Kadınlar İçin, yemek tarifi,sağlık,cinsellik,çocuk,diyet,güzellik,rüya tabiri,şifalı bitkiler,şifalı taşlar,hamilelik,gebelik,evlilik

Aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aranızda gerçekten aşk var mı

Birlikte olduğunuz kişiyle aranızdaki gerçekten 'aşk mı?' İşte bu sorunun cevabını bulabileceğiniz bir kaç ipucu...

Aşık...

Yaptıklarınızla ilgileniyorsa...
Eğer işinizin nasıl gittiğini merak ediyor, onunla daha az zaman geçirebilmenize neden olacak bir terfiyi bile kabul etmenizi istiyorsa, köpeğinizin nasıl olduğunu soruyor, ders programınızı ezberliyorsa... Size aşık...

Değil...

Planları hep belirsiz ise...
Arkadaşlarıyla beraber olmak için sizinle yaptığı planları değiştiriyor ya da iptal ediyorsa... Size aşık değil...

Aşık...

Hobileri paylaşıyorsa...
Çok ilgi duymasa da, sadece sizi mutlu etmek için üç Saat süren bir operaya geliyorsa, sizinle beraber olabilmek için yaptığınız aktivitelere katılıyorsa... Size aşık...

Değil...

Hasta olduğunuzda ilgilenmiyorsa...
Morali bozuk olduğu için cumartesi öğleden sonra köpeğini veterinere siz götürüyor ve Saatlerharcıyorsanız, ama o sizin için aynı şeyi yapmıyorsa... Size aşık değil...

Aşık...

Sizi sık sık arıyorsa...
Bazen sadece ne yaptığınızı merak ettiği için, bazen işiniz, arkadaşlarınız, yaşamlarınız ya da dünyada olan bitenlerden konuşmak için, bazense sadece sizi özlediğini söylemek için arıyorsa... Size aşık...

Değil...

Gelecekten hiç konuşmuyorsa...
Bir sonraki buluşmanızdan sonrası hakkında hiç konuşmuyor, beraber bir gelecekten bahsettiğinizde konuyu değiştiriyorsa... Size aşık değil...

Aşık...

Ailesine ve arkadaşlarına hep sizden bahsediyorsa...
Ailesine ve arkadaşlarına sizi, okulunuzu, işinizi, başarılarınızı, yeteneklerinizi ve arkadaşlığınızı anlatıyorsa... Size aşık...

Değil...

İlişkinizi bir sır olarak saklıyorsa...
Sizi iş arkadaşlarıyla gittiği toplantılara çağırmıyor, arkadaşlarını hiç tanımıyor, ailesinin sizin farkınızda olduğundan emin değilseniz... Size aşık değil..
Paylaş:

Aşk acısı silinebilir mi

'Sil Baştan' filmi gerçek mi oluyor? Tıpkı o filmdeki gibi anılar siline biliyor mu?

İşte bu acı yaşanmışlıkların beyinden silinip silinemeyeceği yıllardır bilim adamlarının en önemli araştırma konularından biri. Uzman Nörolog Mehmet Yavuz, geçmişteki acı hatıraların etkisini azaltma konusunda tüm merak edilenleri anlatıyor...

Ön bellek ve ana bellekten oluşan beynimizde, önemli olmayan bilgiler ön bellekte kayıtlanır. Örneğin bir defaya mahsus gerekli olan bir telefon numarasını ön bellek 10 dakika için depolar ve daha sonra bu bilgi bir daha hatırlanmaz. Önemli bilgilerse ana bellekte depolanır. En son bilgiler en üstte, ilk öğrenilenlerse en altta kayıtlanır ve böylece hafıza katmanları oluşur. En üst katmanda depolanan en son bilgiler daha kolay hatırlanır.

TRAVMATİK OLAYLAR DEPOLANIYOR
Yaşanan acı hatıralar hem ana belleğe hem de sosyal hafızaya kayıtlanır. Sol prefrontal bölge psikolojik dünyamızın da merkezidir. Acı hatıralar aynı zamanda sosyal hafızaya da kayıtlandığı için, psikolojik ruh hallerimizi ve davranış tarzlarımızı da yakından etkiler. Bu nedenle travmatik olaylar depresyon, panik atak ya da diğer psikolojik bozukluklara neden olabilir. Bazen de sosyal hafızaya kayıtlanan acı olaylar, ana bellekte çoktan hafıza katmanlarının arasında kaybolup unutulduğu halde bedensel dille hatırlanır. Kişi, geçmişindeki acı travmayı tamamen unutsa bile sosyal hafıza zaman zaman hatırlayabilir. Böylece panik atak ya da diğer psikosomatik bozukluklar ortaya çıkar.

ACI ANILAR DAVRANIŞ BOZUKLUĞU YARATIYOR
Sadece ana belleğe kayıtlanan acı hatıralar, zamanla etkisini kaybedip unutulur ancak sosyal hafızaya da kayıtlanmışsa bilinçaltı dünyamıza da yerleşmiş olur. Olumsuz sosyal hafıza kayıtları ya sürekli bilinçli üzüntü haline ya da bilinçaltının yönettiği çeşitli davranış bozukluklarına neden olur.

PSİKOPATLARDA SOSYAL HAFIZA ZAYIF
Anti sosyal kişilik bozukluğu (psikopat) olanlarda sosyal hafıza çok zayıf olduğu için travmalardan psikolojik etkilenme yaşamazlar. Bu nedenle korkusuz ve duygusuzdurlar.

AŞK ACISI SİLİNEBİLİR Mİ?
Eğer tıbbi olarak ön frontal lobdaki sosyal hafızayı silmek mümkün olabilirse, travmatik hatıralar hatırlansa bile acı ve üzüntü tablosu yaşanmayabilir. Olay sadece hafızada olmasıyla kalır ve rahatsızlık vermez. Bu başarılabilirse, aşk acıları da tarihe karışmış olacak. Ancak burada unutulmaması gereken husus, acı hatıraların tamamen hafızadan silinmesi değil, acısız hale getirilmesidir.

ANILAR ACISIZ HALE GELİR Mİ?
Bu kısmen de olsa mümkündür. Günümüzde bilinç altını temizlemek için hipnoz, EFT, NLP, meditasyon gibi birçok yöntem kullanılıyor ancak bunların etkinliği şüphelidir. Kuantum olumlama tekniklerinin daha etkili olduğunu belirten Dr. Yavuz, bu yöntemlerin hiçbirinde beyne dışarıdan herhangi bir müdahale olmadığını vurguladı. Bilinçaltını temizlemede en etkin yöntemin Manyetik Stimülasyon, yani TMS uygulaması olduğunu hatırlatan Dr. Yavuz, bu teknikle acı hatıraları kısmen de olsa yatıştırabildiklerini belirtti.

TMS TEDAVİSİ BEYNE ZARAR VERİR Mİ?
Beynin sol ön bölgesine uygulanan TMS seansları, sosyal hafızayı resetleyerek psikolojik olarak kişiyi rahatsız etmeyecek pozisyona getirmektedir. TMS tedavisinin somut bir tedavi olup, manyetik bir aparat aracılığı ile direkt baş bölgesine uygulandığının altını çizen Dr. Yavuz bu tedavinin beyne zarar vermediğini belirterek sözlerini tamamladı.

HABERTURK.COM
Paylaş:

İlk Cinsel Deneyim Korkusu Nasıl Aşılır ?

Korku dolu ilk gece hikayeleri, ilk cinsel deneyimi kabusa çevirebilir. Korkunun nedenlerini bilerek ilk ilişki korkusunu yenebilirsiniz…
Cinsellikle ilgili korku dolu hikayeler, dini ve sosyal kurallar, insanları cinsellikten korkar hale getirebildiğinden, çoğu kişi ilk ilişki endişesi yaşıyor.

İlk cinsel deneyim, kadınlarda kızlık zarının parçalanacağı, çok büyük acı duyulacağı, oluk oluk kan fışkıracağı ilk cinsel deneyim hikayeleri, erkeklerde ‘milli olma’ mertebesine ulaşmaya, ‘erkek’ olma önemi atfedilmesinden dolayı, her iki cins için de bir korku unsuru olarak ortaya çıkıyor.

Erkekler neden korku yaşar?
Ataerkil düzenin sürdüğü her toplumda erkekler ilk cinsel deneyim korkusu yaşarlar. Çünkü bu kültür, erkeğin cinsel ilişkisine ‘erkek olma’ anlamı yükler. Erkeklerin ‘milli olması’ gerektiği, fazla sayıda kadınla cinsellik yaşamasının beklenen bir şey olduğu, yani skora dayalı bir cinsellik anlayışının hakim olduğu kültürde, cinsellikle güç birleşiyor.
Erkeklerin kadına karşı hoyratlığı, bir kadına ‘sahip olma’ yaklaşımı, bu güç kanıtlama isteğinin uzantısı niteliğindeki fanteziler aslında.

Dolayısıyla ilk ilişki, yaşanması gereken doğal bir cinsellikten ziyade, aşılması gerek bir sınav erkekler için. Akıllarına yerleşen düşünce, kendilerine verilecek olan ‘milli’ makamına ulaşma isteği sadece. Erkekler, bunun içini nasıl dolduracakları ve sürdüreceklerine ilişkin de çok büyük endişe taşırlar.

Kadınlar neden korku yaşar?
Toplum, erkeklerin evlenmeden önce pek çok kadınla birlikte olmasını olumlu karşılarken, kadınların cinsel deneyim yaşamasını evlilikten önce yasaklar. Dolayısıyla pek çok kadın için evlenmek, ilk gece korkusunun da başlaması anlamına gelir.

Çünkü o güne kadar duyduğu cinsel ilişki hikayeleri, cinsel birleşmede büyük bir acı yaşanacağı inancı, kızlık zarının yırtılmasının vajinanın parçalanması olarak algılanması; kadınların evlendiği halde cinsel ilişkiye girememelerine, vajinismus ya da cinsel soğukluk sorunu yaşamalarına yol açıyor.
Bu korku nasıl aşılabilir?
Cinsellikle ilgili kaynaklar, hep erkeklerin ne yapacağı konusunda bilgi içeriyor. Sakin olmalı, kadına yol gösterici olmalı, kadının cinsel organına, göğüslerine dokunarak onu uyarmalı gibi birtakım bilgiler veriyor. Burada kadının ancak evleneceği erkekle birlikte olması onaylanırken, bir taraftan da erkeğin yaşadığı korku görmezden geliniyor. Çünkü korku, ‘erkeklik’ kavramının içine yakıştırılamıyor aslında.
Erkeklere yol gösteren bilgiler işe yarayabildiği gibi tam tersi, kadını rahatsız edici etki de doğurabiliyor. Çünkü asıl bilinmesi gereken, cinselliğin karşı tarafla birlikte yaşandığı gerçeği. Birisinin reçetesi bir başkasına uymayabilir. Kadın ve erkek, birbirlerine göre kendilerini ayarlamayı, birbirlerini nasıl rahatlatacaklarını yaşayarak fark etmekle işe başlamalılar.

Cinsellik doğal bir olay olduğuna göre, bunu unutmadan her şeyi kendi haline bırakmak, dokunuşlardan haz almaya odaklanmak, ilk deneyimi yaşamak için rahatlamanın bir yoludur.
Cinselliği sadece cinsel organa indirgemeden, ilk deneyimini yaşayacak olan tarafa dokunuşlarla zevk vermeye çalışarak, belki cinsel birleşmeyi daha sonraya bırakarak, korkunun üstesinden gelmek mümkün.
Ne zaman tedavi gereklidir?

İlk ilişki aklınıza geldiğinde elleriniz, ayakları titiriyorsa, korkudan bayılacak gibi oluyorsanız, bu nedenle birisiyle tanışmaktan, görüşmekten, birinin size dokunmasından irikiliyorsanız, kimsenin sizinle tensel temas kurmasını istemiyorsanız, bu şekilde cinsellik yaşamanız mümkün değil. Çünkü korku, cinsellikten çok daha büyük bir sinyaldir beyne gönderilen.

İlk ilişki korkusu nedeniyle ereksiyon problemi yaşayan erkekler ya da ilişkiye hazır hale gelmeyen, vajinismus olan ve cinsel soğukluk yaşayan kadınların sayısı oldukça fazla.

Kendinizde ilk ilişkiye dair yüksek endişe belirtileri görüyorsanız ve sürekli ilişkiden kaçma eğilimindeyseniz, bir uzmandan yardım almanız yerinde olur. Psikoterapi ile ya da pskikoterapiyle eşzamanlı olarak ilaç tedavisiyle bu korkunuzun üstesinden gelebilirsiniz.
Paylaş:

Kadınlar hangi durumlarda erkeği kıskanır

Yapılan bir araştırmaya göre kadınların erkekleri cinsellik yönünden kıskandığı ortaya çıktı.

Uzmanlara göre, çoğu kez kadınlar az veya çok, erkeğin cinselliğine karşı kıskançlık duyguları besliyor. Yine uzmanlar, erkeğin boşalması ve bununla ilgili refleks hareketlerinin kadının kendi orgazmından çok daha fazla zevk verici bir şey olduğuna inandığını ifade ettiler.

Kadının cinsel soğukluğunun nedeni
Derlenen bilgilere göre, bazı psikoanalizciler, dişinin karakter özelliklerini, kadının erkek cinselliğine karşı duydukları kıskançlıkla bağdaştırıyor. Bunlar çok fazla belirgin duruma geldiğinde, kadının cinsel soğukluğunun nedenini bu kıskançlıkta buluyor.

Çoğu kez ortalama kadının az veya çok, erkek cinselliğine karşı kıskançlık duyguları beslediğinin belirlendiğini anlatan uzmanlar, "Bazıları ise erkeği cinselliği yüzünden kıskanır. Çünkü erkek cinselliğinin cinsel ilişkide daha büyük avantajları vardır" dediler.

Bununla birlikte erkeğin boşalması ve bununla ilgili refleks hareketlerinin kadının kendi orgazmından çok daha fazla zevk verici bir şey olduğuna inandığını kaydeden uzmanlar, "Birçok kadının cinsel organları birleşmiş durumda cinsel birleşim sırasında hareketsiz kalmaları ve eşlerinin boşalmasından sonra orgazma ulaştıklarında, kocalarının uzun zaman içlerinde kalmalarına direnmeleri işte bundandır. Daha deneyimli kadınlar, bu bilinçaltı isteklerini leğen kaslarını ustaca hareket ettirmekle tatmin eder" diye konuştu.
Paylaş:

Yaşadığın Gerçek Aşk mı?

Aşk gözünü nasıl açmalı;)Aman dikkatli ol! 14 Şubat Sevgililer Günü diye kendini kaptırma, gözlerini bozma:) Unutma, aşk sadece gözlerimizi kör etmiyor, aynı zamanda şaşı yapıp çift de gördürüyor; net bakış açını yok edip astigmat da yapıyor. Bak, aşk bize neler neler ediyor.

Aşkın Gözü Astigmattır
Eğer, hayata karşı bakış açındaki netlik bozulduysa...

Aşk, bazılarının gözünde şekil bozuklukları oluşturur, dolayısıyla hiçbir şeyi net göremezsin. Örneğin...

* Belki de önceden hiç de yakışıklı bulmayacağın bir tip, şimdi sana dünyanın en yakışıklı çocuğu gibi gözükür. İnsanlar yanına yakıştırmasalar bile onları takmazsı. Bu çocuğun şekli şemali, boyu posu yaşı başı sana hiç de rahatsızlık vermez.
* Önceden nefret ettiğin hayat, şimdi tozpembedir. Herkes güzel, herkes iyi, her şey mükemmeldir. Bulutların üzerindesindir. Dünyada kötü, çirkin hiçbir şey yoktur!
Net görmek için: Biraz gözlerini açman gerekiyor. Net görebilmek için çevrendekilerin sözlerine kulak kabartmalısın belki de. Sana doğru görüş açısı kazanmanda en çok
arkadaşların yardımcı olabilir.

Aşkın Gözü Şaşıdır

Eğer, her zaman, her yerde sürekli mütemadiyen onu görüyorsan...
Karşıdan gelen adam, otobüsteki arkası dönük çocuk, evin önünden geçen baban yaşındaki adam... Herkes, herkes ona benzer! Gözbebeklerinde hep o vardır! Çevrendekiler, daha doğrusu seni her gören, aşkın seni şaşı ettiğini, tuhaf bakışlarından, Leyla tavırlarından hemen anlar. Artık bir uzaylı gibi görünürsün gözlere! Her yerde onu gördüğün için, sersem sersem ortalarda gezinirsin. İnsanlar senin bu halini oldukça komik bulurlar. Ama zamanla bu durum acınası bir hal alır. Çünkü şaşılık ilerledikçe, sevimli görüntün rahatsız edici olmaya başlayabilir. Ve herkes senin bu derdine derman bulabilmek için uğraşmaya başlar.
Net görmek için: Vah vah, pek fena, demek aşk seni şaşı etti:) Yapman gereken ne biliyor musun? Göz egzersizleri yapmak! Bakış açını ona sabitlemek yerine, gözlerini arada bir arkadaşlarına, ailene ve çevrendekilere çevirmek ve gözlerini ondan almak!

Aşkın Gözü Miyoptur

Eğer, ilişkiniz yakın mesafeden iyi, uzak açıdan pek de parlak gözükmüyorsa...
Tutku, aşk, sevgi, hepsi mevcut, her şey süper! Ama sadece yakın açıdan! Gel gelelim, uzaktan baktığında, bu çocuk senin geleceğini bulandıran, hayatında yer almaması gereken biri. Neden mi? Beraberken mutlusunuzdur, ama yanından ayrıldığı an ortadan resmen kaybolur. Günlerce ortaya çıkmadığı bile olur! Aramaz, sormaz, ne desen, ne yapsan seni takmaz! Fakat, ne zaman keyfi gelir, seni aramaktan çekinmez. Arar, buluşma taleplerini dile getirir, hatta icabında yalvar yakar bile olur. Sen de dayanamaz ve onunla görüşmeye zaten dünden razı olduğun için hemen buluşursun. Ve bu böyle sürer, gider. O çağırır, sen gidersin! Aslında gerçekleri bal gibi bilirsin de, nedense bir türlü görmek istemezsin. Biraz uzaklara bakabilsen, bu ilişkinin bir geleceğinin olmadığını ah bir görebilsen! Ama aşk işte, göremezsin!
Bunun yanında aşk miyoplarında bulanık görüntüye sebep olan birkaç durum daha vardır.
Aile problemleri: Ailen onu ya da onun ailesi seni istemiyor olabilir. Bu durumda geleceğiniz pek de parlak gözükmez.
Eğitim problemi: Kültür seviyesi sana uygun değilse, zamanla aranızda sorunlar
çıkabilir.

Çapkınlık hadisesi: Daha önceden çapkınlık sabıkası varsa ve yapmaktan vazgeçmeye niyeti yoksa, onun kısa dönemli aşkların adamı olduğunu hatırla.
Net görmek için: Tavsiyemiz, sana geleceği göstermeleri için lens ya da gözlük görevindeki arkadaşlarından uzak kalmaman. Hatta, lazerle gözlerini çizdirmen ve kökten bakışlarını tekrar netleştirmen de gerekebilir.

Aşkın Gözü Hipermetroptur
Eğer, önünü, yakın mesafeyi göremiyor; sadece ilerisini, geleceği görmek için çabalıyorsan... Bugünü yaşayamayan, elinde olanların kıymetini bilemeyenlerin hastalığıdır, aşk hipermetrobu! Onlardan biri olup olmadığını nereden mi anlarsın?

* Gelecek için tasalanırken, gözlerinin önündeki mutluluğu göremeyen akıllılar vardır ya hani, işte onlar, bunlar! Akıllara zarar göz bozuklukları sebebiyle, ellerindeki aşkı tam anlamıyla yaşayamaz ve sürekli şüphe içinde ortalarda gezerler.
* Oysaki, karşı taraf genellikle onlara kör kütük aşıktır! Bir dedikleri iki olmaz, ama en küçük bir anlaşmazlıkta, 'Acaba benimle ciddi düşünmüyor mu', 'Ya başka birine aşık olur, beni terk ederse' diye diye kendilerini kahrederler.
* Genellikle ileriki yaşlarda ortaya çıkar bu bozukluk. Yani ilk ergenlik döneminde aşk hipermetrobuna pek de rastlanmaz! Ama yaş ilerledikçe, aşk yaşamak için tüm koşullar uygun olsa bile, bunların kaygıları yakın mesafeden kendini göstermeye devam eder.
Net görmek için: 'Ölü Ozanlar Derneği' filmini izlemiş ya da kitabını okumuş muydun? Orada geçen bir 'Carpe Diem' sözü vardı hani! Haydi, sen de durma, 'gününü yaşa!' Kaygılarından uzaklaş ve bugünün, şu an yaşadığın güzel duyguların tadını çıkar. Yarın bir gün tasalanman gerektiğinde o zaman dertlenirsin. Bugüne yazık değil mi şimdi, yok yere onu harcıyorsun?

Aşkın Gözü Kördür
Eğer kör kütük aşıksan, ondan başka hiç, ama hiçbir şey görmüyorsan...

Aşk efendi, sen ise bir kölesin. Kalbin, beynin, duyguların, aşkın boyunduruğu altında. Efendin aşk, bak sana neler eder!


* Onun negatif yanlarını asla görmezsin. Sonradan `aman Allah`ım, ben bunları nasıl göremedim` diyeceğin o kadar çok şeyi, görmezden gelirsin ki! Kim ne derse desin, o mükemmeldir. Senden başkasına bakmıyor, senden başkasını sevmiyordur! Biri aksini söylese, sizi kıskandığını bile düşünürsün.
* Günün 24 saati onunla olmak ister, sürekli beraber olduğun arkadaşlarını bile unutursun.

Net görmek için: Tedavisi en zor göz bozukluğu, körlüktür! Körlük sürecinde yapacağın hatalar sana pahalıya patlayabilir. Sonradan pişman olacağın şeyler olabilir bunlar çünkü. Gözün kör ya hani, fark etmezsin bile! Bu yüzden çok dikkatli olmalısın. Örneğin, cinsellik de dahil olmak üzere hiçbir isteğine, sırf seni bırakmasın diyerek boyun eğmemeli, onun için tüm paranı feda etmemeli, arkadaşlarını unutmamalı, fedakarlığın dozunu kesinlikle abartmamalısın.

Paylaş:

Yakınlaşmayı Siz Başlatın

Yeni tanıştığı ve hoşlandığı bir erkeğe karşı hep çekinceli davranması söylenmiştir kadına. Aslında yakınlaşmayı kadının başlatması erkeği daha fazla heyecanlandırır. Eskiden ilk adımın kadından gelmesi olumsuz karşılanırdı. Günümüzde bunun tabu olmaktan çıktığını ve çiftlerin daha kolay iletişim kurduğunu, mutlu olduğunu görüyoruz. Biz de yakınlaşma için sizlere bir kaç öneride bulunmak istiyoruz.

Partnerinizi istediğinizi hissettirmelisiniz tabii abartısız olmalı. Yoğun duygular yaşadığınz da ilk hareketi başlatmakta sakin ve yavaşça yaklaşın, sizden uzaklaşmasına sebep olmak istemezsiniz.

Dışarıda geçirdiğiniz güzel bir akşam sonunda sizi evinize bırakacaktır, bunu çok iyi değerlendirmelisiniz ve nazikçe içki içmeye davet edebilirsiniz. Mutlaka partnerinize yakın oturmalısınız ve ona dokunmayı başlatmalısınız… yavaşça dokunun.

Partnerinizi etkilemek çok da zor olmasa gerek. Yüzünüzdeki hafif gülümseme ile ve gözlerine bakarak etkilediğinizi fark edebilirsiniz. Onu dinleyin ve konuşmalarına karşılık verin, kendisiyle ilgilendiğinizi görmesi hem çekiciliğinizi artırır hemde karşı tarafı heyecanlandırır.

Eğer kısa süreli sessizlikler olursa, konuşacak birşey bulamadığınızı düşünerek vakit kaybetmeyin. Sessizlik sürecinde yakınlaşma için fırsat doğmuştur size, iyi değerlendirmelisiniz. Kısık  bir ses tonuyla biraz daha kalıp kalamayacağını sorabilirsiniz, sizin tavrınızla baştan çıkarıcı olduğunuzu düşünecektir….erkekler her zaman çok isteklidir aslında yalnız sizin sıcak tavrınızı çekici bulması gerekiyor.

Her anınızın keyifli geçmesi dileğiyle…!
Paylaş:

Kadınlar Aldatıldığını Nasıl Anlar

Kadınların kabus günlerinin başladığı günler yani aldatıldığından şüphelenmeye başladığı günlerdir. Erkekler sadece aldatmayı akıl edipde yakalanmamayı akıl etmekde aynı özeni gösterme yeteneğine sahip olmadıkları için, birde kadınların inanılmaz içgüdüsel sezgilerinin kuvveti sayesinde kadınlar başlar erkeğin hareketlerinden,tavırlarından,değişen alışkanlıklarından şüphelenmeye.

Aldatan erkeğin gösterdiği değişimler kadının aldatıldığını anlaması için gayet yeterli davranışlardır.

Erkeğin gereksiz yere abartılı, kendini dünyanın en yakışıklı erkeği sanmaya başlamasıyla değişen bir halleri,karısını kendisine yakıştıramamaya başlamaları,kendisini çok donanımlı ve kültürlü sanarak karısını aşağılamaya başlaması artık bu erkeğin canına susadığınn ilk sinyalleridir.

Kadının yaptığı önceden bayıla bayıla yediği yemekler artık ne hikmetse ya tuzsuzdur ya tatsız,önceden ne giyse yakışan karısına fazla kilo aldığından,selülitlerinin çıktığından dert yanmaya başlar.

Kendi kel olmaya yüz tutmuş başına bakmadan karısının başındaki iki üç tel beyazlamış saç, karısının artık yaşlanmaya başladığını düşündürür.

Cep telefonunu eve girdiğinde ya sessizdedir ya da mesajlar bölümüne şifre konulmuştur.Vakitli vakitsiz cevapsız çağrılar gelmeye başlar.Kadın ”kim bu çağrı atıp duran”dediğinde cevap ya Ahmet beydir, ya inşattçı Mehmet beydir, ya kaloriferci Ali beydir, ya boyacı Veli beydir.Kontrol edin telefonunu ne hikmetse bu cevapsız çağrılar hep erkek ismiyle kayıtlı kişilerden gelir. Mesajlarına şifre koymayı unuttuğu birgün bu erkek isimli kişilerden birinden yanlışlıkla ! dün gece çok güzeldi gibi bir mesaj gelme ihtimali yüksektir.

Birden bire çok çalıkan, azimli bir koca olan erkişi ! her akşam artık mesaiye kalmaya başlar.Araştırılıdığında onan başka mesaisi olan yoktur, yazık tek başına bütün işleri o idare ediyodur.

Ceplerinde alışveriş fişlerini gördüğünüzde eve hiç gelmemiş, size hiç alınmamış bir takım hediyelik eşyalar,yüzükler,mücevherlere ait fişlere rastlayama başlayabilirsiniz. Eve gelen kredi kartı ekstraları nedense artık ya postada kaybolmaya başlar,ya da birden bire iş yeeri adresine gitmeye başlar.

Cinsel hayatınız kocanızın çooook yorgun olmasıyla, çok çalışmasıyla sekteye uğramıştır. Artık bir cinsel hayatınız yoktur.Ya da açık vermemek için eskisine nazaran daha aktif bir cinsel hayatınız başlamıştır.

Velhasıl bunlar gibi birçok örneği sıralamak mümkün .Hiçbirini hiç bir kadın tabiri caiz ise yutmaz, sadece çok mecbur olduğu durumlar varsa sineye çeker.Nasıl olsa birgün hepsibi burnunuzdan fitil fitil getirecektir.
Paylaş:

İlişkide Dürüstlüğün Önemi

Erkekler, beğendikleri ve hoşlandıkları kadını etkilemek için türlü yolları denerler. Yalnız bu çabalar arasında nedense dürüst davranmayı hiç düşünemezler. Dürüstlük birazda kişilikleriyle ve niyetleriyle ilgilidir aslında. Erkekler kişilik yapıları gereği gerçek niyetlerini hep saklarlar, ortaya çıktığında ise ya uzaklaşırlar ya da yine türlü yalanlarla örtbas etmeye çalışırlar. Tüm erkekler için geçerli olmayabilir bu yazılanlar, belki genelleme yapmanın yanlış olduğu da düşünülebilir, yalnız şu da unutulmamalı ki dürüstlük erkeklerde çok nadir rastlanan bir durumdur.

Partner olarak seçtikleri kişiye nasıl davranmalılar… İşte erkeklere bir kaç öneri:

Fikirlerini yorumlayın: 

Erkekler kadınların genelde şakadan anlamadığını düşünürler ve kişilikleri ya da yeteneklerini göz önünde bulundurmaz sadece güzellikleri yönünde iltifat etme çabalarına girişirler. Tabii ki kadınlar güzelliklerine de önem verirler yalnız unutulmamalıdır ki kadınlar zeki olduklarının bilinmesini ve dile getirilmesini daha fazla önemserler.

Teşvik edin: 

Şaka yapmaktan kaçınmamalısınız yalnız kadınların kilolarını asla şaka konusu yapmamalısınız. Partneriniz türlü yolları denediği halde kilo veremiyor da olabilir, bu durumda ona destek olunmalı ve yine iltifat etmeyi ihmal etmemelisiniz. Kilolar ile ilgili asla yalan söylemeyin. Sizin desteğiniz çok daha fazla etkilidir.

Onunla seyahat edin: 

Erkeklerin erkek arkadaşları ile seyahat planları kadınları hep rahatsız etmiştir. Siz de partnerinize erkek arkadaşlarınızla kısa tatil planlarınızı söylerken dikkatlice ifade etmeye çalışın, kırılmasını istemezsiniz değil mi?

İsteklerinizi söyleyin: 

Kadınlar, erkeklerin kendilerini dinlemesini isterler. Siz de partnerinizi dinlemeye çalışın, bu konuda bencil davranmak ilişkinizi zedeleyebilir. İyi bir sevgili, eş ve baba olmak için önce dinlemelisiniz. Elbette bu sayede daha uzun süreli ve sağlıklı bir ilişki sürdürmeniz her ikiniz açısından da mümkün olabilir. Çiftler ne şekilde daha mutlu olduklarını ve olacaklarını söyleyebilmeliler. Belki tüm beklentileriniz karşılanmayabilir ama bu durum karşı taraf için de geçerlidir.

Kıymetinizi anlasın: 

Erkeklerin başarıları ardında hep bir kadın vardır. Yalnız nedense bu pek dile getirilmez. Oysa eşinize bunu söylediğinizde, takdir edildiğini bildiğinde ne kadar da mutlu olacaktır. Bildiğinizi ona hissettirin ve dile getirin.

Her fikre katılmayın: 

Sevgilinizin her fikrini doğru ya da yanlış onaylamak da her zaman doğru olmayabilir ama kendi düşüncelerinizi kadınlara empoze etmekten vazgeçin. Onun fikirlerine saygı duymalı ve kendisine de göstermelisiniz. Aksi takdirde fikir çatışmaları kaçınılmazdır.
Paylaş:

İlişkinin Biteceğini Erkekler Nasıl Belli Eder?

Hiç kimse ani ve beklenmeyen bir ayrılıkla karşılaşmaz. Özellikle erkekler ilişkilerini bitirmek istiyorlarsa üzerlerinde anlamsız bir gerilim olur ve bunu size birçok tavırla belli ederler. Bu tavırların neler olduğunu bilirseniz ilişkinizi kurtarmak isteyebilir ya da erkek arkadaşınızın işini kolaylaştırabilirsiniz. Peki, erkek arkadaşınız sizinle ayrılmak istiyorsa bunu nasıl anlarsınız?

 İşte size birkaç tüyo;

İlgisiz Davranıyorsa

Yemeğe çıktınız, siz sürekli bir şeyler anlatıyorsunuz fakat o genel olarak ya etrafına bakıyor ya da telefonuyla oynuyor. Bunun anlamı artık sizi dinlemek istemediği. Sevgiliniz muhtemelen o esnada sizden nasıl ayrılacağını planlıyor.

 Bir de siz ona ilgi gösterdikçe onun sizden daha çok kaçma durumu var. Siz neyin var, benimle neden ilgilenmiyorsun dedikçe o “hiç” diyerek kaçıyorsa, o kaçınılmaz cümleyi kurmasına az kalmış demektir.

 Eğlence Anlayışını Kaybettiyse

Eskide her söylediğinize gülüyor ve yaptığınız espriler onun çok hoşuna gidiyordu. Fakat şimdi siz bir şaka yaptığınızda eskisi gibi şakalarınıza gülmüyorsa, her zaman anlattığınız fıkralar karikatürler artık ona sıkıcı geliyorsa, komik anlarda farklı ve ani tepkiler veriyorsa ilişkinizin bitme zamanı yaklaşıyor demektir.

Fikir Ayrılıklarına Düşüyorsanız

İlişkinizin başlarında verdiğiniz kararlar mutlaka ortaktı veya birbirinizin görüşüne saygı gösteriyordunuz. Ama artık ayrı fikirler ortaya attığınızda sonuca bağlanamıyor ve tartışmaya başlıyorsanız kaçınılmaz sona yaklaşıyorsunuz.

Çevresinden Etkileniyorsa

Her çift ilişkilerinin ilk aşamasında gözlerini ve kulaklarını dünyaya kapatır. İlişkileri veya partnerleri hakkında ne kadar çok yorum yapılırsa yapılsın duymazdan gelirler. Eğer bir erkek ilişkisini bitirmeyi planlıyorsa artık çevredeki insanların yorumlarına dikkat etmeye başlar. Özellikle en yakın arkadaşlarının yorumları çok daha fazla önem kazanır.

Artık Kavga Etmiyorsanız

Kavga etmeyi her ne kadar sevmesek de bir ilişkinin tuzu biberidir tartışma. Genellikle tartışmalarımız da kıskançlıklar, pembe yalanlar, giyim tarzı ve yakın arkadaşlıklar yüzünden olur. Eğer erkek arkadaşınız artık yaptığınız hiçbir şeye sinirlenmiyorsa bu artık sizden vazgeçmiş anlamına gelmektedir.

Bekâr Arkadaşlarına Özeniyorsa

Aklında sürekli bekâr erkek arkadaşları ile bir yerlere gitme planı varsa, onların hayatına özeniyorsa ve onları gıpta ile izliyorsa eski hayatını özlüyor olabilir. Erkekler yapı itibari ile özgürlüklerine düşkün oldukları için ciddi bir ilişki onlara ağır gelir. Eğer bu ilişkinin sorumluluğu altında ezilirlerse kaçmaya meyledeceklerdir.

Farklı Hobiler Edindiyse

Partnerinizin hayatı boyunca hiç ilgi duymadığı bir hobiye birden bire ilgi göstermeye başlaması da bir ayrılık göstergesidir. Psikolojik olarak çıkmazda olan insanlar hayatlarına renk katmak için farklı uğraşlarla ilgilenirler. Tabii erkek arkadaşınız kendini yeni bir ilişkiye de hazırlıyor olabilir. Yeni partnerinin hoşlandığı müzikleri dinlemeye başlamış olabilir veya yeni partnerinin hoşlandığı sporları yapacak olabilir. Farklı arayışlar içine girmiş bir erkek artık var olan düzeninden hoşlanmıyor demektir. Bu duruma göre ilişkinize her an bir son verebilir.
Paylaş:

Eski Sevgiliden Dost Olur mu?

Bitmiş aşkların sonundaki ortak soru… “Arkadaş kalabilir miyiz…?”

“Bari” arkadaş kalmak, ilişkiyi tamamen bitirmemek aslında, beynen bile olsa…

İlişki bitti, bir şekilde taraflardan biri ve ya ikisi birden ortak bir karar aldı ve artık sevgili olunmayacak… Peki ya arkadaş… dost kalabilecekmiyiz ? Onca yaşanmışlık var arada. Hepsini bir kalemde silmektense, arada görüşüp, bir kahve içip… eski güzel günleri yadetsek…?

Madem bir kahve içip, gülüp, eğlenecek kadar anlaşıyordukta, neden ayrıldık…? Anlaşamadığımız konular vardı…

O konulardan bahsetmeyecek miyiz ? Yoksa onlarda anlaşır mı olduk ayrılınca…?

Gelin dürüst olalım !
Eski sevgiliden dost olmaz… olamaz.
Eski sevgili ile içilen kahve, ya ona ne kadar mutlu olduğunuzu göstermek için bir fırsat. Ya da onu özlemişliğinizdendir… kendinize bile itiraf edemeseniz de..

Onca insan duruken, o mu kaldı yani dostluk kurmak için…?
Hiç mi acıtmayacak, hayatına giren yeni insanlardan bahsettiğinde…?

Her ilişkiyi kendi başına değerlendirmek lazım.
Hayatımıza biri girdi, sevdik, sevildik, seviştik… bitti, ayrıldık… Artık onu başka bir insan yerine koyamayız, yaşadıklarımız hiç yaşanmamış gibi davranamayız, bambaşka bir kimliğe sokamayız.
Ona sanki daha önce sarıldığımız insan değilmişte; bizi anlayan, dinleyen, derdimize, mutluluğumuza tarafsız yaklaşan bir dost gibi bakmasını bekleyemeyiz, aynısını bizde yapamayız.

Eski sevgiliyi dost yerine koymak, onuna zaman geçirmek… sizce yeni ilişkinize derinden edilmiş bir ihanet sayılmıyor mu…?

Papatya Somer
Paylaş:

Erkekler ne zaman aldatmaz….

Bunun cevabını bulabilmiş bir kadın varsa…onunla tanışmak isterim…!
Hatta bunun cevabını bilen bir erkek bile yok bence…!

Binlerce defa konuştuk bu konuyu, defalarca ahkam kestik… bir sonuca ulaşabildik mi? Hayır hiç sanmıyorum…
Şimdi bu yazı bu konuda bir sonuca ulaştıracak mı bizi… Keşke…!

Erkek- kadın faklılıkları, biyolojik getiriler, şunlar bunlar… o kadar çok etken (bahane) var ki buna, hangi birinden bahsetsek acaba…?
Hangi biri bu sarılamayan yaralara ilaç olabilir…!

Mutlu bir beraberliği olan erkekler, deliler gibi aşık olan erkekler, beraber olduğu kadını büyük emekler sonucunda elde etmiş erkekler bile, bu kadınlara ihanet ediyor..
Yalansa, yalan deyin beyler…!
Erkekler için bahaneye çok ihtiyaç yok aslında ama onlara sorarsanız en başlarda sıraladıkları bir kaç şey var elbette…
Kendime güvenimin yerine gelmesi için…
Hayatımdaki kadın çok dırdırcı olduğundan…
Beni zaten kıskanıyor, bari yapayım da boşa gitmesin…
Seks hayatımız çok monoton…
Uzun süre ayrı kaldık, benimde ihtiyaçlarım var…
Çok sarhoştum…
Bilmiyorum, oldu işte…
Duygusal bir şey değil, ben seni seviyorum…

Yukarıdakilerden hangisi içimize soğuk su serper…?
a.Hiçbiri
b.Hiçbiri
c.Hiçbiri
d.Hiçbiri

Zaten aslında öne sürülen sebeplerin geçerliliği değil, ne kadar acıttığı… Nasıl hayal kırıklığına uğrattığı, uğrunda vazgeçilmesi göze alınan şeyler, yaşanan onca şey, verilen onca emek…
Beyinlerine girip sorgulamak istiyorum… gerçekten ne düşünüyor ve hissediyorlar o sırada…?
Düşünme… daha doğrusu mantıklı düşünme mekanizmaları bir anda yok oluyor… ne büyük bir lüks…!
Bu lüksün sebebi de kadınlar aslında, bunu da kabul edelim. Biz kadınlar onların bu lüksünü destekleyici halimizden vazgeçmediğimiz sürece, şikayet etmeye ne hakkımız var…!
Erkekleri anlamak, onları daha çok mutlu etmek için okuyoruz da okuyoruz… çabalıyoruz da çabalıyoruz…
Bilmem hiç şöyle bir erkek ile karşılaştınız mı ?….elinde kadınlar, ilişkiler, kadın ruhu falan gibi bir kitap olsun…
Etrafındaki erkeklerden “kılıbık” damgası yeme riskini göze alabilecek bir erkek gördünüz mü ki, okuyanı göresiniz…?

Belki bu yazı erkeklerin hoşuna gitmeyecek… zira kimseyi övmek ya da yüceltmek değil niyet…
Sorgulamadan duramadıklarımız listesinde baş sıralarda olan bu soruyu bir defa daha yazmak istedim…
Ama şu kadar cümle kurdum, hala “neden” yok ortada…

ÇÜNKÜ ASLINDA bazen gerçekten HİÇ BİR NEDENİ YOK…!
Evet, acı ama bu bir gerçek…
Eğer reenkarnasyon var ise, tek dileğim “erkek” olarak gelip en azından “hmmm demek bu yüzden böyle davranıyorlarmış…” demek…!
Papatya SOMER
Paylaş:

Aldatma ve Yüzleşme


İhanete uğrayan, kendisini aldatan kişiyle nasıl yüzleşecek?
Önce 10'a kadar sayıp derin nefes alın. Ne yapacağınızı planlamadan onun karşısına çıkarsanız sadece kendinizi üzersiniz. Bir kere ihanet yüzleşmesinden sonra atacağmız adımı iyi tespit etmelisiniz. Onun yüzüne gerçekleri haykırdıktan sonra terk edecek misiniz? Ya da oturup sakin sakin onun size vereceği cevapları mı dinleyeceksiniz? Sizden özür dilemesini mi bekleyeceksiniz? Bunların hepsini düşünmeniz gerekiyor. Bir kez yüzleştikten sonra geri dönüşü olmayan bir yola gireceğinizi hiç unutmayın. O yüzleşme anından sonra bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Buna ruhen hazır olmalısınız. Karşınızdaki insan elbette bir takım bahaneler sunacaktır size. Ya da yalanlamaya çalışacaktır. Bu yüzden kanıtlarınız çok sağlam olmalı. Kulaktan dolma bilgilerle, dedikodularla ihanet yüzleşmesi yapılmaz.

Hazır hissetmiyorsanız, erteleyin!
Böyle bir yüzleşmeye kendinizi hazır hissetmiyorsanız birkaç gün erteleyin. Ama elbette sevgilinize aranızda bir sorun olduğunu ve bunu çok yakında konuşacağınızı söyleyin. Bu sürede de kendinizi dinleyin. Yapmak istediğiniz şeyin ne olduğuna karar verin. Daha önceki ilişkinizde de aldatıldıysanız bir ikinciyi atlatmanın çok zor olacağını sakın unutmayın. Bazı insanlar, ayrıldıkları zaman çekecekleri acıyı düşünüp ihanete uğrasalar da bununla yüzleşmezler. Aslında bu yanlış bir davranış şeklidir. Çünkü sevgilisi “Nasıl olsa anlamıyor” diyerek aldatmaya devam edecek ve acısını katlayacaktır. Yüzleşerek aptal olmadığınızı gösterirsiniz. Sizi aptal yerine koymasını engellersiniz. İhanet sineye çekilecek bir şey değildir.

Bir kez aldatan yeniden aldatır mı?
Kişi aldatmanın sonucunda acı çekmiş, gerçekten pişman olmuş, büyük kayıplar yaşamışsa, bir daha aldatma olasılığı düşüktür. Çünkü yaşadığı deneyim çok ağırdır. Bunu bir daha kaldıramaz. Aldatan kişinin pişman olup olmadığını nasıl anlayacağız? Bu öyle hemen anlaşılacak bir şey değildir. Uzun süre gözlemek durumundayız. Davranışlarım, yaklaşımını, sözlerini tartmak zorundayız. Pişmanlığı yaşamının her alanına yayabiliyorsa bunu zaten anlarsınız. Ama “Dostlar alışverişte görsün” misali bir pişmanlık söz konusuysa bunu da zamanla anlarsınız.

Aldatmanın bir cazibesinin olduğu gerçek. Aldatmayı alışkanlık haline getirenler de vardır. Yani aldatmadan duramayanlar. Bu tür insanlar affettiğiniz zaman sizi yine aldatacaktır. Aslında benim önerim şu: Bu tamamen size kalmış bir şey. Kendi yüreğinizin sesine kulak verin. Aldatmayacağına inanıyorsanız buyurun devam edin. Ama şüpheleriniz varsa hiç başlamayın.
Paylaş:

Ayrılmak istediğimi nasıl söyleyebilirim?


Aşk her zaman istediğimiz gibi yürümüyor. Bazen ilişkinin bitmesi gerektiğini görüyoruz ama o son adımı atmaya cesaret edemiyoruz. Bizi engelleyen en büyük şey, karşımızdaki insanı üzme ve kırma korkusu. Bu yüzden istemediğimiz ilişkilerin kahramanları oluyoruz. Bu bize çok fazla sıkıntı veriyor. Birini üzmeyelim derken kendimizi üzüyoruz. Ayrıca ona karşı da samimi davranmıyoruz. Zor olacak, çok zor olacak ama ayrılacaksınız. Ayrılma fikri bu kadar yakınsa size, bu işin dönüşü yok artık. Bir kere bunu kabullenmek zorundasınız. Bahaneler üretmenize de gerek yok. Neden ayrılmak istediğinizi belirleyip bunu ona açıkça söylemek durumundasınız. Sevmiyorsanız sevmediğinizi, beğenmiyorsanız beğenmediğinizi söylemelisiniz. Hatta, ortada hiçbir neden yokken bile “Ben bu ilişkiyi yürütemeyeceğini” deme hakkına da sahipsiniz. Bilin ki, herkes kendi tercihini yaşar. Herkes kendi hayatından sorumludur.

İş ayrılma noktasına gelmişse, o andan itibaren geçmişi kurcalamanın, “Geçmişte sen de şöyle yapmıştın” diye söylenmenin hiçbir faydası yok. Ayrılmak, karşınızdaki insan için yeterince kırıcı olacaktır zaten. Bu yüzden ayrılık konuşmasını yaparken kırıcı sözler kullanmayın. Dümdüz neyi istediğinizi ya da neyi istemediğinizi söyleyin. Böylece her şey çok daha çabuk biter. Ayrılacağınız kişiye “Sen çok iyi bir insansın… Benden iyilerine layıksın” gibi eski Türk filmlerinde kalmış klişe sözcükleri kullanmaktan kaçının. Buna kimse inanmaz!

Nerede konuşmalı?
Öncelikle ayrılık konuşması kalabalık içinde yapılmamalı. Böylesi o insanın gururunu kırar. Kendinizi onun yerine koyun. Aynı durumda siz olsaydınız bu hoşunuza gider miydi? Çok sayıda insanın bu ayrılığa tanık olmasını ister miydiniz? Mümkünse sadece ikinizin olduğu bir ortamda, değilse çok sakin bir kafede ya da parkta bu konuşmayı yapmalısınız. İlişkiniz bitmiş olsa da unutmayın ki karşınızdaki insanın bir kişiliği ve gururu var. Ayrıca, telefonla, maille, mektupla ya da başka herhangi bir iletişim kanalını kûlanmamalısmız. Bu konuşmayı mutlaka yüz yüze yapmalısınız. En azından bunu hak ediyor öyle değil mi?

Kararlı davranın
Ayrılmayı kafanıza koymuşsanız, ayrılık konuşmasını yaparken “Belki bir gün bir yerde…” gibi umut verici cümleleri sakın kullanmayın. Siz bunu onu üzmemek ya da daha fazla kırmamak adına yaparsınız ama karşınızdaki insana boş yere ümit vermiş olursunuz. Bu konuşmadan sonra o da anlamalı ki, bu ilişki bitti. Bu yüzden konuşmayı fazla uzatmanın anlamı yok. Son bir şey daha var. İlişki bittikten sonra bir süre onunla aynı ortamlarda olmamaya özen gösterin. Sizi görmek, hele hele yeni sevgilinizle görmek onu çok fazla üzecektir.
Paylaş:

Erkekleri etkilemenin yolları


Her derdimizi bitti bu makalemizde tek derdimiz olan erkekleri etkilemenin yollarına değineceğiz:

Espri yapın:

Erkekler, pratik zekâlı kadınlara bayılırlar, tabi egolarını yenmiş erkeklerden söz ediyoruz. Bu yüzden pratik zekânızı kullanarak kaliteli espriler yapın.

Doğal olun:

Kendiniz gibi olun. Birçok erkek birbirinin aynı, özentili, yapmacık kızlardan hoşlanmaz. Neyseniz onu gösterin, abartılı makyajlardan, size yakışmayan kıyafetlerden uzak durun. Kendinize has konuşmanız, giyim tarzınız, saç stiliniz, makyajınız olsun.

Cool olun:

Erkekler telaşe memuru kadın tiplerinden hoşlanmazlar, hatta çoğu komik bulur fazla telaşlı kadınları. Kendinizi küçük duruma düşürecek fazla aceleci, fazla telaşlı hallerinizi bırakın. Gayet sakin, rahat tavırlar sergileyin.

 Temiz olun:

Kişisel temizliğinize özen gösterin. Jöleye ya da spreye boğulmuş saçlar yerine temiz şampuan kokan fönlü saçlarınız olsun. El ve ayak bakımınıza özen gösterin. Yarısı çıkmış ojeleriniz, manikürü çoktan gelmiş elleriniz olmasın. Epilasyon günlerinizi ertelemeyin.

Makyajı abartmayın:

Makyaj yapmakla boya fıçısına düşme arasındaki ince çizgiyi koruyun. Yüzünüze dokunduğu anda elleri pudra fondöten içinde kalmasın, rujunuzu seçerken acı bir tadı olan rujlardan uzak durun. Yüzünüzün ifadesini değiştirecek kadar allı pullu bir makyaj yapma hatasına düşmeyin.

Kıyafetlerinizi taşımayı bilin:

Mini etek giymeyi seviyorsanız oturup kalkmasını bilin. Bacaklarınız kötü ise mümkünse mini etek giymeyin son derece şık kot veya keten pantolonlar var. Küçük göğüslere sahip bir bayansanız 95 beden sutyen takarak büyük göğüslere sahip imajı vermeyin. Zira sonra da içi boş sutyenle karşılaşmak erkek de dumur etkisi yaratabilir. Küçük göğüslü bayanlar içinde son derece şık gösteren straples badiler var, hem şık bir görünümüz olur hem de sonradan hayal kırıklığından şok girmiş bir erkekle karşılaşmazsınız.

Dekolteyi abartmayın:

Dekolte her erkeğin ilgisini çeker ancak tümüyle kendinizi sergilemekten vazgeçin. Her zaman merak uyandıracak kadar kapalı bir yerleriniz olsun. Seksi görünmek çıplak gezmek demek değildir.

Doğru parfümü kullan:

Arkadaşınızda gördüğünüz ve beğendiğiniz parfümün aynısını gidip almaya kalkmayın. Her parfüm her bedende farklı kokar. Bu yüzden kendi ten renginize kendi bedeninize uygun bir parfüm alın ve mümkünse parfümünüzü temiz bedene sıkın. Ayrıca kaliteli parfümü bir kere sadece bir noktaya bile sıkmanız yeterlidir, bu yüzden parfümü boynunuza, yüzünüzü, göğüslerinize, göbeğinize gibi en olmadık yerlerinize sıkmaktan vazgeçin. Zira her erkek güzel parfüm kokusunu almaktan hoşlanır ancak hiçbir erkek parfümün tadına bakmak istemez. Bilmem anlatabildim mi?

Göz temasını kesmeyin:

Konuşurken havaya, gelene geçene, çiçeğe böceğe bakarak konuşmaktan vazgeçin. Karşınızdaki erkeğin gözlerinin içine bakarak konuşun ve göz temasını asla kaybetmeyin.

Bütün kartlarınızı açık oynamayın:

Daha ilk günden doğduğunuz günden bugüne kadar olan her şeyinizi anlatmaktan, bütün sülalenizin kimlik bilgilerine varana kadar anlatmaktan vazgeçin. Hem birazcık gizemin kimseye zararı olmaz, hem ikinci görüşmenize konuşacak bir şeyleriniz kalsın değil mi?

Dinlemesini öğrenin:

Konuşmaya nasıl bayılıyorsanız dinlemeye de özen gösterin. Karşınızdaki erkeğinde bir dili olduğunu ve söyleyebilecek bir şeyleri olma ihtimalini unutmayın.

Kahkalarınızı ayarlayın:

Şen kahkalar atacağım diye delirmiş bir kadın imajı çizmeyin. Kahkalarınız 3 kilometre öteden duyulmasın.

Kendinize güvenin:

Hiçbir erkek kendine güveni olmayan kadına saygı duymaz hele sevgi hiç duymaz belki merhamet duygusu öne çıkabilir. Kendinize olan güveninizi her fırsatta gösterin ancak ukala bir görüntü verecek kadar abartmayın.
Paylaş:

Erkeklerin Nefret Ettiği Kadın Tipleri


Erkek arkadaşınızın ya da kocanızın her geçen gün sizden biraz daha uzaklaştığını fark ediyorsanız önce kendiniz de bir sorun olup olmadığını düşünün. Belki de bilmeden yaptığınız bazı hareketler onu sizden uzaklaştırıyor olabilir. Bu yüzden önce kendinizi biraz denetleyin. Kendiniz de hakikaten bir kusur bulamadınız mı? O zaman miadı dolmuştur onun bırakın gitsin yoluna. Yenisine sağlık…

Cinselliği silah olarak kullanan kadınlar

Kendi üstünlüğünüzü korumak için cinselliği silah olarak kullanmayın, unutmayın sevgilinizin ya da kocanızın cinselliği yaşayabileceği tek kadın siz değilsiniz. Hatta alternatiflerin sayısı çok fazla, zorla başkalarının eline atmanın anlamı yok.

Dır dır eden kadınlar

Cümlelerinizin sonuna nokta koyarak arada susmayı bilin. Hem siz dinlenmiş olursunuz hem kocanız ya da sevgiliniz ne dediğinizi idrak etmesi için zamanı olur. Zira siz otomatiğe bağlamış halde ardı ardına hiç susmadan dır dır konuşurken kocanız sessiz sesiz duruyorsa sakın sizi haklı bulduğu için ses çıkarmıyor sanmayın. Beyni uyuştuğu için artık tepki vermiyor. Kendine geldiği an ilk işi gitmek olacaktır. İkinci bir olasılık da fazla sözün hükmü olmadığı gibi sürekli konuştuğunuz için artık sizi kaile almıyor ve hiç tepki vermiyor olabilir.

Alışveriş delisi kadınlar

Elinden tutulup, zorla o dükkân senin bu mağaza benim, karış karış dolaştırılan erkeklerin surat ifadelerine hiç dikkat ettiniz mi? Hiç birinin mutluluktan yüzünde güller açmıyor değil mi?

Durmadan ağlayan kadınlar

Duygusal kadını her erkek sever ancak olur olmaz her şeye ağlayan kadınlarda, gözyaşıyla her istediğini yaptırabileceğini düşünen kadınlardan pek hoşlandıkları söylenemez.

Annen dedi ki diye konuşmaya başlayan kadınlar

Annen bugün bunu dedi, baban bugün bunu dedi, kız kardeşin-ablan-abin bunu dedi diye sürüp giden şikâyet eden, aileyle karşı üç gösterilen bulunan, ya ailen ya ben gibi şartlar ortaya sunamaya kalkan kadın tipleri.

Kadınlar arası dedikoduları anlatan kadınlar

Hiçbir erkek kadınların arasında konuşulan Ayşe’nin osunu, Fatma’nın busunu emin olun merak etmiyor, ilgisini çekmiyor.

Epilasyon ihmal eden kadınlar

Hiçbir erkek kendinden daha kıllı, tüylü bir kadını inanın seksi bulmaz.
Paylaş:

Erkekler neye karşı koyamıyor


Amerika Rochester Üniversitesi'nden bilim adamlarına göre kırmızı giyen kadınlar erkekleri daha fazla etkiliyor.

Araştırmacılar erkeklerin kendilerine eş seçerken içgüdülerini izlediğini açıkladı. Bu nedenle baskın renklerde ve özellikle kırmızı giyinen kadınların çıkma teklifini almasının yakın olduğunu düşündüklerini kaydetti.

Çoğu öğrencilerden oluşan 100 kişilik bir grup ankete tabi tutuldu. Pek de çekici olmayan kadınların fotoğraflarına baktıktan sonra güzelliklerini, onlarla öpüşme veya ilişki yaşama isteklerini derecelendirmelerini istedi. Fotoğrafların çerçeveleri kırmızı, beyaz, gri ve yeşil tonlarındaydı.

TUTKU VE ŞEHVETİ HAREKETE GEÇİRİYOR
Deneyin sonucu olarak kırmızı çerçevede gösterilen kadınların daha çekici olduğu görüldü. Aynı kadınların fotoğrafları farklı renklerdeki çerçevelere yerleştirildiğinde ise aynı etkiyi yaratmadı. Aynı sonuçlar farklı renklerde kıyafetler giyen kadınlar gösterildiğinde de gözlemlendi.

Bilim adamları erkeklerin kırmızı rengi tercih ettiğini, çünkü kırmızının aşk, şehvet ve tutku gibi hisleri harekete geçirdiğini belirtti.
Paylaş:

Erkekler neden evlenmekten korkar ?


Bilindiği üzere bazı erkekler evlenmekten korku duyarlar. Bu durum hem kendileri hem de ilişki yaşadıkları bayan için önemli sorunların kaynağıdır. Tabii bazen de erkeklerin evlenme niyetinin olmayışını bu korku ile gizleme çabasında oldukları da bir gerçektir.

Bunun genel nedenlerini sıralamak gerekirse;

- Alacağı aile sorumluluğu yerine getiremeyeceğini düşünmek,

- Cinsel özgürlüğünü kaybedeceğini, tek eşli yaşayamayacağını düşünmek,

- Bireysel hobi ve aktivitelerinin sona ereceğini ve mutsuz olacağını düşünmek,

- Evlilik kurumuna dair olumsuz düşünceler ve mutsuz olacağını düşünmek,

- Yeni bir düzen kurmaya karşı direnç, düzen bağımlılığı,

- Cinsel başarısızlık düşüncesi,

- Aldatılma korkusu,

- Mükemmeliyetçilik,

- Genel anlamda özgüven sorunları,

- Ekonomik nedenlerle ailesinin ihtiyaçlarını karşılayamayacağını düşünmek,

- Evlenmeme isteğini korkuyla maskelemek.

Erkekler neden yardım almaktan hoslanmazlar? (Örneğin, arabayla giderken yolu kaybedince, neden birinden yardim almak istemezler?)

Erkekler;

- Utangaçlıktan,

- Yardımlaşmanın insan hayatındaki öneminin bilinmemesi,

- Yardım istemenin zayıflık olarak algılacağını düşündüklerinden,

- Bir şeyi tek başına başarıp kendi benlik değerlerini yükseltme çabası nedeniyle,

- Aşağılık duygusunu tolere etme arayışı,

- İtibar kaybına uğrayacaklarını düşündüklerinden,

- Güçlerinin sınırını bilmediklerinden,

- Sorunları küçümsediklerinden ve kabul etmediklerinden,

- Kimseye borçlu kalmak istemediklerinden, dolayı yardım almak istemezler

Erkekler sevgililerini neden kendi arkadaslarıyla tanıştırmak istemezler? Neden erkek arkadaşları ve sevgilisiyle bir arada buluşmaktan kaçarlar?

Bunun nedenleri kişiye göre değişmekle birlikte erkekler sevgilisini kıskandığından,erkek arkadaşına güvenmediğinden, bayanlara güvenmediklerinden,arkadaşının sevgilisini beğenmeyeceğine dair korkuları nedeniyle arkadaşı ile sevgilisini tanıştırmaktan kaçınabilmektedirler.

Erkekler hastalandıklarında (ufak bir soğuk algınlığında örneğin) neden bunu çok abartırlar?

Bu durum genelde tek çocuklu aileden gelmiş olma, yanlış eğitim, erkek olduğundan dolayı ailesi tarafından aşırı ilgi gösterilmiş olma, ilgi çekme ihtiyacı, karşı tarafın sevgisini test etme amacı taşıma gibi nedenlerle en ufak bir sağlık problemini büyütebilmektedirler. Bunun yanı sıra ölüm korkusu,panik atak kökenli olanları da vardır.

Bülent BudakUzm. Psik Danışman
Paylaş:

Uzun süreli ilişkiyi yürütmek

Gözden uzak olan gönülden de ırak mıdır? Yoksa aşk dediğin zaten kavuşamamak mıdır?

Ne olursa olsun, sevdiğiniz insanla aranıza kilometreler girdiğinde, bağlantınızı güçlü tutmakta zaman geçtikçe daha fazla zorlanacağınızı siz de biliyorsunuz. En başından birkaç temel kural koymak ve iletişim için yaratıcı yöntemler bularak yine de bir uzun mesafe ilişkisini yürütebilirsiniz diyor ilişki koçu, DeAnna Lorraine. Aradaki köprüleri komple yakmadan önce uzun ilişkiyi sürdürmek için uygun görülen bu stratejileri denemeye ne dersiniz?

En baştan temel kurallarınız olsun
Başarılı bir uzun mesafe ilişkisini sürdürmek için, siz ve sevgiliniz açıkça konuşmalı ve koyulacak kurallara karar verip, onlara uyacağınızı belirtmelisiniz. "Tek eşliliğin devam edip etmeyeceğinden ne sıklıkta iletişim kurulacağına ve ziyaretler gerçekleştirileceğini açık açık konuşmalısınız" diye öneriyor Lorraine. Hiçbir konu havada kalıp sonradan içine düşeceğiniz bir boşluk yaratmamalı. "Yanlış anlaşılma ya da kötü hisler olmadığı sürece güçlü bir bağ kurulabilir ancak" diye ekliyor.

İlişkiniz için karşılıklı kabul ettiğiniz bir nihai hedef belirleyin
Uzun mesafe ilişkisinin yaşamaya devam etmesi için, Lorraine'e göre iki tarafın da tünelin sonunda bir ışık görmeye ihtiyaç duyduğunu söylüyor. " Biriniz taşınacağınız, ya da ikinizin bir araya geleceği bambaşka bir yere taşınacağı bir gelecek ya da bu ayrılık sonunda kavuştuğunuzda evlenmeye karar vermeniz ikiniz için de sıkıntıya ve ümitsizliğe düştüğünüz anlarda neden bu zorlayıcı durumla baş etmeye çalıştığınızı hatırlatacak." Bu kararı verirken ikinizin ortak bir paydada buluşması çok önemli, birinizden diğeri zamanla karşısındakini kendi istekleri doğrultusunda değiştirebileceğini düşünmesi çok büyük bir hata olur.

Aşırı iletişimden kaçının
Sevgilinizle her gün konuşmak yakınlığı korumak için en iyi yol gibi görünse de, Lorrain uyarıyor: "Haftada bir gün ve bir saat belki biraz daha fazla süren telefon konuşmaları öneriyorum." "Bunu yaparak, birbirinize anlatacak daha çok şey biriktirecek ve haftada bir gün olan o çok değerli konuşma için sabırsızlanacaksınız." Az iletişim birbirinize özgürlük sağlamanıza yaramayacak sadece, kendi yaşamınız ve hobileriniz için de son derece faydalı olacaktır.

Birbirinizin bölgelerine, yaşadığı yerlere değişimli olarak ziyaretlerde bulunun
Ne zaman mümkün olursa olsun, birbirinizi ziyaret ederken birbirinizi görmek için eşit efor sarf ettiğinizi gösterecek karşılıklı ziyaretler düzenleyin. "Bu plana göre birbirinizin parçası olmak için eşit zaman ayırmış olmanızı ve birbirinizin hayatını ve arkadaşlarını tanımanızı sağlayacak" diye açıklıyor, "Eğer tüm çabayı ve yolcuğu bir kişi yaparsa, bu sadece sağlıksız ve dengesiz bir ilişki değil, bir tarafın kırgınlığına da sebep olabilir."

Güven seviyenizi önemli ölçüde yükseltin
Sevgilinizden uzak olmanız, doğal olarak onun mekan ve aktivite tercihlerinde önceliği size vermeyeceği anlamına geliyor. "Onun ne yaptığını ya da neyle karşı karşıya olduğunu sürekli bilememek, kaygı ve huzursuzluğa sebebiyet verebilir" diye açıklıyor ilişki koçu, "Yani uzun mesafe ilişkiniz yürüsün istiyorsanız, birbirinize güveninizin tam olması şart yoksa basitçe söyleyebiliriz ki bu ilişki yürümez." Birbirinizden ayrı şekilde hayatlarınızı sürdürmeniz için birbirinize özgürlük tanımalısınız ve kıskançlık ve şüphenin aşırı korumacılık ya da suçlayıcılık şeklinde dillendirmeyi önleyin. "Bu tür tutumlar saygısızlık yaratır, nörotik ve itici bir insan gibi duyulmanız dışında."

Seksi ve heyecanı koruyun
Birlikte geçirebildiğiniz zaman kısıtlı olduğu için, birlikteyken samimi olmanın avantajlarını mümkün olduğunca çok kullanın. "Arkadaşlarınızın ve kim bilmesi gerekiyorsa onların sevgilinizin sizi ziyarete geliyor olduğunu önceden bilmesini mutlaka sağlayın" diye öneriyor Lorriaine. Fiziksel olarak ayrı düştüğünüz zamanlarda ise birbirinize seksi mesajlar atmayı ihmal etmeyin, hatta yeterince cüretkar iseniz emailine özel fotoğraflar yollamak da son derece baştan çıkarıcı olabilir."

Hayatınızı yaşayın
Uzun mesafeli ilişkiyi yürütmenin anahtarlarından bir diğeri de yaşamınızı, arkadaşlıklarınızı ve ilgi alanlarınızı sevgiliniz yokken de sürdürmenizdir. "Çoğu insan tüm yaşamlarının sevgilinin uzağa gitmesiyle birlikte ortadan yırtıldığı hissine kapılır ki bu da elbette depresyona sebep olur." "bu bağımlılık kişisel gelişiminizi engelleyecektir ki bu da daha sonra ilişkinize elbette bir fatura kesecektir".

Amaçlarınızın ve hayatınızı gözden çıkarmak yerine, bu durumu bir avantaja çevirip okulunuz ya da kariyeriniz üzerinde yoğunlaşabilir ve çok daha sağlam arkadaşlıklar kurmak için zamanınızı verimli kullanabilirsiniz. "Uzun mesafe ilişkileri diğerlerinin vermediği bir fırsat tanır; kendinizi zaman kaybı yaşamadan son derece verimli bir şekilde geliştirmeye ve zenginleştirmeye devam edebilir ancak bir yandan da bir ilişkinin parçası olabilirsiniz." Diyor koç, "ve böylece iki taraf da ayrı geçen süreçte daha üretken ve donanımlı bir duruma gelebilir, böylece beklenilen kavuşma ve birlikteliklerine çok daha fazlasıyla karşılama fırsatları olur".
Paylaş:

Rüyada Şampanya Görmek

Gurur ve kibire, her çeşit etrika ve mutsuzluk sebeplerine delalet eder.
Rüyasında şampanya gören, kişinin ihtiraslarına gem vurması gerektiği anlamına gelir.
Rüyada şampanya içmek çok hırslı olduğunu, artık hırsını dizginlemesi gerektiğini işaret eder. Kristal kadehteki şampanya, evlilik veya gönül işidir.
Rüyada şampanya içmek, aşk hayatınızda sorun var anlamına gelir.
Geçici anlaşmazlık veya sıkıntıdır.
Rüyada bir misafirlikte bize ikram edilen sampanyayi içtiginizi görmek, bulundugunuz mevki icabi üstün kimselerle tanisip sohbet edeceginize ve onlardan faydalanacaginiza isarettir. Bir baska rivayete görede: Rüyada sampanya patlatmak, haram mal kazanmaya, faiz ve gayr-i mesru seyleri yapmaya isarettir.
Rüyada şampanya, kısa sürecek sıkıntıdır. Bu geçici bir anlaşmazlık olabilir. Şampanya içen küçük bir hata yüzünden telaşlanır. Kristal kadehteki şampanya, evlilik veya gönül işiyle ilgili kuruntudur.
Rüyada şampanya içtiğinizi görmek; çok güzel günler geçireceğinize, bir kadının elinden şampanya içtiğinizi görmek; çok mutlu ve sevinçli aşk hayata başlayacağınıza, bu aşk uğruna maddi durumunuzun sarsılacağına işarettir.
Paylaş:

Rüyada Kristal Görmek

Rüyada kristal görmek aşk ve iş yaşamınızda bazı sıkıntılar yaşayarak, ruh sağlığınızın bozulacağına yorumlanır.
Rüyada kristal görmek aşk ve iş yaşamınızda bazı sıkıntılar yaşayarak, ruh sağlığınızın bozulacağına yorumlanır.
Rüyada kristal görmek, aşk ve iş hayatında birtakım sıkıntılar yasayarak, depresyona gireceğinizin işaretidir.
Parlak, temiz kristal iyi bir gelecektir.
Aşk ve iş hayatında birtakım sıkıntılar yaşayarak, depresyona gireceğinizin işaretidir.
Aşk ve iş hayatında birtakım sıkıntılar yaşayarak, depresyona gireceğinizin işaretidir.
Paylaş:

Uyarı

Bu sitedeki içerikler tanı ve tedavi amaçlı değil, tamamen bilgilenme ve sağlıklı kalma konusunda tavsiye amaçlıdır. Burdaki bilgilerin tanı ve tedavi amaçlı kullanılmasından doğacak sonuçlardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sağlık ile ilgili bir probleminiz olması durumunda bir doktora başvurmalısınız.

Son Yazılar

ŞİFALI TAŞLAR

Yemek Tarifleri

Follow by Email

Blog Arşivi