Kadınlar İçin, yemek tarifi,sağlık,cinsellik,çocuk,diyet,güzellik,rüya tabiri,şifalı bitkiler,şifalı taşlar,hamilelik,gebelik,evlilik

Kıl Dönmesi Tehlikeli Mi?

Kıl Dönmesi Tehlikeli Mi?

Kıl dönmesi verdiği kaşıntı ve ağrının dışında ciddi bir sorun değildir. Kıl dönmesi cilt ve cilt altındaki dokuya etki eder. İç organlara ulaşması gibi bir durum söz konusu değildir. Fakat kıl dönmesinin bulunduğu bölgenin yara şeklinde dışa açılması enfeksiyon riskini beraberinde getirir. Bu tarz bir enfeksiyon, kıl dönmesinin dolaylı yönden tehlikeli hale gelmesine neden olabilir. Bunun dışında anüse yakın bir bölgede olursa oturup kalktığında acı vereceği için çok fazla ağrı sızı yapar. Bu da aslında basit olan bu rahatsızlığı çekilmez bir hastalık haline getirebilir.
kıl dönmesinin tehlikesi var mı
Kıl dönmesi tehlikeli mi ya da kıl dönmesi ameliyat edilmezse ne olur gibi sorular bu rahatsızlıkla karşı karşıya kalanların en sık sorduğu sorulardır. Esasen ameliyat olmazsanız bir tehlikesi yoktur fakat kıl kökünün yayılarak çevre dokulara ilerlemesi durumunda ameliyatla daha fazla alanın çıkarılması gerekebilir. Bu da cilt kaybına neden olabilir. Her ne kadar bu durum hayati açıdan bir tehlike olmasa da görünüş itibariyle ürkütücü sonuçlar da çok ender olarak ortaya çıkabilmektedir. Bazı uzun süren akıntılı kıl dönmesi vakalarında hasta bir yerine iki ameliyat olmak zorunda kalabilir.

İlgili aramalar: kıl dönmesi tehlikeli midir? kıl dönmesi ameliyat edilmezse nolur?
sırtta kıl dönmesi
Paylaş:

Uykuyu Kaçırma Yöntemleri

Uyku Kaçırma Yöntemleri

Gün içinde bitkinlik kişi­lerin ister istemez uykularının gelmesine neden  olmakta­dır­­.  Uykunuzu kaçırmak için yapacak olduğunuz mücadele yardımıy­la uykusuzluk kısmi olarak da önlenebilir­­. Yeni uyandığınız vakit bile uykunuz var ­ise yapacaklarınız ile kendinizi toparlaya­bilirsiniz­.

Oturuş pozisyonunuzu değiştirin
Oturduğunuz pozisyon uykunuzu getiriyor ola­bilir­­. Pozisyonunuzu değiştirmeniz uykunuzun gitmesi­ni sağlaya­bilir­­. Rahat yere oturuyorsanız eğer pozisyon­dan keyif aldığınız için uyuma hissi yarata­bilir­­.

Aşırı soğuktan ve aşırı sıcaktan sakının
Havaların haline göre etkilenmeniz kaçınılmazdır­­.  Bulunduğunuz yer sıcak olma­sı size uyku hissi yarata­bilir, daha hafif ve uykunuzu getirmeyecek yere gidiniz­. Uykunuz kısmi olarak de olsa açılacaktır­­.

Spor yapın
Vücudunuz bitkinlik ve halsizlikten  istediğiniz gibi hareket etmeyebilir­­. Yapacak olduğunuz spor uykunuzu kaçırdığı gibi daha dinç sağlıklı düşünür olursunuz­.

Üşüyün
Soğuk yerler uykunuzu kaçıracak, soğuğun etki­yi kan akışını hızlandırdığı gibi sizi birazda olsa huzur­suz edeceğin­den  uykunuzun açılmasına imkan vermekte­dir­­.

Heyecan
Vücudunuzun adrenalin hormonunu salgılamasına neden olacak birşeyler yapmanız kendinize gelmenizi sağlayacaktır­­. Uyku sorununuzu ortadan kaldırarak rahatlamanızı sağlayan etkilerdendir­­.

Kahkaha
Gülmek beyninizi uyardığı gibi kan akışını­zın düzenli şekil­de akmasına imkan vermekte­dir­­. Güldüğünüz zaman uykudan daha mü­him şeyler olduğunu düşünerek hareket edebilirsiniz­.

Elinizi yüzünüzü yıkayın
Mümkünse soğuk su ile elinizi yüzünüzü yıkayınız, soğuk su uyarıcı etki­yi yardımıy­la uykunuzun kaçmasına imkan vermekte­dir­­.

İlgili aramalar: uykuyu kaçırma yöntemleri, uykuyu kaçırmak için ne yapmalıyız, uyku nasıl kaçırılır
Paylaş:

Fazla kilolarımdan kalıcı kurtulabilir miyim?

Fazla kilolarımdan kalıcı olarak kurtulabilir miyim?

Fazla kilolarımızdan kurtulmak için sağlıklı ve dengeli bir diyet yapmalıyız. Çünkü kısa zamanda verilen kilo hızlı sonuç verebilir, ilk başta yüz güldürücü olabilir ancak aslında giden yağ değil su ve kastır. Bu kayıplarda dirençsiz kalmamızı ve hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olur. Çok düşük kalorili diyetlerin; baş ağrısına, konsantrasyon bozukluğuna, sinirliliğe, yorgunluğa, bulantıya, kabızlığa, safra ve böbrek taşına, tansiyon düşüklüğüne, adet düzensizliklerine, cilt kurumasına, saç dökülmesine, metabolizma hızında azalma gibi zararlara neden olduğunu unutmamamız gerekir. Kalıcı olarak kilo vermek tabi ki mümkündür. Dengeli ve sağlıklı bir diyet uygulamanız , düzenli egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri kalıcı kilo vermenin en önemli püf noktalarıdır. Kilosu çok olan kişiler için diyet yapmak zamanla zor gelebilir. Bu sebeple araştırın diyetinize değişlik katın ve motivasyonunuzu yüksek tutun. Diyet yaparken başarısız olmamak için kolay pes etmemelisiniz. Kilo vermek için ilaç kullanmak çok doğru olmayabilir. İlaç kullanacaksanız doktor kontrolünde yapmalısınız. Tabi ki genel sağlık durumunuzun iyi olması çok önemlidir. Obezite olan kişilerde genelde ilaç ek olarak verilir. Kendi isteğinize bağlı olarak zayıflatıcı ilaçlar kullanmayınız. Bir çok yan etkilere hatta ölüme neden olabilir.
Paylaş:

Saç Dökülmesini Önleyen Yiyecekler

Saç Dökülmesini Önleyen Yiyecekler

Saç dökülmesi öncelikle genetik ve kalıtsal yönlerden meydana gelmektedir. Fakat bunun dışında tükettiğimiz besinlerde saç dökülmesini tetikleyici etkenler arasındadır. Genetik yönden saç dökülmesi gerçekleşmişse bunun önüne geçmek zor olabilir fakat beslenme yönünden saç dökülmesi gerçekleşiyorsa beslenmemize dikkat ederek bunun önüne geçmek mümkün olabilmektedir. Beslenme alışkanlığımıza önem vermek saçımızın görünümünü ciddi oranda etkilemektedir. Saçlarımızın daha hacimli ve gür çıkmasını istiyorsak bazı yiyeceklerin tüketilmesine özen göstermekte fayda var. Bunlardan bir kaçını söyle sıralayabiliriz.

Günlük hayatta sürekli tükettiğimiz besinlerden bir tanesi kuruyemişlerdir. İçerisinde E vitamini bulunduran badem, ceviz gibi kuruyemişler saçlara canlılık ve parlaklık sağlamaktadır. Badem yağları, ceviz yağları gibi aktarlarda kolaylıkla bulabileceğimiz ürünler mevcuttur. Diğer bir yemiş türü olan yer fıstığı ise saçların dökülmesini önleyebilmektedir.

Sürekli tükettiğimiz bir besin türü olan yoğurt hem saçlara de cilde iyi gelmektedir. Yoğurt protein yönünden zengin olması bakımından gayet sağlıklı ve kullanımında sakınca bulunmayan bir besin türüdür.

Çinko bakımından zengin bir içeriğe sahip olan deniz ürünleri örneğin midye, karides vb. saç hücrelerini güçlendirerek daha sağlıklı bir görünüme kavuşmasını sağlamaktadır. Fakat aşırıya kaçılması durumunda fazla çinkonun saç dökülmesine yol açacağı unutulmamalıdır.

Yine günlük hayatta sıkça tükettiğimiz meyveler ise içerisinde C vitamini bulundurduğundan çeşitli enfeksiyonları önleyerek bizi dış etkenlerden korumaktadır. Güneş ışınlarının saçlarımızı yıpratmasını istemiyorsak portakal, mandalina, greyfurt gibi meyveleri sıkça tüketmeliyiz.
Paylaş:

Maydanoz Suyunun Faydaları

Maydanoz Suyunun Faydaları

Kilo vermek için doğru tercih olan maydanozun suyu da çok faydalıdır. Maydanoz içinde bulundurduğu maddeler sayesinde vücutta ki fazla yağların yok edilmesini sağlamaktadır. Maydanoz özellikle her daim genç kalmak isteyen veya genç bir görünüşe sahip olmak isteyen kişiler için bir numaralı bir yiyecektir.Karaciğer rahatsızlığı olan kişilerin maydanoz suyu tüketmeleri tavsiye edilmektedir. Çünkü maydanoz suyunun yağ oluşumunu önleyici özelliği karaciğer de oluşabilecek yağlanmaları yok etmektedir.Kış aylarında çok çabuk grip veya nezle olan kişilerinde hiç tereddütsüz bir şekilde tüketebilecekleri maydanoz suyu demir eksikliği olan kişiler içinde çok faydalıdır. Hamilelik dönemlerinde düzenli bir şekilde tüketilen maydanoz suyu, vücutta ki düşük demir oranını yükseltmektedir.

Maydanoz suyu erkeklerin korkulu rüyası olan prostat için faydalı olduğu gibi kadınlarında ağrılı geçen adet dönemlerinde doğal ağrı kesici bir özelliğe de sahiptir. Maydanoz suyu kandaki oksijen oranını yükselttiği için özellikle böbreklerin, karaciğerin ve idrar yollarının temizlenmesini ve sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlamaktadır.
maydanoz suyunun faydaları
Kilo vermek isteyen kişilerin yapmaları gereken en önemli şey az yemek ya da diyet uygulamaktan çok metabolizmalarını hızlı çalıştıracak gıda maddelerini tüketmek olmalıdır. Maydanoz suyunun diğer bir özelliği de metabolizmayı hızlandırmasıdır.Fakat maydanoz suyu ile kilo veren kişiler bir müddet sonra maydanoz suyunun tüketimini keserlerse geçici bir süreliğine zayıflamış olurlar. Sürekli zayıf kalmak için maydanoz suyunun tüketimine devam edilmesi gerekmektedir. Sürekli tüketimden bahsettiğimiz nokta şu maydanoz suyunu 15 gün boyunca düzenli olarak tükettikten sonra 10 gün ara verip sonra tekrar 15 tüketilmelidir. Bu 15 gün tüketip 10 gün mola işlemi sürekli yapılmalıdır ancak böyle faydalı olabilir.

İlgili aramalar: maydanoz suyunun faydaları nelerdir? maydonoz suyu nelere iyi gelir?
Paylaş:

Kabızlığa İyi Gelen Yiyecekler

Kabızlığa İyi Gelen Yiyecekler

Kabızlık, gün içerisinde tükettiğimiz gıdalarla bağlantılıdır. Yanlış beslenmeler, uygulanan yanlış diyetler, vücuda yeteri kadar sıvı girmemesi, tam tahıllı gıdaları yeteri kadar tüketmemek, beyaz undan yapılan gıdaların çok fazla tüketilmesi, vücuda çok fazla kafein girmesi, çok fazla çikolata tüketimi gibi daha bir çok yanlış davranış kabızlığa hatta kronik kabızlığa neden olmaktadır.

Kabızlığın önlenmesi için yapılması gerekenler şunlardır. Öncelikle vücudumuza günlük posa alımını fazlalaştırmalıyız. Çünkü posa alımı dışkılamayı artıracağından dolayı önemlidir.Yetişkin bir kişini günlük posa alımı yaklaşık olarak 22-30 gramdır. Bu da gün içerisinde tüketilen gıdalara dikkat edilmesiyle sağlanmalıdır.Örneğin günde üç ya da beş porsiyon meyve, hiçbir öğünü aksatmadan çiğ veya haşlanmış sebze,haftanın belirlediğiniz üç gününde kuru baklagil ve tam tahıllı ekmeklerle sağlanmalıdır. Kabızlık problemi olan bir kişini, beyaz ekmek ya da beyaz undan yapılmış gıdaları tüketmemelidir.Gıdalar içinde en etkili posa kaynağı buğday kepeğidir.

Kronik kabızlıkta ise keten tohumu tüketilmelidir.Bir tatlı kaşığı keten tohumu kullanmak kronik kabızlık için iyi gelmektedir. Fakat dikkat edilmesi gereken bir konu vardır. Posa kaynağı yönünden zengin olan buğday kepeği ve keten tohumu uzun süre ve çok miktarda kullanılmamalıdır.

Günlük su tüketiminizin azalması da kabızlığa ol açmaktadır. Bunun yanında gazlı içecekleri ve hazır meyve sularını çok fazla tüketmenizde kabızlığa yol açmaktadır. Kabızlık problemi yaşamak istemiyorsanız her sabah ılık su içmeniz faydalı olacaktır. Ayrıca kabızlık problemi olanların kahvaltılarından tahıl gevreklerini eksik etmemeleri,tam buğday ekmekleri tüketmeleri, brokoli, Brüksel lahanası, yer fıstığı, kivi, keten tohumu, armut gibi gıdalar tüketmeleri gerekmektedir.

İlgili aramalar: kabızlığa iyi gelen yiyecekler, kabızlığı geçiren besinler
Paylaş:

Bademcik Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?

BAĞDEMCİK AMELİYATI SONRASI NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Bademcik ameliyatı olmuş hastaların bazıları aynı gün taburcu olurken bazıları da bir gece hastanede yatabilir. Bu durumunuza doktorunuz karar vermektedir. Bademcik alındığı bölümde açık yara olduğu için ameliyat sonrasında kanama olabilir. Bu durumda doktorunuza haber vermelisiniz. Bademcik ameliyatı sonrası 2 haftaya yakın yarası kapanana kadar sğrılarınız olabilir. Ağrılar kişiden kişiye göre farklı olabilir. Ağrı kesici kullanabilirsiniz. Bademcik ameliyatı sonrası ağrılar yutkunurken daha fazla olur ve ağrısı kulağa vurabilir. Yetişkinlerdeki bademcik ameliyatı sonrası oluşan ağrılar çocuklardakine göre daha fazla olabilir. Ameliyatınızdan sonra anestezinin etkisi tam olarak geçene kadar (4 saat) bir şeyler yememeniz ya da içmemeniz gerekir. Ne zaman ağızdan gıda alacağınızı hemşireniz size bilgi verir. Genel olarak bol su içmeniz, yumuşak, soğuk ve boğazınızı tahriş etmeyen gıdalar almanız sizin için daha iyidir.

AMELİYAT SONRASI:

İlk gün: Sık aralıklarla soğuk çay, şerbet, komposto, süt, dondurma alabilirsiniz.
2. gün: Bunlara ek olarak oda sıcaklığında, yoğurt, ayran, muhallebi, puding alabilirsiniz.
3. ve 4. gün: Yumuşak gıdalar, patates püresi, rafadan yumurta, makarna gibi yiyecekler.
5. gün: Tahriş edici, batıcı, çok soğuk ve çok sıcak olmamak şartıyla doktorunuza danışarak normal yemeğinize başlayabilirsiniz.
Paylaş:

Diyabet Hastalarında Cilt Sorunları

Diyabet hastalığı insanın cildinde kuruluk yapar. Diyabette dikkat edilmesi gerekenler ilaçlarınızı düzenli almanız ,ve bunun yanı sıra egzersiz, beslenme ve kan şekeri takibidir. En önem vermemiz gereken bir diğer unsurda cildimiz olmalıdır. Cildinize yeteri kadar önem vermezseniz diyabet ilerleyen yıllarda cilt sorunlarına neden olabilir. Kan şekerimiz yüksek gittiği dönemlerde vücudumuzda yara açılma ihtimali daha fazladır. Vücudumuzdaki bu bölgeler ayak, ağız gibi organlarımızdır. Diyabetli hastanın sık beslenmesi gerektiğinden dolayı dişleri her öğün sonrası fırçalanmalı ve her ara öğün sonrası ise ağız çalkalanmalıdır. Diş eti iltihabı oluşmuşsa yara iyileşmesinin geç olabileceği düşünülmeli ve mutlaka diş hekimine gidilmelidir. Günlük ılık su ve bitkisel sabunlarla banyo yapılmalıdır. Yıkandıktan sonra vücudunuzu iyice kurulayın ve mutlaka nemlendirici veya vazelin kullanın. Ayaklarda ise parmak aralarının ıslak kalmamasına dikkat etmeli ve buralara krem sürmemelisiniz. Evinizde plajda vs gibi yerlerde terlik giymeden gezmeyin. Giydiğiniz ayakkabı ve çoraplarınıza önem vermelisiniz. Bütün kesikleri, sıyrıkları sabun ve suyla yıkayın, üzerlerini kuru, steril bir bandajla örtün. Bir kesik yada sıyrık iyileşmez ve o bölgede kızarıklık, sıcaklık, şişlik, zonklama, irin gibi enfeksiyon belirtileri görürseniz hemen doktorunuza ve diyabet hemşirenize haber vermelisiniz. Elinizi yaralayabilecek işler yaparken eldiven giyin. Güneş yanığından korunmak için özellikle yüksek faktörlü ve cildinize uygun güneş kremleri kullanınız.

İlgili aramalar: diyabet hastalarında cilt sorunları, şeker hastalarında cilt problemleri
Paylaş:

Baş Ağrısından Nasıl Kurtuluruz?

Her insanın yaşadığı baş ağrılarının farklı sebepleri olabilir. Baş ağrısı çeken kişiler doktor muayenesi olmalı ve doğru teşhis ve tanı ile birlikte gerekli tedaviyi görmelidir. Baş ağrılarının sebepleri arasında migren hastalığı, sinüzit, kireçlenme ,tansiyon, strese bağlı rahatsızlıklar geliyor. Bazı baş ağrısı hastalığına yakalan kişiler buna çare bulamaz ise umutsuzluğa düşebiliyor. Bu rahatsızlık için gidilebilecek tıbbi bölümler nöroloji, dahiliye, göz, kulak burun boğaz branşları gelmektedir. Baş ağrısı hastalığı çeken kişiler korkuya kapılıp problem haline getirebilir fakat her durum ciddi bir problemin göstergesi değildir. Ancak yüzde onluk bir kısmı tümör, kanama ve damar tıkanıklığı gibi problemlerden olabiliyor. Geriye kalan yüzde doksanlık kısmı değişik sorunlardan meydana gelmektedir. Baş ağrılarınız varsa bu strese ve yoğunluğa bağlı ise düzenli uyku uyumanız, kendinize vakit ayırıp dinlenmeniz ve beslenme şeklinize dikkat etmenizde fayda vardır. Ayrıca bitkisel çaylar kullanabilirsiniz. Sorunlarınızı çözerken pozitif düşünerek gerilmemenizi sağlayarak baş ağrısına neden olabilecek durumu ortadan kaldırmış olursunuz. Evinizde çok kapalı ortamda bulunmayın. Evinizi arada bir havalandırın ve vakit bulursanız yürüyüş yapın. Hem sağlığınız hem de baş ağrılarınız için fayda göreceksiniz.

İlgili aramalar: baş ağrısından nasıl kurtuluruz, baş ağrısından kurtulmak için ne yapmalıyız, baş ağrısı nasıl geçer
Paylaş:

GENİTAL SİĞİL NASIL BULAŞIR?

Hem kadında hem erkekte genital bölgede görülen bir siğildir. Enfeksiyon sonucunda oluşur. Bu enfeksiyona hpv (human papilloma virüsü) denir. Genital bölgede bir veya birden fazla iğne başı kadar küçük ağrısız kitlelerdir. Ülkemizde de giderek sıklıkta görülen bu cinsel yolla bulaşan enfeksiyonun hem erkekte hem de kadında, fakat özellikle kadınlarda sağlık sorunlarına neden olabilir. Bunlar görüldüğünde muayene olunmalı müdahale edilmelidir. Çoğu virüs hastalığında olduğu gibi HPV de bir kez vücuda girdiğinde hücreler içinde yerleşir ve zaman zaman alevlenmelere yol açar. Bu sebeple HPV enfeksiyonu kesin tedavisi olmayan bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Bu hastalık cinsel yolla bulaşır. Genellikle birden çok eşi olan veya daha önceden olmuş kişilerde görülür. HPV virüsü penis ve vajina ağzı gibi nemli bölgelerde gelişir. HPV cinsel temasla bulaşan bir hastalık olduğundan gerekli önlemleri almalısınız. Virüs bulaşıcı olduğu için birliktelik yaşanacak kişide çok belirgin siğiller varsa ilişkiye girmemek gerekir. Siğil olan kişinin tedavi görüp hastalığın temizlenmesi beklenmelidir.
Paylaş:

Erken Doğum Nasıl Anlaşılır?

Erken Doğum Nasıl Anlaşılır?

Gebelerde doğumun gerçekleşmesi için rahimde kasılma olması ve bu kasılmaların rahim ağzını açacak kadar şiddetli ve sürekli olması gereklidir. Fakat her kasılmada da ağrı olmayabilir. Genelde belde ve kasıklarda adet sancısına benzer ağrılar hissedilir. Kişi bunu karnında bir sertleşme olarak hisseder. Eskiden söylenen ve günümüzde de bilinen kadınları içinde halk arasında nişan adı verilen sümüğümsü bir tıkacın gelmesi ya da normalden fazla sulu bir akıntı olması erken doğum göstergesidir. İstirahat ile geçmeyen bu tür sancılar olduğunda doktora başvurulmalıdır. Bebek aşağıya doğru bastırıyor gibi bir his oluşur. Erken doğum belirtileri hissettiğinizde yaptığınız işi bırakın. Bir saat sol yanınıza dönerek yatın. 2-3 bardak su için.1 saat içinde belirtilerde gerileme olmaz ise doktorunuza haber vermelisiniz. Gebeye tanı konduktan sonra tedavi tıbbi olarak yapılır. Çok şiddetli durumlarda hastaneye yatırılarak damardan verilen ilaçlar yardımı ile kasılmalar azaltılmaya çalışılır. Gebeliğin devam etmesinin anne ya da bebeğin hayatını tehlikeye atacağı düşünülürse tokoliz (rahim kasılmalarının durdurulmasına yönelik girişim) uygulanmaz. 37 haftayı geçen bir gebelik ise, sancılar doktorunuzun takibiyle kendi seyrine bırakılabilir.

İlgili aramalar: erken doğum nasıl anlaşılır, erken doğumun belirtileri neler, doğumun belirtileri nelerdir, doğumun başladığı nasıl anlaşılır
Paylaş:

Hamileler Neden İdrar Kaçırır?

Hamileliğin ilk aylarında böbreğin süzdüğü kanın miktarında artışlar olur. İlk üç ayın sonunda bu miktar en yüksek seviyesine gelir. Böbreğinizin yaptığı idrar çoğalmaya başlar. Bu durum daha çok idrar yapmanıza ve hemen sıkışmanıza neden olmaktadır. Hamilelerin idrar torbasıyla büyümekte olan rahimleri anotomik yer değiştirmelere başlar. Rahminizin büyümesi aynı zamanda idrar torbanızın yukarı doğru veya geriye doğru çekilmesine sebep olur. Gebelikte progesteron hormonu yükselir. Bu hormon, ilk rahim olmak üzere bir çok organının gevşemesine neden olur. Artmış progesteron östrojen reseptör sayısını azaltır. Bu da urge inkontinansa (idrar kaçırma) yol açan önemli sebeplerden iridir. İdrar yolu enfeksiyonu da idrar kaçırmaya neden olur. Mesane duvarının idrar yolu enfeksiyonları ile hassaslaşması sonunda oluşur. Öksürükte karın içi basıncı etkiler ve idrar kaçırmaya neden olabilir. Gebelere idrar egzersizleri ve perine kaslarını çalıştırıcı egzersizler verilmesi iyi olur. Bu egzersizlerle idrar kaçırma sorunu azalabilir. Bunlar yapıldığı halde
Paylaş:

Genital Siğil Bulaşıcı Mıdır?

Hpv siğili bulaşıcılığı yüksek olan bir hastalıktır. HPV bulaştıktan sonra 2-6 ay içerisinde kuluçka zamanı biter. Daha sonrasında sonra siğil adı verdiğimiz kitlelerle vücutta kendini gösterir. Belirtilerini bireysel özellikler oldukça etkiler. Özellikle erkeklerde enfeksiyon tümüyle belirtisiz olabilir. Kadında da belirtisiz seyredebilir, ancak belirtisiz seyreden bu durumlar doktor muayenesinde ortaya çıkar. Büyüteçle (kolposkopi) yapılan ayrıntılı incelemelerde dış genital bölgede ve vajinada saptanmaktadır. Özellikle kadınlarda bazı durumlarda vajina-anüs arası bölgeyi, anüsü ya da vajinayı tümüyle dolduran karnabahar görüntüsüne sahip dev kitlelere de rastlanmaktadır. Oral (ağız yoluyla) ilişki uygulamalarında ağız içinde de lezyonlar olabilir. Kadınlarda bazen HPV enfeksiyonunun belirtileri sadece jinekolojik muayenede inceleme sonucu anlaşılabilmektedir. Bu virüs cinsel yolla bulaşır. Bilhassa erkekten kadına daha kolay bulaşmaktadır.

İlgili aramalar: cinsel siğil bulaşır mı, genital siğil bulaşıcı mı, cinsel bölgedeki siğiller bulaşıcı mıdır
Paylaş:

Kolesterol Belirtileri Nelerdir?

KOLESTEROL BELİRTİLERİ NELERDİR?

Kolesterol, hücre yapısının kurulmasında gerekli olan, hormon ve enerji üretimine katkıda bulunan, koyu bala benzer bir yağdır. İnsan vücudu ihtiyacı olduğu kadar kolesterol üretebilmektedir. Beslendiğimiz yiyeceklerden de kolesterol vücuda geçer. Kolesterol çoğalırsa damarlarda yığılmaya başlar. Buda yüksek kolesteroldür. Yüksek kolesterol tek başına bir hastalık değildir fakat damarları zarar vermesiyle en başta kalp ve damar hastalıkları olmak üzere ölüm tehlikesi olan hastalıklara sebep olur. Yüksek kolesterolün belirtileri olur. İki çeşit kolesterol vardır. İyi olan (HDL) ve kötü (LDL) olarak ayrılır. İyi kolesterol, kötü kolesterol seviyesinin düşürülmesine ve damarlardaki yapışkan tabakalarının temizlenmesine yardımcı olurken, kötü kolesterol damar tıkanıklığına, kalp hastalıklarına ve kan dolaşımı hastalıklarına neden olabilir. Yüksek kolesterolden korkulması gerekir. Çünkü LDL (kötü kolesterol) belirtileri çok azdır. Yüksek kolesterol sizi hasta etmez, günlük hayatınızı etkilemez, belirtisi yok denebilecek kadar azdır ve genellikle doktor kontrolleri sırasında yapılan testlerle görülür.
Paylaş:

Kaç Çeşit Mantar Vardır?

Kaç Çeşit Mantar Vardır?

Mantar hastalıklarının çok çeşidi vardır.Çünkü çok fazla türde mantar bulunur. Bunlardan en sık görüleni el ve ayak mantarıdır. Ayak mantarı nemli ve hava almayan ayakkabılardan, değiştirilmeyen çoraplar ya da havuzlardan, spor salonlarından kapılan mantarlarla ayaklar çok kolay hastalık kaparlar. Çok terleyen ayaklarda da mantar olabilir. Bu sebeple havalı ve ayağınız rahat edebileceği ayakkabılar tercih edilmelidir. Mantar özellikle ayak parmaklarının arasında pişik benzeri bir görüntü ve sulanma, kaşıntı, kızarıklık ve kötü koku ile başlar ve hızla ayağın üstüne doğru yayılabilir. Bazı hallerde ayak tabanının derisi kalınlaşır ve pul pul olur. Birde el mantarı vardır. aynen ayak mantarları gibi el mantarı da nemli ve ıslak ortamı sever. Özellikle eli çamaşırdan ve bulaşıktan çıkmayanlar el mantarına daha kolay yakalanabilirler. El mantarının ilk belirtileri özellikle elin ikinci ve üçüncü parmakları arasında oluşan ve avuç içine doğru yayılan kaşıntı ve kızarıklardır. Bu evreden sonra bu bölgelerde beyaz lekeler oluşur. Muayene olunmalı mantarın çeşidine göre ilaç kullanılmalıdır.
Paylaş:

Grip Nasıl Tedavi Edilir?

GRİP NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Grip hastalığı normal şartlarda bir hafta içerisinde iyileşme gösterir. Fakat uzun süren veya ikincil viral geçiriliyorsa sağlık kuruluşlarına başvurmalısınız. Üst solunum yolu enfeksiyonu (ÜSYE), Soğuk algınlığı, gribal enfeksiyon, rinofarenjit adlarıyla bilinir. İki yüze yakın çeşitli virüs akut ÜSYE yapabilir. Etken influenza virüsü olduğunda ÜSYE “grip” olarak nitelenir. Viral ÜSYE genellikle 3-7 günde, etken influenza virüsü ise 7-14 günde kendiliğinden iyileşir. Soğuk hava viral ÜSYE sebebi değildir. Fakat kışın kapalı alanda ortak yaşamın artması ÜSYE nin bulaşmasını fazlalaştırır. Alışılmış olarak görülen grip başlangıçlarında hastalığı geçirmeyi sağlayan bazı tedaviler uygulanabilir. Gripte en önemli tedavi dinlenmektir. Ayrıca bol bol c vitamini alınmalıdır. Bol su veya sıvı tüketimi yapılmalıdır. Doktorunuzun yazdığı gribal enfeksiyon ilaçları da kullanılır. Bunun yanında burunda kaşıntı ve hapşırık varsa doktorunuz antihistaminik ilaçlar yazabilir. Burun tıkanıklığı varsa açıcı spreyler kullanılmalıdır. Sonrasında öksürük başlayabilir. Anneler çocuklarına gelişigüzel ilaçlar başlamamalıdır. Doktor tarafından ilaç yazılmalıdır.
Paylaş:

Memede Ağrı Neden Olur?

Memede Ağrı Neden Olur?

Memede ağrının bir çok nedeni olabilmektedir. Memenin büyüme dönemi, meme ile alakalı bir çok hastalıktan ya da yumurtalıklardan salgılanan hormonlarla ilgili memede ağrı gelişebilir. Bu sebeple son yıllarda tıbba göre meme, kadın üreme organlarının bir parçası olarak düşünmektedirler. Meme kanseri kadınlarda en çok görülen kanserdir. Her on kadından bir tanesi hayatının bir zamanında meme kanseri ile yüz yüze gelebilirler. Bu sebeple meme hastalıklarının ilk olarak meme kanserinin zamanından önce öğrenilmesi toplum sağlığı açısından da mühimdir. Meme ağrılarına genel olarak verilen ad mastaljidir. Kadınların hemen hemen hepsinde görülebilir. Özellikle bu ağrıya sebep olan bir hastalık olmayabilir. Adet zamanlarınızdan kaynaklanan ağrılar vardır. Adet olacağınız günden bir hafta önce başlar. Bu ağrılar fazlada olabilir. Mastaljisi olan bir kadının uygun sütyen takması, adet öncesi dönemde tuz çay ve kahve içmeyi azaltması lazım. Ağrılarınız artarsa hafif bir ağrı kesici içebilirsiniz. 

İlgili aramalar: mastalji nedir, meme ağrısı neden olur, memede ağrının nedenleri nelerdir
Paylaş:

Kısırlık Niçin Olur?

Kısırlık Niçin Olur?

Kısırlık doğum kontrol ilaçları kullanmadan ve önlem alınmadığı halde 1 sene geçmesine rağmen hamile kalamamaktır. Kısırlık sorunu yaşayan ailelerin yaklaşık %30’unda erkekte, %30’unda kadında ve %30’unda ise hem erkekte hem de kadında problem olabiliyor. Ailelerin %10’unda ise yapılan birinci basamak testler ile gebeliğe engel olan herhangi bir sorun bulunamamaktadır. Bu probleme “açıklanamayan kısırlık” adı verilmektedir. Erkeklerde kısırlık bir çok değişik sebepten olabilir. Geçirilmiş enfeksiyonlar, genetik sebepler, hormonal bozukluklar, diyabet, böbrek yetmezliği gibi metabolik hastalıklar, inmemiş testis gibi hallerde erkek kısırlığının en başta gelen sebepleridir. Aynı zamanda çevre kirliliğinin çoğalması radyasyon, kimyasal maddelerden etkilenme, sigara tüketiminin artması, alkol ve bağımlılık veren maddelerin kullanımı gibi çevresel sebepler de son dönemde erkek infertilitesinin görülme sıklığını artıran diğer nedenlerdendir. Artık son yıllarda sperm olmayan hastaların çeşitli tedavilerle sperm alması sağlanıyor. Kadınlarda ise cinsel ilişkinin hamile kalma zamanına uygun yapılmaması, fallop borularının tıkalı olması, döl yatağında görülen hastalıklar, hormon salgılarının yetersiz olması, rahim veya dış üretim organlarından doğabilen şekil bozuklukları, şeker hastalığı veya tiroid bozuklukları, vücut yorgunluğu, sinir ve stres kısırlığın sebepleridir.
Paylaş:

Yüksek Kolesterolün Riskleri

Kolesterolünüzün yüksek olup olmadığını bilmek hastalıkların ortaya çıkmasını önlemez. Uzun süre yüksek kolesterolü bulunan insanların yaşayabileceği en büyük riskli hastalıklardan biri damar tıkanıklığıdır. Kolesterolün damar duvarına yapışmasıyla başlayan süreç, zaman içinde damarların elastikiyetini kaybederek sertleşmesi ve kan akışı için kullanılan yolun daralmasına neden olur. Bu yapışkanlar damarları çatlatabilir ve çatlaklarda kan pıhtılaşmasına sebep olur. Pıhtılaşma, zaten kolesterol birikmesi nedeniyle daralan damarı iyice daraltabilir ve kan akışı olmayabilir. Tüm bu oluşumların sonucunda da inme ve kalp krizi gibi hayati tehlike yaratan sağlık problemleri yaşanır. Az görülmesine rağmen yüksek kolesterolün diğer bir belirtisi cilt tabakasında biriken kolesterol nedeniyle göz çevresinde, el ve ayaklarda görülen kabarıklıklardır. Bu kabarıklıklar yağ kitlesi gibidir.
Paylaş:

Kolonoskopi Kimlere Yapılır?

Kolonoskopi Kimlere Yapılır?

Kolonoskopi, içi boşluklu bir organımız olan kalın bağırsağın kolonoskop adı verilen katlanabilir bir aletle inceden inceye tetkik edilmesidir. Bağırsak dışı kalıplaşmış: bağırsak duvarına ait olağan dışı ve bağırsak boşluğundaki patolojilerle ilgili sonuçlar alınır. Bağırsak duvarına ait olağan dışı kitleler mesela tümör, polip, divertikül, kolit, damarsal patolojileri içerir. Bağırsak boşluğuna ait patolojiler ise taşlaşmış dışkı, yabancı cisimler, parazitler, torsiyonlar olabilir. Bu işlemin yapılması çok önemli ciddi hastalıkların önlenmesini sağlar. Ayrıca kolonoskopi, hekiminizin iltihaplı bölümleri fazla büyümeleri (kitleleri) ve ülser hastalıklarını teşhis etmesini sağlar. Kolonoskopi kalın bağırsak ve rektum kanserlerinin erken teşhisi için sık uygulanan bir işlemdir. Kabızlık çekiyorsanız ve bu sürekli hale gelmişse kolonoskopi yapılır. 10 gün dışkı yapamayan kişilerde mutlaka ilaç tedavisi için kolonoskopi yapılır. Yani kolonoskopi, bağırsak hareketlerindeki uzun süre devam eden ishal, kabızlık , karın ağrısı, kilo kaybı, makattan kan gelmesi gibi rahatsızlıklarda uygulanır. Genelliklede kan bağınız olan kişilerde kolon kanseri olanı varsa belirtiler yokken kolonoskopi yaptırmanız gerekir.
Paylaş:

Grip Nasıl Bulaşır?

GRİP NASIL BULAŞIR?

Grip bulaşıcı bir hastalıktır. Bazı önlemler alabilirseniz gribin bulaşma ihtimalini en aza indirmiş olursunuz. Grip en çok başka kişilerle tokalaşma yoluyla bulaşır. Grip olan kişilerle ağız ağza yakından konuşulursa hastalık bulaşır. Grip hastalığı öpüşme yoluyla da bulaşır. Grip salgını yaşandığı dönemlerde kalabalık yerlerde ve ortamlarda grip virüsü yaygındır. Bünyeniz hemen hastalığı kapabilir. En sık elle bulaşır. Çünkü hasta olan insanların burunlarından ellerine virüs bulaşır. Bizde bu virüsü tokalaşırken kaparız. Bu sebeple grip olan biriyle selamlaşırsanız ellerinizi iyice yıkamalısınız. Kendinizi hasta olan kişilerin bulunduğu ortamlardan uzak tutun ve az tokalaşmaya çalışın bulaşma riskini azaltın. Ayrıca grip olan kişiler sürekli hapşırabilir ve bulunduğu ortama grip baloncukları yayar. Evi veya bulunduğunuz ortamı havalandırmalısınız. Hasta olan kişiyle aynı evi paylaşıyorsanız temiz bir mendille ağzını kapatarak hapşırmasını rica etmelisiniz. Bunları yapılmazsa grip hemen bulaşabilir. Ayrıca hasta olan kişiyle aynı tabak, kaşık vs eşyaları kullanmayınız. Aynı yatağı paylaştığınız kişilerle gece yatarken yüz yüze uyumamanızda da fayda vardır.
Paylaş:

Prematüre Bebek Bakımı Nasıl Olur?


Yenidoğan Ünitesi­nin Ortamı Önemli

Stresin bile beyin gelişimi­ni menfi etkilediğini, yapılmakta olan radyolojik ve başka incelemelerin bunu kanıtladığını söyleyen  Doç­. Dr­. Nermin Tansuğ, "Bebek yenidoğan ünitesinde stres içindeyse, ağrısı varsa, üşüyorsa, vücut ısısı yüksekse, bebeğe sert girişimler­de bulunuluyorsa bütün bunlar bebeğin hafızasına kaydoluyor ve uzun vadede türlü travmalara neden  olabiliyor" diyerek yaklaşımın ve hastanenin fiziki şart­ları nın epey mü­him olduğunun altını çiziyor­.

Enfeksiyon Riski Fazla

Başka bir mü­him konu da bebeğe fazlaca el sürmenin sakıncalı olduğu­. Bağışıklık sistemi­nin düşük olma­sı sebebiy­le bu bebekler­de enfeksiyon riski­nin yüksek olduğunu ifade edici Doç­. Dr­. Tansuğ, ""Bebeğe her dokunuş enfeksiyon ihtimali­ni fazlalaştırır­­. Mümkün olduğunca bebeği ellemeyip rahat bırakmak gerekir­­. Bu sebeple de genel­de bütün bakımlar ba­riz bir saate toplanır"" diyor­. Bebeğin ağrı çekmeme­si için de gerekli önlemlerin alınma­sı mü­him bir nokta­. Eğer bazı tedavilerin uygulanma­sı gerekiyorsa olanaklı olduğu kadar bebeğin bu süreci ağrısız geçirme­si sağlanmakta­dır­­.

Anne Bebeğe Dokunduğu An Aralarında Kuvvetli Bir Bağ Oluşuyor

Erken  doğan bebek uzun bir müddet yenidoğan ünitesinde kalabiliyor ve dolayısıyla bu süre boyunca anneden  ayrı olmakta­dır­­.  Eğer o sırada anne bebeği­ni ziyaret etmeyip dokunmuyorsa anne* bebek arasın­da bağ oluşmadığına dikkat çeken  Doç­. Dr­. Tansuğ, ""Bebek stabilize olduğu an, anne ile alakalı de çok büyük bir so­run yok ise biz anneyi üniteye almakta­yız­. Bebek de annesi dokununca bunu hissediyor"" diyor ve duygusal bağın ne denli güçlü olduğunu bir örnekle açıklıyor: ""Öyle ki, bazı zamanlar bebeğin aralıklı solunum sıkıntısı olduğunda, bebeği anne kucağına verdiğinizde bütün sıkıntı sona eriyor­. Bununla birlik­te bu ten  tema­sı annenin süt üretimi­ni da artırıyor­.""

Bebeğiniz Taburcu Edildikten  Sonra

Erken  doğan bebek her ne kadar gerekli testler yapılıp, sağlığına kavuşarak hastaneden  taburcu edilse de bakım süreci devam etmektedir­­. Bilhassa evde bebeğe yapılmakta olan ziyaretler enfeksiyon riski­ni artırdığın­dan bu konu ile ilgi­li ailenin ve yakın çevresi­nin anlayışlı, bilinç sahi­bi bir tutum sergileme­si gerekmekte­dir­­. Odanın sıklık­la havalandırılması, ışıklandırmanın sağlanması, bebeğe dokunma dan evvel ellerin yıkanma­sı bilhassa damlacık enfeksiyonu ve respiratuar sinsisyal virüs riski­ni azaltmak yönün­den  epey önemli­. Birinci aydan başlayıp rutin aşıları ile respiratuar sinsisyal virüsün­den  koruyan, ilk beş ay süresince aylık aşıların yapılması, anne* babanın da boğmacaya karşı muhakkak aşılanması, bebeğin günlük olarak temiz hava alma­sı için dışarı çıkartılması, yine taburculuk sonra­sı yapılışı lazım olan bakım kıstasları içerisinde er alıyor­.

Bebeğin giydirilişi hususun­da aşırılıktan kaçınılışı gerektiği­ni de hatırlatan Doç­. Dr­. Tansuğ, "Siz kendinizi nasıl rahat hissediyorsanız çocuğunuza bir kat fazlasını giydirin" diyor­. Doç­. Dr­. Nermin Tansuğ, bebeğin dokunma hissi­nin gelişme­si için ise eldiven  giydirilmeme­si gerektiğine dikkat çekiyor­.

Bebeğinize Masaj Yapın

Prematüre bebekler­de masaj büyük ehemmiyet taşıyor­. Kas gelişimi ve bebeğin daha ba­sit uyuma­sı için yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde bebeğin kaslarına bazı germe hareketleri yapılmakta­dır­­.  Bunun yardımıy­la sonr­dan meydana gelebilecek ortopedik sorunlar da azalabiliyor­. Dokunarak bebeğe uyarı vermek, beyin gelişimi yönün­den  da olumlu neticeler verirken, yapılmakta olan masajlar bebeğin gaz gibi problemleri­ni de önlüyor­.

Kontroller İlkokul Çağına Kadar Sürmekte

Yenidoğan ünitesin­den  çıkan bebeğin bakımı düzenli kontrollerle devam ediyor; dördüncü haftadan sonra göz muayenesi, işitme tarama­sı ayrıntı­lı olarak yapılıyor ve sonr­dan poliklinikte gelişimleri takip ediliyor­. Bebeğin zamanın­da başını dik tutmasından, oturmasın­dan ve emeklemesin­den  okul dö­nemine kadar ciddi bir izleme programına elbet­te tutulduğunu ifade edici Doç­. Dr­. Tansuğ, "Çocuğun ilkokuldaki başarısını görene kadar kontrollere devam ediyoruz­. Zira bebekken  hiç bir şey fark edilmez ama ilkokul dönemine geldiğinde öğrenme sorun­ları ya da hiperaktivite meydana gele­bilir" diyor­.
Uzmanı Doç­. Dr­. Nermin Tansuğ, prematüre bakımı hususun­da mü­him bilgiler aktarıyor.

İlgili aramalar: prematüre bebek bakımı nasıldır, erken doğan bebeklerin bakımı
Paylaş:

Bebeğim Ne Zaman Yürüyecek?

Sağlıklı bebekler genel olarak 12 ila 18 aylar arasın­da yürümeye başlamaktadır­­. 

Çoğu çocuğun oniki ay ve sonra­sı yürümeye başlaması­nı söyleyen  Liv Hospital'de görev yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op­. Dr­. Kaan Irgıt, "Bebeğini­zin karşısın­da çömelerek ya da durarak, ellerin­den  tutarak onu yürümeye teşvik edebilirsiniz­. Zaman zaman yürüme 18 aya kadar geç ola­bilir, meraklanmayın, eğer çocuğunuz 18 aylık olmuş ve yürümüyorsa bir çocuk doktoruna götürmenizde fayda ola­bilir­­. Örnek verecek olursak orta kulak iltihabı da dengeyi bozarak yürümeyi geciktirebilir­­. Ya da iri ya da kilolu bebekler ayağa kalkmak amacıyla daha fazla güce gereksinim duydukların­dan geç yürüye­bilirler" diyor­.

Başlangıçta Bebeğinizin Adımları Dengesiz Ola­bilir

Bebekler yürümeye genel olarak 10 ila 18 ay arasın­da başlamaktadır­­.  Bebekler­de omurilikteki sinir sistemi ve onun kontrol ettiği kas grupları aylar içinde gelişmeye başlar ­. Böylelikle 6 aydan sonra koordinasyon, kas denetimi ve denge sistemi­nin gelişmesiyle çocuklar yürümeye başlamaktadır­­.  Çocuğun yürüyebilişi için vücudunu taşıyabilecek kadar güçlenme­si gerekiyor­. Başlangıçta adımlar dengesiz olacaktır ama kaygı­lanmamak gerekir­­.

Çocuğunuzu Yürümeye Teşvik Edin

Çevrenizde si­zin çocuğunuzdan daha küçük çocuklar yürüyor fakat sizinki henüz yürümüyor ola­bilir­­. Hemen  paniğe kapılmaya gerek yok­tur­. Zira birçoğu çocuk oniki ay ve sonra­sı yürümeye başlamaktadır­­.  Bebeğini­zin karşısın­da çömelerek ya da durarak, ellerin­den  tutarak onu yürümek amacı ile teşvik edebilirsiniz­. Zaman zaman yürüme 18 aya kadar geç ola­bilir meraklanmayın, eğer çocuğunuz 18 aylık olmuş ve yürümüyorsa bir çocuk doktoruna götürmenizde fayda ola­bilir­­. Göbeği­nin üzerine giden  çocuklar emekleyenlere göre daha geç yürüyebilir­­. İri ya da kilolu bebekler ayağa kalkmak amacıyla daha fazla güce gereksinim duydukların­dan geç yürüye­bilirler­. Orta kulak iltihabı da dengeyi bozarak yürümeyi geciktirebilir­­. Daha büyük kardeşi olan bebekler büyük olanı taklit edip ona yetişebilmek amacı ile daha erken  yürüye­bilirler­.

Emeklemeden  Yürümeye Geçiş Nasıl Olur?

Çocuklar kendi etrafların­da yuvarlandıkça, oturdukça ve emekledikçe kuvvetlenir ve yürümeye hazır duru­ma gelmektedir­­. Eğer zıplama için oyuncak aldıysanız günde 3 kere 15 dakida’dan fazla yapışına müsaade etme­yin­. 8 ila 10 ay dolayın­da çocuk kendisi­ni mobilyalara doğru çekip ayağa kalkmaya ve ayakta durmaya çalışır­­. Ayakta kalmayı başardığı zaman oda içinde tutunarak dolaşmaya başlamaktadır­­.  Bir süre sonra kendine güvenir ve desteksiz yürümeye başlamaktadır­­.  Siz elleri­ni tutarken  birkaç adım bile ata­bilir­­. 9 ila 10 ay dolayın­da ayakta durur pozisyon­dan oturur pozisyona geçmeyi öğrenir­­. Eğer ayakta durmayı öğrenmiş ve oturur pozisyona geçmeyi başaramazlar ise hemen  kucağınıza almayın ya da oturtmayın, dizi­nin üzerine çömelerek oturmayı gösterin ve denemesine yardımcı olun­.

Çocuğa 1 Yaşına Gelmeden  Ayakkabı Giydirmek Doğru mudur?

Bebeğiniz yürümeyi öğrenirken  olanaklı mertebe ayağını çıplak tutmakta fayda bulunur­. Böylelikle denge ve koordinasyonunu daha iyi kazanır­­. Eğer bebeğini­zin ayakları sıkı ayakkabı ve çoraplar ile sarılırsa düzgün gelişim gösteremez­. Bebeğiniz evin hari­cinde yürümeye başlayana dek ya da soğuk ve bozuk zeminler­de yürümüyorsa ayakkabı almanıza gerek olmaz­. Ayakkabı aldığınızda esnek olmasına dikkat edin, esnek ayakkabı kolayca ikiye katlana­bilir ayakkabı manasına gelmektedir­­. Çocuğunuz yürümeye başladığın­da evin içinde bebeğe zarar vermeyecek güvenilir bir ortam yaratılmalı, zeminde takılabileceği şeyler olmamalı ve yerler temiz olmalıdır­­.  Bebek düşme ve kaldır­ma ihtiya­cı olasılığı­na karşı katiy­yen  yalnız bırakılmamalıdır­­.

İlgili aramalar: bebekler ne zaman yürümeye başlar, bebek kaç aylıkken yürür, bebeğim ne zaman yürüyecek, bebek ne zaman yürümeye başlıyor
Paylaş:

Kan Uyuşmazlığı Nasıl Olur?

Kan uyuşmazlığı anne ve babanın kan grupları arasındaki uyuşmazlıktır. İnsanların kan grupları A, B, AB, ve O olarak 4 çeşittir. Bunun yanı sıra D etkeni adı verilen Rh etkeni de pozitif ya da negatiftir. Anne karnındaki bebeğin uyuşmazlıktan etkilenebilmesi için bebeğin kan grubu ile anneninkinin uyumsuz olması, bebeğin kanının anne kanı ile dokunuşuyla ve annenin bağışıklık sisteminin bu duruma cevap olarak antikor üretmesi gerekir. En fazla görülen uyumsuzluk Rh uyumsuzluğudur. Bu durumda baba Rh(+) iken anne Rh(-)dir. Eğer bebek de Rh (+) olursa bebeğin kanındaki bu Rh faktörü anne kanına geçer ve annenin bağışıklık sitemi Rh etkenini ortadan kaldırmak için antikor adı verilen maddeler üretir. Bu sebeple ilk bebek durumdan etkilenmez. Rh uyumsuzluğundan yalnızca baba pozitif, anne negatif ise bahsedilebilir. Baba negatif anne pozitif ise uyuşmazlık önem taşımaz. Kan uyuşmazlığının teşhisi için hem anne hem de baba adayının kan grubunun bilinmesi önemlidir. Eğer anne Rh (+) ise babanın kan grubu önemini yitirir. Gebelik zamanında annenin kanında aslında olmaması gereken anti-Rh ye bakılır. Bebeğin kan uyuşmazlığından etkilenip etkilenmediğini anlamak için ayrıca kordosentez de yapılabilir.

İlgili aramalar: kan uyuşmazlığı nedir, rh uyuşmazlığı nedir, kan uyuşmazlığı nasıl olur, kan uyuşmazlığı neden olur
Paylaş:

Kolonoskopi Nasıl Yapılır?

Kolonoskopi hastalara gün içerisinde yapılır ve hastalar aynı gün taburcu edilir. Hastanın hastanede yatmasını gerektiren bir işlem değildir. Hastalar acil haller haricinde bağırsak boşaltılmış olarak yapılır. Hastanın geçirdiği hastalıkların öyküsü sorulur. Şikayetleri, yapılan tüm tetkikleri, daha önceki hastalıkları, kullandığı ilaçlar, geçirdiği ameliyatlar doktor tarafından kaydedilir. Hastaya kolonoskopi işlemi doktoru tarafından detaylı anlatılır. Doktor hemşiresi damar yolu açar. Hastanın bulguları, kalp atım sayısı, kan oksijen düzeyi izlenir. Hasta yapılacak kolonoskopiye en uygun şekilde uzandırılır. Hastaya ilaç veriler ve tüm refleksleri korunarak, kontrollü olarak uyku haline alınır. Damar yolundan verilen bu ilaç kolonoskopi işlemi sırasında hastanın daha az ağrı hissetmesi ve/veya ağrısız uygulama için kullanılır. Bağırsak gevşemesi için de Buscopan adlı ilaç verilebiliyor. Enjekte edilen ilaçların etkisi ile hasta uyku haline geçer. Çok zorunlu olmadıkça kolonoskopide tam bir anestezi yapılmaz. Kolonoskopi tamamlandıktan sonra hasta uyandırılır. Bu uyanma işlemini hızlandırmak ve uyku sağlayan ilaçların etkisini bitirmek için yine uyarıcı başka bir ilaç verilebilir.
Paylaş:

Tırnak Neden Yenir?

Tırnak yemek görünüşe göre çocuklukta başlar. Zamanla huy haline gelir. Ergenlik çağındaki çocukların yarısı yapılan araştırmalara göre tırnaklarını yediklerini belirten uzmanlar, bunların dörtte üçünün bu alışkanlıklarını 35 yaşına kadar devam ettirdiklerini söylemişlerdir. Bazı uzmanlar bunu ergenlikte yapmaya başlayan kişilerin hormonal olarak muhtemelen stresle tetiklenir. Davranış geliştiğinde uzun bir süre kalabilir ve çok az kişide ömürleri boyunca sürdürebilirler. Bazıları da zamanla psikiyatrik yardım alabiliyorlar. Bununla birlikte sinirsel huylu ergenlerde endişe, stres ve sıkıntılarında bilinçsizce yapılan hareketlerdir. Uzmanlar, tırnak yeme huyunu “onikofaji” olarak adlandırmışlardır. Tırnak yemek, sosyal ortamlarda da hoş görünmemektedir. Çok kötü bir görüntü oluşturmaktadır. Ayrıca yenen tırnaklar çekici görünmediğini belirten araştırmacılar, bazı insanlar tırnaklarını çok kötü yediklerini, parmaklarını kanattıklarını ya da tırnaklarını yiye yiye yok denecek kadar az bıraktıklarını anlatıyorlar. Tırnak yemek sağlığınızda bozar. Uzmanlar, tırnaklarınızı yediğinizde, ağzınız ile parmaklarınız arasında ileri geri bakteri taşıdığınızı ve eğer tırnağınızı yerseniz, tırnağınızın kenarında enfeksiyon oluşacağını açıklıyorlar.
Paylaş:

Soğuk Havada Terlemenin Nedenleri

Soğuk Havada Terlemenin Nedenleri

Havalar gittikçe soğumaya başladı. çevrenizdeki herkes kat kat giyiniyor. Siz ise üzerinizi kalın giyinmediğiniz hal­de terliyor musunuz? Bilhassa koltuk altlarınız hep ıslak mı? O zaman botoks yaptırmayı düşünebilirsiniz.

Yoğun çalışanlar ve giyimiyle ön plan­da olan mesleğe sahip kişilerin imdadına terlemeye karşı yaptırdığı botoks uygulamasını Hisar Intercontinental Hospital Nöroloji Bölümü Uzmanı Doç­. Dr­. Göksel Somay’dan öğrendi

Bilhassa stres, heyecan, uyarıcı ilaçlar, tiroid bezi­nin aşırı çalışması, kan şekeri değişiklikleri, böbrek üstü bezi hastalıkları, menopoz, kullanılan ilaç ve hormonların aşırı terlemeye neden  olabileceği­ni belirten  Doç­. Dr­. Somay; "Terleme cildi nemlendirerek vücut ısısını sabitler ve vücut­ta bulunan toksinlerin atılmasına imkan vermekte­dir­­. Tamamen  doğal olan bu süreç bir­takım kişiler­de istenmeyen  şikayetlere neden  ola­bilir­­.

Bilhassa koltuk altı bölgesindeki terleme kişiyi görünü­mü sebebiy­le huzur­suz ederken; koku sebebiy­le de zor durumda bırakmaktadır­­.  Zira pudra, krem veya spreyler terlemeyi bütünüy­le kesme özelliğine sahip olmaz; fakat kısa süreli geciktirebilir­­. Oysa botoksla çok tesirli ve uzun sü­ren  kalıcılık sağla­mak olanak­lı­. diye konuştu.

Botoks uygulama­sı nasıl yapılır?
30 dakika gibi kısa bir sürede uygulanabilen  botoks; bilhassa koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanı terlemesinde kullanılır­­. İşlem yapılma dan evvel terleme probleminiz olan bölgelere iyot-nişasta testi yapılır ve aşırı terlemenize neden  olan aktif alanlar tespit edilir­­. Bu alanların yaklaşık 2 mm derinliğine çok ince uçlu iğnelerle Botoks ilacı enjekte edilmektedir­­.

Botoks uygulaması, uygulama bölgesinde terleme işlevi­ni geçici olarak, bütünüy­le ya da belir­li bir şekil­de azaltarak etkisi­ni göstermekte­dir­­. Botoks’un etki­yi geçici olduğu amacıyla yapılmakta olan operasyon istenirse 6 ila 8 ay gibi uzun aralıklarla tekrarlana­bilir­­. İşlemin hemen  ardın­dan günlük hayatınıza rahat­ça dönebilirsiniz­. 18 ila 65 yaş aralığındaki herkesin yararlanabileceği bu uygulamanın neticesi­ni 2 ila 4 gün ­içinde görmeniz olanaklıdır­­. 

Kimlere Botoks Yapılmaz?* Hamilelere,
* Emziren  annelere,
* Cildi­nin üstün­de enfeksiyon olan hastalara,
* Myasthenia Gravis (özellikle kaslar­da görülmekte olan kas zayıflığı) gibi nörolojik hastalıkları bulunanlara,
* Aminoglikozit türü antibiyotik kullananlara,
* Bağışıklık sistemi­ni zayıflatan ilaçlar kullanan hastalara botoks uygulama­sı yapılmaz­.

İlgili aramalar: soğuk havada neden terlenir, soğuk havada terlemenin tedavisi, aşırı terlemenin tedavisi var mı, koltukaltı teri nasıl önlenir
Paylaş:

Şişmanlık Hamileliğe Engel Mi?

Çağımı­zın hastalığı olan obezite toplumu her açıdan olumsuz yönde etkilemeye devam etmektedir­­. Atalarımızın deyimi ile artık bir dirhem et, bin ayıp kapatmıyor­. Hat­ta anne olmak isteyen  kadı­nın başına dert olmakta­dır­­.  Nasıl mı? Cevabı burada.

Amerika’da yapılmakta olan bilimsel incelemeler şişmanlığın anne olmak isteyen  kadınlar için tedavi esnasın­da ciddi sorunlara yol açtığını açığa çıkardı­. Acıbadem Sağlık Grubu Tüp Bebek Hizmetleri Koordinatörü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof­. Dr­. Bülent Tıraş konu ile ilgi­li şu açıklamalar­da bulundu­.

Modern kadın eski kadınlar gibi artık eliyle çamaşır, bulaşık yıkamıyor­. Kadın hemen  hemen  bir düğme basıp, günlük ev işleri­ni yapar duru­ma geldi­. Mesleği gereği görevi­ni masa başın­da yapıyorsa hareket azlığı obezitenin en  çok sevdiği şey olarak kadı­nın kilo almasına sebep olmakta­dır­­.  Beslenme şekli de hazır gıdaya yatkınsa anne olama­mak amacıyla kadın­da hemen  hemen  bütün şartlar hazırdır­­.  Uzmana başvura­rak, başka tedavi yöntemleri denenip daha son­ra tüp bebek tedavisine başlandığı zaman görülmekte olan tablo şudur: yumurtalar daha az döllenir ve östrojen  düzeyleri daha düşük olmakta­dır­­.  Şişmanlık oranı arttıkça gebelik oranları düşer ve canlı doğum oranların­da azalış olmakta­dır­­.  Yani düşük oranı artmakta­dır­­.

Şişmanlık Hangi Sorunlara Neden  Oluyor?

Şişmanlık tüp bebek tedavisinde ciddi sorunlara neden  olmakta­dır­­.  İlk olarak erken  doğum oranını fazlalaştırır­­. Peki kadın için şişmanlık obezite nerede başlar? Kadın­da Vücut Kitle Endeksine göre vücut ağırlığı ve boy ölçüleri­nin oranlanma­sı yirmi* yirmi beş arası ise normal, yirmi beş ila otuz arası hafif kilolu, yirmibeş ila otuz arası şişmanlık, 30’un üstün­de ise obezite söz konusudur. Hafif kilolular­da bile yüzde yetmiş beş erken  doğum rizikosu artmakta­dır­­.  Kilolular­da ise oran 2­.4 katı artar…

Özetlersek; şişmanlık tüp bebek tedavisinde gebelik ve canlı doğum oranlarını düşürür, yumurta ve embriyo üzerine menfi tesirleri bulunur­. Sistemik tesirlerin­den  dola­yı rahim içerisi çevreye yapmış olduğu tesirleri yüzün­den  gebeliğin oluşumu­nu engeller­.
Paylaş:

Yirmilik Diş Çektirilir Mi?

Bu dişlerin ağızda bırakılıp bırakılmama­sı konusu tartışmalıdır­­.  Eğer doğru konumda sürerlerse ve çevre dokulara zarar vermiyorsa bu dişin yerinde kalmasın­da bir sakınca bulun­maz­. Çene kemiğine kaynaşmış; normaldışı pozisyonlu olduğu röntgenle tespit edilmiş bir dişin ileride yol açacağı zararlar göz önüne alınarak çekimine karar verile­bilir­­.’ açıklamasın­da bulundu­.

Yirmilik Dişi Ne Zaman Çektirmek Gerekir?

Çürük: Tükürük, bakteri ve yiyecek parçacıkları yeni çıkmakta olan dişin açtığı yuvada birikerek hem yirmilik dişi hem de yanındaki azı dişi­ni tehdit eder­. Bu tür çürükleri erken­den  fark edip tedavi etmek oldukça zordur­. Ağrıyla enfeksiyona sebep olan ve apseyle sonuçlanan ağır tablolar ortaya çıka­bilir­­.

Diş eti hastalığı (perikoronit): Kısmen  çıkmış bir yirmilik dişin, dişetinde, bakteri ve yiyecek artıkları­nın depolandığı bir enfeksiyon odağı olmakta­dır­­.  Bunlar ağız kokusu, ağrı, ödem ve ağzın tam açılamamasına yol açar­. Enfeksiyon lenfler aracılığı ile yanak ve boyuna yayıla­bilir­­. Yirmilik dişin çevresindeki bu enfeksiyona yatkın zemin her seferinde kolaylık­la enfekte olmaya adaydır­­.

Basınç Ağrısı: Sürme esnasın­da komşu dişlere de basınç uygulanıyorsa sıkışmadan ötürü da ağrı duyula­bilir­­. Bazı haller­de bu basınç aşınmaya yol açar­.

Ortodontik Nedenler: Pek çok genç dişlerindeki çapraşıklıkları düzeltmek amacı ile ortodontik tedavi görmektedir­­. Yirmi yaş dişleri­nin sürme basınçları başka dişlere de yansıyacağın­dan başka dişler­de de bir hareketlilik olur, çapraşıklıklar arta­bilir­­.

Protezle Alakalı Nedenler: Protez planı yapılmakta olan bir ağızda yirmilik dişleri hesaba katmak gerekir­­. Çünkü, yirmilik diş çekilip daha son­ra değişen  ağız yapısına göre yeni bir takma yapmak gerekli olacaktır­­.

Kist Oluşumu: Gömük bir diş kiste; kist ise kemik yıkımı, çene genişlemesi, çevredeki dişlerin yer değiştirme­si veya zarar görmesine yol açar­. Kemik yıkımını engellemek amacı ile diş çekilerek kist temizlenmelidir­­.

Hiçbir Rahatsızlık Vermiyor Fakat Kötü Pozisyonlu Bir Yirmilik Dişim Var.

* Dişin pozisyonunun bozuk olma­sı enfeksiyon için yalnız başına kafi bir neden­dir­­. Böyle bir durumda basınç ağrısı, diş eti sorun­ları ve benzeri sorunlar ansı­zın ve beklenmeyen  bir zaman­da gelişirler­.

* Yirmilik dişler, fırça ve diş ipiyle ulaşılışı zor alanlar­da bulunurlar­. Zamanla çürümeye sebep olan bakteri, asit ve yiyecek artıkları bu alan­da toplanır­­. Eğer diş çürür ve dolguyla onarılmazsa diş kısa zaman­da iltihaplanır­­.

* Bu dişleri temiz tutmak zor olduğu için biriken  bakteri ve yiyecek artıkları kötü ağız kokusuna sebep olmakta­dır­­.

* Dişeti altın­da yatay pozisyondaki gömük bir diş, başka dişlerin hareketi, sıklaşma­sı ve çarpıklaşmasına neden  olacak bir basınç teşkil eder­.

* Gömük dişin üstü­nü kaplayan dişeti­nin altına toplanan bakteriler enfeksiyona neden  o­lur­.

Yirmilik dişlerin çekilmesi için en  uygun zaman hangisidir?
Kötü pozisyonlu bir diş şikayete yol açsın veya açmasın 14 ila 22 yaşları aralığın­da çekilmelidir­­. Genç yaşlardaki operasyonlar teknik manada daha kolaydır ve iyileşme daha çabuk olmakta­dır­­.  40 yaşın üstündeki operasyonlar daha zordur­. Bununla birlik­te yaşın art masıyla bir­likte yan tesirler de artar ve iyileşme süreci uzar­.

Başka diş çekimlerin­den  farklı mıdır?
Yirmilik dişin konum, şekil ve boyutuna bağlı bir şekil­de uygulanacak işlemin zorluk derecesi değişir­­. Basit bir çekimden  sonra hafif bir şişlik, ağrı ve kanama ola­bilir­­. Daha özel işlemler gerektirmiş olan bir­takım kompleks çekimler de uygulana­bilir­­. Diş hekimini­zin alacağı tedbir­ler ve bulunacağı öneriler yan tesirleri minimalize eder­. Bu çekimi müteakip çekim boşluğun­da kan birikmez ve ağrı da gelişebilir­­. Birkaç gün içerisinde durum düzelir­­. Bununla birlik­te diş hekimi­ni tavsiyelerine uyulduğu takdir­de bu olayla hiç de karşılaşılmaya­bilir­­. İleri yaşlar­da kemik yapısı yoğunlaştığı ve esneklik azaldığı için çekim zorlaşır, iyileşme yavaşlar­.

Operasyon­dan sonra bakım
* Yara yeri­ni kurcalamayın­. Yoksa ağrı, enfeksiyon ya da kanama gelişebilir­­.
* İlk 24 saat süresin­ce dişini­zin çekildiği taraf ile çiğneme yapmayın­.
* İlk 24 saat sigara içmeyin­. Zira sigara kanamayı artırıp iyileşmeyi bozar­.
* Tükürmeyin­. Tükürürseniz kanama artar ve pıhtı yerin­den  oynaya­bilir­­.
* Kanamanızı kontrol edin­. Eğer dikiş atılmamışsa mikropsuz gazlı bezle tampon yapılmakta­dır­­.  Pıhtı oluşumu için tamponu yarım saat ağızda tutun­. Tampon alındıktan sonra kanama devam ediyor ise yeni bir tane koyun­.
* Şişkinliği kontrol edin­. Operasyon­dan sonra alana soğuk bir tampon uygulayarak dolaşım yavaşlatılır ve yüzünüzün şişmesi­nin önüne geçilir­­. Uygulama 20 dakika soğuk tampon* 20 dakika ara* tekrar 20 dakika soğuk tampon şeklindeki periyotlarla yapılmakta­dır­­.
* İlk 24 saatten  sonra her 2 saatte bir, 1 bardak ılık su içerisine 1 çay kaşığı tuz koyarak hazırlamış olduğunuz karışımla gargara yapın­.
Paylaş:

Emziren Anneler Kafein Tüketebilir Mi?

Emziren  annelere kafein içeren  besinler tüketmek hususun­da uzmanlar dikkatli olmayı öneriyor. Uzmanlar aksi durumun bilhassa bebekte birçok hastalığa yol açabileceği uyarısın­da bulunmakta­dır­­.

Bebeğin beslenmesi­ni de direkt olarak ilgilendirdiği için emziren  annelerin beslenme şekline dikkat etme­si tavsiye ediliyor­. Annelerin doğru olmayan ve sağlıklı olmayan beslen­me tercihleri emzirilen  bebeğin sağlığını ciddi şekil­de tehdit etmektedir­­.

Annenin tükettiği kafein bebekte reflüye neden oluyor
Anne sütü bebekler için en  mükemmel besindir­­. İçerdiği bağışıklık sistemi­ni güçlendirici maddeler hala birçok mamada yüzde yüz oranın­da yer almaz­. Lakin müt­hiş yiyecek olan anne sütü, bazı zamanlar yarar yerine bebeğe zarar da verebiliyor­.

Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve Alerji Uzmanı olan Prof­. Dr­. Yonca Tabak, "Süt veren  annelerin aşırı kafein tüketmesi, mucize bir besin olan anne sütünü zararlı bir yiyecek haline getirerek, bebekler­de reflü öncelikli olmak üzere birçok hastalığa davetiye çıkarmaktadır­­." açıklamasın­da bulundu­.

Emziren  annenin kafein tüketme­si bebekte reflüyü tetiklemekte

Anne sütünün bebekler için en  kusursuz yiyecek kaynağı olduğunu söyleyen  Prof­. Dr­. Yonca Tabak, ‘Anne sütünün içermiş olduğu bağışıklık sistemi­ni güçlendirici besinler bugün, hiç bir mamada yüzde yüz oranın­da yok­tur­. Her annenin sütü bebeğine özeldir ve onun gereksinimleri­ni en  iyi şekil­de giderecek özellikte doğa tarafı ile ayarlanmıştır­­. Lakin mucize yiyecek olan anne sütü, bazı zamanlar yarar yerine bebeğe zarar da verebilir, öncelikli olarak de emzirme süreci boyunca anne beslenmesine dikkat etmiyor ve bolca kafeinli gıda tüketiyorsa ‘ diye konuştu­.

Süt veren  annelerin kafein açısın­dan zengin olan çikolataöncelikli olmak üzere kakaolu besinlerden  ve kahveden  uzak durması­nın bebekleri­nin sağlığı yönün­den  çok mü­him olduğuna dikkat çeken  Prof­. Dr­. Yonca Tabak, "Bebekler­de ilk iki yaşta mide başı normalden  daha gevşektir­­. Kafein de genel manada mide başını gevşeten  ve midede asit salgısını artıran bir maddedir­­. Süt veren  anneler, kafein içeren  besinler tüketiyorsa bu direkt bebeği de etkilemektedir­­. Bebek de bolca anne sütü kanalıyla kafein alır­­. Bu da bebeğin reflü olmasına ve ilerleyen  zamanlar­da reflüye bağlı başka hastalıkların ortaya çıkı­şına kaynaklık etmektedir" diye açıklamada bulundu­.

Sütünüzü artırmak amacıyla çikolata ve kakaolu besinler tüketmeyin
Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve Alerji Uzmanı Prof­. Dr­. Yonca Tabak şu şekil­de konuştu:

"Anneler sütleri­ni artırmak amacıyla tatlı olarak bol çikolata tüketmeyi tercih edebiliyor­. Oysa bu, bebeğin sağlığı için epey zararlıdır­­.  Bir de çikolatanın yanın­da kahve de tüketiliyorsa, aşırı kafein tüketimin­den  ötürü bebek için durum daha da vahim bir hal alır­­. Bilhassa da bu gıdaları tükettikten  sonra bebeği emzirip ardın­dan uyutmak reflüye en  çok neden  olan durumdur­. Zira bebek yatar pozisyona girdiğinde mideden  yukarıya doğ­ru olan kaçak, daha belir­li duru­ma gelir ve bu da reflü oluşmasını harekete geçirme ktedir­­."

Reflü, zaman içerisinde solunum yolu enfeksiyonlarına sebep ola­bilmektedirReflünün doğum sonrasıki ilk altı ay içinde yüzde altmış oranın­da görüldüğünü belirten  Prof­. Dr­. Yonca Tabak; hastalığın fışkırır şekil­de kusmalar ve kilo alamama biçimin­de seyrettiği­ni söyledi­. Tabak, "İki yaşına doğru bebeğin mide başı güçlendiği zaman aşırı kusmalar birçoğu zaman son bulsa da geriye iz olarak; sessiz reflü olarak isimlendiri­len  ve ilerleyen  yaşlar­da çocukta tekrar edici solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olan bir durum ortaya çıkmakta­dır­­.  Sessiz reflü genel olarak ağız kokusu, gece yastığa ağızdan salya akması, hıçkırık, ses kısıklığı, iştahsızlık gibi belli belirsiz bulgularla tanınır­­. Özetle; gıda alerjisi olsun veya olmasın süt veren  annelerin kafein ve çikolatadan uzak durma­sı şarttır­­." dedi­.

Süt arttırmak amaç­lı bol su tüketmeli, uyumalı ve dinlenme etmeli Prof­. Dr­. Yonca Tabak, sütünü arttırmak amaç­lı tatlıya başvuru yapan annelere mü­him tavsiyeler­de bulundu­. Tabak; "Süt veren  annelerin sütünü artırma­sı için tek ihtiya­cı bol su tüketmek, uyumak ve dinlenme etmektir­­. Çikolata ve benzeri kakaolu besinler sütünüzü arttırmaktansa bebeğinizi sağlığınızdan edebilmekte­dir­­." Açıklamasını yaptı­.

Emziren annelere öneriler

– Bilhassa süt yapar diyerek bol çikolata ve türevleri­ni tüketmekten  kaçılar­­.
– Kafein içeren  kahve, kola gibi içeceklerden ve çikolata gibi besinlerden  uzak durmalılar.
– Süt yapar diye şekerli besi­ni çok tüketmekten  kaçınılmalılar.
– Bol su içmeliler.
– Mutlaka gün içerisinde ve gece vakitlerinde bebeği güvenilir birine teslim edip dinlenmeliler­­. Uyku sütü artıran en  iyi yöntemdir­­.

İlgili aramalar: emziren anneler çikolata yiyebilir mi, emziren anneler kola içebilir mi, bebek emziren anneler kahve içebilir mi, emziren anneler kafein tüketebilir mi, süt veren anneler kafein alabilir mi
Paylaş:

Hamilelikte Makyaj Yapılır Mı?

Hamilelikte makyaj yapılır mı? Hamilelikte saç boyatmanın zararı var mı? Gebelikte manikür yaptırmanın herhangi bir sakıncası var mı? Hamilelikte ruj sürülür mü, Gebelikte cilt kremi sürülür mü, Hamilelikte oje sürülür mü... İşte anne adayları­nın en  çok merak ettiği soruların yanıtları­.­.­.

Hamilelik bir kadının hayatının en özel günleridir. Her ne kadar bu durumdan şikayet etseler de, bu durumun onlara rahatsızlık verdiği zamanlar olsa da hamilelikte dünya adeta kadınların etrafında dönmektedir. Kendilerine bu dönemde çok hassas yaklaşılır ve kendilerini hiç olmadıkları kadar özel hissederler. Böyle hissetmeleri mantıklıdır çünkü içlerinde mucize taşırlar.

Hamilelikte kafalar karışık ve stresli olunsa da bebeği karnında taşıyarak onunla gezdiği süreçte duygular tavan yapar. Hayata meydan okuyan bir tavır sergiler anneler.

Tüm bu kadına güç veren  duyguların yanın­da insan bir sürü kay­gı da taşıyor tabiki­. Sorularına yanıt arıyor, eşe dosta duygu düşünce soruyor­.

"Saçımı boyatayım mı?" sorusun­dan başlıyor, "Hamilelikte manikür zararlı mı?" sorusuna kadar geliyor­. Peki esasın­da nelere dikkat etmek gerekmekte­dir­­. Bakınız uzmanlar bunları tavsiye ediyor­. Hem sağlıklı bir hamilelik geçirdik­ten  sonra hem de güzel görünmeyi kim istemez öyle değil mi? Çünkü içinizde yeni bir yaşam doğuyor ve bunun ışıltısını dışarıya da yansıtmanız gerekmekte­dir­­.­.­. Lakin önemli olan şu ki, kullandığımız ürünlere her zaman dikkat etmemiz gerekiyor, hamilelik süreci boyunca ise daha fazla bu konuları önemsemek, etiket okumayı alışkanlık haline getirmek şart görünüyor­.­.­.

BUNLARA MUTLAKA DİKKAT!

1­. Paraben: Hamileyken  paraben  içeren  kozmetik ürünlerin­den  katiyyen  uzak durmanız gerekir­­. Nemlendiriciler, makyaj ürünleri, güneş kremi, yaşlanmayı geciktirici ürünlerin yanı sıra, saç bakım ürünlerinde de paraben  oldukça sık kullanılır­­. Paraben, koruyucu madde olarak kullanılır, türlü kanser türleri üstün­de etki­yi vardır ve bedenini­zin hormon sistemi­ni boza­bilir­­.

2­. C Vitamini: Damar sağlığınızı korumanıza yardım eder ve bedenini­zin varis gibi damar hastalıklarıyla savaşmasına destek olmakta­dır­­.

3­. İstenmeyen  tüyler: Gebelik sürecinde, istenmeyen  tüylerden  kurtulmak amacıyla kimyasal kullanmamanızı öneriyoruz­. Jilet kullanmak daha faydalı olacaktır­­. Tüy dökücü kremlerle ilgili dayanık­lı bir kanıt olmamakla beraber, ana maddesi tiyoglikolik asit olduğundan, gebelik boyunca kullanmamanızda fayda olacaktır­­.

4­. Melazma: Aynı zaman­da hamilelik maskesi olarak bilinmekte olan melazma, vücut­ta meydana gelen  renk değişikliğidir ve güneşe maruz kalan bölgeler­de görülmekte­dir­­. Melazmayı engellemek amacı ile yaz kış fark etmez mutlak suretle yüksek faktörlü bir güneş kremi kullanı­nız­. Yüzünüzü korumak amacıyla de geniş kenarlı bir şapka kullanı­nız­.

5­. Oksibenzon: Genel­de güneş koruma ürünlerinde kullanılır ve aşırı kullanımlar­da gelişimsel toksisite ve hormonal bozukluklara yol açar­. Güvenli koruma için zink oksit ya da titanyum diyoksit içeren  ürünler kullanı­nız­.

6­. Retinoid: Gebelik süreci boyunca retinoid içeren  maddelerden  de uzak durmanız gerekir­­. Retinoid, akne tedavisinde kullanılan ürünler­de bulunur ve düşük ve doğum kusurlarıyla bağlantısı bulunur­.

7­. Akne: Kullanacak olduğunuz cilt bakım ürünleri yağsız temizleyiciler ve nemlendiriciler olmalıdır­­.  Aynı zamanda, hamilelikte yaşanmakta olan ekstra yağlanmayı engellemek amacı ile astrenjan içermelidir­­. Hamileyken  cildinize zarar verecek salisilik asit ya da benzoil peroksit yerine çay ağacı yağı veya hamamelis içeren  ürünler kullana­bilirsiniz­.

8­. Saç bakımı: Saç boyası içinde mevcut olan Pfenilendiyamin maddesi hamileyken  epey zararlıdır­­.  Bu madde aynı an­da saç spreyi, şampuan ve kremler­de de bulunmaktadır­­.  Bun­dan dolayı organik, doğal ve kimyasal maddesiz ürünleri tercih edin­.

9­. Formaldehit: Bebeğini­zin sağlığı için, oje ve saç boyası seçerken  formaldehit bulundurmayan ürünler seçmeniz gerekir­­. Bu ürünler kanser, reprodüktif ve gelişimsel zehirlenmelerle yakınen  ilgilidir­­.

10­. Ftalat: Ftalat ojeden  parfüme kadar pek çok üründe bulunmaktadır­­.  Ftalat, ürünlerin daha uzun süre dayanmasına imkan veren  plastikleştirici maddedir ve bu kimyasala uzun süre maruz kalma vücut­ta zehirli atıkların birikimine yol açar­.

11­. Hindistancevizi yağı: Hindistancevizi yağını hem vücudunuz, hem yüzünüz hem de saçınız için kullana­bilirsiniz­. Göğüs ucu kremi olarak da kullanıla­bilir­­.

12­. Depresyon: Hamileyken, hem beslenmenize hem de ruh halinize epey özen  göstermeniz gerekir­­. Stresten  uzak kalmalı, kendinizi bol bol dinlendirmeniz gerekir­­. Unutmayın ne kadar huzurlu bir gebelik geçirirseniz o kadar huzurlu bir bebeğiniz olmakta­dır­­.

13­. Cilt makyajı: Gebelik süreci boyunca ağır makyajdan uzak durmanız gerekir­­. Cildiniz normalden  daha hassaslaşır ve daha fazla özen  ister­. Ağır fondöten  gibi gözeneklerini­zin tıkanmasına neden  olan ürünlerden  uzak durmanız iyi olmakta­dır­­.

14­. Metilbenzen: Metilbenzen  tırnak ürünlerinde bulunur bu sebepten  ötürü oje sürecekseniz de metilbenzen  bulundurmayan ürünler kullanmanız gerekir­­.

15­. Ruj: Bu süreçte kullandığınız ürünler ile ilgi­li mutlak suretle inceleme yapmanız gerekir­­. Rujlar­da yer alan kurşun ile ilgi­li bilginiz var mı? Gün içinde devamlı tazelendiği için, ruj içerisindeki maddeler epey önemlidir­­. Uzun süreli ruj kullanılışı sonra­sı vücut­ta kurşun birikmekte­dir­­.

16­. Diş beyazlatıcı ürünler: Dişlerinizin beyazlığını korumak amacıyla peroksit ve florür bulundurmayan diş macunlarını tercih edin­.

İlgili aramalar: gebelikte makyaj yapılır mı, gebelikte ruj sürülür mü, gebelikte saç boyatılır mı, gebelikte oje sürülür mü
Paylaş:

Sigarayı Nasıl Bırakabiliriz?

Sigarayı nasıl bırakabiliriz?

Sigaranın içinde bulunan nikotin bağımlılık yapan bir maddedir. Nikotinin ortaya çıkardığı bağımlılık niteliği eroin ve kokainin bağımlılık yapma niteliği ile aynıdır. Bağımlılık vücutta başladıktan sonra nikotin alınmazsa kişide gerginlik olabilir. Sigara müptelalarının çoğu, sigaranın kendilerini rahatlattığını ve sakinleştirdiğini sanır. Oysa ki sigaranın sakinleştirici ya da yatıştırıcı bir özelliği yoktur. Sigarayı bırakmak istiyorsanız ilk olarak sigarayı bırakmak istediğinize gerçekten emin olun. Bu konuda iradeli olduğunu düşünün. Sigarayı bırakmak bir düzenleme yapın. Sizinle birlikte sigarayı bırakmayı düşünecek bir arkadaş bulun. Bu süreçte sigarayı bırakacağınız gün, egzersiz planları, yemek programları, yeni hobiler edinmeye çalışın. Farklı işlerle uğraştığınızda sigara içme fikrini daha az düşünmeye başlayacaksınızdır. Yakınlarınıza sigarayı bırakma kararınızdan bahsedin ve bu konuda size destek vermelerini isteyin. Sigarayı bırakma öncesinde bir doktora danışmanızda fayda var. Sigara içilen oırtamlardan uzak durun. Biri size sigara ikram edebilir. Zayıf anınıza denk gelip ikramı kabul edebilirsiniz. İçeceğiniz bir sigara bile tekrar sigaraya başlamanıza ve bağımlı olmanıza neden olabilir. Ağzınızı meşgul yiyecekler, sakız, leblebi vb. şeyler yemeye başlayın.
Paylaş:

Sigara Hangi Hastalıklara Yol Açar?

Yapılan araştırmalara göre ilerlemekte olan ülkelerde Türkiye de dahil olmak üzere sigaradan her 10 saniyede bir kişi ölüyor. Sigara halk sağlını riske atan bir maddedir. Dünya Sağlık Örgütü araştırmalarına göre dünyada 1,3 milyar kişi sigara içmekte ve her yıl 4,9 milyon kişi de sigaradan kaynaklanan hastalıklardan hayatını kaybetmektedir. Sigaranın meydana getirdiği tehlikeli hastalıklar vardır. Sigara en önce akciğer olmak üzere hemen hemen tüm organlara zarar vermekte ve birçok hastalığın ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Akciğer kanserinin en büyük nedeni olan sigaradır. Ayrıca boğaz, mide, rahim ve prostat kanseri, KOAH, kalp hastalıkları, hipertansiyon (yüksek tansiyon), bağımlılık (nikotin bağımlılığı), kısırlık, kangren, erken menopoz, erken yaşlanma ve diş kaybı gibi birçok hastalığı tetiklemektedir. Akciğer kanseri en çok erkeklerde görülmektedir. Artık günümüzde kadınlar da erkekler kadar çok sigara içmektedir. Bu sebeple kanser vakaları kadınlarda da artış göstermiştir.
Paylaş:

Romatizma Nedir?

ROMATİZMA NEDİR?

Vücutta kaslar, kemikler, eklemler ve bu parçaları birleştiren bağlarda ağrı ve hareket sınırlılığı, bazen de şişlik ve şekil bozukluğuna sebep olan hastalıklara genel olarak romatizma adı verilir. Romatizma hastalıkları ikiye ayrılmaktadır. İltihaplı romatizmalar ve iltihaplı olmayanlar vardır. İltihaplı olmayanlar herkes arasında da bilinen kireçlenme denilen hastalıktır. Diğer bir hastalığı da ağrılarla görülen yumuşak doku hastalıklarıdır. İltihaplı romatizma hastalıkları ise eklemlerde ve bazen göz, kalp, akciğer, böbrek gibi organlarımızda da mikrobik olmayan bir iltihaplanmayla ortaya çıkan hastalıklardır. Artrit, iltihabi romatizma hastalıklarının en çok görülen belirtisidir. Artrit, eklemlerde vücut tarafından üretilen bir iltihaptır. Bu iltihap mikrobik değildir, vücut tarafından üretilir. Artrit tek bir hastalık değildir, 100'den fazla farklı hastalık artritle alakalıdır. Artrit, hareket halindeki eklemlerin iltihabıdır. Artrit sebep olduğu eklemde şişlik yapar, hareketleri kısıtlar. Ayrıca kızarıklık ve ağrıda yapabilir.
Paylaş:

Neden Terleriz?

Neden Terleriz?

Terlemek bütün insanlarda görülen bir olaydır. Bazı kişilerde daha az olur. Terlemeye karşı roll-on ve deodorant kullanarak bir yandan terlemenin önüne geçmeye çalışırız bir yandan ise terlemenin sebep olduğu kötü kokuyu ortadan kaldırırız. Bu kullanılan bakımlar genelde koku gidermek içindir. Tüm önlemlere rağmen yine de ter kokusu olabilir. Her ne kadar rahatsız edici bir durum olsa da terleme tüm sağlıklı insanlarda olması gereken vücudun su, tuz ve ısı dengesini sağlayan doğal bir durumdur. Terleme tamamen istemimiz dışında gelişen, metabolizmamızın doğal bir işlevidir. Ayrıca vücudumuz için iki önemli işlevi daha vardır. Bir tanesi cildi nemlendirir ve vücut ısısını sabitler ve vücudun boşaltım sistemine faydalıdır. Ter salgı halindeyken renksiz ve kokusuzdur. Ama bakteriler koltukaltı gibi sıcak ve nemli ortamlarda hızla artarak bu salgının kötü kokmasına sebep olur. Özellikle sıcak yerlerde terleriz. Hareketlerimizin çoğaldığı spor ve dans gibi aktiviteler yaparken de çok terleriz. Böylece vücut ısımızı dengede tutarız. Bu işlem için dağılan en az 2 milyon ter bezi görev yapmaktadır. Fiziksel aktiviteler yapmadan heyecan, korku, utanma ve sıkılma yaşanan durumlarda, fizyolojik bir sebep olmadığı halde terleriz. Vücutta dış ısılar veya gerilim sebebiyle kan dolaşımı hızlanır. Böylece, ter bezlerinin çalışır durumu alır. vücudun üst kısmına doğru bir sıcaklık akımı başlar. Terlemenin ikinci önemli işlevi ise vücuttaki zehirli maddelerin dışarı atılmasıdır.
Paylaş:

Ultrason Nedir?

Ultrason Nedir?

Ultrason ses dalgalarından yararlanarak görüntüleme gerçekleştirilen bir metottur. Ultrasonda radyasyon yer almaz. Radyasyon olmadığı için gebelerin ve bebeklerin muayenesinde genellikle ultrason kullanılır. Bu aygıttan gönderilen ses dalgaları, hasta vücudundan yansıdıktan sonra gene aynı aygıt tarafından görülür. Bu yansımalar organlara göre başkalaşma gösterebilir. Bundan dolayı farklı yansımaların olduğu biçimdeki yapılar, farklı görüntüler gösterirler. Bir çok hastalığın ilk teşhisinde kullanılan önemli bir cihazdır. Son zamanlar da hamilelerin muayenesinde çok sık kullanılmaktadır. Ultrasonun çekilebilir bir çok çeşidi vardır. Olağan yapılar içindeki bir ur ya da kist, ses destelerini farklı yansıttığı için farklı yapıda gözlenir ve tanı konulur. Cihazda görüntü oluşturulması sırasında prob adı verilen cihazın parçası hasta vücudunda gezdirilirken, altında kalan bölümün kesit görüntüleri, hareketli organlar gibi görüntüler ekranda oluşur. Bu sırada radyolog doktoru tanısını belirler. Elde edilen görüntülerin tanıda çok fazla bir katkısı yoktur. USG işlemi, ihtisasları süresince yaklaşık 1 yıl eğitimini alan radyologlarca uygulanır.

İlgili aramalar: ultrason nedir, usg nedir
Paylaş:

Sinüzit Belirtileri

SİNÜZİTİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Sinüzit burun ve yüzdeki kemiklerin etrafına sarmalayan içi hava ile dolu olan boşluklardır. Yüzün alt ve üst yarısında bulunan dört çeşit sinüs vardır. Sinüs burun içi mukozasının iltihabıdır. Bu hastalık, sinüslerin burun içi ile bağlantısını sağlayan sinüs ağızlarının tıkanması sonucu, sinüslerin havalanmasını bozarak, bakteri ve virüslerin yer edinip üremesi sonucunda oluşur. Bu bakteriler iltihap yapar. Burundaki bu iltihaplanmaya sinüs adı verilir. Sinüslerin işlevleri halen çözümlenememiştir. Fakat sesin rezonansının sağlanması, solunum havasının nemlendirilmesi ve ısıtması ile zararlı partiküllerin tutulması gibi görevleri vardır. sinüsün başka bir işlevi de baş ağrısını azaltmasıdır. Sinüzitin belirtileri vardır. sinüzit yüzde ağrı yapar, burun tıkanıklığı, burundan cerahatli akıntı ve geniz akıntısı en belirgin özelliğidir. Ayrıca koku almada azalma, gece öksürükleri, mide yanması, ağız kokusu ve halsizliğe sebep olur.
Paylaş:

Ultrason hangi hastalıklarda çekilir?

Ultrason hangi hastalıklarda çekilir?

Ultrason günümüzde kullanılan radyasyon içermeyen bir işlemdir. Genelde hastalıkların görülmesine yardımcı olur. Ultrason en çok karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak, böbrekler, mesane, yumurtalıklar ve rahim gibi karın içi organların görüntülenmesi için uygulanır ve ultrason doktor değerlendirir tanısını katar. Ultrason çekimine en çok gelen hastalar karın ağrısı şikayeti çeken hastalardır. Karaciğer ve dalak gibi karın içi organların büyümesi, safra kesesi ve böbrek taşları, apandisit, yumurtalık kistleri ve karın içindeki tümörler ultrason ile teşhis edilebilen hastalıklardan bir kısmıdır. Ultrason çekiminde şikayete göre aç veya yok çekilenler vardır. Karın içindeki organların ultrasonu için hastanın aç karnına olması gerekir. Bunun yanında mesane, yumurtalıklar ve rahimin incelenmesi için hasta idrarına sıkışık olmalıdır. Ultrason çekimi için gereken bu kadardır. Çekilme sırasında Hasta sırt üstü yatar. Cilt üzerine jel sürülür. "Prob" adı verilen cihaz ile karın içindeki organlar cilt üzerinden ayrıntılı olarak bakılır. Bugüne kadar gebelikte ve diğer hastalıklarda yan etkisi olmamıştır.
Paylaş:

C Vitamini Soğuk Algınlığına İyi Gelir Mi?

Dengeli beslenmeyen  ve kafi miktarda Vitamin C almayan insanların soğuk algınlığı geçirme riski ve grip gibi hastalıklara yakalanma riski daha fazla olur.

Diyetisyen  Yaşam Koçu Gizem Şeber­; vitaminlerin ve minerallerin, bağışıklık sistemimiz üstündeki tesirleri yadsınamaz diyor. Neredeyse her biri­nin ayrı bir görevi bulunmakta­. Vitamin ve mineral yetersizliği durumunda vücut direnci­nin azaldığı, hastalıklara daha ba­sit yakalanıldığı ve hastalık süresi­nin daha uzun olabileceği uzun zamandır bilinen  gerçekler­. C vitamini­nin bağışıklık sistemi hari­cinde da bedenimizde mü­him görevleri bulunmakta­. Fakat bağışıklık sistemi için önemi ayrı­.

Doku tamamiyeti­ni sağlayan kollajenlerin sentezinde görev alma­sı ve vücut­ta demir minerali­nin daha iyi kullanı­mı görevleri bile bağışıklık sistemi­ni destekleyen  olgular­. Bun­dan başka antioksidan olma­sı ve vücut­ta meydana gelen  zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olma­sı sebebiy­le hem bağışıklık sistemi­nin güçlenmesi­ni sağlıyor hem de kansere karşı koruma sağladığı düşünülüyor­. Vitamin C yetersizliğinde; vücut direnci azalıyor, diş etlerinde kanama oluşabiliyor, damarlar­da kanama kolaylaşabiliyor ve bir­takım vitamin ve minerallerin vücut­ta bulunan yararlı tesirleri azalıyor­.

Bilenin tam tersi portakal, mandalina, limon gibi turunçgiller Vitamin C içerseler de, C vitamini­nin en  zengin kaynağı değiller­. Maydanoz ve asma yaprağı C vitamini­nin en  zengin kaynakları­. Fakat günlük tüketim miktarları genel­de sınırlı olduğu için ötürü günlük ihtiya­cı karşılamakta yetersiz kalabiliyorlar­. Çilek ve kuşburnu da Vitamin C muhteviyatı fazla olan meyvelerden­. Yeşil biber ve kivi başka en  iyi Vitamin C kaynakları­. Aynı oran­da olmasa bile bütün meyve ve seb­zeler­de Vitamin C bulunduğunu da hatırlatmak gerek­. 1 adet kivi, günlük Vitamin C gereksinimi­nin yaklaşık %80’ini, bir tane portakal ise yaklaşık %49’unu karşılar­.

C VİTAMİNİ DESTEĞİNİ KİMLER ALMALI?

Yapılan birçok bilimsel araştırmaya göre, uzun sü­ren  ve yüksek tempolu egzersiz yapanların Vitamin C desteği kullanma­sı gerekebilmekte­dir­­. Zira spor­dan hemen  sonra vücut­ta serbest radikal –zararlı madde miktarın­da art­ma gözleniyor­. Sigara içenlerin Vitamin C ihtiyacı, sigara kullanmayanlara göre daha fazla­. Zira sigara da vücut­ta zararlı maddelerin artışı­na neden  olmakta­dır­­.  Fakat bilinçsiz Vitamin C desteği uzun süreçte böbrek taşı rizikosu yaratabileceğin­den  ötürü, kişiler Vitamin C desteği başlama dan evvel mutlak suretle doktorlarına danışmalılar­.

SOĞUK ALGINLIĞINA C VİTAMİNİ İYİ GELİR Mİ?

Bu konudaki tartışmalar ve bilimsel çalışmalar günümüzde hala devam etmektedir­­. Finlandiya’da yapılmakta olan bir çalışmada, ek Vitamin C almanın soğuk algınlığına yakalanma oranını %80’e kadar azaltabileceği belirlenmiş olsa bile, bu çalışma yoğun egzersiz yapanlar­da gerçekleştiği için, hareketsiz kişiler­de sonuç net olmaz­. Başka çalışmalar da ise, soğuk algınlığı süresi­ni kısaltmaya yardımcı olduğunu fakat hastalığın gidişatını değiştirmediği ortaya çıkmış durumda­. Günde 1 gram Vitamin C alımı­nın olumlu yönde tesirleri ola­bilir­­. Erkeklerin günlük Vitamin C ihtiya­cı 90 mg, kadınların 75 mg’dır­­. 

GÜNLÜK C VİTAMİNİ İHTİYACINIZI KARŞILAYIN

C VİTAMİNİ KÜRÜ
1 porsiyonu günlük Vitamin C gereksinmesi­nin tamamın­dan fazlasını karşılar­.
Karışık Meyve suyu (1 kişilik)
2 adet kivi
2 adet portakal
2 dilim ananas

Hazırlanışı: Bütün meyveleri yıkayın, soyun­. Tüm malzemeleri blender­dan geçirin­. Her seferinde taze hazırlayın, bekleme Vitamin C kaybına neden  o­lur­.

İlgili aramalar: soğuk algınlığına mandalina iyi gelir mi, portakal soğuk algınlığına iyi geliyor mu, c vitamini soluk algınlığına iyi gelir mi
Paylaş:

Sinüzit Tedavisi Var Mıdır?

Sinüzit Tedavisi Var Mıdır?

Sinüzit tedavisi olan bir hastalıktır. Doktor muayenesinden sonra ilaç tedavisine başlanır. Ana tedavisi antibiyotik ilaçlarıdır. Ayrıca sinüsün burun içine açılan bölümdeki şişkinliği ve tıkanıklığı acıcı ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlara dekonjestanlardır. Fakat balgam çok koyu ise yumuşatıcı ilaçlarda ek olarak kullanılır. Buhar solumak veya tuzlu sular da sinüs drenajını rahatlatır. Bununla birlikte doktorun diğer bir önerisi bol bol su içmektir. Özellikle sıcak bitkisel çaylar mesala ıhlamur oldukça faydalıdır ve bol bol içilmelidir. Sinüzit ilaçla iyileşme göstermezse ameliyat söz konusudur. Sinüzit ameliyatındaki amaç kronik sinüzitte kapanmış olan delikte enfeksiyonun temizlenmesidir. Burundaki normal anatomi ve mukozal dokuyu koruyarak, sinüs ağzındaki tıkanıklığı gidermek ile normal sinüs drenajını ve fonksiyonunu sağlamaktır. Endoskopik teknikle ameliyat yapılmaya başlandıktan sonra sinüzitin tekrarlama oranı son derece düşmüştür. Fakat yine de özellikle alerjinin rol oynadığı sinüzitlerde tekrar problem oluşması görülebilir. Sinüzite çok fazla yakalanan kişilerin yazın özellikle havuzda derine dalmaması ve kafasını suya sokmaması gerekir.
Paylaş:

Romatizma niçin olur?

Romatizma niçin olur?

Romatizmanın sebepleri halen tam anlamda bilinmemektedir. Fakat mikropların oluşturduğu romatizmalar, GUT hastalığı ve akut eklem romatizmasının sebepleri bilinmektedir. Bunların meydana gelmesine neden olarak genetik(aileden gelen/kalıtsal) etkenler , yaş, cinsiyet, bazı ilaçlar, kaza sonucu oluşan zedelenmeler, iklim gibi etkenlerdir. Her romatizma tipinin görülme yaşı değişir ve bununla birlikte kadınlarda görülme sıklığı daha da çoktur. Belkemiği romatizması, gut gibi romatizmal hastalıklar ise genetik olabilir. Ayrıca rutubetli ve soğuk yerlerde görülme olasılığı daha fazladır. Psikolojik nedenler, travmalar da ortaya bu hastalık da görev alır.Her ne olursa olsun bu romatizma hastalıkları kasları, iç organları, eklemleri özellikle hareketimizi sağlayan bölümleri kapsamaktadır. Hastada ilk olarak ağrı, şişlik, hareket sınırlanması, sakatlık, şekil bozukluğu, kalp sorunları, gözde belirtiler oluşur. Sinir sisteminde görülen değişiklikler gibi belirtiler vardır. Ayrıca romatizma, deride ve iç organlarda ortaya çıkabilir. Derimizi ve iç organlarımızı saran romatizmada ise döküntü, kızarıklık, iştah azalması, gözde kaşınma, kızarıklık, saç dökülmesi, güneşe karşı hassasiyet, karın ağrısı, bel, sırt, topuk ağrısı şikayetleri olur.. Hastanın en fazla şikayeti ağrıdır.
Paylaş:

Greyfurt Maskesi


Bu tarifi Ebru Şallı bir TV Kanalında anlattı. Maskenin yapılışı çok basit...

Malzemeler:
1/2 greyfurt
1 yemek kaşığı bal
1 çay kaşığı Avakado yağı

Yapılışı:
Greyfurtu posası ile birlikte rondalıyoruz. Bal ve avakado yağını üzerine döküp, hepsini karıştırıyoruz. Yüzümüze sürüp 20 dk. bekliyoruz ve ılık su ile yüzümüzü yıkıyoruz. Greyfurt cildimizi beslerken, bal nemlendiriyor, avakado yağı ise kırışıkları açıyor. Bu maskenin özellikle yüz temizken yapılması gerekiyormuş. Bu sebeple bu maske öncesi yüzünüze evde hazırladığınız malzemelerle pieling yaparsanız sonuç daha da mükemmel oluyor. O zaman evde hazırlayacağınız bir pieling tarifini de vereyim. Esmer şeker ve yarım yumurta akını karıştırıp yüzümüze sürüp, biraz bekletip yüzümüzü ovalayarak temizliyoruz. Işıl ışıl günlerde ışıl ışıl yüzler...

Greyfurt maskesi demişken greyfurtun faydalarına da değinmek isterim. Diyet yapanlar için yağ yakımını kolaylaştırıcı etkisi bulunuyor. Özellikle kahvaltıdan yarım saat önce veya yürüyüşlerden hemen sonra içebilirsiniz. Diğer faydaları:

* Soğuk algınlığına iyi gelir.
* Sindirim sistemini uyarır.
* Diş eti kanamalarını azaltır.
* Kılcal damarlardaki kan dolaşımını hızlandırır.
* Mide ve pankreas kanserlerine yakalanma riskini azaltır.
* Tansiyonu dengeler.
* İdrar sökücü özelliği vardır.
* Yağlı yemeklerin ardından içilen bir bardak greyfurt suyu, yediklerinizin ağırlığını giderir.
Paylaş:

Ayran Çorbası


Malzemeleri:
* 2 su bardağı (aşurelik) buğday
* 1 litre ayran
* 3 yemek kaşığı sıvı yağ
* 1 tatlı kaşığı nane
* 1 tatlı kaşığı pul biber
* 1 çay kaşığı tuz
Yapılışı:
Buğdaylarımızı akşamdan üzerini az geçecek kadar su ile ıslatıyoruz. Ertesi gün yine üzerini iki parmak geçecek kadar su ile ateşe koyuyoruz. Buğdaylar iyice yumuşayıncaya kadar pişiriyoruz. Sonra ateşten alıp soğumaya bırakıyoruz.Soğuyunca buğdaylarımızı tekrar ateşe alıp üzerine yavaş yavaş ayran döküyoruz ve kısık ateşte 10 - 15 dk. kadar pişiriyoruz. Üzerine sıvı yağda kızdırdığımız nane ve pul biberini gezdiriyoruz. Tuzunu katıp isteğe göre sıcak veya soğuk servis yapıyoruz.Afiyet olsun....

Paylaş:

Sac Kavurma


Malzemeler:
-1/2 kg kuşbaşı kuzu eti
-3-4 adet domates
-2-3 adet sivri biber
-1 adet soğantuz,kekik,kimyon,pul biber
-1/2 çorba kaşığı tereyağ
Yapılışı:
Soğanımızı ve sivri biberlerimizi ince ince, domateslerimizi küp küp, doğruyoruz. Saç'ımızı ocağa koyuyoruz. Tereyağımızı eritiyoruz. Soğanları kavuruyoruz. Hafif ölünce biberlerimizi de içine alıyoruz ve kavurmaya devam ediyoruz. Sıra etlerimize geldi. Onları da rengi dönünceye kadar kavurup en son domatesleri alıyoruz. Saç'taki et ve domates suyu kendini çektiğinde tuzunu ve baharatları ekliyoruz. Üzerinde dumanı tüterken soframıza alıyoruz.
Afiyet olsun...
Paylaş:

Kısır Tarifi


Malzemeleri:
1/2 demet maydanoz
2 su bardağı ince bulgur
1 demet taze soğan
2 çorba kaşığı domates salçası
1/2 demet dereotu
2 tatlı kaşığı kuru nane
1 çay kaşığı karabiber
Salata yaprakları
2 çorba kaşığı biber salça
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı kırmızıbiber
1 çay kaşığı pulbiber
1/2 çay bardağı zeytinyağı
1 limonun suyu

Yapılışı:
Önclelikle bulguru ayıklayıp, bir tencereye koyun. Üstüne bulgurun seviyesinden biraz az olacak şekilde sıcak su dökün. Daha sonra tencerenin kapağını kapatıp, bulgur un suyu çekmesi için bekleyin. Bulgur soğuduktan sonra ince kıyılmış taze soğan, maydanoz, dereotu, nane, domates, biber salçası, tuz , karabiber, kırmızı biber, pulbiber, zeytinyağı ve limon suyunu ekleyip karıştırın. Hazırladığınız kısırı salata yaprak ları ile birlikte servis yapabilirsiniz.

Afiyet olsun.
Paylaş:

Havuç Topları


Malzemeleri:
-3-4 adet havuç
-yarım paket pötibör bisküvi
-yarım su bardağı kırılmış ceviz(isteğe göre)
-yarım su bardağı su
-1 su bardağı şeker
-1 paket vanilya
-hindistan cevizi

Yapılışı:
Havuçları rendeliyoruz. Üzerine su ve şekeri koyup, kısık ateşte havuçlar iyice yumuşayıncaya kadar karıştırıp, eziyoruz. Yumuşadığında ocağı kapatıp soğumaya bırakıyoruz. Bu arada bisküvileri kırıyoruz, üzerine cevizi içini de koyup robotta toz haline getiriyoruz. Derin bir kaba alıp içine vanilyayı da döküyoruz. Havuçlar elimizin dayandığı kadar soğuduğunda bisküvi kabının içine alıyoruz. Elimizde küçük toplar haline getirip hindistan cevizine buluyoruz ve servis tabağımıza alıyoruz. Tatlı günlerde tatlı tatlı yiyin.

Afiyet olsun...
Paylaş:

Basit Kalori Yakma Yöntemleri

Basit Kalori Yakma Yöntemleri

Diyet yapmadan, sıkıcı kurallar denizinde boğulmadan kilo kaybetmek ister misiniz? Bu soruya cevabınız evetse bu yazıyı mutlak suretle okumanız gerekir­­. Basit önerilerle diyet yapmadan 500 kalori harcayarak kısa zaman­da ne olduğunu bile anlamadan fit bir bedene sahip olmanız olanak­lı­. Yapmanız gerekli olan tek şey; kendinize yeni bir program oluşturmak ve bu programı uygulamak­.

Kahvaltı alışkanlığınızı değiştirerek 500 kaloriden kurtuluk

Kahvaltıda beyaz ekmek, poğaça, simit tüketmek gibi alışkanlıklarınız var ­ise hemen  bırakın­. Saymış olduğumuz bu kalorili ve sağlıksız besinleri tüksetmek yerine yulaf ezme­si + süt + taze meyve tercih ederseniz kahvaltıda alacak olduğunuz boş 500 kaloriden  kurtulmuş olursunuz. Üstelik sağlıklı bir tercih de yapmış olursunuz­. Yulaf ayrıca sizi uzun süre tok tutacaktır­­.

Hareket etmekten kaçınmayın

15 dakikalık tempolu yürüyüşün, tam 100 kalori yaktırdığını biliyor musunuz? Günlük düzenli yürüyüş yapın ve daha fazla hareket etmeyi yaşam felsefeniz haline geti­rin. Bu şekilde 500 kalori yakmanız çok ama çok kolay­. Asansör kullanmayı unutun, birkaç durak önce inip yürümeyi tercih edin­.

Yemekleri yerken iyice çiğneyin

Yiyeceklerinizi daha çok çiğnemek si­zin daha çabuk doymanıza ve ötürüyle daha az kalori almanıza yardımcı olacaktı­. Yapılan incelemeler yiyeceği 40 defa çiğneyenlerin, 15 defa çiğneyenlerden  %12 oranın­da daha az kalori aldığını kanıtlamıştır­­. O hal­de yiyecekleri tüketirken  mutlak suretle fazla çiğnemeye özen  gösterin­.

İçeceklerinize dikkat edin

Şekerli içecekler, alkol ve kremalı kahvelerin kalori deposu olduğunu unutmayın­. Şekerli içecekler yerine evde taze meyve sularınızı kendiniz hazırlarsanız en  az 500 kaloriden  kaçınmış olursunuz­. Elbette meyve suyunuza şeker ilave etmeyerek­.

Tabağınızdakileri illa bitireceğim diye uğraşmayın

Tabağınıza aldığınız yemeğin hepsi­ni bitirmeye uğraşmayın­. Her öğünde tabağını­zın mutlak suretle çeyreği kadarını yemeden  bırakın ­. Böylelikle gün içerisinde 500 kaloriden  kurtulmuş olursunuz­.

İlgili aramalar: basit kalori yakma yöntemleri, spor yapmadan kalori yakma, diyet yapmadan kalori yakma
Paylaş:

Açlık Duygusu Nasıl Bastırılır?

Açlık Duygusu Nasıl Bastırılır?

Forma girmek ve kilo vermek yalnız­ca yaz yaklaştığı zaman yapılmakta olan hazırlıklar gibi düşünülüyor olsa bile, esasın­da kilo vermek için en  ba­sit ve keyifli zaman kış ayları­. Hem acele etmeden  ve yeteri ka­dar zamana sahipken  kilo verebilir, hem de sporla, bedeninizi rahatça şekle sokabilirsiniz­.

Çevremizde sürekli hızlı ve şok diyetler yardımıy­la verilen  kiloların kolaylık­la geri alındığını dinliyoruz­. Hızlı ve şok diyetler, genel olarak yalnız­ca 1 ila 2 gün sürer, ve ba­riz bir kiloyu verdikten  sonra, bedenin kilo vermesi­nin durma­sı neticesin­de bedeni birazcık şaşırtmak amacıyla yapılmakta olan ara geçiş dönemleri için hazırlanmıştır­­. Fakat 20 kilo kaybetmek isteyen  de 10 kilo kaybetmek isteyen  de 1 ila 2 günlük şok diyetlerden  medet umunca, metabolizma­sı bozulmuş insanlarla karşılaşmaya başladık­. Hızlı kilo vermek si­zin için sorunu ortadan kaldırmış gibi görünse de esasın­da önemli olan devamlılığı­nı sağlamak­. Yani verdiğiniz kiloları, kalıcı hale getirip, yemek istediklerinizden  vazgeçmeden, yalnız­ca yiyecek denetimi ve bir kaç değişiklikle hayat tarzınızı yeniden  şekillendirmek­. Kilo vermek her kadı­nın aklın­da olan, belki de günlük olarak başla­mak amacıyla adım attığımız ama devamını getiremediğimiz bir şey­. Kilo vermek, önce gerçekten  karar vermekle olmakta­dır­­.  Yaşam kalitenizi yükseltmeyi hedeflemeli ve sağlıklı olmanız gerekir­­. Hiçbir zaman kendinizi bir başkası­nın bedeni ve zayıflığıyla kıyaslamayın­. Herkesin vücut yapısı değişiktir­­.Eğer basenleriniz geniş ise, zayıfladığınızda basenleriniz birazcık incelecek ama şekli­ni aynen  koruyacaktır­­.

Gelelim, kilo vermenin ilk adımların­dan bir tanesi ­ olan iştahı kontrol etmemizin 3 yoluna­. İştahı kontrol etmek oldukça zor bir iştir aslında­. İlk olarak iştahlı olduğunuzu ve neleri yanlış yaptığınızı bulmanız gerekiyor ve bu konu ile ilgi­li kendinize de dürüst olmanız gerekir­­. Bir dilim kekten  bir şey olmaz yakarım diye düşünüyorsanız bu konuda yanılıyorsunuz­. Hem şeker, hem yağ, hem de unu yakabilmeniz için epey uzun bir süre spor yapmanız gerekir­­. Hem de yalnız­ca 1 dilim kek için­. Eğer aşağıdaki maddeleri uygularsanız, emin olun iştahınız bir nebze de olsa kesilecektir­­. İlk olarak kilo vermeyi gerçekten isteyeceksiniz ve aşağıdaki maddeleri kendinize devamlı hatırlatacaksınız­.

Sabah Kahvaltınızı Atlamayın!

Sabahları 7:00 ila 9:00 saatleri arasın­da mutlak suretle kahvaltı yapın­. Kahvaltıda, poğaçalar, aşırı yağlı şeyler yerine, klasik türk kahvaltılarını tercih edin­. Ve mutlak suretle bu saatlere uymanız gerekir­­.

Acıkma ile susuzluğu ayırt edin! Aç değilsiniz, su için!

Evet yanlış okumadınız­. Canınız bir şeyler istediğinde, mesela bisküvi, atıştırmalık şeyler, farklı yemekler… Çoğu zaman, yakın saatler­de yemek yediğinizde de canınız bir şeyler atıştırmak isteyebilmektedir­­. Böyle zamanlar­da esasın­da acıkmıyorsunuz da bedeniniz susuz kaldığı için beyninize giden  sinyaller karışıyor­. Sabah, öğle, akşam devamlı su içmeniz gerekir­­. Büyük bardaklar­da içemiyorsanız suları, küçük bardaklar­da içmeye çalışın­. Canınız atıştırmalık bir şeyler istediği her an su için ve en  az yarım saat bekleyin­. Eğer hala canınız bir şeyler istiyorsa, belki birazcık kuruyemişle geçiştirebilirsiniz­.

Hareketlenin, Yürüyün, Hantal olmayın, Üşenmeyin!

Hareket etmek, iştahınızı kapatacaktır! Bedeniniz hareketsiz kaldığı zaman daha da ağırlaşır ve o his katiy­yen  peşinizi bırakmaz­. Kendinizi daha halsiz, daha yorgun hissedersiniz. Her gün hareket edip, yürüyüş yapmayı alışkanlık haline getirin­. Her gün spor temposun­da olmasa bile mutlak suretle yarım saat yürüyüş yapın­. İştahını­zın azaldığını hissedeceksiniz!

İlgili aramalar: açlık duygusu nasıl bastırılır, açlık nasıl bastırılır, iştah nasıl kapatılır, iştahı nasıl kapatırız, karnımızın acıkmasını nasıl engelleriz, açlık hissini önleme
Paylaş:

Vajinal Enfeksiyon

VAJİNAL ENFEKSİYON NEDİR?

Vajinanın akıntı; koku, tahriş ve kaşıntı ile oluşan  iltihaplanma halidir­­. Kadınların kadın doğum doktorlarına en  çok gitme sebeplerinin başında gelir vajina enfeksiyonu şikayeti­­. Kadınlar­da vajinal enfeksiyonlar genellikle duştan, spreylerden, prezervatif gibi kimyevi maddeler içeren  ürünlerin kullanılmasın­dan olmakta­dır­­.  Bununla birlik­te ve östrojen  noksanlığı gibi huzursuz­luk da yaşana­bilir­­. Östrojen, cinsel karakterin belirlenmesinde tesirli olan ve bayanlara kadınlık karakteri­ni kazandıran bir hormon­. Erkekler­de de görülmekte olan bu hormon, kadınların göğüsleri­nin büyük olması, kalçaları­nın geniş olma­sı ve vücutları­nın yağlı olma­sı gibi tipik nitelikleri tayin eder­. Akıntı­nın normal hali vajina ortamı­nın rutubetli kalmasına imkan veren  berrak ve yumurta akını benzeyen  bir sıvıdır­­.  Bu sıvı bir anlam ifade etmez­. Cinsel hisler­de ve yumurtlama gibi zamanlar­da vajina sıvı fazla ola­bilir­­. Fakat bu akıntı bir hastalık belirtisi olmaz­. Eğer ki Vajina akıntısı­nın miktarı­nın artması, rengi­nin ve kıvamı­nın değişik­liği ile beraber kaşıntı, yanma ve pis kok da hissediliyorsa, bu belirtiler bilhassa 2 ila 3 gün­den  fazla sürüyorsa doktor muayenesi yapılışı gerekir­­.
Paylaş:

Lahana Çorbası Diyeti

1 HAFTADA 5 KİLO ZAYIFLATAN LAHANA ÇORBASI DİYETİ

Lahana çorbası ile zayıflama metodu uzun yıllardır var olan ve etki­yi görülmekte olan bir diyet metodudur­. 1 haftada doğal yöntemlerle 5 kilo kadar vermenizi sağlayacak olan lahana çorbası yardımıy­la hızlı kilo vermeniz olanaklı olacaktır­­. Aç kalmadan insanı tok tutan lahana çorbasıyla zayıflaya­bilirsiniz­. Lahana diyeti­ni uygularken  gün ­içinde en  az 8 bardak su içmeniz gerekir­­. 7 gün­den  fazla diyeti uygulamamalı ve iki hafta ara vererek isterseniz tekrar uygulamaya başlaya­bilirsiniz­.

Malzemelerimiz
* Yarım lahana
* 1 kase kereviz
* 1 kase yeşil biber
* 1 kase dilimlenmiş soğan
* 1 kase dilimlenmiş havuç
* 2 ya da 3 diş rendelenmiş sarımsak
* 4 kase tavuk suyu
* 400 gram domates
* 1 çay kaşığı kadar fesleğen
* Yarım çay kaşığı kadar tuz
* Yarım çay kaşığı kadar pul biber
* Karabiber
* 2 çorba kaşığı zeytinyağı

1 Hafta İçinde 5 Kilo Zayıflatan Lahana Çorbasının Hazırlanışı

* Zeytinyağı tencereye konur. Isındıktan sonra yeşil biber, kereviz, soğan ve havuç eklenir.
* Bu malzemeler biraz yağda kızardıktan sonra tavuk suyu tencereye koyulur.
* Doğranmış domateslerimiz ve lahana da tencereye eklenir.
* Kaynayana kadar karıştırılır ve kaynadıktan sonra da lahanalar pişinceye dek ocakta bekletilir.
* En son çorbamızın içerisine fesleğen, karabiber, pul biber ve tuz eklenmektedir­­.

1 Haftalık Lahana Diyeti Listesi­nin Örneği

Diyetin İlk günü
İlk gün istediğiniz kadar lahana çorbasıyla bir­likte meyve yiyebilirsiniz­.

Diyetin 2. Günü
Lahana çorbasına ilaveten  mısır ve nişastalı sebzeler olmayacak şekil­de sebze yiyebilirsiniz­. Lahana çorbasına ilaveten  diyet salatalar da yiyebilirsiniz­.

Diyetin 3. Günü
Lahana çorbası­nın yanı sıra diyet programın­da sebze ve meyve tüketebilmektesiniz­.

Diyetin 4. Günü
Lahana çorbasıyla yaptığınız diyetin 4­. gününde muz, süt ve yoğurt tüketmeniz gerekir­­. Ekstra sebze ve meyve olmayışı doymayacağınızı düşünmenize neden  ola­bilir fakat zayıflama yöntemleri içerisinde tesirli olan lahana diyetine uymanız gerekir­­.

Diyetin 5. Günü
Bu gün çorbayla bir­likte sınırsız olarak domates yiyebilirsiniz­. Aynı zaman­da balık, tavuk veya hindi eti de tercih edebilirsiniz­.

Diyetin 6. Günü
Diyetin son günleri geldikçe  lahana çorbasıyla bir­likte protein ağırlıklı veya sebze yiyebilirsiniz­. Protein ağırlıklı gıdaların yağlı olmamasına özen  göstermeniz gerekir­­. Sebzeleriyse diyet salata olarak tercih edebilirsiniz­.

Diyetin 7. Günü
Meyve, sebze ve taze sıkılmış meyve suyu tüketebildiğiniz diyetin 7­. gününde son günün keyfi­ni yaşayacaksınız­. Bu arada yaklaşık olarak 4 kilo verdiğinizi de fark edeceksiniz­.

Diyetin 8. Günü
Lahana diyeti­ni sona erdirdiğiniz ve artık tartılmanın zamanı­nın geldiği gün­. Diyet listesine bütünüy­le uyduğunuzda 1 haftada 5 kilo zayıflatan lahana çorbası­nın etkisi­ni göreceksiniz­.
Paylaş:

Uyarı

Bu sitedeki içerikler tanı ve tedavi amaçlı değil, tamamen bilgilenme ve sağlıklı kalma konusunda tavsiye amaçlıdır. Burdaki bilgilerin tanı ve tedavi amaçlı kullanılmasından doğacak sonuçlardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sağlık ile ilgili bir probleminiz olması durumunda bir doktora başvurmalısınız.

Arşiv

Son Yazılar

ŞİFALI TAŞLAR

Yemek Tarifleri

Follow by Email

Blog Arşivi