Kadınlar İçin, yemek tarifi,sağlık,cinsellik,çocuk,diyet,güzellik,rüya tabiri,şifalı bitkiler,şifalı taşlar,hamilelik,gebelik,evlilik

İlişki sonrası kadın ve erkek davranışları

Söz konusu insanın üremesi olduğu zaman cinsel beraberlik sonrasında yaşananlar da önem kazanıyor.

Söz konusu insanın üremesi olduğu zaman cinsel beraberlik sonrasında yaşananlar da önem kazanıyor. Albright College'ın seks sonrası insan davranışlarını inceleyen araştırması bu davranışların cinsiyetlere farklılık gösterdiğini söylüyor.

İster uzun ister kısa süreli bir ilişki olsun, cinsel ilişkinin ardından kadınlar erkeklere göre daha çok yakın olmak istiyor ve bağlanma isteği duyan davranışlar sergiliyor.

Katılımcılarının çoğunun gençler olduğu 170 erişkine uygulanan online anket erkeklerinse daha çok birlikteliğin tekrarına yönelik hareketlerde bulunduğunu gösteriyor. Ayrıca erkekler daha çok cinsel beraberliğin öncesinde öpüşmeyi severken kadınlarsa beraberliğin sonrasında öpüşmekten hoşlanıyor.

Uzun süreli ilişkilerdekiler birliktelikten sonra duş almayı pek tercih etmiyor. Kadın ve erkek arasındaki en benzer davranışsa uzun süredir birlikte olan çiftlerin seksin ardından birbirlerine "Seni seviyorum." denmesine verdikleri önem.

Araştırmayı yapan psikolog Susan Hughes, erkeklerin daha fazla üreyebilme potansiyelleri yüzünden doğaları gereği kısa süreli ilişkilere daha yatkın olduklarını, kadınlarınsa çocuk için iyi ebeveyn olabilecek uzun süreli bir partner aradığını söylüyor ancak bir çifti birlikte tutan başka birçok güdü olduğunu da belirtiyor.
Paylaş:

Yağ ve Kalori Yakmanın Kolay Yolları Nelerdir?

Mevsim Yaz olduğu zaman ortaya çıkan kilolardan sonra hepimiz ben nasıl zayıflayacağım diye sormaya başlarız. Peki bunun için ne yapmalıyız  tabiki yağ yakmalıyız ve kalori yakmalıyız. Sizlere Nasıl Kalori ve Yağ Yakarız Sorusunun yanıtını kısaca vermek istiyoruz.

Öncelikle Kendimize İnanmamız, Kendimizi Motive Etmemiz Lazım…
Özel diyet gıdaları almadan ya da spor salonuna gitmeden kilo verebilir misiniz? Evet!

Hayatınızda önemli değişiklikler yaparak, paradan tasarruf ederken emniyetli ve kalıcı bir biçimde kilo vereceksiniz.
Eliniz abur cubura değil, suya uzansın. İştahınızı yatıştırmanın eldeki en ucuz, en emniyetli yolu bu…
Dolapları boş tutun. Hem paradan hem de sizi caydıracak şeylerden tasarruf edersiniz. Etrafınızdaki yiyecek çeşitlerini azaltmanız sizi gereksiz yere atıştırmaktan alıkoyacak.
İlham verici bir şeyler yapın. Kilo verdiğinizde giymekten büyük keyif alacağınız bir elbiseyi buzdolanızın kapağına yapıştırarak kendinizi teşvik edebilirsiniz. Göbeğinize ‘piercing’ yaptırmak da zayıflama azminizi artıracak bir fikir olabilir.
Baharatları dilediğiniz gibi kullanın. Araştırmalara göre, zencefil, kırmızıbiber, pul biber gibi baharatlar ve bunlarla yapılan soslar vücudunuzun yağ yakma kabiliyetini %25 oranında artırabilir.
Kilo vermek için uyuyun. Uykunuzu yeteri kadar almanız, daha fazla enerji elde etmek için yemek yemenizi engeller. Yapılan son bir araştırmaya göre, yeterince uyuyan bir kadının metabolizması %40 oranında artıyor.

Gece mutfak seferlerine bir son verin. Araştırmacılar karanlık odaların ve gecenin karanlığının bizi daha fazla yemeye sevk ettiğini belirtiyorlar. Yataya bir saat erken girmeyi deneyin. Evinizde daha neşeli, parlak ışıklara yer verin, hem daha mutlu olacak hem de daha az atıştıracaksınız.

Kahvaltıyı kesinlikle sektirmeyin. Gün için gereken enerji yakıtınızı almanızı ve öğle yemeğinde kendinizi daha az aç hissetmenizi sağlar.

Doğru bir biçimde atıştırın. Sert bir şeker 20 kalori civarındadır, tüketme süresi 20 dakikaya kadar çıkabilir. 400 kalori içeren bir dondurma külahı ise on dakikaya kalmadan midenizde olur.

İçinizden çılgınca yemek yemek geliyorsa, size kendinizi iyi hissettiren müzikler dinleyin. Araştırmacılar müziğin beyindeki, en sevilen yiyeceği yemenin etkilediği merkezi harekete geçirdiğini belirtiyorlar.

Yeşil çay için. İsviçre Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmanın sonuçlarına göre, yeşil çay içmek vücudun yaktığı kalori miktarını artırıyor. Günde üç fincan içmeye çalışın.

Yediğiniz şeye yoğunlaşın. TV izlerken, bir şeyler okurken, ders çalışırken ya da e-mail’lerinizi yanıtlarken yiyecekleri gözden uzak tutun.

Dışarı çıkın. Günde en az yirmi dakikayı dışarıda oturarak ya da yürüyerek geçirin. Güneş ışığı içinizdeki yeme istediğini kontrol etmenize yardımcı olur.
Paylaş:

Cinsel sorunlarınızı paylaşın !

Eşlerin bile birbiriyle paylaşmaktan çekindiği cinsel işlev bozuklukları bazen altta yatan başka bir hastalığa bağlı olabiliyor.

Cinsel sorunlar, eşler arasında her dönemde yaşanmasına rağmen çoğu zaman gizleniyor, çözüm aranmıyor. Oysa cinsel işlev bozuklukları bazen altta yatan başka bir nedene de bağlı olabiliyor.
Ürolog Prof. Dr. Ferruh Şimşek, kendilerine başvuran 18-81 yaş arasındaki hastaların ortalama yaşının 35 olduğunu belirterek, bunların büyük çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğunu söyledi.

Yanlış inanışlar
Bu durumun 'cinsel sorunların erkekten kaynaklandığı' yönündeki yanlış inanışa bağlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şimşek, şunları belirtti 'Başvuran erkeklerin yüzde 50'sinde sertleşme bozukluğu, yüzde 42'sinde erken boşalma bozukluğu görülmektedir. Kadınların cinsel sorunlarında ise ilk sırayı yüzde 66 oranıyla cinsel birleşmeyi engelleyen vajinismus (cinsel ilişkiye müsaade etmeyecek oranda vajina kaslarında kasılma), yüzde 25 oranıyla cinsel istek azlığı, yüzde 17 oranıyla da orgazm bozuklukları izliyor.

Araştırma sonuçlarına göre, cinsel sorunu olanların yüzde 77'si evlilerden oluşuyor. Türkiye'de 40 yaşın üstündeki erkeklerde hafif, orta ve ağır düzeyde sertleşme sorunu yaşayanların oranının yüzde 60 civarında olduğunu ve yaş arttıkça bu oranın yükseldiğini bildiren Şimşek, 'Türkiye'de ortalama 5 milyon erkekte sertleşme sorunu var. Bizim ülkemizde bu sorunun daha fazla olmasının nedeni, ağır sigara içici bir toplum olmamızdan kaynaklanıyor' diye konuştu.

İhmal etmeyin
Şimşek, cinsel işlev bozukluklarının bazen başka önemli hastalıkların habercisi olabileceğine de dikkati çekerek ihmal edilmemesi gerektiğini, önemli olduğunu hatırlatıyor.
Paylaş:

Sütyen ölçünüzü nasıl bulursunuz?

Yanlış ölçülerde giyilen sütyen göğüslerin sarkmasından giyilen kıyafetlerin kötü görünmesine kadar pek çok soruna yol açıyor.

Her marka sütyenin biçim ve standartları farklı olduğu için aklınızdaki ölçüyle sütyen satın almamak doğru bir adım olacaktır. Peki, sütyen ölçününüzü nasıl bulacaksınız? 125 yıllık iç çamaşırı üreticileri Anita UK, 6 altın kuralla bu sorunun cevabını veriyor.

1. Sütyeni düz bir çizgide vücudunuzun çevresini takip edecek şekilde tutun.

2. Sütyenin kapları göğsünüze rahatça oturmalı ve göğüsleriniz birbirinden ayrı (sıkışmayacak şekilde) konumda kalmalıdır.

3. Altta destekli modeller dışında sütyenin darlığından göğsün üst kısmı kabından taşmamalıdır.

4. Sütyenin kapı üzerinde hiçbir buruşma olmamalıdır. Kapın göğüs ucundaki boşluk ya da buruşukluk sütyenin küçük olduğunu gösterirken, tamamen buruşukluk olması da sütyenin bedeninize göre büyük olduğunu gösterir.

5. Sütyen askıları omuzlara batmamalı, kızarmaya neden olmamalı ve omuzlarda hafifçe durmalıdır.

6. Eğer telli bir sutyen giyilirse, tel tamamen göğsü örtmeli ve göğüs dokusunu kesmemelidir.

Sütyen Bedeni Hesaplama Aracı 

Kaynak: Hürriyet
Paylaş:

Aynı eve taşınmayı kabul etmeden önce

Beraberliklerin en büyük aşamalarından biri evlilik. Artık evlenmeden aynı evde yaşamak kavramının hızla ilerlemesi ile evlilik öncesi adım olarak adlandırılan “beraber yaşamak’ta’ bir o kadar ciddi bir karar. Her ne kadar aileler ilişkiye evliliklerde olduğu kadar dahil olmasa bile, beraber yaşamak en az evli olmak kadar sorumluluğu beraberinde getiriyor.

Aynı evde yaşayan iki insan birbirlerine bağımlı yaşamayı da ister istemez kabul etmiş oluyorlar. Belki bazen alışkanlıklarından, hoşlandıkları şeylerden, arkadaşları ile sık görüşmelerden ödün vermek zorunda kalabiliyorlar.
Beraber yaşamanın her zaman olumsuz etkileri olmuyor elbette. Sevdiğiniz bir insan ile aynı evi paylaşmak, keyif aldığınız şeyleri onunla birlikte yapıyor olmak ve her anı onunla geçirmek çok eğlenceli.

Sevgiliniz size aynı eve taşınmayı teklif ettiğinde neleri gözden geçirmeniz gerekir ?
Öncelikle eğer aileniz ile yaşıyorsanız, onların buna vereceği tepkiyi değerlendirmelisiniz elbette. Her ne kadar tek başına bir birey olduğunuzu hatta kendi ekonomik özgürlüğünüzü kazanıyor olduğunuzu savunsanız bile, ülkemiz gelenek ve görenekleri doğrultusunda, bazı aileler evlenmeden beraber yaşıyor olmaya çok sıcak bakmayabiliyor.

Eğer yalnız yaşıyorsanız, şu ana kadar tek başına hareket ediyor olmanın verdiği rahatlığa alışmış olmalısınız. Sevdiğiniz insan bile olsa, biri ile aynı evi, tuvaleti, çalışma masasını, mutfağı paylaşıyor olmanın sizi ne ölçüde etkileyeceğini hesaplamanız gerekir.

Kendinize ait yaşam alanınızı istiyor olabilirsiniz…! Sevgilinz de aynı şekilde aynı şeyi istiyor olabilir. Her iki tarafında birbirine bunu sağlıyor olması çok önemli. Önemli noktalardan biri de, en baştan prensiplerinizden bahsetmek ve onun prensiplerine de saygı göstermek.

Aynı evde yaşıyor olmanın belli getirileri var elbette. Maddi manevi her şeyi paylaşıyor olmak önemli bir detay. Keyifle başlayan bir girişimin, sonradan anlaşmazlığa dönüşmesini hiçbirimiz istemeyiz. Beraber yaşamaya başlamadan önce, sevgiliniz ile ev içinde görev paylaşımı, alınacak sorumluluklar, ev için yapılacak harcamaların finanse edilmesi ile ilgili paylaşımlar gibi noktaları mutlaka konuşmak gerekiyor.

Sevgi, aşk gibi kavramlar insanların gözüne bir perde indirip, “bizim ilişkimiz aşka dayalı, her şeyi hallederiz” cesaretini veriyor… biliyorum!
Ama ne yazıkki işler her zaman tasarladığımız gibi gitmeyebiliyor.
Sonradan kalpler kırılacağına, her şeyi baştan konuşmak en sağlıklısı.
Tavsiye…
Beraber yaşamaya karar verecek olgunlukta iseniz, ilişkide olduğunuz insanın, bazı alışmışlıklarına göz yumabilecek ve en önemlisi onu olduğu gibi kabul edebilecek olgunluğa da erişmişsiniz demektir.

Papatya Somer
Paylaş:

Tüp Bebek’le Oluşan Gebeliklerde Düşük İhtimali Daha mı Fazla?

Gerek doğal gelişen, gerekse tüp bebek tedavisiyle oluşan tüm gebeliklerde yaklaşık %15 gibi bir oranda düşükle sonuçlanma riski bulunmaktadır.Tüp bebek uygulamasında erken dönemden itibaren gebelik düzenli olarak yapılan kan tahlilleri ile kontrol altında tutulmakta ve her dönemdeki gebelik kayıpları kesin olarak tanımlanmaktadır.Bu durum düşük oranlarının tüp bebek gebeliklerinde daha yüksek olduğu gibi yanlış bir kanıya sebep olmaktadır.

Bu demektir ki tüp bebek yönteminde normal gebeliğe göre düşük riski daha yüksek değildir.

Ancak tüp bebek gebeliklerinde erken doğum riski spontan gebeliklere oranla bir miktar daha fazladır.
Paylaş:

Sivilceler neden cildinizde koyu lekelere yol açar?

Bazı kişilerde ergenlik döneminde hormonlar nedeniyle sivilcelerde büyük bir patlama yaşanıyor. Bazıları da orta yaş döneminde bile sivilceleriyle savaşmaya devam ediyor. Peki bunların ortak noktası olarak akneler niçin koyu lekelere yol açıyor?
Bazı kişilerde ergenlik döneminde hormonlar nedeniyle sivilcelerde büyük bir patlama yaşanıyor. Bazıları da orta yaş döneminde bile sivilceleriyle savaşmaya devam ediyor. Peki bunların ortak noktası olarak akneler niçin koyu lekelere yol açıyor?

How stuff works isimli internet sitesinde yer alan habere göre, akneler bazı insanlar için eşit değildir. Bazılarında az etki yaparken, bazılarında ise şiddetli olup yüzü, boynu, omuzları ve sırtı kaplayabiliyor. Peki akneye yol açanlar nelerdir? Cildinizde milyonlarca kıl folikülü bulunuyor. Her folikülün içinde "sebase bezi" diye isimlendirilen küçük bezler var. Bunlar, cildin doğal yağını (sebum) üretiyorlar.

Normalde, sebum yol boyunca ölü cilt hücrelerini toplayarak ve onları cilt yüzeyinde depolayarak kıl folikülünün dışında artıyor. Yağ ve ölü cilt hücrelerinin karışımı cildinizin sıkı kalmasına ve dış virüslerden (kirlilik ve diğer istenmeyen maddeler) korunmasına yardım eden sağlıklı, koruyucu bir tabaka oluşturuyor.

Bazen (özellikle ergenlik döneminde) sebase bezleri çok fazla sebum üretiyor. Foliküllerin yüzeyi makyaj, yağlar ya da kirle kaplanıyor. Bu faktörlerden herhangi biri oluştuğunda, yağ ve ölü cilt hücreleri folikülün içinde kalıyor. Böylece foliküller hasara uğruyor ve bakteriler gelişiyor, bunlar da yanmaya ve kabarıklığa yol açıyor. Bu da akne salgını anlamına geliyor.

Yoğun şekilde aknesi bulunanlar, izlerden de şikâyet ediyorlar. İzleri yok etmenin ya da azaltmanın lazer tedavisi ya da dermabrazyon gibi tedavileri bulunuyor.

Aknelerin etrafında oluşan koyu renkli lekeler, Yara ve Tahriş Sonrası Gelişen Kahverengi Leke (postinflammatory hyperpigmentation) olarak isimlendirilen durum sonucu ortaya çıkıyor. Bu durum, ayrıca aşırı kuru cilt nedeniyle de oluşabiliyor. Kuru cilt, akne tedavisinin bir sonucudur. Özellikle de ağır alkol içeriğine sahip veya salisilik asit içeren tedavi uygulamasında nemlendiriciler kullanılmadığında cilt kuruyor.

Cildinizde akne ya da kuruluk nedeniyle inflamasyon (iltihap) olduğunda, vücut tarafından araşidonik asit, prostaglandin, lökotrien gibi belirli maddeler salgılanıyor. Bu maddeler üst derideki melanosit; melanin içeren hücrelerin fonksiyonunu artırıyor ve hızlandırıyor. Cilt hücreleri arasındaki transfer yeteneği artıyor. Bunlar, kahverengi lekelere yol açıyorlar.

Daha koyu renkli tene sahip olanlarda bu lekeler daha yaygın görülüyor. İyi haber bu koyu renk lekelerin kendi kendilerine gözden kaybolmasıdır. Koyu renk lekeleriniz varsa, uzun süre güneş ışığında kalmamalısınız. Çünkü güneş ışığı bu lekeleri koyulaştırıyor ve cildinizde kalma süresini uzatıyor. Güneşe çıkmak zorundaysanız, şapka takın ve koruma faktörü yüksek bir krem kullanın.

Bu kahverengi lekeler, azelaic asit içeren kremle de tedavi edilebiliyor. Zamanla ve uygun tedaviyle, bu noktalar tüm yüzünüzden kaybolacaktır.

Paylaş:

Ertesi Gün Hapı ve Doğum Kontrol

Ertesi gün hapı norlevo; korunmasız girilen cinsel ilişkiden sonra gebeliğin önlenmesi için 72 saat içinde alınması gereken yardımcı bir ilaçtır. İlişkiden sonra ne kadar erken alınırsa gebeliği önleme olasılığı o kadar yüksektir.


Ertesi gün hapının kullanımı korunmasız cinsel ilişkiden sonra cinsel istismara maruz kalmış kişiler kondom kullanımının unutulması ya da prezervatifin yırtılması sonucunda önlem almak için kullanılabilir. Bu hapı kullanmadan önce ilaç kullanımına yönelik bir sağlık sorununuzun olmaması gerekmektedir. Bu hap öncelikle yumurta üzerine etki eder ve yumurtanın döllenmesini engeller. Bu ilaçlar ovulasyonu ve ya fertilizasyonu bozarak etki ederler. Kısacası yumurtlamayı engelleyici etkisi vardır fakat oluşmuş bir hamileliği engellemez yani düşük yöntemi değildir sadece koruma sağlar.


Bu hap 2 tabletten oluşmaktadır ve ilk 72 saat içinde iki tabletin aynı anda kullanılması gerekmektedir. Adet döngüsünün herhangi bir anında alınabilir fakat ayda bir kereden fazla kullanılmamasına dikkat edilmelidir. Ertesi gün hapı bir doğum kontrol hapı değildir yani düzenli alınması kesinlikle uygun değildir. Sadece acil koruma gerektiren durumlarda tercih edilebilecek olan bir haptı. Ne kadar erken alınırsa da hamile kalma riskini o kadar düşürür. Korumasız cinsel bir ilişkide de ilk yirmi dört saat içinde alındığında %80’e kadar koruma sağlar. Tabi bu hapın getirdiği yan etkiler de mevcuttur.


Ertesi gün hapının yan etkileri; bulantı kusma baş dönmesi nefes alma zorluğu yüz ve dil şişkinliği halsizlik memelerde hassasiyet karın ağrısı gibidir. Bu yan etkilerde hap alındıktan kırk sekiz saat sonra ortadan kaybolur.  Ayrıca kadınlık hormonu içerdiği için kullanımından sonra adet düzensizliği lekelenme tarzında sonuçlar beraberinde getirebilir. Adet kanaması beklenen bir günden birkaç gün sonra ya da önce başlayabilir. Yeni bitmiş bir adet kanaması da kısa zaman içinde tekrarlanabilir.
Paylaş:

Kan Dolaşımını Hızlandıran Besinleri Tanıyor muyuz?

Kramptan yorgunluğa, saç dökülmelerinden cilt problemlerine, ödeme, selülite ve kiloya kadar pek çok sorunun sebeplerinden biri, kan dolaşımının yavaşlamasıdır. Bundan kurtulmak hiç öyle sanıldığı kadar zor olmadığı gibi, üstelik daha çok sizin elinizdedir. Nasıl mı? Beslenmenize dikkat etmeniz ve aşağıda önereceğimiz ürünleri tüketmeniz yeterli.

Adaçayı
Mide bulantısını kesen adaçayı, aynı zamanda bağırsak ve mide gazlarını giderir. Göğsü yumuşatır. Astım hastalarına faydalıdır. Hücre yenileyici özelliği vardır. Sivilcelerden kurtarır ve tabii ki kan dolaşımını hızlandırır.
Adaçayının hafızayı güçlendiren özelliğini duydunuz mu?

Ahududu
Kanı temizleyen bu sevimli ve lezzetli meyve, idrar söktürür, terletir, kabızlığa iyi gelir.

Avokado
Çok kalorilidir, fakat harika bir hücre koruyucudur; iyi bir antioksidandır. O antioksidan ki, hücrelerin yaşlanmasını yavaşlatacağı gibi, kanseri de önler. Protein bakımından zengindir, E vitamini içerir.

Ayva
Dizanteriyi ve ishali keser. Bağırsakları ve mideyi kuvvetlendirir. En önemlisi de kanı temizler.

Çilek
Cilt, idrar yolları, böbrek ve bağırsak sorunları için vazgeçilmez bir meyvedir çilek. Yanı sıra diş etlerini güçlendirir. Boğaz ağrısını giderir. Bol miktarda C vitamini ve yüksek tansiyon, kolesterol düşürücü maddeleri içerir. Lifli besinlerdendir.
Kuru ciltlerin ilacı; çilek maskesi

Kiraz
Aspirin etkisi gösterdiği bilinen kiraz, ağrıların dindirilmesinde birebirdir. Bu yüzdendir ki, kirazdaki etkin maddenin, yani antosiyanin tablet hâline getirilmesine çalışılmaktadır.
Kırışıklıklara karşı kiraz suyu
Kirazın ağrı kesici özelliği
Kiraz diyeti ile zayıflamanın yolu

Kivi
Pek bilinmese de, kivideki C vitamini oranının portakaldakinden iki kat fazla olduğu gerçeği yadsınamaz. Potasyum açısından da zengindir. Kabızlığı önleyen, sindirimi kolaylaştıran özelliği vardır.

Domates
Kanserden koruyan ve hem zihinsel hem de bedensel yaşlanmayı yavaşlatan bir sebzedir domates. E ve C vitaminlerini içermektedir. Prostat için bulunmaz bir mucizedir ve kan hastalıkları için de çok etkilidir.
Domatesin diğer faydalarını öğrenmek için tıklayın

Ayrıkotu
İdrar söktüren ayrık otu, böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesinde birebirdir.

Bakla
İdrar yolu temizleyicisidir. Böbrek ağrılarını ve iltihaplarını bertaraf eder. Yine böbrek kum ve taşının düşürülmesinde etkindir.

Bezelye
Hem taze hem donmuş olarak kullanılan bezelye, bol miktarda protein ve C vitamini içerir. Sinir sistemine de iyi gelir.

Brokoli
Bol miktarda kalsiyum içerdiği bilinen brokolinin kemik erimesini önleyici etkisi büyüktür. Yine kansere karşı da korur ve ömrü uzatır. Kadınlarda göğüs kanserine karşı da birebirdir.

Buğday
Sağlıklı beslenme açısından olmazsa olmazlardandır lifli gıdalar ki, bunların başında da buğday gelir. Sindirimi nispeten zor olmakla birlikte, besin değerinin çokluğu nedeniyle tercih edilmesi gereken gıdaların başıda gelir.
Paylaş:

Sevdiğini söyleyemeyen erkekler

Bizim toplumumuzda erkekler için kurallar farklıdır. Delikanlılık eğitimi küçükten başlar;

"Erkek adam ağlamaz."

Biz de karşımızda zırıl zırıl ağlayan erkekler görmekten pek hazzetmeyiz zaten.

"Erkek dediğin korkmaz."

Bir de "Erkekliğin onda dokuzu kaçmaktır " tarzında özlü (!) bir sözümüz var ama, boş verin çelişkiyi.

"Erkek sözünden geri dönülmez."

Biz kadınların sözümüzden her an cayma hakkı saklı tutulmuş demek ki.

"Erkek adam pembe giymez."

Oh, bize daha çok yakışıyor zaten.

"Erkek adam sevgisini gösterip sevdiğini şımartmaz".

"......."

Öbürleri tamam da, işte bu sonuncusu kadınları şaşırtıyor biraz.

Sevdiğini söyleyemeyen, sevgisini göstermek istemeyen bir çok erkek var. Sevdiği, aşık olduğu için evlenmemiş de, geçerken tesadüfen o eve girip kalmaya karar vermiş sanki. Kadınların, cevabı belli "Beni seviyor musun" sorusuna erkeklerin yanıtları yalın;

"Sevmesem evlenmezdim."

Bu noktada kadınlar karamsarlığa kapılabiliyor. Seviyor olsa sevgisini söylerdi, demek ki sevmiyor denklemini kuruyor kafasında. Çünkü eşinin davranışlarını kendisi ile karşılaştırıyor. Kendi sevgi söylemlerine cevap alamadığı için, söylenmeyenleri hissizliğe yoruyor. Bu noktada eşinin diğer davranışlarını incelemeye davet ediyorum onu. Eşi söylemiyor belki ama kendi tarzında gösteriyor sevgisini aslında. Nasıl mı?

Örneğin, karısının başı ağrısa doktora koşturuyor onu. Sağlık konusundaki evhamından değil, sevgisinden. Alışverişe çıkınca karısının en sevdiği tatlıyı alıyor ama bazen "Canım çekti" diye açıklayıveriyor durumu. Anneler gününde karısının ne zamandır istediği şeyi hediye alıyor ama çocuklarının arkasına saklanıyor. Erkeğin görevi gibi gösterdiği bir çok şeyi, aslında karısına sevgisinden yapıyor.

Erkekler hep kadınların fazla detaycı olduğundan, her sözünden bir anlam çıkarttığından şikâyet ederler ama gel de çıkartma bu durumda. Oysa sevgi dile getirildikçe çoğalan bir duygudur. Bulaşır geçer, yüzünüze bir tebessümle yapışır. Sadece lafta kalan, davranışlara yansımayan şeyler elbette yetersiz. Ama davranışlarla anlatılanları da biraz dile dökmek lazım. Sunun her zaman önemlidir. Hediye paketleri bile bunun için yapılmaz mı?.

Evet, beyler. Sevgiyi söylemek delikanlılığa zeval vermez. Hanımlar böyle istiyor. Bunu unutmayalım.

Yaşam Koçu ve Evlilik Danışmanı Yeşim Varol Şen
MİLLİYET
Paylaş:

Düzensiz Adet Kanamaları

Düzensiz Adet Kanamaları
Kadınların çoğunda, adat kanamaları düzenli aralıklarla olur. Bazılarının çevrimi 28 günlük, bazılarının biraz daha kısa, 25-26 günlüktür. Daha uzun çevrimler de vardır. Bazı kadınlarda, bir çevrimden ötekine süre değişir, ama bu değişiklik 3-4 günü geçmez. Bütün bunlar, kesinlikle normaldir. Tersine, bazı kadınlardaysa, çevrimler bütünüyle düzensizdir; 40-50 gün âdet kanamaları olmaz, daha sonra çevrimleri normalleşir ya da daha da kısalabilir.

Bu âdet kanamaları düzensizliği, kendilerini şişmiş, rahatsız hisseden ve beklenmeyen bir gebelikten korkan kadınları, büyük ölçüde kaygılandırır. Âdet kanamaları mekanizmasını iyi anlayabilmek için, âdet çevrimi fizyolojisi konusuna başvurmak gerekir.
Normalde yumurtalık, çevrimsel olarak çalışır. Çünkü, hipotalamuş ve hipofiz tarafından düzenli aralıklarla uyarılır ve her ay östrojen salgılayan foliküller oluşur. Belirli bir zamanda, bir folikül çatlar ve yumurtayı serbest bırakır. Bu, yumurtlamadır. Daha sonra folikül, sarı cisme dönüşür ve progesteron salgılar.
Dölyatağı mukozası, yalnızca yumurtalık salgılarının buyruğuna uyar. Yumurtalık, folikül oluşturmak için daha fazla zaman harcıyorsa, yumurtlama 14. gün yerine daha geç, çevrimin 20. ya da 25. günlerine doğru olacaktır. Dolayısıyle, yumurtlamadan 15 gün sonra âdet kanaması olduğuna göre, çevrim daha uzun olacaktır. Yalnızca, sabah ateşlerinin alınması, bu olayı haber verir. Ateş yükselmesi, dolayısıyle yumurtlama, âdet kanamasından sonra düzensiz tarihlerde görülür.
Bu düzensiz yumurtlamalar kesinlikle, herhangi bir hastalığın belirtisi değildirler ve hiç bir bozukluğa yolaçmazlar.
Tek sakınca, gebeliği önleme sorunudur.

Yumurtlama Olmaksızın Düzensiz Adet Kanamaları
Bazı düzensiz âdet kanamaları durumlarındaysa, sabah ateşine bakıldığında, bazı çevrimlerde ateş yükselmesinin, yani yumurtlamanın olmadığı gözlenir. Buna, «yumurtlamama» denir. Yumurtalıklar, yumurtlamaya yetmeyecek kadar bir salgılama yaparak, dinlenme durumunda kalmışlardır. Bu durumda da, gene hiç bir işlevsel yakınma yoktur. Ne ağrı, ne ateş basması bulunur.
Bu yumurtlamama durumları, cinsel yaşamın belirli zamanlarında ortaya çıkabilirler. Ergenlikten hemen sonra ve yaşdönümünden hemen önce, sık görülürler. Ama, ağır bir hastalık sırasında, kadının sıkıcı duygusal sorunları bulunduğu zamanlarda ya da bir iklim değişikliğinden sonra bile, yumurtlamamaya raslanabilir. Çoğunlukla, geçici olan ruhsal kökenli âdet görmemelerle, aşağı yukarı aynı anlamı taşırlar.
Seyrekleşmiş Adet Kanamaları
Son bir düzensiz âdet kanamaları grubunda, âdet kanamaları arası sürenin giderek artıp, âdet kanamasının 2-3 ayda bir ya da daha da seyrek görüldüğü kadınlar sözkonusudur. Ateş eğrisinde, yumurtlama olmadığı gözlenir. Klinik muayenede bazen, kıllanma artışı, erkek biçimi kıllanma, büyük bızır, kısırlık ve şişmanlıkla nitelenen Stein Leventhal sendromu saptanır. Özellikle, dölyolundan parmakla muayenede, dölyatağının arkasında ağrısız, üstü düz 2 büyük yumurtalıkla karşılaşılır. «Çok kistli yumurtalıklar» diye nitelenen bir yumurtalık hastalığı sözkonusudur.
Yumurtalıklar, foliküllerin normal gelişmesini ve dolayısıyle yumurtlamayı engelleyen beyaz, bağ dokusundan yapılmış sert bir kabukla kaplıdır. Teşhis, hormon düzeyi ölçümleriyle doğrulanır. Bir yandan progesteron eksikliği, öte yandan erkek hormonlarında (androjenlerde) artış saptanır. Karın içine bakma muayenesinde ne folikül, ne de sarı cisim izi taşıyan beyaz renkli 2 büyük yumurtalıkla karşılaşılır. Karın içine bakma muayenesi, sertleşmiş bağdokusundan kabuğu ortaya koyan yumurtalık biyopsisine de olanak verir.
Tedavi cerrahidir, iki yumurtalıktan da portakal dilimi gibi birer küçük parça çıkarmaya dayanır. Çoğunlukla, yumurtlamaları yeniden başlatır.
Paylaş:

Spiral Nasıl Takılır – Doğum Kontrolü

Spiralin döl yoluna bir doktor tarafından takılması gerekir. Spiral takılmadan önce genel bir muayene yapılır. Kadının gebe olup olmadığı kontrol edilir. İnce bir telile döl yatağının derinliği ölçülür. Durmu belirlenir. Bu işlemler yapılırken kadın rahatsızlık hissedebilir ancak acı duyulmaz.
Daha sonra spiral pistonlu küçük bir tübe yerleştirilir. Tüp döl yatağı kanalının içinden geçirilerek döl yatağına yerleştirilir. Piston itilerek spiral serbest bırakılınca döl yatağı çeperlerine dayanır. Tüp geri çekilir. Spiralin iplikleri, 3 cm lik kısmı döl yolunda  kalacak şekilde kesilir. Bütün bu işlemler yalnızca bir kaç dakika sürer.
Spiral yerleştirildikten sonra, hafif karın sancısı ya da bel ağrısı duyulabilir. Kanama olabilir. Fakat bunlar uzun sürmez. Vücudunu kasan bir kadın da spiralin yerleştirilmesi daha sıkıntılı bir işlem olabilir. Kadın spiralin takılma aşamasında vücudunu gevşetmelidir. Spriralin çıkartılması aşaması ise, spiral özel bir aletle iplerden tutu
larak çekilir. Ama bu işlem de daime bir doktor tarafından yapılmalıdır.
Paylaş:

IŞIL IŞIL SAÇLAR İÇİN…

Saçlarınız cansız mı? Saç uçlarınızda kırıklar mı var? Bu problemlerden çok mu sıkıldınız? Paniğe gerek yok. İstediğiniz saçlara kavuşmak için aşağıdaki 27 öneriyi uygulamaya başlayın. İşe yarayacak!
1- Şampuanınızı sulandırın!
Saçlarınızı yıkarken çok fazla şampuan kullanmaktan vazgeçin. Küçük bir miktar şampuan saçlarınızı temizlemeye ve güzel kokmasını sağlamaya yetebilir. Fazla şampuan saçlarınızı ağırlaştırır ve kurutur. Önerimiz: Şampuanı bir kap içinde ılık suyla inceltip, saçınıza uygulayın.
2- Soğuk suyla durulayın
Saçlarınızı şampuanladıktan sonra iyice durulamanız şart. Durulama sırasında soğuk denebilecek derecede su kullanın. Çok sıcak su saç derinizi yıpratabilir ve kepek oluşumuna yol açabilir. Saçlarınızın iyice durulandığını saçlarınızdan gelen gıcırdama sesinden anlayabilirsiniz.
3- Havluyla ovalamayın!
Islak saç hassas olduğundan sert müdahaleler kırılmasına neden olur. Bu nedenle havluyla sert biçimde ovuşturarak saçlarınızı kurutmayın! Havlu, saçınızın koruyucu tabakasına zarar verdiğinden saç uçlarınız kolayca kırılabilir. Saçlarınızdaki ıslaklığı emmesi için havluyu saçlarınıza sarıp dört beş dakika bekleyin.

4- Dipteki saçlardan taramaya başlayın
Şimdi sıra banyoda karışan saçlarınızı taramaya geldi. Kalın dişli taraklar ya da doğal malzemeden yapılmış fırçalar size yardımcı olabilir. Saçlarınızı tutam tutam ayırıp yumuşak biçimde tarayın. Ufak bir tüyo: Saç uzmanları her zaman ensenizden başlayıp üstlere doğru çıkarak saçları tarıyor.
5- Sıcak tutmayın
Havluyla saçlarınızın nemini aldıktan sonra, sıra şimdi fön makinesiyle kurutmada… Zarar vermeden, en güvenli şekilde saçlarınızı kurutmak için makinenin ayarını orta derecede ve saçınızdan 15-20cm uzaklıkta tutun. Böylece saçınızın aşırı ısınmasını önleyebilirsiniz
6- Koruyucu kullanın
Eğer saçınızı daha hızlı kurutmanız gerekiyorsa mutlaka fönün zararlı etkilerinden saçınızı koruyan bir ürün kullanın
7- Kabartın
Taraklar saçınıza hacim vermek istediğinizde en büyük yardımcınız olabilir. Saç tutamlarınızı yukarı doğru kaldırın ve tarak yardımıyla krepe yapın, en üstteki saçlarınızı geriye doğru tarayın ve sprey sıkın.

8- Maske uygulayın
İnce telli saçlara hacim kazandırmak için: Bir yumurta sarısını ve iki yemek zeytinyağını karıştırıp saçınıza sürün. Saçlarınızı streç filmle kapatıp havluyla sarın. Maskeyi 10 dakika saçınızda bekletin. Ilık suyla yıkayın.
9- Buklelerinizi Koruyun
Saçınızın dalgalarını ve buklelerinizin esnekliğini korumak için her zaman kıvırcık saçlar için şampuan kullanmayın. Bu şampuanların içindeki maddeler zamanla saç kıvrımlarınızı ağırlaştırarak bozabilir. Kullandığınız ürünü sık sık değiştirin ve her iki yıkamada bir normal şampuan kullanın.
10- Masaj yapın
Birkaç dakikalık baş masajı saçlarınızın daha dolgun görünmesi için işe yarayabilir. Öne eğilin ve iki dakika parmak uçlarınızla ensenizden alnınıza doğru saç derinize masaj yapın. Saçlarınızı geriye attıktan sonra parlaklık veren bir sprey sıkın.
11- Uçlarını kestirin
Bakımlı ve uzun saçlara herkes bayılır. Fakat saçların sağlıklı ve düzgün uzaması için düzenli olarak uçlarından kestirmek şart. Kırık uçlara acil çözüm olarak saçlarınıza biraz wax uygulayabilirsiniz

12- Elektriklenmeyi durdurun
Bazı günler saçlar elektrik verilmiş gibi kabarır. Saçları yatıştırmak için el kremi kullanabilirsiniz. Fındık büyüklüğünde el kremini alın ve ellerinizi saçlarınızın içinden dışarıya doğru geçirin. Korkmayın, saçlarınız yağlı ya da pis görünmeyecek.
13- Doğru şampuan kullanın
Kullandığınız şampuan saçınızın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olmalı.
• Shlne Curl, bukleleri belirginleştiren ve besleyen şampuan, L ‘Oreal Professionnel, 50 YTL
• Tea tree Mint, ince ve zayif telli saçlar için şampuan, Organix, 24.50 YTL
• Gliss Scan Repalr System, kolay kırılan saçlar için şampuan, Schwarzkopf, 8.90 YTL
• White Truffle Moisturizing, boyalı ve yıpranmış saçlar için şampuan, Philip B, 83 YTL
• Dercos Capillary Re-Plumper, hacim kazandıran şampuan, Vichy, 26.90 YTL
14- Minerallerle parlatın
İpek gibi parlak saçlara sahip olmak ister misiniz? Saçlarınızı yıkayıp bakım kremi uyguladıktan sonra maden suyu ile durulamayı deneyin. Maden suyunun içindeki mineraller hem saçınızı yumuşatacak hem de saçınızın parlamasını sağlayaca
15- İyi beslenin
Güzel saçlar için sadece bakım ürünlerini kullanmak yetmez, beslenmeye de dikkat etmek gerekir. A (göbek salata), C (siyah üzüm) ve E (susam yağı) vitaminleri hasar görmüş saç hücrelerini onarır. Biotin (ıspanak) saçlarınızın canlılığını artırır. Demir (bezelye), dolgunluk ve güçlü saç telleri için gereklidir.
16- Bigudileri deneyin
Daha fazla hacim mi istiyorsunuz? Partiye giderken kıvırcık ve kabarık bir saç modeli mi düşünüyorsunuz? Gerekli ekipmanı sağlayabilirseniz,bu kesinlikle çok kolay. Nemli saçlarınıza bir avuç hacim veren şekillendirici köpük sürün. Saçlarınızı tutamlara ayırın ve bigudilerle sarın (H 1022 bigudi seti, Remington 69 YTL). Saçınız kuruduktan sonra parmaklarınızı kullanarak saçlarınıza şekil verin. Sabitlemek için sprey kullanın.

17- Yaşamayı sevin
Alkollü geceler, fazla kafein, şeker, doymamış yağlar ve nikotin saçlarınıza uzun dönemde zarar verir. Saçlarınızın bakımlı ve parlak olmasını istiyorsanız, mutlaka yaşam biçiminize dikkat edin.
18- Pudralı kağıt kullanın
Sabah saçlarınızı yıkadığınız halde öğleden sonra bile yağlanmış mı görünüyor? Hele işten çıktığınızda şapka taksanız daha mı iyi? Üstelik akşam bir davete mi katılacaksınız? Bu durumlarda cildi matlaştıran pudralı kağıtları deneyin. Bu kağıtlarla saç dibinizdeki yağı alabilirsiniz. Daha sonra saçlarınızı iyice fırçalayın ve sprey sıkın. Yağlı görüntüden eser kalmayacak.
19- Unutmayın, fazlası zarar!
Kırık saç uçlarınız için şampuanlar, bakım kremleri, maskeler ve kürler mi kullanıyorsunuz? Durun! Hepsini aynı anda kullanmak saçlarınıza yarardan çok zarar verecektir. Fazla bakım saçlarınızı ağırlaştırır ve parlaklığını azaltır.

20- Bekleme süresine dikkat!
• Bakım şampuanları, kremler saçı yumuşak ve kolay taranabilir hale getirir. Her yıkamadan sonra uygulanabilen bu ürünleri üç dakika saçta beklettikten sonra durulamak yeterli. Daha uzun süre tutmak saçlara ekstra bir yarar sağlamaz. Çünkü bakım ürünleri saçın içine nüfus etmez sadece dıştan destek verir.
• Özel kürler daha zengin içerikli olduğundan, saçta 10 dakikaya kadar bekletilebilir. Özel kürler sıcaklıkla daha etkilidir, bu yüzden saçlarınızı streç filmle ya da bir havluyla sarabilirsiniz. Bu kürleri her banyodan sonra değil, haftada bir-iki kez uygulamanız yeterli.
• Uzun uzun saçlarınıza bakım yapacak zamanınız yoksa ekspres kürleri ve maskeleri deneyebilirsiniz. Bu ürünler sadece bir dakika içinde etkili olabiliyor. Ayrıca durulanmayan bakım ürünlerini de deneyebilirsiniz.
Saçlarınız cansız mı? Saç uçlarınızda kırıklar mı var? Bu problemlerden çok mu sıkıldınız? Paniğe gerek yok. İstediğiniz saçlara kavuşmak için önerilerimizi uygulamaya başlayın. İşe yarayacak!
21- Baldan faydalanın
Bir tatlı kaşığı balı ve birbuçuk bardak ılık suyu karıştırın. Bir yemek kaşığı elma sirkesini ballı suya ekleyin. Bu karışımı ıslak saçınıza ve saç derinize masaj yaparak uygulayın. Her zamanki gibi kurutun. Bu uygulamadan sonra saçlarınızın daha kolay şekle girdiğini ve modelin daha uzun süre dayandığını göreceksiniz.

22- Avokado maskesi yapın
Doğal vitamin takviyesi yıpranmış saçlarınıza iyi gelebilir. Bir adet avokadoyu çatalla ezdikten sonra iki adet yumurta sarısıyla karıştırın. Bu maskeyi saçınıza sürün ve saçlarınızı folyo ya da havluyla sararak 20 dakika bekleyin.
23- Köpüğün etkisini artırın
Nemli saçlarınıza uygulayacağınız dolgunlaştıncı köpükler, hacimli saçlara sahip olmanızı kolaylaştırabilir. Bunun için köpüğü sürmeden önce saçlarınızı kurutun ki, köpük saçınızdaki suyla karışıp etkisini kaybetmesin. Avcunuzun içini dolduracak miktarda saç köpüğü yeterli olacaktır. Daha sonra saçlarınızı şekillendirebilirsiniz (Volume And Shine, hacim veren köpük, Oriflame, 11.90 YTL).
24- Saç toniği kullanın
Yağlı saç derisi ve kuru saç uçlarından kurtulmak için haftada bir kez saç toniğiyle baş masajı yapın (Birken Haar Wasser, ısırgan otlu saç toniği, Tresan, 14 YTL).
25- Parlaklık kazandırın
Saçlarınızın parlak ve biçimli olması için: Bir bardak sıcak suya bir avuç kurutulmuş papatya ekleyin 10 dakika kaynattıktan sonra soğumaya bırakın. Papatyaları süzün ve soğuttuğunuz suyun içine bir çay kaşığı limon suyu, bir adet yumurta, 10 damla biberiye yağı ve yarım bardak bitkisel yağ ekleyin. Mikser yardımıyla kremsi bir kıvama gelene kadar malzemeleri karıştırın. Maskeyi kuru saçlarınıza iyice yedirin ve 30 dakika bekleyin, daha sonra normal şampuanla yıkayın, farkı hissedeceksiniz!

26- Taraklarınızı temizleyin
Saçın sağlıklı ve bakımlı olması sadece kullanılan ürünlere bağlı değil. Fırçanızın ya da tarağınızın da saçınıza uygun olması gerekiyor. Bunu şöyle deneyebilirsiniz: Tarağınızı ve fırçanızı elinizin üstüne sürün. Eğer elinizi çiziyorlarsa çöpe atılma zamanları gelmiş demektir. Fırça kıllarının ucu yuvarlak olmalı, tarağın dişleri ise saç derinize batmamalı. Fırçalar ve taraklar haftada bir kez şampuanla yıkanarak kirlerden arındırılmalı.
27- Uçları şampuanlamayın
Uzun saçlarınız varsa, saçınızın tamamını şampuanlamayın. Çünkü bu şekilde saç uçlarınız çok çabuk kurur. Öncelikle şampuanı saç dibine uygulamanız yeterli, durulama sırasında saç uçlarınız da yeteri kadar şampuanlanıp temizlenecektir.
Paylaş:

Adet Döneminde Sırt Ağrısı

Adet Döneminde Sırt Ağrısı

Kadınların sırtı adet kanamalarından önce ve adet kanamaları sırasında daha duyarlıdır. Bu sonuç hormonların etkisinden kaynaklanır. Gebelik sırasında omurgada gevşeme olur ve vücut doğuma hazırlanmaya başlar. Bu nedenle adet dönemlerinde ve doğumdan sonraki altı ayda vücut zorlanmamalıdır.
Paylaş:

Ayçiçeği Lifiyle Obeziteye Çözüm Arayışı

Konya’da Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri, obeziteyi önlemeye yönelik araştırmalarında, ayçiçeği bitkisinin beyaz lifsi yapısını kurutarak toz formuna dönüştürdü. Ardından bu madde salam ve sosis gibi et ürünlerinin üretiminde katkı maddesi olarak kullanıldı. Lifsi bileşenin, su tutucu özelliğe sahip olmasından dolayı salam ve sosisi tüketen kişide suni tokluk hissi verdiği ortaya çıktı.

Araştırma başkanı Prof. Dr. Mustafa Karakaya, aşırı derecede karbonhidrat içeren ya da yüksek enerjili gıdaların tüketilmesi durumunda vücutta yağ birikimi ve buna bağlı olarakta obezite sorununun ortaya çıktığını belirtti. Obezite sorununa çözüm bulmak için araştırma çalışmasına başladıklarını ifade eden Prof. Dr. Karakaya, şunları söyledi:

“Yaklaşık bir yıldır bu araştırma üzerine çalışma gerçekleştirdik. Bu çalışmamızda en önemli gıda maddesi olan et ve et ürünleri üzerinde çalışma yaptık. Ayçiçeği bitkisinin beyaz lifsi yapısını kurutarak toz formuna dönüştürdük. Ardından bu maddeyi salam, sosis gibi et ürünlerinin üretiminde katkı maddesi olarak kullandık. Lifsi bileşenin, su tutucu özelliğine sahip olmasından dolayı salam ve sosisi tüketen kişide suni tokluk hissi verdiği ortaya çıktı. ”

Araştırmanın obezite sorununa çözüm noktasında katkı sağlayacağını düşündüğünü belirten Prof. Dr. Mustafa Karakaya, “Lifsi bileşenler sindirim sisteminde suyu tutarak, sulu yumuşak bir yapı oluşturmakta ve bu özellikten dolayı özellikle suni bir tokluk hissi vererek insanların aşırı derecede gıda maddesi tüketmesini ve yüksek enerjili gıdaların tüketilmesini kısmen önleyici özelliğe sahiptir. Tabii bundan sonraki süreçte gıda sanayinin bu çalışmalardan elde edilen sonuçları pratiğe dönüştürmesi gerekir. Pratikte, marketlerde satılan ürünlerin üretimi sırasında, ayçiçeği bitkisi lifi tozu katkı maddesi olarak ilave edilmesinin sonucunda ortaya yeni ürünler çıkması söz konusu olabilecektir. Obezite sorunu yaşayan insanların bu sorunu çözmelerinde önemli bir katkı sağlayacağı kanaatindeyiz” dedi.
Paylaş:

Parmak Emme Problemi

Parmak emme, normal çocuklarda herhangi bir pisko-patolojik etken olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülen bir olgudur. Bebeklerin çoğu başparmaklarını ya da diğer parmaklarını emerler. Zararsız bir davranış olan parmak emmeye hemen bebeklerin tümünde rastlanmasının en önde gelen nedeni, yeni doğan bebeklerin parmak emmeyi daha anne rahminde, (uterus) öğrenmiş bulunmaları ve doğuştan sahip oldukları en güçlü reflekslerden birinin emme refleksi olmasıdır. Nitekim ender olarak yeni doğan bazı bebeklerin parmak ya da bileklerinde görülen kabarcıklar bunun bir sonucu olmaktır.
Annelerin büyük bir çoğunluğu parmak emmenin açlıktan kaynaklandığını düşünürler. Oysa bu emme %50'den %87'lere varan yüksek bir oranda beslenmeye bağlı olmayan yaygın bir davranış niteliğinde görülür. 1 yaş çocuklarının hemen yarısı parmaklarını emerler. 9 ayda itibaren uykuyla parmak emme arasında yakın bir ilişkinin olduğu, uykusu gelen bebeğin parmağını ağzına götürdüğü görülür. Çocuğu parmak emmeden vazgeçirmek üzere yapılan çabalar, 3 yaşına kadar çocuk tarafından dirençle karşılanır. Bazı bebekler yeni dişlerinin çıkması, bazıları da zorlukla karşılaştıklarında utanma ve sıkılma belirtisi olarak parmaklarını emerler. Genellikle 18. ay dolaylarında sıklaşan parmak emmenin 4 yaşına doğru kaybolması beklenir. Araştırmalar en geç 5-6 yaşlarında sona erdiği takdirde parmak emmenin zararının olmadığını,ancak süregelmesi halinde dişlerde deformasyona neden olabileceğini kanıtlamıştır. Alt ıslatmada olduğu gibi, sürekli parmak emme alışkanlığı da psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak gelişebilir.
Ebeveynler parmağını emen çocukların çene kemikleri ve dişleri üzerinde ki etkilerini düşünerek endişeye kapılabilir. Parmak emmenin alt ve üst dişleri geri ittiği doğrudur. Parmak emmenin dişleri ne kadar etkilediği parmak emme süresine ve en önemlisi parmağın ağızda ki duruşuna bağlıdır. Süt dişlerinde oluşan bu değişiklik 6 yaşından sonra çıkan asıl dişleri etkilemediği işaret etmektedir.
Parmak ve emzik emme
Emme fonksiyonu yeni doğmuş çocuklarda çok kuvvetlidir. Ancak parmak emme ve dil emme alışkanlıkları ilk 1.5 sene normal olmakla birlikte 2 yaşın sonunda kaybolur.Ancak parmak emme, emzik emme alışkanlığı devam edecek olursa henüz gelişmekte olan kas ve kemik yapıları üzerine basınç uygulayarak dişlerin yer değiştirmesine yol açar. Bu durumda üst ön dişler öne alt ön dişler ise geriye doğru eğilir ve alt ve üst ön dişler arasında açıklık meydana gelir.Alışkanlık bırakılırsa bu açıklık kapanır ancak 3.5 yaşından sonra kalıcılık artar. Parmak emme alışkanlığı gece uyurken de deva ederse daha etkili olur ve bunun sonucunda üst çenede darlık (V şeklinde bir çene kavsi) meydana gelir.
Parmak emme alışkanlığı karşısında anne babanın yapacağı en sağlıklı yaklaşım nedir?
Olayı telaşa kapılmadan sabırla karşılamak ve sürekli ilgilenmekten kaçınarak, çocuğa bu alışkanlığın bebekçe bir davranış olduğunu, başkalarını gözüne hoş görünmeyeceğini basit bir dille anlatmaktır. Aile içinde sürekli aynı alışkanlığı konu edilerek dikkatleri çocuk üzerine çekmek, bu nedenle telaşa ve gerginliği girmek ve çözüm amacıyla çocuğu sürekli eleştirmek yanlış anne baba davranışları arasında sayılır. Okul yaşında parmağını emme çocuk, öğretmenin uyarısı, anne babasının eleştirisi, hatta arkadaşlarını alaylarını karşın bu alışkanlığını sürdürür. Bu durumda çocuğa yapılan olumlu tavsiye ve açıklamalarla psikolojik açıdan uyumunun sağlanması, sorunu ortadan kalkmasına neden olabilir. Burada önemli olan, bir gerileme (regression) belirtisi sayılan bu alışkanlığı oluşturan etkenlerin ana baba tarafından keşfedilerek ortadan kaldırılması. Örneğin,yeni bir kardeşin doğumu,çocukta bu tür bir alışkanlığın başlamasına neden olabilir.Cıvıldayan, emekleyen, parmak emip tırnak yemeye başlayan çocuk ,bu tür bebekleşme hareketleriyle kaybettiği ilgiyi kazanma savaşımına girer. Daha önce de belirttiğimiz gibi, kardeşin doğumundan önce çocuğun hazırlanması, kardeşin varlığına karşın çocuğun statüsünün devam edeceği ve onun yerinin ayrı olduğu konusunda çocuğun ikna edilmesi, kardeşin yardıma muhtaç bir yakını olması nedeniyle elbirliğiyle ona bakma gereğine çocuğun inandırılması ondaki gerginliği azaltır. Böylelikle bu gerginlikten kaynaklanan alışkanlıklar da zamanla kaybolur. Alt ıslatma benzerliği nedeniyle parmak emme de yaşla azalır.Bu konuda da yine özellikle ilk çocukluk döneminde tedaviden kaçınılmalıdır.Okul öncesi dönemindeki parmak emme ya da alt ıslatma durumunda gereksiz telaş yerine, olayın temelinde anne babanın da etkisi bulunduğu düşünülerek uzmanlarca sabırlı ve sürekli bazı eğitimsel önlemler uygulanmalıdır.
Parmak emmenin giderilmesi için alınacak önlemler
Anne ve babaya parmak emmenin ilk dönemlerde zararsız bir faaliyet olduğu açıkça anlatılmalıdır. Parmak emmenin biraz önce değindiğimiz gibi diş deformasyonlarına sebep olmadığı, bir hastalık mahiyetinde olmadığı açıkça anlatılmalıdır. Çünkü buna inanan anne, baba ve aile büyükleri ömür boyu sürecek bu kötü alışkanlıktan çocuklarını vazgeçirmek için çok şiddetli tedbirlere başvururlar. Hatta çocukların parmaklarına acı biberler sürenler, dayak atanlar, ellerini kollarını arkadan bağlayanlar,eline parmaklarına iğne batırıp onlar unutamayacakları acı verecek cezalar uygularlar. Bu tenkitler, azarlamalar, dayak atmalar, parmağa acı sürmeler çocukta olumsuzluğun yükselmesine neden olabilir. Anne babayı rahatsız etmek için bir davranış olarak kalmasını pekiştirebilir.(D. Çağlar-1981)
Parmak emme kendi başına çocuklukta ve sonradan uyumu etkileyen bir alışkanlık değildir. Özel bir düzeltici tedbir olmayı da gerektirmez. Ancak parmak emmeye başlayan veya bunu alışkanlık haline getirmiş çocuklara bu alışkanlıkları terk etmeleri için uygun olmayan tedbirlerin, cezaların uygulanması sonucu bir çok uyum ve duyusal problemlerin ortaya çıkmasının nedeni olabilir. Basit bir alışkanlığı terk ettirmek için uygulanan metotlar durumla ilgisi olmayan yeni ve kronik bazı uyum bozukluklarına sebep olabilir. (D. Çağlar-1981)
Küçük yaşlarda çocuklar uygun şekilde beslenmelidir. Gıda ve anne sütünün kalitesi yanında çocuğun gıda verilirken tutumuna özel bir yer ve önem vermek gerekir. Çocuk gerek anne memesinden ve gerekse biberonla beslenirken annenin göğsüne onun sıcaklığını duyacak şekilde yaklaştırılmalıdır. Bir taraftan çocuğa gıdası veya meme verilirken diğer taraftan anne çocuğa gözlerinden sıcak sevgi akıtmalıdır. Çocuğun gevşek tutulması,hırpalanarak, azarlanarak gıda verilmesi büyük bir anlam taşımaz, haysiyet sahibi bir gence al zıkkımlan diye yiyecek vermenin yaptığı etkiyi yapar.(D. Çağlar-1981) . Uygar insanların köpekleri beslerken yaptığı içtenliği insan yavrusundan esirgerler. Uygun şekilde beslenme bu problemin ortaya çıkmasında en büyük engel teşkil eder.(D. Çağlar-1981)
Belki çocuk parmak emme veya lastik meme emmeden özel bir haz duyabilir. Bu hiçbir zaman zararlı bir alışkanlık değildir. Normal davranışlar ve ilişkiler yoluyla bu alışkanlık 1 yaşının sonunda terk edilebilir.(D. Çağlar-1981)
Eğer çocuk yürümeye başladıktan veya 1 yaşından sonrada bunu yapıyor yani parmağını emiyorsa bu çocuğun fazla yorgun, rahatsız, mutsuz, sıkıntılı, üzüntülü olduğunun belirtisidir. Çocuğun durumunun incelenmesi düzeltici tedbirlerin yalnız bir belirti olan parmak üzerinde değil bütün durumu düzeltmeye yöneltilmesi gerekir. Çünkü parmak emmenin asıl nedenleri ortadan kalkmadıkça çocuk parmak emmeye devam edecektir. (D. Çağlar-1981)
Çocuğa uygun dinlenme, geniş ve çeşitli faaliyet olanakları, oyun ortamları meşgul olmak için olanaklar sağlanmalıdır.
Anne babanın uygun olmayan davranışları düzeltilmelidir. Çocuklara bu alışkanlığından dolayı şiddet hareketleri uygulanmamalı ve çocuk batıl fikirlerle korkutulmamalıdır.
Mükafat vaadi, çocuğun bunu terk etme arzusunu ve gücünü harekete getirecek, çeşitli tedbirler çocuğu harekete getirerek çocuğun bunu bırakmasını sağlayabilir. Çocuk parmağını ağzına götürdüğü zaman uyarıcılık yapacak zararsız acı mayi sürülmesi ve geceleri hatta gerekiyorsa gündüz çocuğa eldiven takılması, alışkanlığı sona erdirmesi için iyi bir hatırlatıcı olabilir.
Çocuğa bilhassa kendi kendini kontrol etmek için, isterse bu alışkanlığı terk edeceği inancını kazandırmak, alışkanlığı yenmek için iyi bir hatırlatıcı olabilir.
Çocuk 4-5 yaşlarına geldiğinde parmağını emmeye devam ediyorsa kendisine telkinlerde bulunmak faydalı olabilir. Çocuğa bu yaptığının çocukça bir davranış olduğu başkalarının gözüne hoş görünmediği onun anlayabileceği bir dille anlatılır. Çocuklar bu yaşlarda genellikle büyük bir insan gibi olmaya, ebeveyni taklit etmeye özenir. Çoğu zaman onlar gibi davranır. Ebeveyn çocuğun bu durumunu çok iyi değerlendirmelidir. Kendilerinin parmak emmediklerini, çünkü bu durumun pek hoş olmadığını söylemeleri çoğu zaman etkili olabilir.(S. Gizer-1996)
Çocuğun erken memeden kesilmesinin karamsar, sadist geç memeden kesilmesininse güvenli ve iyimser bir kişilik geliştirdiği açıklanmıştır.(H. Yavuzer-1997)
Paylaş:

Bebek Odası Dekorasyonu Nasıl Yapılır

Bebek Odası Dekorasyonu Nasıl Yapılır
Hamilelik döneminin başından itibaren bayanlar bebeklerine hazırlayacakları odaları zihinlerinde tasarlamaya başlarlar. Daha sonra bu bebek odası için gerekli eşyaları almaya başlanır. Bunlardan önce bebek odası dekorasyonu yaparken dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Bebeğinizin sağlıklı, mutlu ve rahat bir uyku çekmesi için oda düzeni de, renkleri de, kullanılan eşyalar da önem kazanıyor.

Çocuk odası kendi yatak odanızın yakınında olursa daha rahat ve kolay bir ulaşımınız olur. Bebeğinize gerekli olmayan, fazlalık eşyalar kullanmaktan kaçının. Bebeğinizin emekleyeceği ve yürüyeceği dönemleri de düşünerek sivri kenar ve köşelere sahip eşya kullanımından kaçınmalısınız. Dekorasyonların önemli bir bölümünü oluşturan boyalar konusuna gelecek olursak, çocuk odasında kullanılacak duvar renkleri sade olan beyaz, sarı gibi ferahlık sağlayan renkler olursa daha iyi olur.

Duvarlarda kullanılacak boyların kokusuz ve anti lerjik özelliklere sahip boyalar olmasına dikkat etmelisiniz. Bunlar, bebeğinize daha sağlıklı bir ortam sağlamanıza yardımcı olur.

Çocuk odalarında oda içi sıcaklık da önemlidir. Bebeğinizi hastalıklardan korumak için, odanın soğuk olmaması gerekmekte ve bunu sağlamak için oda sıcaklığını 20-21 derece arasında sabitlemeniz güzel olacaktır. Bebeğinizin yatağı pencere, kapı yanı gibi soğuk gelebikecek yerlerde ve kalorifer, ısıtıcı gibi sıcak olabilecek yerlerde bulunmamalıdır. Bu durumda ya çok sıcak yada çok soğuk olur ve bu bebeğiniz için büyük bir sorundur.

Yukarıda saydığımız ayrıntıların yanında son olarak da yatak, yorgan ve yastık gibi konulara da değinmeliyiz. Bebeğinize yatak alırken yatağın uzun ya da geniş olmaması gereklidir. Yorgan ve yastıkların da doğal ürünlerden üretilmiş olmalarına ve anti alerjik özellik taşımalarına dikkat etmelisiniz.
Paylaş:

Mısır Cipsli Tavuk (Çocuk Menüsü)

5 adet tavuk budu
1 paket mısır cipsi
2 çorba kaşığı tereyağı-margarin
Tuz

Butları temizce yıkayıp kurulayın.Cipsleri blenderden İstediğiniz boyuta gelecek şekilde geçirin.Butları önce erittiğiniz tereyağına sonra blenderden geçirdiğiniz cipslere bulayarak fırın kabına alın.170 derecelik fırında 30-40 dk kadar pişirin.Afiyet olsun.
Paylaş:

Çilek Reçeli Tarifi


Malzemeler

2 kilo çilek

2 kilo toz şeker ( 8 su bardağı)

Yarım limon suyu

Hazırlanışı

Çilekler temizlenerek güzelce yıkanır. İki kilo şeker üzerine dökülerek geceden sabaha bekletilir. Orta ateşte köpükleri kaşık yardımı ile alınarak kaynatılır. 45 dakika kadar kaynatılır ve ocaktan almaya yakın içerisine limon dökülür. Sıcak sıcak kavanozlara konarak ağızları iyice kapatılır.Not: Eğer 1 kilo çilekten yapacaksanız,  4 su bardağı şeker kullanın.




Paylaş:

G Noktası ve Orgazm - Kadın Cinselliği

1950 yılında, ilk defa Alman jinekolog Ernst Gräfenberg, ismini soyadının ilk harfinden alan, efsanevi G noktasını keşfetti. G noktası vajinanın ön kısmında, girişe yakın bir yerdeki kemiğin hemen arkasında bulunuyordu. Genişliği birkaç santimetrekare olan, kare şeklindeki bu kaslı bölge son derece duyarlıydı. Orgazmınızı doruğa çıkaracak G noktasını sorularla tanımaya ne dersiniz?

Kadın cinselliğinin fizyolojisi hala yeterince bilinmese de, görünüşe bakılırsa bazı kadınlarda G noktasının bulunduğu gerçekten tespit edildi. Ancak G noktasını henüz bulamamış olan çok sayıda kadının da varlığı şüphe götürmez. G noktası orgazmın doruğa çıkmasını sağlayan bir bölge. Hatta, kadınlar tahrik olmaya son derece elverişli olan bu erojen bölgede yeniden uyarılmaya başlıyorlar. Vajinanın ağzı, özellikle de ön kısmı, hiçbir algılayıcı hücre içermeyen dip kısmının aksine, genel anlamda son derece duyarlı bir bölge.

G noktasının yapısı nasıldır? 
G noktası konusunda iki varsayım var:
1)Klitoristen gelen bir sinir demeti ya da
2) Vajinal salgılar üreten bir salgı bezi veya bezleri.
Erkeklerdeki prostat salgı bezinin muhtemelen kadınlardaki eşdeğeri olarak görülüyor.

G noktası nasıl bulunabilir? 
Parmaklarınızı vajinanın etrafında dairesel hareketlerle gezdirin. Parmaklarınızı hafifçe öne bükerek vajinanın ön çeperine çarpmasını sağlayın. Parmaklarınızın ucunda kabarık bir bölge ya da bir dizi çıkıntı hissedebileceğiniz gibi hiçbir şey de hissetmeyebilirsiniz. Bu hareketi son derece zevk verici bulabileceğiniz gibi, tuvaletiniz de gelebilir ya da her ikisini birden yaşayabilirsiniz. Bu bölgeye şiddeti değişen hareketlerle vurmanız, sizde G noktasının gerçekten bulunup bulunmadığını anlamanızı sağlayacaktır.

G noktası herkeste bulunur mu? 
Bulunduğu bölge de kişiden kişiye değişebilir. Tıpkı klitorisin uyarılmasından alınan zevkin değişebileceği gibi, G noktasının uyarılmasına verilen tepki de bir kadından başka bir kadına değişiklik gösterebilir. Bazıları bundan zevk almaz ya da hiçbir özel yanı olmadığını düşünür.

G noktası için ideal pozisyon hangisidir? Çoğu kadın cinsel birleşme esnasında, göbek kısmının yatağa dayalı olduğu, bacakların ayrıldığı ve kalçaların hafifiçe yukarı kaldırıldığı ‘köpek'' pozisyonunda olmaktan büyük zevk alır, çünkü bu pozisyondayken G noktası uyarılır. Bunun nedeni erkeğin penisinin vajinanın ön çeperine daha fazla değmesidir. Çoğu kadın, G noktasında orgzama ulaşması için vajiasının ön kısmına daha fazla baskı yapılmasına, hızlı bir ritme ve çok fazla sürtünmeye ihtiyaç duyar.

G noktasını bulmak cinsel açıdan zirveye çıkmakla eşdeğer mi? 
Konuyu bu kadar da abartmamak gerekir. G noktasının bulunamaması da ciddi bir sorun olduğu anlamına gelmez. Bu durum sevişmekten zevk alamamakla eşdeğer değil. G noktasını bulamayan kadınları suçlu ilan etmek yanlış.

G noktasını bulmadan zevk almak mümkün mü? 
Orgazma çok farklı şekillerde ulaşmak mümkün. Vajinadaki kasılmalarla, ürpermelerle ya da kasların boşalmasıyla kendini gösterebilir. Cinsellikte standartlardan söz edilemez. Zevk konusunda fazla takıntılı olmamakta yarar var. Her zaman şu ya da bu şekilde zevk alınacak diye bir şey yok. Önemli olan partnerinizle gerekli uyumu yakalayabilmek, zevki sonuna kadar hissedebilmek. Kadının yatakta alabildiğine doğaçlama bir biçimde hareket etmesi en iyisi.
Paylaş:

Karaciğer Nedir, Ne işe Yarar, Görevleri ve Yapısı ?

Bedenimizi oluşturan bütün organlarımız sağlığımız açısından çok önemliyken, bazılarını apayrı tutmalıyız. Örneğin beyin, kalp ve karaciğer vücudumuzun herşeyidir desek yanılmamış oluruz sanırım. Karaciğerin neler yaptığını, görevlerini ve faydalarını saymakla bitiremeyiz. Ama biz uzmanportal.com burada merak edenler için, karaciğeri kısaca tanıtmaya çalıştık. İşte KARACİĞER’in kısaca yapısı, şekli ve görevleri;
Karaciğerin Yapısı
Karaciğer, diyaframın hemen altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır. Yaşamak için gerekli olan birçok kimyasal olay burada meydana gelir.
Karaciğerin Görevleri:
  • Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra salgılar.
  • Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler.
  • Vücudun ısısını ayarlar.
  • Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar.
  • Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolar.
  • Kandaki şeker miktarını ayarlar.
  • Hormonların görevleri üzerinde etkili olur.
Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği, karaciğer iltihaplanması, karaciğer sirozudur.

Karaciğer hastalıklarının ortak belirtileri:
Ensede ağrı hisseder. Çarpıntı, iştahsızlık vardır. İdrarın rengi sabahları sarı ve koyu, daha sonraki saatlerde ise, duru ve açıktır. Sık sık idrara gider. Baldır kasları ağrır. El ve ayaklarında şişlik görülür. Geceleri uyumak istemez. Görme ve işitme duyguları da zayıflar. Halsizlik hat safadadır.
Kaynak: wikipedia.org
Paylaş:

Erkeğin En Hassas Noktaları !

Seks Performansını Artıran Öneriler !

Birlikte olduğunuz erkek arkadaşınız ya da eşinizin hassas noktaları hakkında bilmediğiniz birşeyler olabilir. İşte erkek vücuduna ilişkin 6 sır..

1- Bir erkeğin en çok seks yapmak istediği zaman sabah uyandığı zamandır. Gün içinde milyarlarca kez düşündüğü de tartışmasız. Ne olursa olsun kıyafetlerinizi değiştirirken, mutfağı toparlarken ya da Tomb Rider'da Angelina Jolie'yi izlerken sizi nasıl hayal ettiğini tahmin bile edemezsiniz. Ancak REM uykusundan yeni uyandığı ve testesteron seviyesi en yüksek düzeyde olduğu için en çok seks yapmak isteği an sabahlarıdır.
Ufak bir öneri: Saatinizin alarmını birkaç dakika erkene kurun ve uyandığında onu tahrik edin. Sonucu tahmin edebilirsiniz.

2- Kıvrımlarınıza baştan çıkaran bir parfüm sürün ve tutkularını ateşleyin. Araştırmalar bal kabağı ve lavanta kokularından oluşan karışımın erkeklerin isteğini yüzde 40 daha artırdığını gösteriyor.
Ufak bir öneri: Bal kabağı kokulu bir mum yakın ve lavantalı losyonu vücudunuza sürmesini isteyin. İlk önce neden böyle yaptığınız merak etse de sonunda anlayacak.

3- Erkekler göğüslerinden de tahrik olur. Sadece kadınların göğüslerinin seksi olduğunu düşünenler yanılıyor erkekler de anatomileri gereği cinselliğe duyarlı göğüslerinden tahrik olur.
Ufak bir öneri: Olaya biraz heyecan katmak için parmaklarınızı onun göğüs çevresinde ve uçlarında gezdirin. Ufak bir dokunmanızda size nasıl tepki verdiğini göreceksiniz. Sonrası size kalmış!

4- Büyük erkeklerin cinsel yönden üstün oldukları söylense de her duyduğunuza inanmayın. Ufak tefek erkekler sandığınızdan daha büyük bölümlere sahip olabilir. Birlikte olduğunuz erkek boyutlarla ilgili sorun yaşıyorsa bunu hatırlatın: Ufak penis ereksiyon sırasında büyük penisten daha geniş çok genişler.
Ufak bir öneri: Ona el masajı yapın. Bu onu günlük sıkıntılardan uzaklaştrıp rahatlamasını sağlayacaktır. Sonrasında performs olarak daha iyi olacağını hayal bile edemesiniz.

5- Seksten sonra uyumadan yapamaz. Onu anlamanızı sağlayalım: Birlikte ateşli bir gece yaşadınız ve siz çok daha fazla aksiyona hazırsınız. Yavaşça ona döndünüz ve gözlerine bakıyorsunuz ve.. bekleyin? Gözleri neden açık değil? Hemen neden uykuya daldı? Uykusunu bölüp onu suçlamadan önce bilmeniz gereken şey bir erkeğin seks sonrası uyku refleksini kontrol edemediğidir. Yani hormonlar ve devamında orgazm onu yormuştur.
Ufak bir öneri: Böyle zamanlarda kısa bir şekilde kestirmesine izin verin ya da uykuya dalmadan önce birlikte ılık bir duş alın.

6- Cinsel yönden hassas bölgelerine dair sırlara sahip.
Onun göğüsleri, dudakları ya da diğer seksi özellikleri hakkında her şeyi biliyorsunuz. Aslında erkeklerin oldukça basit bir anatomisi vardır. Ona yumuşak bir şekilde dokunmanız ve sıcaklığınızı hissettirmeniz yeter. Ancak daha bilinmeyen birçok cinsel yönden hassas bölgesi olduğu tartışmasız. Bunu sadece ona dokunduğunuzda verdği tepkilerden anlayabilirsiniz. Onu hemen harekete geçiren noktayı buluncaya kadar dokunarak keşfetmeye devam edin.
Ufak bir öneri: Gelecek sefere daha çok seksi haz almak istiyorsanız antreman sonrası düştüğünüzde koyduğunuz buzu bedeninizde de deneyebilirsiniz. Emin olun sonrasında ısınmak için iyi bir nedeni olacaktır.
Paylaş:

Güzellik bilgileri


Güzel görünmenizi engelleyen hatalar
Kadınların en büyük güzellik sırrıdır makyaj. Cildinizdeki kusurları kapatır, kendinizi iyi his­settirir. Fakat bazen öyle hatalar yapılır ki mak­yaj sizi güzelleştirmekten çok çirkinleştirir. Bir güzellik adımı daha atmadan makyaj yaparken yapılan hataları gözden geçirin.

Dudak kaleminin koyu renk olması
Koyu renk bir dudak kalemi ancak koyu renk bir rujla işe yarar. Başka türlü dudağınızın üstü­ne bir halka çizilmiş gibi durur. Bu hatayı düzelt­mek için açık renk bir dudak kalemi ile dudaketrafındaki gölgeleri alın.

Nemlendiriciden hemen sonra makyaja başla­mak
Pudra, fondöten ya da kapatıcıdan hemen ön­ce nemlendirici sürdüyesiniz makyajınız her yere bulaşır ve renkler birbirine girer. Bu hatanın tek­rarlanmaması için nemlendiriciyi sürdükten son­ra 10 dakika bekleyin.

Çok açık renk kapatıcı kullanmak
Kapatıcının amacı yüzünüzde saklanması ge­reken lekeleri, göz altındaki morlukları yok et­mektir. Eğer teninizden çok daha açık renk bir kapatıcı kullanırsınız saklamak istediğiniz bölge daha çok göz önüne çıkar. Bu hatayı düzeltmek için cildinize uyan bir kapatıcı alın; mesela cildi­nizin bir ton açığı olabilir.

Allığın çok koyu renk olması
Elmacık kemiklerinizi belirginleştirmek için koyu renk allık kullanırsanız emin olun istediği­nizden çok daha fazla dikkat çeker. Ve koyu renk allık yüzünüzü kirli gibi gösterir. Doğal bir görü­nüm için çok koyu olmayan bir allık kullanın.

Çok Parlak renkler kullanmak
Koyu pembe ya da turuncu özel bir gün için ideal seçim olabilir fakat günlük yaşantınızda bu renkler sizi hem çok abartılı hem de daha yaşlı gösterir. Bu hatayı düzeltmek için günlük hayat­ta daha doğal renklen tercih edin; örneğin kahvrengi, bej gibi bu tonlar her cilt tipine uyar.
Paylaş:

Yoğun Çalışanlara Seks Önerileri

Çiftlere seks konusunda danışmanlık veren uzmanların kısa sürede hızlı tatmini sağlayan öneriler.

Yoğun çalışan çiftler sekse nasıl zaman ayırıyor, cinsel mutluluklarını nasıl sürdürebiliyor diye düşünenlerden misiniz? Gerçek hayattan elde edilen, kısa sürede tatmini sağlayan seks önerileri ile yoğun çiftler bu sorunu kolayca çözüyorlar.

Çiftlere seks konusunda danışmanlık veren uzmanların kısa sürede hızlı tatmini sağlayan önerileri şöyle;

Vahşi bir seks hayal ediyorsanız ne istediğiniz bilmelisiniz. Kısa bir süre için eve gittiğinizde kendinize bunun için zaman ayırın ve en iyisini yapın.

Sabahtan akşama kadar yüksek topuklu ayakkabılar üzerinde durmaktan eve gittiğinizde seks isteğiniz kalmıyorsa, bunu önlemek için gün boyunca seks düşünün. Normali bir gün önceden seks düşüncesiyle uyanmaktır. Düşüncelerinizi bu şekilde yönlendirirseniz hayalleriniz gerçek olur.

Seks konusunda düşündüklerinizi ve hissettiklerinizi yazarak mesaj gönderin ya da telefonla konuşun.

Erotik bir hikaye de okuyabilirsiniz. İkincisi seks isteklerinizi canlandırabilir.

Hissedin.. Örneğin yolda yürürken yüzünüzü serinleten rüzgarı, yağmur tanesini, vücudunuzun her kıvrımını hissedin. Her sabah duştan sonra duş jeli ile vücudunuza masaj yapın. Bu alışkanlık seks sırasında çabuk moda girmenizi sağlar.

Hassas soktalarınızı keşfedin. Bazı kadınlar boyundan, bazıları kulak arkasından yaklaştığınızda seks moduna girer. Sizde hassas noktanızı keşfedin. Partnerinizin yeri geldiğinde doğru noktalara dokunarak sizi çabucak baştan çıkarmasına izin verin.

Tüm bunları yaparsanız büyük olasılıkla 5 dakikada fantastik bir seks yapabilirsiniz.
Paylaş:

Kötü evliliğin 8 göstergesi

İngiltere'de yayımlanan Daily Telegraph gazetesi uzmanlara danışarak kötü giden evliliğin belirtilerini sıraladı

İşte uzmanlara göre bir evliliğin kötüye gittiğinin 8 belirtisi:1 Eşiniz uyumaya gittiğinde siz televizyon izliyorsanız,2 Biriniz uyurken diğeriniz yatakta kitap okuyorsa,3 "Neyin var?" sorusunun cevabı "Hiç" oluyorsa,4 Dışarda buluşmamak için bahaneler üretiyorsanız,5 Eşiniz iş hakkında şikâyet ederken onun sıkıntısını paylaşmak yerine "yine iş..." diyorsanız,6 Birbirinizin ailesini ziyaret etmekten hoşlanmadığınızı söylüyorsanız,7 Birlikte televizyon izliyorken sosyal paylaşım sitelerinde dolaşıyorsanız,8 Çocuklar dışında konuşacak konunuz kalmamışsa, ilişkinizi gözden geçirmenin vakti gelmiş demektir.
Paylaş:

Çok eşli cinsel yaşam virüs riskini artırıyor !

Üreme organı kanserleri içinde en sık görülen üçüncü kanser türü olan rahim ağzı kanserinin, erken tanısı 6 ayda bir yapılan pap-smear testi ile sağlanabiliyor.

Rahim ağzı kanseri
Rahim ağzı kanseri yüzde 80 oranında hiç belirti vermiyor. Ancak erken tanısı mümkün. Rahim ağzı kanserinden korunmak için pap smear testine yaşa bakılmaksızın ilk cinsel temas yılında başlanması öneriliyor.

Üreme organı kanserleri içinde en sık görülen üçüncü kanser türü olan rahim ağzı kanserinin, erken tanısı 6 ayda bir yapılan pap-smear testi ile sağlanabiliyor. Düzenli olarak pap smear testi, HPV virüsü taraması yaptıran ve kolposkopi ile rahimlerinde inceleme yapılan Batılı kadınlar arasında rahim ağzı kanseri görülme sıklığı azalıyor.

Rahim ağzı kanseri, batı ülkelerinde her 100 bin kadından 16-18’inde, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde ise her 100 bin kadından 60’ında görülebiliyor. Erken yaşta cinsel ilişki, çok eşli cinsel yaşam, çok doğum yapmış olmak, HPV virüsü, sigara kullanmak, beslenme yetersizliği gibi faktörler rahim ağzı kanserinin oluşmasında etkili rol oynuyor.

Beslenme yetersizliğinin rolü
Acıbadem Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fuat Demirkıran, rahim ağzı kanserleri ile beslenme yetersizliği arasında bir ilişki bulunduğunu belirterek “C vitamini , A vitamini ve folat eksikliği olanlarda rahim ağzı kanseri daha sık görülüyor” diyor.
Seksüel yaşamı olmayan kadınlarda rahim ağzı kanserinin görülmediğini vurgulayan Prof. Dr. Fuat Demirkıran, şöyle konuşuyor: “Bu nedenle rahim ağzı kanseri cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak tanımlanır. Rahim ağzı kanseri kadın hayatının iki döneminde sık görülür. Bunlardan birincisi ve en sık görüldüğü dönem 35-40’lı yıllardır. Bir diğeri ise 60-65 yaşlarıdır.

Rahim ağzı kanseri oluşumunda HPV’ nin rolü
Rahim ağzı kanserinin oluşmasında, rahim ağzında oluşan HPV enfeksiyonu çok önemli bir rol oynuyor. HPV rahim ağzı kanseri oluşumunda tek neden olmazsa bile, hastalığın gelişmesinde mutlaka etkili olarak görülüyor. Prof. Dr. Fuat Demirkıran, “HPV diğer virüsler gibi genetik yapısı olan en küçük canlılardan biridir. 70’e yakın HPV tipi vardır. Bunların 20 kadarı dış üreme organı (doğum yolu girişi, doğum yolu ve rahim ağzı) bölgelerine yerleşirler. Doğurganlık çağında seksüel aktif kadınların yaklaşık yüzde 20-46’sının genital bölgelerinde bu virüs bulunur ve bu bölgelerde bulgu vermeyen enfeksiyonlar yapar” diyor.
Genital bölgeyi tutan HPV tiplerinin 10-12 tipi kanser oluşumu ile ilgilidir. Bunlar doğurganlık çağındaki kadınların yüzde 10-15 kadarının genital bölgelerinde bulunuyor. Kanserle ilişkili HPV tiplerine yüksek riskli tipler denildiğini söyleyen Prof. Dr. Fuat Demirkıran şunları söylüyor: “Rahim ağzının yüksek riskli HPV ile enfeksiyonu kadınların pek çoğunda 8-9 ay içinde kendiliğinden iyileşir. Bu süre içinde iyileşmeyen HPV enfeksiyonları sonrasında, rahim ağzı kanserine eğilim artar ve bu kadınlarda rahim ağzı kanseri ile ilişkili hastalıkların(kanser öncesi durumlar) görülme ihtimali yükselir. Çünkü devam eden ve kendiliğinden iyileşmeyen yüksek riskli HPV enfeksiyonları rahim ağzı kanserinin en önemli nedenidir.

Belirtilere dikkat
Rahim ağzı kanserlerinin, yaklaşık yüzde 20’sinin hiçbir belirti vermemesi ve tesadüfen saptanması düzenli muayenenin ve tetkik yaptırmanın önemini bir daha ortaya koyuyor. Hastaların geriye kalan yüzde 80’inde ise anormal kanamalar görülüyor. Prof. Dr. Fuat Demirkıran, bu kanamaların doğurganlık çağındaki kadınlarda iki adet arasında görülen düzensiz kanamalar şeklinde ortaya çıktığına dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürüyor:“Menopoz sonrası dönemde ise herhangi bir zamanda görülen kanamalar şeklinde kendini gösterir. Rahim ağzı kanserlerinin önemli şikayetlerinden biri de postkoital kanamalar olarak adlandırılan cinsel temas sonrası görülen kanamalardır. Bu kanamalar cinsel temas sonrası görülür ve kısa sürede kendiliğinden kayıp olur. Bazı hastalarda rahim ağzı kanserleri kötü kokulu akıntılar şeklinde kendini gösterir ve bu akıntılar kanla karışık olabilir. Ağrı, rahim ağzı kanserlerinde ileri dönemlerde ortaya çıkan bir şikayettir ve erken dönemde görülmez.

Erken tanı
Rahim ağzı kanserinden korunmanın temel yolu, bu hastalık için erken tanı ve tarama yöntemlerinin düzenli uygulanmasından geçiyor. Bu amaç için kullanılan araştırma yöntemlerin başında vajinal akıntı tetkiki geliyor. Vajinal smear araştırmaları, 1940’lı yıllardan beri rahim ağzı kanserinin tarama ve erken tanısında kullanılan bir yöntem. Uygulaması ucuz, kolay uygulanabilir ve ağrısız bir yöntem. Bu araştırma yöntemi sayesinde rahim ağzı kanserinin 1940’lı yıllardan günümüze yüzde 70-80 oranında azaldığını vurgulayan Prof. Dr. Fuat Demirkıran şunları söylüyor: “Düzenli uygulanan bazı gelişmiş ülkelerde rahim ağzı kanseri hemen hemen hiç görülmez hale gelmiştir. Vaginal smear rahim ağzından dökülen hücrelerin özellikleri araştırılarak rahim ağzında kanser olup olmadığı konusunda, hekime fikir verir ve yol gösterir. Hekimin bu durumda görevi, hücrelerdeki değişikliklerin derecesine göre rahim ağzına kolposkop denen bir aletle bakarak anormal bölgelerden biyopsi yapmak veya hastayı human papilloma virus(HPV) araştırmasına yönlendirmektir. Rahim ağzı kanserinin erken tanı ve taramasında, başka bir deyişle korunmasın kullanılan diğer yöntemler kolposkopi ve HPV araştırmasıdır. Bu üç yöntemde birbirini tamamlayan araştırmalardır. Sonunda gerçek tanı bu üç yöntemin yönlendirmesi ile rahim ağzından parça alınarak koyulur.”
Korunma önerileri

Prof. Dr. Fuat Demirkıran, rahim ağzı kanserinden korunulması için şu önerilerde bulunuyor:
- Rahim ağzı kanserinden korunmak için vajinal smear araştırmalarına, yaşa bakılmaksızın ilk cinsel temas yılında başlanmalı ve 1-2 yıllık aralıklar ile tekrarlanmalıdır.
- Bütün bu işlemlerin yapılıp erken tanı koyulabilmesi için kadınların uygun aralıklarla hekime müracaat etmeleri gerekir. Tekrar belirtmek gerekirse, bu yöntemlerin doğru uygulandığı kadınlarda rahim ağzı kanseri hemen hemen hiç görülmez.

- Rahim ağzı kanserinden korunmanın başlıca yolları çok eşli veya partnerli olmamak, sigara içmemek ve rahim ağzı kanseri tarama programlarına katılmaktır.
- Özellikle düzenli kontroller yaptırarak, tarama programlarına katılmak rahim ağzı kanserinden korunmanın temel yoludur. Rahim ağzı kanseri vücutta oluşum aşamaları en iyi bilinen kanserlerden biridir. Uygun ve yeterli kontroller yapılan kadınlarda hastalık kanser oluşmadan kanser öncesi dönemde yakalanabilir ve kanser oluşumu engellenebilir.

- Başka bir deyişle uygun kontroller yaptıran kadınlarda rahim ağzı kanseri görülme olasılığı sıfıra indirilebilir ve kadınlar sık görülen kanserlerden birinden tümü ile kurtulmuş olurlar.
Paylaş:

Kadın Sağlığı İle İlgili Problemler

Kadın Sağlığı - İdrar yolu enfeksiyonu

İdrar yolu enfeksiyonu, hemen hemen herkesin ortak bir sorunu olmakla beraber bayanlarda ve genç kızlarda daha sık görülür.

İdrar yolu semptomları herkeste gözükmeyebilir fakat çoğu kişide aşağıdaki belirtiler olabilir,
• İdrar esnasında keskin bir yanma ve ağrı
• Sık sık tuvalete çıkmak ya da çok fazla tuvalete çıkma hissi
• Bulanık, koyu ve kanlı idrar
• Karında ağrı
• Bulantı / Kusma
• Ateş

Kadın Sağlığı –Enfeksiyon nasıl kapılır?
Bir bayanın üretal çıkışı iki büyük bakteri kaynağı rektum ve vajinanın hemen yanında bulunur. Eğer bir bayan banyodan sonra rektumu yanlış yönde silerse bu bölgelerdeki bakterilerin idrar yoluna ulaşmasına neden olur. Bu da idrar yolu enfeksiyonuna sebep olur. Cinsel ilişki sırasında idrar yolundaki bakteriler mesaneye itilir. Diyafram gibi bazı doğum kontrol ilaçları bakterilerin daha fazla toplanmasına neden olur ve nihayetinde bakteriler idrar yolu ve mesaneye ulaşır.

Kadın Sağlığı –Nasıl tedavi edilir?
Eğer idrar yolu enfeksiyonu erken teşhis edilirse çok da büyük bir soruna sebep olmadan tedavi edilebilir. Doktorunuzda idrar testi yaptırırsanız enfeksiyon olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Hangi antibiyotiklerin sizin için iyi olacağının tanımlanması için idrar örneğinize diğer bazı testler de yapılabilir. Antibiyotik tedavisi ile birkaç günde çoğu enfeksiyon iyileştirilebilir. Bazı ağrılı semptomlar için doktorunuzun yazdığı reçete de işinizi kolaylaştırabilir. Genelde ağrı için yazılan bir ilaç da pyridiumdur. Bu ilaç, ağrı için iyidir; fakat idrarın kırmızı bir renge dönmesine neden olur. Eğer böyle bir durum olursa heyecana gerek yok; çünkü bu çok normal. Tedavi boyunca cinsel ilişkiden uzak durmanız iyileşme sürecinize yardımcı olacaktır.
İdrar yolu enfeksiyonu yeni başlamış ve çok da kötü değilse bazı bayanlar birkaç bardak kızılcık suyu ve bol bol su içerek bunu kendi başlarına tedavi edebiliyorlar. Bu enfeksiyonun mesaneden atılmasını sağlar.

Kadın Sağlığı – Nasıl önlenir?
İdrar yolu enfeksiyonunu aşağıdakileri yaparak önleyebilirsiniz,
• Günde en az 6 ile 8 bardak su için
• Fazla kafein veya alkol tüketmeyin
• Tuvaletinizi ertelemeyin, geldiyse hemen gidin
• Banyo yapmak yerine duş alın
• Tuvaletten sonra temizleme şekliniz önden arkaya doğru olsun
• Cinsel ilişkiden hemen önce ve hemen sonra tuvaletinizi yapın

Miyomlar
Miyomlar nedir?

Miyomlar rahimde oluşur.
Miyomlar, rahimde bulunan ve organın kasılmasını sağlayan kas dokusundan kaynağını alan iyi huylu kitlelerdir. Genellikle 30-40 yaş arasındaki her yüz kadından 25’inde görülür. Siyah ırktaki kadınlarda beyaz ırklara nazaran daha çok görülür.

Birden fazla olan miyomlar ya ceviz büyüklüğünde ya da portakal büyüklüğünde olur.  Miyomlar, hamile kalınmasına engel olabileceği gibi düşük şansını da artırır. Her ne kadar yüzde 1’lik bir ihtimal de olsa miyomlar,  kansere de neden olabiliyor.

Genelde miyomlar herhangi bir belirti göstermezler. Ancak bazı kadınlarda aşağıdaki durumlar yaşanabilir:

• Aşırı adet kanaması,
• Adet kanamasının normalden uzun sürmesi,
• Adetler arası ara kanamalar,
• Kansızlık.

Nasıl tedavi edilir?
Miyomlar ultrason ya da laparoskopi ile teşhis edilir. Genelde miyom teşhisi sonrasında ameliyat gerekmez. Ancak miyomlar büyürse ve ağrı yapmaya başlarsa ameliyat ile alınır. Tekrar nüksetme ihtimalleri vardır.

İlaçlı tedavi ile miyomların büyümesi engellenebilmektedir. Ancak ilaç kullanan bir kadın ilaç almayı bırakırsa miyomlar tekrar büyüyebilir. Miyom önleyici ilaçlar kemik erimesini riskini arttıracağı için ameliyat gereken hastalarda bu tedaviye ameliyattan sadece birkaç ay önce başlanır.

Nasıl önlenir?
Her ne kadar tam olarak miyomların oluşma nedeni bilinmese de östrojen hormonunun yüksek olması miyomların oluşumunu tetikler. Gebelik sırasında da miyomların büyümesi tetiklenir. Östrojen hormonunun fazla salgılanmasına neden olan yüksek dozdaki doğum kontrol hapları da miyomları büyütebilir. Düşük dozda östrojen içeren doğum kontrol hapları miyomların büyümesini engelleyeceği gibi kanamayı da azaltabilir.

Mantar Enfeksiyonu
Eğer vajinal bölgenizdeki akıntınızın rengi koyu, süt kesiği görünümde, yoğunsa ve kaşıntınız varsa mantarınız var demektir.  Candida Albicans olarak da bilinen mantar yaygın bir vajinal rahatsızlıktır.

Nasıl tedavi edilir?
Doğduğunuz andan itibaren vajinal bölgeniz de bakteri ve mantarların oluşumu normal bir durumdur.  Aslında mantar “iyi bakteriler” tarafından kontrol altında tutulur. Ancak bakteri miktarı azaldığında mantar büyür ve sorunlara yol açar.

Bazı nedenlerden dolayı bakterilerin normal dengesi bozulur ve mantar oluşumun başlar. Bunlar arasında;
• Antibiyotikler
• Doğum kontrol hapları
• Dar kıyafetler, ıslak mayo ve külotlu çoraplar giymek,
• Büyük olasılıkla, çok fazla şeker, süt ürünleri, soda ve tatlandırıcı tüketimi,
• Rahim içi cihaz kullanımı
• Gebelik
• Diyabet

Diğer mantarlar gibi Candida mantarları da vajina bölgesi gibi sıcak, karanlık ve nemli yerlerde çabuk gelişir. Bu nedenle vajinayı nemli bırakacak ıslak mayo ve nemli iç çamaşırlar, mantar oluşumu için uygun bir ortam yaratırlar.

Nasıl tedavi edilir?
Mantarınız olduğunu düşünüyorsanız ilk yapmanız gereken, teşhis için doktorunuza başvurmak olsun. Bazı kadınlarda mantar oluşumu tekrarlanabilen bir durum olduğu için, sonrasında tekrar doktora gitmenize gerek kalmaz. İlaç satan herhangi bir mağazadan vajinal kremler, ilaç ve fitiller alabilirsiniz. Ancak; doktorunuz size reçeteli bir ilaç ya da tek dozluk ilaç da verebilir. İster doktorunuzun verdiği, isterseniz kendi temin ettiğiniz ilaçları kullanın karar sizin. Yalnız şunu sakın ihmal etmeyin; mantarların önlenmesi için ilaç kullanırken cinsel ilişkiye girmeyin. Bu, ilaç tedavinizin olması gerekenden daha geç bitmesine neden olacaktır. Eğer titreme, kramp, ateş gibi şikayetler baş göstermeye başlarsa vakit kaybetmeden doktorunuza görünün. Çünkü bu başka bir mantar türü olabilir.

Mantar oluşumu nasıl önlenir?
• Her daim sıkı kıyafet ve taytlar giymeyin,
• Genellikle pamuklu iç çamaşırlarını tercih edin
• Güzel kokan spreylerden ve parfümlü sabunlardan ve pudralardan uzak durun.
• Islak mayo ve nemli iç çamaşırınız ile durmayın.

Cinsel yol ile size ya da partnerize de bulaşabilecek vajinal enfeksiyonlar mevcut. Sadece size ya da partnerinize ya da her ikinize de bulaşmış olabilir. Yanma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler enfeksiyon kapılmış olduğunun göstergesidir. Bu durumda vakit kaybetmeden doktorunuza görünün.

Yumurtalık kistleri 
Yumurtalık kistleri nedir?
Yumurtalık kistleri adından anlaşılacağı gibi yumurtalıklarda görülen baloncuk şeklinde kistlerdir. Bu kistler; sıvı, kan veya başka materyaller ile doludur.

Bu kistlerin çoğu zararsızdır ve kendiliğinden yok olabilir. Bazı büyük kistler adet döneminin döngüsünü değiştirebilir ve kanamayı daha da arttırabilir.

Ancak bazı kistlerin daha ciddiye alınması gerekir. Örneğin Polikistik Yumurtalık sendoromu (PYS) endokrin bozukluğundan kaynaklanır ve yumurtalığın çalışmasında öngörülemeyen değişikliklere sebep olur. Bu hastalıkta yumurtalıklarda folikül kistler oluşur ve yumurta üretimini zorlaştırırlar. PYS’li kadınlarda endometrium genellikle kalınlaşır. Bu da kanamanın normalden daha ağır olmasına sebep olur. PYS’li kadınlar, genelde yüksek düzeyde testosterona sahiptirler, bu da yüz ve göğüslerinde tüylenmeye yol açar.
Çoğu kistler bükülene veya parçalanana kadar belirti vermezler. Verdikleri ilk belirti yoğun karın ağrısı ve bulantıdır. Bir diğer semptom ya da işaret, düzensiz adet döngüsüdür. Eğer adetiniz düzensizse bunun neden olduğunu keşfetmeniz sizin için önemli olabilir.

Kimlerde olur?
PYS genelde genç ve obez kadınlarda görülür. Bu gruba girmeyip de PYS olan kadınlarda neden kist oluştuğuna dair kesin bir veri yoktur. Fakat yağlı yiyeceklerin ve çok fazla kafein kullanımının bu kistlerin gelişimine ve büyümesine katkı yaptığı bilinmektedir.

Nasıl tedavi edersiniz?
Her kist,  doktor tarafında kontrol edilmeli. Her yumurtalık kisti kötü huylu değildir ama yine de bu riski almamalısınız. Jinekolojik muayeneler doktorların kistiniz olup olmadığını anlamalarını sağlar. Eğer muayeneden sonra doktorunuz kistten şüphelenirse birkaç test daha yapabilir;
• Ultrason – Ses dalgaları ile üreme organlarının bir resmini elde edilmesi ve kistlerin tanımlanıp ölçülmesi.
• Laparoskopi – Işıklı bir tüp vücudun içine gönderilir ve doktorun içeriyi görmesi sağlanır.
• Kan Testi

Kistleri tedavi etmenin birkaç yolu var:
• Doğum kontrol hapları yumurtlamanın düzenlenmesine ve kistlerin ufalmasına yardımcı olur.
• Büyük kistler için cerrahi müdahale gerekebilir. Operasyonun tipi kistin bulunduğu tarihe, ölçülerine, türüne ve kadının yaşına bağlıdır.
• Hormon terapisi yardımcı bir tedavidir.
• Rejim (az yağlı yemek ve kafeini azaltmak) bazen kistin ufalmasına yardımcı olur
• Egzersiz

Nasıl Engellersiniz?
Doymuş yağ oranı yüksek gıdaların (kızarmış yiyecekler, peynir ve yağlı et) kistlerin gelişimine katkıda bulunduğu kanıtlanmıştır. Bu gıdalardan uzak durmak bazı kadınlar için çok iyi sonuçlar verebilmektedir. Ayrıca bir uyarıcı olan kafeinin kistlerin gelişimini tetiklediğine inanılmaktadır. Kafeini ve kolayı bırakmak da yardımcı olabilir. Son bir alternatifte doğum kontrol haplarıdır. Bu haplar daha yaygın görülen kistleri de önleyecektir.

Endometriyoz
Endometriyoz Nedir?
Endometriyoz rahim duvarının dışarıya doğru genişleyerek vücudun başka yerlerinde bir doku oluşturmasıdır. Yeni oluşan bu doku genellikle rahim ve yumurtalıklara yakın yerlerde görülür. Bulunduğu yerdeki organların çalışmasını etkileyerek sağlık problemlerine neden olur.

Bu doku oluşmaya başladığında endometrial doku endometriyum gibi çalışmaya başlar. Bu da, menstruasyona fazladan, yanlış bir endometriyal dokunun da girmesi anlamına gelir. Adet dönemi başladığında endometriyal doku kanamaya başlar. Fakat doku, artık rahmin içinde olmadığından kan vücuttan atılamaz. Bu da çok kötü bir ağrıya, yara açılmasına ve hatta kısırlığa neden olur.

Endometriyoz semptomları hafif de olabilir şiddetli de. Ana belirti ağrıdır. Ağrının şiddeti endometriyozun düzeyi ile ilişkili değildir. Hafif bir endometriyoz çok şiddetli ağrı yapabileceği gibi, ilerlemiş bir hastalık halinde çok az ağrı olabilir.

Özel belirtilerinden bazıları;
• Adet sancısı
• Ovülasyon evresinde ağrı
• Cinsel ilişki sırasında ağrı
• Şiddetli regl kanaması
• İki regl arası dönemde kanamalar
• Düzensiz Menstruasyon

Kimlerde görülür?
Kimse gerçekten endometriyozun neden kaynaklandığını bilmiyor. Ancak kalıtsal faktörlerin etkili olduğu tespit edilmiş durumda. Annenizde ya da kız kardeşinizde varsa sizdeki risk de ikiye katlanıyor. Ayrıca hormonlarda bir parça etkili oluyor. Yüksek östrojen seviyesi ve ağır adet dönemi riski arttırıyor. Son olarak, etnik köken de bir faktör: Beyaz kadınlar siyah kadınlardan daha fazla risk altındadır.

Endometriyoz semptomları farklı problemler ile (yumurtalık kisti gibi) benzerlik gösterdiğinde teşhis edilmesi her zaman kolay olmayabilir. Doğru bir tanı için jinekolojik muayeneye, ve tercihen laparoskopiye yani, göbek deliğinin altından açılan küçük delikten ışıklı bir tüpün içeri gönderilmesine ihtiyaç vardır. Bu sayede doktor rahmi, yumurtalığı ve çevresini içeriden inceleyebilir.

Nasıl tedavi edersiniz?
Endometriyozun standart tedavileri genelde aşağıdaki ilk adımla başlar ve diğer adımlarla devam eder:

Birinci Adım: Steroid içermeyen ve iltihap kurutucu ilaçlar kullanmak
İkinci Adım: Doğum kontrol haplarını en az üç ay boyunca kullanmaya devam etmek
Üçüncü Adım: Endometriyozun kurutulmasına yardımcı olmak için yumurtalıkta hormon üretimini durduran ilaçların kullanılması
Dördüncü Adım: Laparoskopik ameliyat – Karnın alt kısmından küçük bir delik açılıp kameralı bir bir tüpün içeri gönderilmesi. Eğer endometriyoz görülürse oradan alınabilir yada yakılabilir.

Nasıl Engellersiniz?
Endometriyozu engellemenin herhangi bir yolu olmasa da riski azaltacak bazı faktörler mevcut:

Yaşam tarzı – Düşük vücut kilosu östrojen seviyesini düşürerek riski azaltır.
Gebelik önleyicilerin Kullanımı - Oral Gebelik önleyiciler riski azaltır.
Doğum – Hamilelik ve emzirme riski azaltır.
Tedavi – İlaç ve cerrahi tedavi bir sonrakisi için riski azaltır.
Paylaş:

Uyarı

Bu sitedeki içerikler tanı ve tedavi amaçlı değil, tamamen bilgilenme ve sağlıklı kalma konusunda tavsiye amaçlıdır. Burdaki bilgilerin tanı ve tedavi amaçlı kullanılmasından doğacak sonuçlardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sağlık ile ilgili bir probleminiz olması durumunda bir doktora başvurmalısınız.

Arşiv

Son Yazılar

ŞİFALI TAŞLAR

Yemek Tarifleri

Follow by Email

Blog Arşivi