadaşlık kurmakta zorluk çekecektir. Kendine güvenen, özgür davranışlar sergilemeyen çocuklar, arkadaşları tarafından da dışlanırlar. Bağımlı yapıdaki bu çocuklar herşeyi büyüklerin yardımıyla çözmeye alıştıkları için, arkadaş grubundaki en ufak sorunda bile büyüklerin yardımını arayacaklardır. Görüldüğü gibi çocuğun arkadaşlık ilişkilerinde bile, ana-baba tutumları önemli rol oynamaktadır.

Arkadaşlık dil gelişimini etkiler
Kendine güvenen, enerjik, zeki, olgunlaşmış çocuklar grup içerisinde hemen öne çıkarlar. Diğer çocukları kendi etrafında toplar ve onlara isteklerini kabul ettirir. Çocukların dayanışma içerisinde olabilmeleri, birbirlerine yardım etmeleri için deneyim ve olanaklara ihtiyaçları vardır. Bu ortam yuva yaşantısında sağlanır. Çocuk yeni ilişkiler geliştirir, öğrenir, öğrendiklerini uygular. Bu dönemdeki grup yaşantısı çocuğun sosyalleşmesine büyük katkı sağlar. İnsanlarla birlikte olmayı, sevmeyi, paylaşmayı öğrenir. Bu yaşlardaki deneyimlerini ve kazanımlarını ileri ki yıllara da taşıyacaktır.

Arkadaşlık çocuğun dil gelişimine olumlu etkide bulunur. Kelime hazinesi zenginleşir. Yeni yeni kavramlarla tanışır. Doğaldır ki bu süreçte olumsuz sözcükler, küfür vs. öğrenecektir. Bunun önlemi arkadaşlıklarını engellemek değil, konuşarak, yanlış olan gösterilerek olmalıdır.

Çocuğun kurduğu arkadaşlıklara büyüklerin çok sık müdahale etmesi, karışması yanlıştır. Çocuklar tartışır, çekişir hatta kavga edebilirler. Aşırıya gitmeyen bu gibi durumlar çocuğun kendini ifade etmesini, hakkını savunmayı kısaca güçlüklerle başetmeyi öğretecektir. Dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta da çocuğa arkadaşlarını kötülememek olmalıdır. Yanlış olan davranış çocuğa anlatılmalı ama arkadaşının yanlışı yüzünden çocuk cezalandırılmamalıdır.

Arkadaşlık önemli bir sosyal gelişimdir
Özetlersek okul öncesi çocuklar için arkadaşlık önemli bir sosyal gereksinimdir. Çocuk içinde yaşadığı çevreye uyum sağlayabilmek için birtakım özellikler geliştirir. Arkadaşlık ilişkilerinde bu yeteneklerini kullanma ve sınama fırsatını elde eder. Beğenilmek, takdir edilmek, ödüllendirilmek ihtiyacı içindedir. Aileden elde ettiği davranış modellerini, kurduğu arkadaşlıklarda uygular. Böylece deneyimlerini zenginleştirir. Arkadaşlık ilişkileri sayesinde bencillikten kurtulur. Paylaşmayı öğrenir. Zihinsel ve dil gelişimini zenginleştirir. Farklı fikirlerle karşılaşır, birlikte yaşamayı öğrenir, olgunlaşır.

Çocuk anne ve babayla yaşayamayacağı duyguları arkadaşlarıyla yaşar. Bu yaşantı kendini gerçekleştirmesinde önemli bir süreçtir. Anne ve babalar çocukların arkadaşlıklarını desteklemeli ve onlara sağlıklı bir model oluşturmalıdırlar.
Paylaş:

Anne Sütü ve Emzirme Döneminde Dikkat Edilecekler

Dünyadaki bütün memeli canlılar yeni doğan yavrularının büyüme ve gelişmesini sağlamak amacıyla süt salgılarlar. Her memelinin sütü kendi yavrusuna uygun olarak salgılanmaktadır. İnsanlarda da her annenin sütü kendi çocuğunun büyüme hızına ve beden yapısına uygundur. İnsan, özellikle inek, koyun, keçi ve birçok memelinin sütünü besin olarak tüketir. Bu hayvanların sütü taze olarak kullanıldığı gibi, işlenerek çeşitli süt ürünleri de yapılmaktadır. Bunların dışında hayvan sütleri teknolojinin gelişmesiyle birlikte bebek besinleri üretiminde de kullanılmaya başlanmıştır.Reklam ve tanıtım faaliyetlerinin artması ve kadınların çalışma hayatına başlamasıyla birlikte, sütten üretilen bebek besinlerinin tüketimi artmıştır. 
Bunun sonucu olarak da sanayileşmiş ülkelerde son yıllarda anne sütüyle beslenme % 25'lere kadar düşmüştür. Ülkemizde çalışan kadın sayısı sanayileşmiş ülkelere göre daha az olduğundan, anne sütüyle beslenme daha fazladır. Emzirmenin olanaksız olduğu durumlarda hazır bebek besinleri kullanıldığı gibi ev yapımı besinlerle de bebekler beslenmektedirler. Son yıllarda yapılan araştırmalarda hazır bebek besinlerinin bebeklerde bazı alerjilere yol açtığı ve bazı vitaminlerin eksikliğinin meydana geldiği saptanmıştır. Bu da hayvan sütleri ile anne sütünün arasındaki farkın incelenmesine neden olmuş ve bebeklerin ilk aylarında anne sütünün yerini hiç birşeyin tutmayacağı anlaşılmıştır.


İnsan ve Hayvan Sütleri Arasındaki Farklar

  • Bebek beslenmesi için, süt üretiminde kullanılan hayvan sütleri içinde en çok inek sütü kullanılır. Bu nedenle anne sütüyle karşılaştırma en çok inek sütüyle yapılır.
  • İnsan ve inek sütündeki proteinler farklıdır. İnsan sütünde kazein bulunurken inek sütünde whey proteinleri denilen albumin ve globülin bulunur. Bu proteinler bebekte allerjiye ve sindirim zorluğuna neden olur.
  • İnsan sütü ve inek sütünün besin bileşimi de farklıdır.
  • Hayvan sütünde madensel tuzlar fazladır. Bu da bebeklerde böbreklerin fazla çalışmasına neden olur ve zararlıdır.
  • İnsan sütündeki demir ve kalsiyum inek sütündekine oranla daha kolay emilir.
  • İnsan sütünde bebeği enfeksiyonlardan koruyan özel maddeler vardır, bu nedenle anne sütü alan bebeklerin enfeksiyona yakalanma riski azdır.
  • Emziren kadınlarda meme kanserinin emzirmeyenlerden düşük olduğu saptanmıştır. Ayrıca emzirme anne ile bebeğin arasındaki iletişimi geliştirir.
  • Anne sütü inek sütünden daha ekonomiktir, temizlik ve hijyen yönünden de hiçbir hazır besinle kıyaslanamaz.
  • Emzirme sırasında bazı noktalara dikkat edilirse, hem süt verimi artar hem de bebek daha sağlıklı beslenir.

Emzirmenin Olanaksız Olduğu Durumlarda Hayvan Sütünün İnsan Sütü Yerine Kullanılması

Ülkemizde, annelerin çoğu bebeklerini emzirir, fakat annenin kaybı, emziremeyecek şekilde hasta olması, meme ucunun olmaması gibi durumlarda emzirme olanaksız olduğundan hayvan sütü kullanılmaktadır. İnek sütü çeşitli işlemlerden geçirilerek hazır bebek mamaları üretilmektedir. Emzirmenin olanaksız olduğu durumlarda bu mamalar kullanılmaktadır. Bu mamalar süt suyunun uçurulması, bazılarında yağın bir kısmının ayrılması , bazı vitamin ve minerallerin eklenmesi ve protein yapısının değiştirilmesi gibi işlemlerden geçerek fabrikalarda yapılır ve bozulmayacak şekilde ambalajlanır. Toz halinde hazırlanmış bu mamalar bebeğin kilosu ve ayına göre sulandırılarak hazırlanır ve bebeğe verilir. Bu mamalar pahalıdır. Alım gücü olmayan anneler inek sütünü belirli ölçülerde sulandırarak bebeğe vermektedir. Fakat son yıllarda yapılan araştırmalar, inek sütünün bebeğe 1 yaşından önce verilmesinin zararlı olacağını ortaya çıkarmıştır.

Emzirme Döneminde Dikkat Edilecek Noktalar

  • Doğumdan hemen sonra bekletilmeden emzirmeye başlama, bebeğin her istediğinde emzirme, yalancı emzik dahil hiç birşey vermeme, emzirme tekniğine uyma, annenin uygun beslenmesi ve huzurlu olması süt üretimini artırır. Bunların dışında aşağıdaki noktalara özellikle dikkat etmek gerekir.
  • Hamilelikte alınan kiloları vermek için yapılacak hızlı bir diyet ve bunun için ilaç alımından kaçınılmalıdır. Başarılı bir emzirme bu kiloları kaybettirecektir.
  • Hergün süt ve süt ürünlerinden en az 3 porsiyon alınmalıdır.
  • Bütün besin gruplarından yeterli miktarlarda alınmalıdır.
  • A vitamininden zengin sebze ve meyveler tüketilmelidir.
  • Bol miktarda sıvı alınmalıdır.
  • Kafein içeren kahve, çay gibi içecekler mümkün olduğu kadar az tüketilmelidir. Sıvı olarak meyve suyu, ıhlamur, komposto türü içeceklerin tüketilmesi süt üretimini artırır. Alkollü içecek de emzirme döneminde süte geçeceğinden tüketilmemelidir.
  • İlaçlar ve toksik öğeler süte geçeceğinden yiyeceklerin hazırlanmasında temizlik kurallarına çok dikkat etmeli ve mecbur olmadıkça ilaç alınmamalıdır.
Paylaş:

Anne Sütü Yetersizse Ne Yapılır?

Bebek açısından en iyi gıda tartışmasız anne sütüdür. Fakat anne sütü bazı durumlardan dolayı yetersiz olabilmektedir. Böyle durumlardan doktorunuza danışarak onun tavsiyelerine uygun bir bebek sütüyle (genelde mama diyoruz) ya da devam sütüyle bebeğinizi beslemeye devam edebilirsiniz. Fakat dikkat edilmesi gereken bebeğiniz için kullanacağınız mama veya devam sütü, anne sütünün sahip olduğu protein yapısına çok yakın olmalıdır. Ayrıca bebeğinizin sağlıklı büyüyebilmesi için ihtiyacı olan vitaminleri, mineralleri, aminoasitler, prebiyotik lifleri ve yağı içermelidir. Bunlar hem mide-bağırsak işlevinin düzgün yerine gelmesi, hem bağışıklık sisteminin daha güçlü olması ve bebeğin sağlıklı şekilde büyümesi için olmazsa olmazlardır.
Paylaş:

Bebeğin Aşıları Ne Zaman Başlar?

Bebeğin Aşıları Ne Zaman Başlar? Bu Aşılar Nelerdir?
Bebeğin aşıları doğar doğmaz başlayacak, anneyle birlikte hastaneden taburcu
edilmeden önce ilk Hepatit B aşısı yapılmış olacaktır.Bunun ikincisi 1 ay sonra,
üçüncüsü ise ikinciden 5 ay sonra yapılacaktır. 2 ayını dolduran bebeğe, BCG ve
karma, çocuk felci aşıları yapılacak, karma aşı 4-6 haftalık aralarla toplam 3 doza
tamamlanacaktır. Doktorunuz karma aşıyla birlikte menenjit aşısının yapılmasını da
önerecektir. Bebek ilk 6 ayını doldurunca, aşı sıklığı da azalacaktır. 9 ayda kızamık,
15 ayda kızamık- kızamıkçık- kabakulak, 18 ayda karma, çocuk felci, menenjit
aşısının tekrarı (rapel) yapılacaktır. Doktorunuzun önerisiyle, 1 yaşı dolunca suçiçeği,
2 yaşı dolunca Hepatit A aşıları da yapılabilir.

Aşıların Yan Etkisi Var mıdır?
Evet, her ilaçta olduğu gibi aşıların da yan etkileri vardır. Ancak,
bunlar çoğunlukla hafif yan etkilerdir. Çocuğu koruduğu ölümcül
hastalıklar düşünülünce, aşıların hafif yan etkileri çok da önemli değildir.
Aşı sonrası, aşı yerinde şişlik, kızarıklık, ağrı, hafif ateş, döküntü görülebilir.
Doktorunuz, bebeğin aşı sonrası dönemi rahat atlatması için bazı önerilerde bulunacaktır.
Aşı sonrası ciddi yan etkilerin görülme riski ise, aşılanmamış kişinin hastalığa
yakalanma riskine göre çok çok düşüktür...

Aşının Bir Dozu Unutulur da Günü Geçerse Ne yapılmalı?
Aşının doz aralıklarının önerilenden uzun olması, aşıya olan yanıtı azaltmaz.
Böyle bir durumda, yeniden başlamak gerekmez, aşılama programına
kaldığı yerden devam edilir.



Aynı Anda Birkaç Aşı Yapılabilir Mi?
Evet, günümüzde kombine aşılar birden fazla aşıyı tek bir enjektörde içerirler.
Böylece, yan etki riski artmadan, tek bir iğne ile birden fazla hastalığa karşı
aşılanma sağlanır. Bazen de aynı enjektörde karıştırılamayan farklı aşılar, farklı
yerlerden uygulanabilir. Bu şekilde de yan etki görülme sıklığı artmamaktadır.


Hasta Çocuğa Aşı Yapılır Mı?
Ateşsiz basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu veya ishal aşı yapılmasına engel değildir.
İyileşme dönemindeki bir hastalık veya çocuğun antibiyotik kullanıyor olması da aşıya
engel değildir. Bu konuda kararı, aşı öncesi çocuğunuzu muayene eden doktoru verecektir.
Paylaş:

Bebek İçin Ek Gıdaların Hazırlanması

Ek Gıdalar Nasıl Olmalı?

6-8 aylık bebeklerin ek gıdaları ezilmiş ve püre halinde olmalıdır.
9-12 aylık bebeklerin ek gıdaları kıyılmış ve ufalanmış olmalıdır.
Dişleri çıkmış bebekler gıda parçalarını yemeye başlayabilirler.
9 aylık bebekler gıdaları çiğneyebilirler, evde herkes için pişen yemeklerden yiyebilirler.

Hangi Araçlar Kullanılmalı?

  • Ağzı kapalı kap
  • Çay kaşığı
  • Çorba kaşığı (Yemek kaşığı)
  • Su bardağı (200 ml)
  • Çay bardağı (100 ml)
  • Cezve
  • Tel süzgeç
  • Cam rende
  • Cam kase
  • El çırpıcısı
Ek Gıdaların Hazırlanması

Yoğurt

Yoğurt günlük olarak evde yapılır. Süzülen süt ateşe konur. Süt kabın içinde kabarınca, bir kaşıkla karıştırılarak 5 dakika daha ateşte tutulur, soğuması için bırakılır. Süt elinizin dayanabileceği sıcaklığa kadar ılıdıktan sonra bir yemek kaşığı yoğurt sütün içine katılır. Daha sonra kabın üzeri örtülür ve yaklaşık 6 saat oda sıcaklığında bekletilir. Mayalanan süt bu süre içerisinde yoğurda dönüşür. Oluşan yoğurt bir gün buzdolabında bekletilir ancak ondan sonra bebeğe verilebilir.

Yoğurt cam kasede veya bardakta yapılır ve saklanır!
Piyasada satılan hazır yoğurdun kaymak tabakası bebeklere verilmez!

Muhallebi

1 çay bardağı süt ile 1 tatlı kaşığı pirinç unu karıştırılır. Yavaş ateşte karıştırılarak pişirilir. 1 tatlı kaşığı pekmez veya şeker, muhallebi ocaktan alınırken eklenir.

İnek Sütü

İnek sütü pastörize olmalıdır. Eğer pastörize süt bulunamıyorsa, süt önce süzülür daha sonra ateşe konur. Kabarıncaya kadar beklenir. Kabarınca 5 dakika karıştırılarak kaynatılır. Cam bir kapta soğutularak buzdolabında saklanır. Anne sütü alan bebeğe ayrıca inek sütü verilmez. İnek sütü; kahvaltı, muhallebi ve sütlü çorbalar gibi ek gıdaların hazırlanmasında kullanılır.

Sütlü Çorba

1 çay bardağı süt tencereye konur. 1 silme yemek kaşığı pirinç unu, yarım çay bardağı domates suyu veya ezmesi eklenip pişirilir. 1 tatlı kaşığı sıvı yağ ilave edilerek bebeğe yedirilir. Çok az ekmek içi ufalanıp verilebilir.

Yoğurtlu Çorba

1 kepçe yoğurt bir tencereye konur, az su ile sulandırılır. 1 yemek kaşığı ayıklanıp iyice yıkanmış pirinç eklenerek pişirilir. Piştikten sonra 1 tatlı kaşığı sıvı yağ ilave edilir.

ANNE SÜTÜ ALAN BEBEĞE AYRICA İNEK SÜTÜ VERİLMEZ. İNEK SÜTÜ; KAHVALTI, MUHALLEBİ VE SÜTLÜ ÇORBALAR GİBİ EK GIDALARIN HAZIRLANMASINDA KULLANILIR.
 


Sebze Çorbası

 











  • Birinci Hafta: 1 küçük patates
    1/2 havuç
    1 dal ıspanak
    Malzemeler çok iyi yıkanır, soyulur, doğranır. 2 bardak su ilave edilerek küçük bir kapta ateşe konur. Kapağı kapalı olarak pişirilir. İyice pişen sebzelere 1 tatlı kaşığı sıvı yağ ekleyerek tahta bir kaşık yardımı ile iyice ezilir. Sebzeler, eğer tahta kaşıkla iyice ezilemezse bir süzgeç yardımı ile iyice süzülür.
  • İkinci Hafta: Yukarıdaki listeye 1 tatlı kaşığı bulgur, mercimek veya pirinç eklenir ve sebze çorbası yukarıdaki tarife göre yapılır. Her gün, o mevsimde kolayca ucuza bulunabilen bir sebze bu çorbaya katılabilir. Örnek; 1/2 domates veya 1/2 küçük kabak.



Tarhana Çorbası
I yemek kaşığı tarhana, I bardak su küçük bir kaba konur. Kaşıkla karıştırılarak ateş üzerinde pişirilir. Piştikten sonra 1 tatlı kaşığı yağ ilave edilir.
Mercimek Çorbası
Bir tencereye 1 yemek kaşığı ayıklanıp yıkanmış kırmızı mercimek, 1 su bardağı su konur. İyice yıkanıp soyulmuş 1 küçük boy havuç ile 1 küçük boy patates ve bir küçük baş soğanın dörtte biri rendelenir. ,1 yemek kaşığı sıvı yağ ilave edilerek pişirilir.

Kahvaltı

  • 1/2 dilim ekmek
  • 1 tane kaynamış yumurta sarısı ( ilk önce sarısının 1/8'i ile başlanır ve her gün yavaş yavaş artırılarak devam edilir) ve veya
  • 1 kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir (peynir bir gece önceden suya konur, tuzu alınır ve ertesi sabah bebeğe verilir).
  • 1 çay kaşığı üzüm pekmezi
Yukarıda belirtilen malzemeler 1 bardak sütün içerisinde, kaşıkla iyice ezilerek bebeğe verilebilir.

Meyve Suyu

Mevsimine göre; elma, şeftali, portakal veya mandalina iyice yıkanır ve dikkatli bir şekilde soyulur. Cam rende ile rendelenip süzülerek meyve suyu elde edilir. Bebekler için kış aylarında; elma, havuç, portakal, ve mandalina, yaz aylarında ise; şeftali meyve suyu ve püresi için uygun meyvelerdir. Havuç iyice yıkandıktan sonra soyulur ve makinadan geçirerek püre yapılır. Eğer bu püre süzülürse havuç suyu elde edilir.


Izgara Köfte

60 gr. yağsız çift çekilmiş kıymaya, az miktar ekmek ufalanıp yoğurulur. 2 küçük köfte haline getirilir. İçinin iyi pişmesine dikkat edilerek ızgarada pişirilir. Ufak parçalara ayrılarak ezilip bebeğe verilir. Ekmek yerine pirinç konularak sulu köfte olarak da yedirilebilir.

Karaciğer

30 gr ( 1 köfte kadar) karaciğer iyice yıkanır. Izgara yada haşlama tarzı pişirilir. İyice piştikten sonra karaciğerin zarı soyulur. Karaciğer kaşıkla ezilir. Sebze çorbası veya püresi ile karıştırılıp ezilerek bebeğe verilir. Haftada bir kez verilmesi yeterlidir.

Balık

Bebeğe verilecek balık çok taze ve kılçıksız olmalıdır. Izgara veya haşlama yöntemiyle pişmiş balığın beyaz etli kısmı verilebilir. İlk başlangıçta bir tatlı kaşığını geçmeyecek şekilde verilmelidir. Daha sonra miktar yavaş yavaş artırılır. Eğer balık etinden dolayı herhangi bir allerji söz konusu olursa kesinlikle balık etinde ısrarcı olunmamalıdır.

Tavuk

Tavuğun göğüs eti haşlanarak bebeğe verilebilir. Ayrıca, sebze çorba ve yemeklerine, kıyma veya tavuğun göğüs eti çiğ olarak konulup birlikte pişirilebilir.

BEBEĞE HERHANGİ BİR EK GIDA HAZIRLAMADAN ÖNCE ELLERİMİZİN VE ALETLERİMİZİN TEMİZLİĞİNE ÇOK DİKKAT ETMELİYİZ
 


 











  1. Yemek hazırlanmadan önce mutfak malzemeleri iyice yıkanmalı ve durulanmalı
  2. Et kesme tahtaları ve masaları sabunla iyice fırçalanmalı, yıkanmalı ve durulanmalı
  3. Çöpler, mutfakta biriktirilmemeli
  4. Eller, mutfak malzemeleri ve yiyeceklere temas etmeden önce sabunla çok iyi yıkanmalı
  5. Yemek konan tabak, kaşık ve bardaklar sabunlu su ile yıkanmalı, iyice durulanmalı, sıcak sudan geçirilmeli.
Bebeklerin Ek Beslenmeleri Hakkında Önemli İp Uçları

  1. Besinler bebeklere kaşık ile verilmeli, biberon kullanılmamalıdır.
  2. Bebekler ek gıdayı ilk defa verildiğinde reddedebilirler. Ek gıdaya başlanacağı zaman yiyecekler küçük miktarlarda verilmeli, bu miktarlar yavaş yavaş artırılmalıdır.
  3. Sebze, meyve, pirinç, mercimek iyice yıkandıktan sonra kullanılmalıdır.
  4. Bebeğin ek gıdalarını, doğal ve taze ürünler kullanarak hazırlayın. Konserve, dondurulmuş yiyecekler, katkı maddeli hazır besinleri bebeğe vermeyin.
  5. Ek beslenmeye her zaman tek bir gıda çeşidi ile başlayın.
  6. Ek gıdayı bebek her zaman aç iken verin.
  7. Bebek 6 aylıkken ilk başlanacak ek gıda yoğurttur.
  8. Eğer bebek yeni başlanan bir ek gıdayı almazsa ısrarcı olmayın. zorlamayın 1-2 gün sonra tekrar deneyin. Bebek tekrar bu gıdayı almazsa, o zaman bu ek gıdayı bebeğin sevdiği başka bir gıda ile karıştırarak verin.
  9. Ek besinleri bir öğünlük veya yoğurtta olduğu gibi bebeğin bir gün içinde tüketeceği kadar hazırlayın.
  10. Ek gıdaları aile bütçesine uygun ve mevsimine göre; en taze, en bol, en ucuz sebze ve meyvelerden seçin.
  11. Bebekleri 3 ana ve 3 ara öğünde besleyin,
  12. Bebeğe verilecek yiyeceklere tuz eklemeyin. 1 yaşından sonra yemeklerde iyotlu tuz kullanın.
  13. Bebeğe verilecek yiyeceklere acı ve baharat koymayın
  14. Bebeğe verilecek yemekler yağda kızartılmaz, sulu pişirilir.
  15. Yemeklerin yalnız suyunu değil, taneli kısımlarını da suyu ile ezerek bebeğe verin.
Ek Gıdaların Saklama Kuralları

  • Eğer buzdolabınız yoksa yiyecekleri; soğuk ve havadar yerlerde saklayın.
  • Böcekleri ve benzeri haşaratı yiyeceklerden uzak tutmak için temiz ve üzeri kapalı kaplar kullanın.
  • Bebeklerinizin yemeklerini öğünlük hazırlayın.
  • Yiyecek maddelerini, haşere ve tarım ilaçlarından, her türlü temizleyici ve kimyevi maddelerden uzakta saklayın.
Paylaş:

Anne Sütü

Anne Sütü
Yeni doğan bebek için en ideal besin, anne sütüdür. Çocuğun anne sütü ile beslenmesinin sayısız yararları vardır. Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlayan annenin önceleri az miktarda gelen sütü, bebeğin emme uyarısı ile kısa zamanda artacaktır. Bebeğinizi emzirirken utanmayın ve sıkılmayın. Kendinizi rahat bırakarak sadece bebeğinizle bütünleşerek emzirin. Bebeğinizin en mutlu olacağı yer anne kucağıdır. Şüphesiz, yavrusunu bağrına basıp emzirmek de anne için büyük mutluluk ve gurur verici bir olaydır.


  • Yeni doğan bebek için en ideal besin anne sütüdür.
  • Anne sütü en doğal ve en taze besindir.
  • Anne sütü her zaman temizdir ve mikropsuzdur.
  • Aıme sütü yeni doğan bebeği hastalıklara karşı korur.
  • Doğumdan sonra ilk yarım saat içinde emzirmeye başlanmalıdır.
  • Anne sütü daima hazırdır, ekonomiktir.
  • Anne sütü bebekle anne arasında özel sevgi bağı kurulmasını sağlar.
  • Doğumdan sonra ilk birkaç gün içinde gelen koyu ağız sütü bebeğe mutlaka verilmelidir.
Emzirirken Nelere Dikkat Edilmeli?
Anne emzirmeyi bilse de bazı uyarılarda bulunmak yerinde olur.

  • İlk birkaç gün anne sütü gelmiyor diye hemen mama biberonunu bebeğe vermeyiniz.
  • Bebeği her ağladıkça emziriniz.
  • Sık sık emzirme, arzuyla emzirme, meme bezlerini uyararak süt yapımını arttırır.
  • Bebek emzirirken dik tutulmalıdır. Yatar durumda emzirme, bebeğin genzine süt kaçırır ve fazla gaz yutmasına neden olur.
  • Emzirmede sadece meme başını değil, meme başı çevresindeki koyu renkli bölgeyi de çocuğun ağzına alması sağlanmalı ve çocuğun annesi memeyi alttan desteklemelidir.
  • Emzirme işleminden sonra bebeğin gazını çıkartınız.
  • ilk 6 aylık dönemde anne sütü yeterli olduğu yani bebek yeterli kilo aldığı sürece bebeğe hiçbir ek mama vermeyiniz.
Ne Sıklıkla Emzirilir?
Bebek her ağladığında emzirilmelidir. Emzirme süresi bebekten bebeğe, 4 dakika ile 30 dakika arasında değişebilir.
Bebekler genellikle memedeki sütün yarısını ilk 2 dakikada boşaltırlar. Kısa süre emip memeyi bırakan bebek zorlanmaz. Küçük bebekler emerken yorulur. Bu bebekler sık sık emzirilmelidir.

Anne Sütü Kaç Aya Kadar Verilmelidir ve Yeterliliği Nasıl Anlaşılır?
Anne sütü altıncı ayda doğum ağırlığının 2 katı olmuş bebeğe artık yetmez. Ayrıca çok uzun süre yalnız anne sütüyle beslenen bebek memeye bağlanır, kaşıkla yemek istemez, değişik besinlerin tadına ve kıvamına alışması zor olur. Anne sütü tek başına altı aydan sonra bebeğe yetmez, bebek diğer besinleri de almak istemeyince büyüme ve gelişmesi yavaşlar, hatta zamanla büyüme durur. Bebek hastalanabilir. Anne sütünün yeterliliği en kolay yoldan, bebeğin ağırlık artışı ile anlaşılır. Ayrıca, tok çocuk rahat uyur, hastalanmadıkça huzursuz değildir.
Bebeğin ağırlık artış hızı azalıyorsa, annenin sütü yetersiz demektir. Çünkü, ağırlık artışındaki değişme kısa sürede bebeğin beslenme durumunu gösterir. Bebeğin boyu beslenmesindeki kısa süreli değişikliklerden fazla etkilenmez. Ancak uzun süren yetersiz beslenme halinde boy uzaması yavaşlar.
Emzikli Anne Nelere Dikkat Etmelidir?
Her anne bebeğini emzirmek ister. Emzirmemenin, sütün az olmasının çeşitli nedenleri vardır.
Bunlar kısaca meme başı çökmesi, çatlaması, ağrılı ve şiş göğüsler gibi fiziksel engeller olabilir. Bunlar annenin süt vermesini güçleştirir.

  1. Düz ve içe çökük meme başları Doğumdan sonra meme başlarının uzayabilme yeteneği arttığından, sabırla bebeğin memeyi alması için gayret edilebilir. Bebek yalnız meme ucunu emmediği için, memenin çevresindeki koyu bölgeyi de ağzına alabilirse başarı ile emzirme devam edebilir.
  2. Uzun meme başı Yine anne ve bebeğin gayreti ile üstünden gelinebilir bir sorundur. Önemli olan bebeğin rahat şekilde meme başını yakalayıp emebilmesidir.
  3. Dolu ve tıkanmış memeler Meme, iyi boşaltılmazsa şişer, deri kızarır ve sertleşir. Bu durumda bebeği daha sık emzirerek veya elle sağarak memedeki sütü boşaltınız. Tıkanmış memeler acı verir, şişer, süt akamaz.
  4. Meme İltihabı Memeye doğru bakım yapılmazsa, mikroplar meme başından (özellikle çatlak meme başından) içeri girer ve apse yapar. Ağrılı, kızarık ve şiş meme annenin de ateşini yükseltir. Bu durumda doktora gitmekte yarar vardır.
    Bazı ilaçlar emzirmeye engel değildir. Doktor hangi ilaç alındığında emzirilmeyeceğini söyler. Apseli memeye basıldığında, iltihap gelirse emzirme durdurulmalı meme boşaltılmalı iyileşince tekrar emzirilmeye başlanmalıdır.
  5. Meme başı çatlakları Emzirmeden sonra anne sade ve temiz su ile meme başını temizlemelidir. Meme başında çatlak olmaması için her emzirmeden sonra meme başına 1-2 damla anne sütü sürün.
  6. Diğer nedenler Bazı annelerde, sütünün az olduğu korkusu vardır. Doğumdan sonraki ilk 2-3 gün annenin sütünün az gibi görülmesi normaldir. Bebek emdikçe süt daha çok gelir. Doğumdan sonra 1-2 gün süt gelmese bile mamaya geçilmemeli, bebek emzirilmelidir. Sık sık meme emzirince bebek memeye tutulunca 3-4 gün içinde süt gelecektir 

Paylaş:

Anne sütü nasıl saklanır?

Anne sütünü saklamak sanıldığı gibi kolay bir iş değildir.

Saklayacağınız kabı seçmede, anne sütünü dondurmada ve eritmede dikkat etmeniz gereken noktaları bilirseniz, bebeğiniz siz işteyken de yeterince anne sütü alabilir.Mayo Clinic'te yer alan habere göre, bebeğinizi emziriyorsanız ve doğumdan birkaç ay sonra yeniden işe dönmek zorundaysanız yapmanız gereken tek şey sütünüzü sağmak ve buzdolabında saklamaktır. Sütünüzü sağdıktan sonra onu güvenli ve uygun bir şekilde dondurmak önemlidir.

Sağılmış anne sütünü saklamak için ne tür kaplar kullanmalıyım? 

Anne sütünü sağmadan önce ellerinizi sabunla ve suyla iyice yıkayın. Sonra sağılan sütü temiz bir kapaklı cam kabın içinde ya da sert plastikten yapılmış kapta saklayın. Ayrıca anne sütü toplamak ya da saklamak için geliştirilmiş özel plastik poşetleri de kullanabilirsiniz. Ancak bu poşetlerin uzun süreli saklama için çok fazla tavsiye edilmediğini unutmayın. Çünkü bunlar dökülebilir, sızdırabilir ve sert kaplardan daha fazla kirlenebilir. Fazladan koruma için bu saklama poşetlerini sert plastikten yapılmış yiyecek kaplarına yerleştirebilirsiniz.

Anne sütünü tek kullanımlık şişelere ya da genel kullanım için tasarlanan plastik poşetlere koymayınız.

Sağılmış anne sütünün saklamanın en iyi yolu nedir? 

Su geçirmeyen etiketlerin üzerine sütün sağıldığı tarihi yazıp saklama kabının üzerine yapıştırın. Eğer sütleri hemen buzdolabına ya da dondurucuya koyma imkanınız yoksa, izole edilmiş bir kapta daha serin bir yerde saklayın. En kısa sürede buzdolabına ya da dondurucuya yerleştirin. Sütünüzün boşa gitmesini en aza indirmek için, çocuğunuzun bir kerede içebileceği kadar sütü ayrı ayrı poşetlere doldurun. 60 ile 120 mililitrelik kaplarla başlayabilirsiniz. Daha sonra ise bebeğinizin ihtiyacı kadar düzenleme yaparsınız. Ayrıca sıra dışı durumlar ya da düzenli beslenme saatindeki ertelemeleri de göz önüne alarak 30-60 mililitrelik daha küçük porsiyonlar da hazırlayabilirsiniz. Anne sütü dondukça artar, miktarı yükselir, bu nedenle kapları ağzına kadar doldurmayın.

Taze olarak sağılmış sütümü önceden dolapta bekleyen sütüme ekleyebilir miyim? 

Aynı gün içinde olduğu takdirde ekleyebilirsiniz. Ancak sağdığınız taze sütü donmuş süte eklemeden buzdolabında ya da serin bir yerde bekletip yeterince soğuduğundan emin olun. Ilık anne sütünü donmuş süte ilave etmeyin, çünkü böylece donmuş sütün kısmen erimesine neden olursunuz. Farklı günlerde sağdığınız sütleri ayrı kaplarda saklayın.

Sağılmış sütü ne kadar süreyle muhafaza edebilirim? 

Sütü bozulmadan saklamanız hangi saklama yöntemini kullandığınıza bağlı olarak değişiyor. Sağlıklı bebekler için genel kuralları göz önünde bulundurun:

Oda sıcaklığı: Taze olarak sağılmış süt oda sıcaklığında en fazla 6 saat saklanabilir. Sütü hemen kullanmayacaksanız ve odanız da sıcaksa sütü hemen izole edilmiş soğutucu kaba, dolaba ya da buzluğa kaldırın.

İzole edilmiş soğutucu: Annenin sağdığı taze sütü buz kalıplarıyla izole edilmiş soğutucu kap içinde bir güne kadar saklayabilirsiniz. Daha sonra sütü kullanın ya da buzdolabı veya dondurucuya nakledin.

Buzdolabı: Buzdolabının kapısında saklamamak şartıyla taze sağılmış sütü buzdolabında 5-8 gün arasında muhafaza edebilirsiniz.

Dondurucu: Taze sağılmış sütü, standard bir buzdolabının dondurucusunda 3-6 ay saklayabilirsiniz. Sandık tipi derin dondurucularda ise 6 ay ile 1 yıl arasında muhafaza edebilirsiniz. Aynı şekilde sütü dondurucunun kapağına değil, arka bölümlerine yerleştirin.

Bebeğinizden ayrı olduğunuz durumlarda anne sütünü kullanın, çünkü bazı araştırmalar dondurulmuş ve uzun süre beklemiş sütte C vitamini kaybı olduğunu gösteriyor. Bazı araştırmalar da 2 günden fazla beklemiş olan donmuş sütün bakteri öldürücü özelliğini kaybettiğini iddia ediyor. Ayrıca sütün yağ kalitesinde de azalma olduğu açıklanmıştır.

Sütün saklanmasıyla ilgili bu genel kuralların erken doğmuş, hasta ya da hastanede yatan bebekler için farklılık gösterdiğini unutmayın.

Donmuş anne sütünü nasıl eritmeliyim? 

İlk önce dondurduğunuz sütü önce eritin. Kullanmadan önce sütün üzerine yazdığınız tarihlere bakın ve ilk önce sağıp da sakladığınız sütü buzluğun ön tarafına getirin. İçinde ılık su bulunan bir kasenin içine süt kabını yerleştirin ya da akan ılık suyun altında kabı tutun. Sütü bebeğinize vermeden önce, sütün kaymağımsı kıvamını dağıtmak için hafifçe kabı sağa sola kıvırıp çevirin. Asla kabı güçlü bir şekilde çalkalamayın.

Asla donmuş sütü oda sıcaklığında eritmeyin. Çünkü bu şekilde sütün içinde bakteriler çoğalır. Donmuş kabı mikrodalgada ya da ocağın üzerinde ısıtmayın. Sütün bazı bölümleri çok ısınır, bazı bölümleri de soğuk kalabilir. Bazı araştırmalar, sütün hızlı ısınmasının sütün antikorlarını etkileyebileceğini gösteriyor.

Eritilmiş anne sütü tazesinden farklı kokar mı ve farklı görünür mü? 

Anne sütünün rengi beslenmenize bağlı olarak farklılık gösterebilir. Ayrıca eritilmiş anne sütü taze sütten farklı bir kokuya sahip olabilir. Ancak bebeğinizin beslenmesi için güvenilirdir. Eğer bebeğiniz eritilmiş sütü içmiyorsa, sütü saklama sürenizi kısaltmak yardımcı olabilir

Zaman
Paylaş:

Bebeğiniz Ve Banyo

Bebeğinizin ilk banyosu belki de en zor olanıdır. Çoğu anne baba bu ilk banyodan çok korkarlar; çünkü bebek de bu ilk banyosunda anne babasına hiç de yardımcı olmayacaktır. Hüsrana uğramayın. Çoğu hastanelerde bebek bakımı için bilgiler verilmektedir. Eğer böyle bir yardım bulamazsanız, annenizin ya da başka bir arkadaşınızın ya da akrabanızın yardımını isteyebilirsiniz. Birkaç banyodan sonra, artık banyo yapmak sizin ve bebeğiniz için çok kolay olmaya başlayacaktır.

İlk aylarda bebeği sabahları, özellikle beslenmeden önce yıkamak daha rahat olacaktır; çünkü, bebek bu esnada daha sakin olacaktır. Bazı anneler, akşamları bebeğin babası eve geldiğinde onun da yardımıyla yıkamayı tercih ederler.

Bebeği ne sıklıkta yıkayacağınız size bağlıdır. Bazı doktorlar her gün yıkamayı önerirken, bazıları özellikle bebeğin cildinin kurutulmasının zor olduğu kış aylarında, iki günde bir banyoyu uygun görmektedirler. Bebeğin bezi ve ağzı her gün iyice temizlendiği sürece, bebek günlerce banyo yapmadan durabilir.

Mutfak, bebeği yıkamak için en uygun yerdir. Çünkü çoğu evde, özellikle soğuk kış günlerinde, mutfak en uygun ısının bulunduğu yerdir.

Narin ve küçücük bir bebeği yetişkin insanların banyosunda yıkamak bazı anne ve babalar için zor ve rahatsızlık verici olabilir. Dolayısıyla, çoğu anne babalar banyolarına bir de bebek için kullanılabilen banyo küveti alırlar. Büyük kaplar ya da leğenler de bu iş için kullanılabilir. Küçük bir küvetle de rahat edemiyorsanız, bebeği süngerle silmek suretiyle banyo ettirebilirsiniz. Çoğu doktorlar, bebeğin göbeği iyileşene kadar, süngerle silmek suretiyle banyo yaptırmayı daha uygun görmektedir.

Banyo yaparken dikkat edilmesi gereken, her şeyi önceden hazırlamaktır. Bebeğinizi banyoda bir an bile yalnız başına bırakmayınız. Bebeğin banyo küveti, hele içinde su varsa, bebeğin yalnız bırakılması halinde ölümcül zararlar verebilecek bir yerdir. Anne ve babalar bebeklerini banyoda hiçbir zaman kendi haline bırakmamalıdır. Bırakın, telefon ya da kapının zili saatlerce çalsın. Bebeğinizden sizin dikkatinizi ayıracak hiçbir şeyle ilgilenmeyin. Bu yüzden, önceden planlama yapmak çok önemlidir. Gerekli olan şeyler şunlardır: Sabun, yıkama bezi, havlu, pamuk, losyon ya da pudra (bunlar gerekli değildir ama güzel kokmak için kullanılabilir), temiz bebek bezi, çamaşır, gecelik ya da uyku elbisesi.

Banyo küvetine su doldurduktan sonra (üç beş santimetreden daha yüksek su doldurmayın), suyun yeterince sıcak olup olmadığını anlamak için bileğiniz ya da dirseğinizle suyu kontrol edin. Su yeterince ılık olmalı, fazla soğuk olmamalıdır. Bazı anne babalar banyo için bir termometre kullanırlar. Eğer termometreniz varsa, suyun sıcaklığının 32.5 ile 37.5°C arasında olmasına dikkat ediniz.

Bebeği soyun. Başını bileğinizle destekleyin ve bu elinizin parmaklarıyla bebeği koltuk altlarından kavrayın; daha sonra banyoya sokun. Önce yüzünü yumuşak bir bezle yıkayın, sabun kullanmayın. Bebeğin gözlerini yıkamak için, temiz suya daldırılmış hidrofil pamuk kullanın. Bebeğin başını haftada bir ya da iki kez şampuanla yıkamak yeterlidir. Bebeğin başının saçlı kısmını yıkarken hafif bir sabun ya da şampuan kullanınız. Sabun ya da şampuan artıklarını kuru sünger vasıtasıyla temizleyin. Suyu, bebeğin yüzünden aşağı dökmemeye dikkat ediniz.

Bebeğin yüzü yıkandıktan sonra, vücudunun geri kalan kısmını sabunlayın. Çoğu anne-babalar, bir elleriyle bebeği kavramış durumda oldukları için bebeğin vücudunu, banyo bezi yerine diğer elleriyle sabunlamayı tercih etmektedirler. Bebeğin bezinin kapladığı alanı ilk önce yıkayınız.

Sabunlu alan, suyla durulandığında, bebeğinizi yumuşak banyo havlusuna almak için iki elinizle kavrayınız. Eğer bebeğin göbeği henüz iyileşmemişse, doktorunuz bu bölgeyi alkolle silmeyi önerebilir.

Bebek kurulandıktan sonra, losyon ya da pudra kullanmak isteyebilirsiniz. Bebeğin cildi kuru ise losyon, bebeğin cildi nemli ise pudra kullanılmalıdır. Çoğunlukla ikisi de gerekli değildir. Pudra kullanırsanız, kutuyu doğrudan üzerine püskürtmeyiniz, çünkü toz zerreciklerinin biraraya gelmesi bebeğin cildini rahatsız edebilir. Pudrayı önce bebekten uzakta elinize döküp, daha sonra bebeğin vücuduna yavaşça yayınız. Bebek yağı kullanmayınız. Bu, cilt problemlerine neden olabilir.

(hekimce)
Paylaş:

Çocuklar Hangi Sırayla Diş Çıkarır?

"Süt dişi" ve "çocuk dişi" terimleri, akılları karıştırmaktadır. Yeni doğmuş bir bebeğin ağzına bakınca, o yumuşak, pembe diş etlerinin altında diş oluşumunun başlamış bulunduğuna inanmak zordur. İlk dişlerin kökleri, yetişkinlerdeki sürekli dişlerin temellerini oluşturur. Bu nedenle, sağlam dişlere sahip olmak isteniyorsa, diş gelişmesinin hiçbir aşaması ihmal edilmemelidir. Bebek dört ya da beş aylıkken, alt çenenin ortasında minnacık bebek dişleri belirir. Aylar geçtikçe, düzenli aralıklarla yeni dişler belirir ve çok geçmeden "köpek dişleri" çıkar. Sonra küçük azı dişlerine sıra gelir. İki buçuk - üç yaş arasında, iyi beslenmeyle, süt dişlerinin yirmisi de tamamlanır. Önceden süt dişleri ufak kurcalamalarla yok edilmeye çalışılırdı. Bugün ise çok erken yaştan itibaren diş bakımı alışkanlığını çocuklara vererek süt dişlerinin korunması sağlanmaktadır.


Paylaş:

Anne Karnındaki Bebeğin Cinsiyeti Nasıl Anlaşılır?

Anne ve babalar bebeğin cinsiyetini öğrenmek için oldukça heyecan duyarlar,ancak öncelikle bebeğn sağlıklı olması çok daha önceliklidir.Zamanımızda  bebeğin cinsiyetini belirlemek çok da zor, problemli bir sorun değildir.

Bebeğin cinsiyeti hangi ayda belirlenebilir?

Genel olarak 3. ay sonu veya 4. aylık gebelikte bebeğinizin cinsiyeti net bir şekilde belirlenebilir.Doktorunuz jinekolojik muayene sırasında genital bölgeye özel cihazlarla bakarak bebeğin cinsiyetini saptıyabiliçok .Nadirende olsa bazı karmaşık durumlarda bebeğin duruş pozisyonunun net görüntü vermemesine bağlı olarak yanılma görülebilir.Genital bölge bakıldığında pipi görülebilir çocuk erkektir.pipi görünmüyorsa kız bebektir.

Yanılgı olabilir mi ? 

Bazen iyi görüntü alınmaması nedeniyle anne ile bebek arasında bağı oluşturan kordon pipi yanılgısı vermektedir.Bu da erkek bebekti kıza dönüştü gibi düşünceler geliştirse de böyle bir durum söz konusu değildir.Sadece net görüntü pozisyonunun görülememesinden kaynaklanan bir yanılgıdır.

Bebeğin cinsiyetini daha erken belirlemek mümkün mü?

Evet bebeğin cinsiyetini 6. haftada belirliyen basit bir test geliştirilmiştir.Ancak kurtaj artışı getireceği tartışmalarınıda başlatmıştır.

Özel bir test cihazı kullanılarak  bebeğin cinsiyeti belirleniyor.Parmaktan alınan bir damla kan özel filtreli kağıda damlatılarak laboratuvara gönderiliyor.Burada uzmanlar tarafından erkekte bulunan Y kromozomunun bulunup bulunmadığını belirlemek için testler uygulanıyor. Bebeğin DNA’ sının  6. haftadan itibaren anne karnında görünmesinden dolayı testin güvenilir olduğu belirtiliyor.

Ancak kürtaj sayısında büyük artışa yol açacağı (bebeklerin sadece istenmeyen cinsiyetten oldukları için aldırılmasına yol açabilir), dünyadaki kadın -erkek dengesini bozacağı gibi endişeler nedeniyle çok tehlikeli bakılmaktadır bu teste.

İngilterede erken cinsiyet testleri cinsiyet kaynaklı genetik hastalık riski varsa sağlık hizmetleri tarafından yapılmaktadır.
Paylaş:

Anne Sütündeki Mucize

Anne sütü, bebeğin bütün besin ihtiyacını karşılayan ve bebeği enfeksiyonlardan koruyan eşsiz bir karışımdır. Dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren yeni bir hayata uyum sağlamak zorunda olan bebek için gerekli her şey, gebelik boyunca akıl almaz bir sistemle gerçekleşir.

Anne sütü, hamilelik süresince annenin hormonları tarafından hazırlanır. Sütün oluşumu, beyinin ön hipofiz bezinde bulunan “prolaktin” adı verilen bir hormona bağlıdır. Hamilelik boyunca bu hormonun aktif hale gelerek süt üretmeye başlaması, plasenta tarafından üretilen progesteron ve östrojen hormonları tarafından engellenir.Doğum sonrası plasentanın atılmasıyla, kandaki progesteron ve östrojen hormonlarının düzeyi düşer ve süt üretimine katkısı olan prolaktin devreye girer. Hormonlar arasındaki bu akıl almaz haberleşme sayesinde, doğumdan itibaren bebeğin besin ihtiyacını tek başına karşılayan süt, mucizevî bir şekilde tam ihtiyaç duyulduğu anda hazır hale gelir.

Anne karnında mikropsuz bir alandan çıkan bebek, dış dünyadaki enfeksiyonlara karşı oldukça savunmasızdır. Ancak anne sütünde bulunan koruyucu hücreler (antikorlar), hiç tanımadıkları bu mikroplara karşı adeta savaş açarlar. Özellikle bebeğin savunmasız geçen ilk birkaç gününde sütte yoğun olarak bulunan “kolostrum” adı verilen antikorlar, bebeğin vücudunu dış dünyanın olumsuz etkilerinden korurlar.

Çok zengin bir içeriği olmasına rağmen bebeğin en kolay sindirebileceği besin anne sütüdür. Sindirim için fazladan enerji harcamasına gerek olmayan bebek, enerjisini diğer vücut faaliyetlerinde kullanır.

Anne sütünün en mucizevî özelliklerinden biri de bebeğin gelişimi süresince her dönem, ihtiyacı olan besinleri içeriyor olmasıdır. İşin ilginç tarafı, erken doğum yapan annelerin sütünde, bebeğin o dönem ihtiyaç duyacağı yağ, protein, sodyum, klorür ve demir fazladan bulunur. Erken doğan çocuklar için bu durum bir nevi avantaja dönüşür. Zira erken doğan bebekler anne karnında geçirecekleri süreyi, yoğun besin içeren anne sütü ile beslenerek geçirdikleri için göz işlevleri daha iyi gelişir. Yapılan zeka testlerinde de daha başarılı oldukları gözlemlenmiştir. Yine yapılan araştırmalara göre anne sütü ile beslenen çocukların zeka gelişiminin, içmeyenlere oranla daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Kentucky Üniversitesi uzmanlarından Jame Anderson'ın, anne sütüyle beslenen bebekler ile biberonla beslenenler arasında karşılaştırma yapan araştırması sonucunda, "anne sütüyle beslenen bebeklerin IQ'larının, biberonla beslenen bebeklere oranla 5 puan daha fazla olduğu" saptanmıştır. Bu araştırma sonucunda, bebeğin zekâsının anne sütüyle gelişiminin 6 aya kadar olabileceği, 8 haftadan az anne sütü emen bebeklerde ise anne sütünün zekâ üzerinde yarar sağlamadığı da belirlenmiştir. http://www.genetikbilimi.com/genbilim/annesutu.html

Bu mucize karışım her ne kadar süt olarak adlandırılsa da % 90 sudan oluşur. Bu çok önemli bir özelliktir. Çünkü bebeklerin besinle beraber suya da ihtiyaçları vardır. Dışarıdan alınan su, savunmasız bebek bedeni için yeterinde hijyen olmayabilir. Ancak anne sütü içen bebek için bu konuda da bir sıkıntı yoktur.

İdeal sıcaklığı ile her an hazır olan anne sütü, içeriğindeki şeker ve yağ ile beyin gelişiminde çok önemli rol oynar. İçeriğindeki kalsiyum da kemiklerin gelişimine katkıda bulunur.

Anne sütünün bir başka mucizevi özelliği ise bebeğin 2 yıl boyunca anne sütüyle beslenmesinin çok faydalı olduğudur. Bilimin yakın zamanda keşfettiği bu gerçeği yüce Rabbimiz Kuran’da "Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler…" (Bakara Suresi, 233) ayetiyle 1400 sene önce bildirmiştir.

Ne bebek hangi besinlere ihtiyacı olduğunu bilebilir, ne de anne bu besini nasıl üreteceğinden haberdardır. Sonsuz ilmi her şeyi kuşatan, her canlının ihtiyacını bilip rızıklandıran yüce Allah, anne sütünü de annenin bedeninde bebek için yaratmaktadır.

Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı vardır ki onu ve sizi Allah rızıklandırır. O, işitendir, bilendir. (Ankebut Suresi, 60)
Paylaş:

Anne sütü obeziteyi engelliyor

'Bebek Dostu' ünvanına sahip Bursa Özel Bahar Hastanesi anne adaylarını ve emziren anneleri, “anne sütünün” önemi hakkında bilinçlendirmeye devam ediyor.
Dr. Akarlar, anne sütü ile beslenen bebeklerde obezitenin az görüleceğini dile getirdi.

Bahar Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Akarlar, çocukların sağlıklı büyümesi ve gelişmesinin ancak yeterli ve dengeli beslenme ile mümkün olduğunu söyledi. Akarlar, "Çocuklarda sağlıklı beslenmek, özellikle de 0–6 ay arası bebeklerde ancak anne sütü ile sağlanabilir.

İlk 6 ay başka hiçbir yiyeceğe gerek duyulmaksızın bebeğin ihtiyaç duyduğu besin öğelerini karşılayabilecek tek doğal besin kaynağıdır." dedi. Hamilelik süresince büyük bir özlem duyarak bebeğini dünyaya getiren annenin bebeğine verebileceği en güzel hediyenin kuşkusuz 'anne sütü' olduğunu belirten Dr. Akarlar, ek gıdaların anne sütünün yerini dolduramayacağını kaydetti.

Günümüz teknolojisinin üstün imkanları ile üretilen bebek mamaları tüm çalışmalara rağmen anne sütünün yerini tutmadığını ifade eden Dr. Akarlar şunları kaydetti: "Anne sütü bebeklere verilen bir mucizedir. Başka hiçbir salgı anne sütünün bebeğe sağladığı yararı sağlayamaz.

Anne sütü ile beslenen bebeklerde obezite daha az görülüyor. Yapılan araştırmalar şunu göstermektedir; anne sütü ile beslenen bebeklerin zekâ gelişimi ve okul başarısı anne sütü almayanlara oranla daha fazladır. Yine bu çocuklar daha sosyal ve daha kolay iletişim kurabilen çocuklardır."

Anne sütünün çok zengin gıda içeriğine rağmen, bebeklerin hassas sistemlerine uygunluk göstereceğini vurgulayan Uzm. Dr. Yasemin Akarlar, böylece bebeğin, besinlerin sindirilmesine daha az enerji harcadığı için enerjisini diğer vücut faaliyetlerine, büyüme ve organların gelişimine harcadığını dile getirdi.

Anne sütünün bebeği enfeksiyonlara karşı koruyacak immünolojik faktörler içerdiğini anlatan Çocuk Hastalıkları uzmanı Dr. Akarlar, "Yine enfeksiyonlarla savaşta, içerdiği beyaz kürelerin olumlu etkisi vardır. Bu nedenle anne sütü alan bebeklerde ishal, solunum yolu enfeksiyonları, orta kulak iltihapları ve idrar yolu enfeksiyonlarının daha az görüldüğü belirlenmiştir." diye konuştu.

CİHAN

Paylaş:

Sütünüz artsın

Birçok kadının en güzel rüyasıdır bir çocuk sahibi olabilmek. Ancak hamilelik ve süt verme dönemi ise bazen kilo alma açısından bir karabasana dönüşebilir...

      Nasıl mı? İşte böyle:hamile kalındığında çevreden, sen iki canlısın iki kişilik ye gibi telkinler, doğumdan sonra süt artırma kaygısına dönüşür ve süt artsın diye lohusa şerbetleri ve yüksek kalorili tatlılar yenilerek çok fazla kilo alımı ortaya çıkabilir. Obezite ve metabolizma uzmanı Dr. Ayça Kaya, annelere sütlerini artırırken, kilo vermelerine de yardımcı olacak 10 ipucu veriyor.
Eğer hamile kalmayı planlıyorsanız veya lohusalık döneminde iseniz işte size kilo almadan süt artırmanın yolları:
Gebelikten sonra otoimmun tiroid hastalıklarının ortaya çıkmasında bir artış olur. Eğer lohusalık depresyonunuz var ise ve kilo artışı yaşıyorsanız bu açıdan öncelikle bir iç hastalıkları uzmanına muayene olmanızda fayda var. Hem tiroid, hem şeker hem de genel metabolizmanızın değerlendirilmesi iyi olur.
Toplumda şekerli yiyeceklerin ve içeceklerin anne sütünü artırdığı ile ilgili yanlış bir inanış vardır. Bu tür yiyecekler sütü artırmaz. O nedenle loğusa şerbetleri, hazır meyve suları, şeker eklenerek yapılmış kompostolar, helvalar, tatlılar ve çikolatalardan uzak durun.
Sütü artıran en önemli madde sudur. Ne kadar çok su içerseniz o kadar çok sütünüz olur. Özellikle her yemekte 2 bardak su için. Yediğiniz her meyveden sonra su için. Ortalama 10-12 bardak su içmeye özen gösterin.
Su oranı yüksek olan sebzeler ve meyveler çok süt yapar. Her yemeğinizin yanında bolca yeşil salata yiyin. O nedenle salatayı baş tacı yapın. Ancak içine yağ, mayonez ve salata sosu koymayın. Nar ekşisi, limon, sirke ve 1 tatlı kaşığını geçmeyecek şekilde yağ ekleyebilirsiniz. Su oranı yüksek olan ıspanak, pazı, kara lahana, yeşil fasulye gibi sebze yemeklerine sofranızda daha çok yer açın. Bu sebzeleri pişirirken kıymalı veya yumurtalı olarak hazırlamak besin kalitesini yükseltir. Ama eğer kıymalı yemek sevmiyorsanız yanında ayrıca köfte olarak hazırlayabilirsiniz.
Taze sıkılmış meyve suyu, ayran, maden suyu ve şekersiz bitki çaylarını içecek olarak tercih etmekte fayda var.
Yağlı yiyeceklere karşı dikkatli olun. Kızartmalar, pastane ürünleri, kurabiyeler, kıymadan yapılan etler, cipsler, çerezler, kremalı yiyecekler kalori oranları yüksek yiyeceklerdir. Küçük miktarda yenildiğinde çok fazla kilo yapabilir.
Süt veren annenin gece kalkmaları nerede ise bir rutindir. Emzirmek ayrıca enerji ihtiyacını artırır. Ancak geceleri kalktığınızda karnınız zil çalsa bile sakın ağzınıza bir lokma koymayın. Çünkü gece insan vücudu depolamaya daha eğilimlidir. Gece yediğiniz bir lokma gündüz yediğiniz 10 lokmaya bedeldir. Çok acıkırsanız sadece 1 bardak su için ve sabah güzel bir kahvaltı yapacağınızı hayal edin.
Emziklilik dönemi kilo vermek için bulunmaz bir fırsattır aslında. Çünkü insan vücudu süt yapmak için bir enerji harcar. Harcanan bu enerji özellikle ilk 2 ayda çok fazladır. Nerede ise günde 2 saatlik spor yapmaya bedeldir. O nedenle doğru yiyecek tercih yapmayı bilirseniz biraz da hareketinizi artırırsanız haftada 1- 1,5 kilo kaybedebilirsiniz.
İşte size sütünüzü artıracak, bebeğinizin gazını alacak bir tarif: 1 yemek kaşığı rezene, 1 yemek kaşığı ıhlamur, 1 yemek kaşığı papatya, 1 tatlı kaşığı tane kimyon ve 1 tatlı kaşığı anason. Porselen bir demliğe bu ölçülerde bitkileri koyun ve üzerine 2 fincan kaynar su ekleyin. Demliğinizin üzerine bir havlu ile kapatın. Yemeklerden hemen sonra bu çayı içtiğinizde bebeğinizin gazı daha az olur. Sizin de sütünüz daha bol olur.
Tuzlu yiyecekler, her ne kadar su ihtiyacını artırarak su içmeyi teşvik etse de vücuda bazı zararlar verebilir. Turşu, salamura yapılmış yiyecekler, tuzlu çerezler, şarküteri ürünleri, hazır soslar, tuzlu peynirler ve zeytinler gizli tuz oranı yüksek besinlerdir. Bu besinler eğer çok tüketilirse tuz vücuttan atılırken kemikten kalsiyum çekeceği için kemik erimesi yapabilir. Özellikle gebelik ve lohusalıkta kalsiyum ihtiyacı artar. Eğer fazla tuzlu yenirse bu durum kişinin ayrıca kalsiyum ihtiyacını artırarak kemik erimesini tetikleyebilir. O nedenle tuz oranı yüksek besinlerden kaçınmakta fayda var.


Haber7.com
Paylaş:

Uyarı

Bu sitedeki içerikler tanı ve tedavi amaçlı değil, tamamen bilgilenme ve sağlıklı kalma konusunda tavsiye amaçlıdır. Burdaki bilgilerin tanı ve tedavi amaçlı kullanılmasından doğacak sonuçlardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sağlık ile ilgili bir probleminiz olması durumunda bir doktora başvurmalısınız.

Son Yazılar

ŞİFALI TAŞLAR

Yemek Tarifleri

Follow by Email

Blog Arşivi