Kadınlar İçin, yemek tarifi,sağlık,cinsellik,çocuk,diyet,güzellik,rüya tabiri,şifalı bitkiler,şifalı taşlar,hamilelik,gebelik,evlilik

Gebelikte Kalitsal Tehlikeler

Gebelikte karşılaşılabilecek tehlikelerde, hemen her zaman anne için gebelik dönemi ve çoğunda oluşabilecek tehlikeler düşünülür. Oysa, daha dünyaya gelmemiş çocuğun da karşı karşıya bulunduğu büyük tehlikeler vardır.

Gebeliklerin birçoğu görünür bir neden olmaksızın kendiliğinden bir düşük ile son bulur. Kişinin her hücresinde bulunan kalıtsal yükü içeren özel oluşumlar olan kromozomları inceyen Genetik Uzmanları , kendiliğinden düşüklerin yaklaşık %50'sinde kromozom yapısında bir olağandışılık olduğunu göstermiştir. Bu olağandışılık, çoğunlukla insan türünde bulunması gereken 46 kromozom sayısına karşın bir kromozom fazla ya da eksik olma biçiminde ortaya çıkar.


Bir başka deyişle, ilk üç ay içinde son bulan gebeliklerin çoğunda, düşüğe neden olan kromozomların yapısında ya da sayısında bir değişiklik olur. Bu kromozomların genetik içeriğinde, bir eksiklik ya da fazlalık vardır. Genel olarak, bu tür değişikliklerde embriyo daha fazla gelişemez. Böylece doğa, düşük ile kalıtsal niteliklerin aktarımına bağlı olan karmaşık biyolojik düzenekler içinde oluşmuş kusurları taşıyan olağandışı dölütlerin büyük bölümünü, kendiliğinden elemiş olur. Ancak, kromozom yapısında bir olağandışılık olması her zaman, dölütün yaşamını sürdürmesine ve gebeliğin ilerlemesine engel olmaz. Bazı durumlarda, gebelik sonuna kadar gidebilir ve bazı bozukluklar taşıyan bebeklerin doğumu gerçekleşebilir. Kromozom kusurları olan çocuklarda hemen her zaman, zeka geriliğine de rastlanır.

Ancak böyle doğumlar; Down sendromu ( Mongolizm ) dışında çok seyrektir. Down Sendromunda Ayrılamama Genel nüfus içinde Down sendromunun görülme oranı, her sağlıklı ve canlı doğmuş 600-800 çocuğa karşı ; l ' dir. Down sendromu 21. kromozoma ek olarak, bir fazla kromozomun bulunması ile ortaya çıkar. Bu özelliğinden dolayı "21. kromozom trizomisi" olarak isimlendirilir.

Bütün bunlara karşın doğacak bebek için tek tehlike kaynağı kromozom kusurları değildir. Doğuştan gelen kusurların ortaya çıkmasına neden olan daha başka etkenler de vardır. Örneğin, bazı ilaçların gebelik sırasında kullanımı, embriyonun gelişimini ağır biçimde etkileyebilir.

Ayrıca anne, gebeliğinin ilk aylarında virüslerin neden olduğu hastalıklara yakalanırsa da, dölütte ağır bozukluklar oluşabilir.

Kalıtsal Değişiklikler Nelerdir ?

  

Her canlı varlığın öz niteliklerini belirleyen temel iki etken vardır: Kalıtsal yük ve çevre. Bu iki etkenin birbirine etkisi gelişmeye, büyümeye, çoğalma yeteneğine, bir başka deyişle her bireyin yaşamına bağlıdır.
Kalıtsal yük, türden türe gerek sayı, gerekse tek başına görünüşü bakımından değişen, ama aynı türün bütün bireylerinde aynı yapıda olan kromozom yumağında kodlanmıştır. Kalıtsal değişiklikler, soydeğişimler  ( = mutasyonlar) sonucu belirmiş olurlar ve iki büyük grupta sınıflandırılabilirler: Gen değişimleri ve kromozom değişimleri.

Gen Değişimleri 


Gen değişimleri, kalıtsal içeriğin çok küçük bölgelerinde görülen değişikliklerdir. Bu nedenle mikroskopik incelemeyle saptanamazlar. Bu gruba giren değişiklikler, yenidoğan'ın bireysel, toplumsal, ruhsal ve fiziki yaşamında ağırlığı olan, Çekinik Kalıtım Baskın Kalıtım birçok hastalığın ortaya çıkmasına neden olur.

Bu hastalıklar;
Hemofili: Kanın pıhtılaşma yetersizliği.
Talasemi: Alyuvarların oksijen iletiminin yetersizliği.
Duchenne tipi ilerlemiş miyodistrofi: İskelet kaslarının felci.

Kromozom Değişimleri  


Bu gruba, yani kromozom değişimlerine, bir ya da daha fazla kromozomun yapısal ya da sayısal değişiklikleri girer. Kromozom değişimleri, bazı hücreler (kanda lenfositler, deri, kemik iliği gibi dokulardaki bazı hücreler) üzerinde yapılacak mikroskopik gözlemlerle saptanabilir.
Günümüzde, gen değişiminin neden olduğu hastalıkların bazılarıyla, kromozom değişikliğine bağlı hastalıkların tümü, gebeliğin ikinci üç aylık devresinde biyokimyasal incelemeler ve hücre genetiği çalışmalarının sağladığı geliştirilmiş yöntemlerle tanılanabilmektedir.

İnsan Kromozomları  


Kromozomlar her hücrenin çekirdeğinin özel bir oluşumudur ve DNA (Deoksiribonükleik asit) moleküllerini içerir. Bireyin, bütün özelliklerini düzenlerler. İnsan türünde, organizmanın bütün hücrelerinde (üreme ile görevlendirilen eşeysel hücreler dışında) bulunan kromozom sayısı 23 x 2= 46'dır. 23 çiftin biri cinsiyet farkını belirlediğinden ayrı olarak gösterilmiştir (22XY)


Erkekte bu kromozom çifti hem biçim, hem de boyut bakımından birbirinden farklıdır ve XY olarak işaretlenir. Dişide ise bu kromozom çiftleri birbirine benzerler ve XX olarak işaretlenirler. Diğer çiftler 1 'den 22'ye kadar numaralandırılmışlar.

Her çift benzeşik iki kromozomla ( homolog ) gösterilmişlerdir. Değişik çiftler de aralarında yapı ve büyüklük bakımından farklılaşırlar.

Günümüzde laboratuvar yöntemleri, yalnızca kromozomların toplam sayısındaki değişiklikleri değil, aynı zamanda yapılarındaki değişik olasılıkları da etkin biçimde saptamaya izin verir.

Hücre Bölünmesi  


Kromozomlar mikroskopta yalnızca, hücre iki yavru hücre oluşturmak için bölündüğü sırada gözlenebilirler. Çünkü bu evrede DNA yoğunlaşmış ve büklümleşmiş durumdadır.

İnsan hücrelerinin büyük bölümü, bir dizi düzeneği aşarak, ana hücrenin özdeş kromozom içeriğini, yavru hücrelere aktarmak amacı ile bölünür.

İnsanda ve genel olarak bütün yüksek canlılarda türün çoğalmasına izin veren bazı hücreler bulunur. Bu hücreler özel biçimde gelişmiş eşeysel hücrelerdir; bunların olgunlaşmasından eşeygözeler ( = gametler) oluşur. Erkek ve dişi gametlerin birleşmesiyle de yeni bir bireyin doğumuna yol açacak bir etkinlik başlar.
Gametler daha sonra "mayoz" denilen özel bir hücre bölünmesine uğrarlar. Bu etkinlikte ana hücrenin kromozom yükü ikiye bölünür ve her biri 23 ana çiftin yalnızca bir kromozomunu içeren iki yavru hücre oluşur. Bunlar, sadece 23 kromozomlu bir yumağa sahiptir. Dişide bu etkinliğin son ürünü yumurta hücresi, erkekte sperm hücresidir.

Döllenmeyle, yani yumurta hücresinin sperm hücresi ile birleşmesiyle 23'ü anneden, 23'ü de babadan gelen, 46 kromozomlu kalıtsal yük yeniden bütünleşir. Bu yeni hücre "zigot" adını alır. Zigotun oluşumuyla, önce öndölütü, sonra embriyoyu ve sonuçta yeni doğacak canlıyı oluşturacak olan düzenekler sırasıyla işlemeye başlar.
Paylaş:

Gebelikte Cinsel İlişki

Gebeliğin gelişmesi düzenliyse, 8. ayın sonuna kadar cinsel ilişkide bulunulabilir. Bu ilişkilerde dikkatli olunmalı ve kadın yorulduğunda kesilmelidir. Orgazmın, döl yatağında kasılmalara neden olmasının zararlı olabileceği gibi ön yargılardan yanlıştır. Ama, yine de düşük yapma ya da erken doğum gibi bir tehlike varsa, cinsel ilişki bırakılmalı, bunun yerine karı-kocanın cinsel isteklerini doyurabilen, karşılıklı birtakım duygusal etkinlikler seçilmelidir. Cinsel ilişkilere yeniden başlama tarihi hekim tarafından saptanmalıdır.
Gebeliğin ilk üç ayındaki cinsel ilişkiler daha önceden aybaşı kanamalarının olduğu günlerde yapılmamalıdır. Çünkü bu dönemlerde kanamalar görülebilir.


gebelikte cinsellik
Paylaş:

Gebelik ve İş Hayati

Büro memurluğu, öğretmenlik ve kısmen ev işleri, gebeliğin 7. ayına kadar sürdürülebilir. Oysa yük kaldırmak gibi, çaba gerektiren ağır işler, gebeliğin başında bırakılmalıdır. Hastanelerin ameliyat salonlarında ya da zehirli maddeler ve zararlı ışınların (radyasyon) kullanıldığı ortamlarda çalışan kadınlar, gebeliklerinin başından 14. haftanın sonuna kadar işlerine ara vermelidir. Anestezist olarak çalışanlar da, uyuşturucu maddelerden gelen zehirli etkiler nedeniyle düşük yapmaya karşı eğilimlidir.Diğer yandan radyolog olarak çalışan kadınlarda da radyasyon, embriyo üzerinde gelişim kusurlarına yol açabilir.

İşleri gereği çocuklarla birarada bulunan kadınlar, bulaşıcı hastalıklara daha kolay yakalanabilirler. Bu yüzden embriyo üzerinde yapabilecekleri etkileri önlemek için, kadının gebelikten önce ağır bulaşıcı hastalıklara karşı bağışıklığı kontrol edilmelidir. Bu hastalıkların başında toksoplazmozis ve kızamıkçık gelir.

Bu incelemelerin sonucu olumsuz olursa, gebelikten önce düzenli bir aşı yaptırılmalıdır. Kadının hastalığa karşı bağışıklığı olmadığı , gebe kaldıktan sonra anlaşılırsa , hemen gerekli tedaviye başlamak için hekime başvurmalıdır. Bulaşıcı hastalıklar özellikle gebeliğin ilk üç ayında ve son ayında çok tehlikelidir. Embriyoda gelişim kusurlarına ve düşüğe neden olabilirler. Gebeliğin öteki dönemleri ise hem anne, hem de embriyo için fazla tehlikeli değildir.
gebelikte iş hayatı
Paylaş:

SUNA DUMANKAYA SİVİLCE VE LEKELERİ YOK ETME

Suna dumankaya sivilcelerle ve izleriyle başı dertte olanlar için çok etili bir karışım tarifi verdi.
Sivilce ve sivilce lekelerini yok etme;
-1Çay kaşığı pudra
-1Çay kaşığı oksijenli su
-1 Tane antibiyotik tozu
Hazırlanışı ve uygulanışı: 1 Çay kaşığı oksijen suyunun içersine 1 çay kaşığı pudrayı ve 1 adet antibiyotiği atarak karıştırın ve sivilceli yüzeye sürün 10 dakika beklettikten sonra ovarak çıkartın ve cildinizi ılık suyla yıkayın, bu uygulamayı bir kaç gün tekrarlayın.
sunadumakaya.com
Paylaş:

Anne adayının kabusu: Düşük

Hamile bir kadının sık karşılaştığı risklerden biri düşüktür. Biz de bu konuda sık sorulan sorulara değinelim istedik.

Artık ikili bir birliktelikten bir aileye dönüşme zamanının geldiğini düşünüyorsunuz ve ardından da hamile kalıyorsunuz. Tam mutlulukla bebeğinizi düşünüp, hayaller kurarken, aklınıza gelmeyen oluyor ve bebeği düşürüyorsunuz. Sonra kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz: Bu niçin bana oldu? Tekrar olur mu? Tekrar olmasının önüne geçmenin yolu yok mu?

İşte bu konuda merak ettiğiniz bazı soruların yanıtları...

Düşük yapmak sık rastlanılan bir durum mudur?
Araştırmalar, her beş gebelikten birinin düşükle sonuçlandığını gösteriyor. Bu da hiç azımsancak bir rakam değil. Üstelik bu sadece farkında olunulan düşükler. Bunun yanında kadınların farkında olmadan yaşadığı pek çok düşük olayı da söz konusu.

Düşük olasılığı, son adet gördüğünüz zamandan sonraki altı ila onuncu haftalar daha yüksek. 12. haftaya gelindiğinde bu riskte büyük bir azalma oluyor.


Düşüğün sebepleri nelerdir?
Pek çok durumda düşün yapan kadın bunun sebebini bilmez ve bazen bu durumu genel bir nedene bağlamak da zordur. Ancak düşüğün görüldüğü bazı genel durumlar da yok değildir.

Bazı kadınlar, bu semptomlardan birine ya da hepsine sahip olabilir ve gene de sağlıklı bebekler dünyaya getirebilir. Ya da bu semptomların hiçbiri sizde yoktur ve düşük yaparsınız. Bu nedenle düşük konusu hala tam anlamıyla açıklığa kavuşmamıştır.

Genetik nedenler
Bebekte bulunan genlerin yarısı anneden, diğer yarısı da babadan gelir. Bu genler, bebeğin oluşumu sırasında biraraya gelirken, bu bilginin bir kısmı 'kaybolabilir'. Önceleri ihtiyaç duyulmayan bu eksik bilgi, hamileliğin belli bir safhasında gerekince, bebek ölür ve düşük durumu meydana gelir.

Aslında bu türden gebeliklerin zaten devam etmesi beklenilmez. Bu, doğanın normal olmayan fetusa karşı aldığı bir tavır olarak algılanabilir.

Kromozom anomaliliklerinden kaynaklanan düşükler, genelde 8 haftada ortaya çıkar, ancak gene de bundan 3-4 hafta sonrasına kadar kanama görülmeyebilir. Kanamanın olduğu zaman, genellikle bebeğin gelişimyle ilgili olan o eksik bilgiye ihtiyaç duyulan zamandır.

Hormonal nedenler: Düzensiz adet kanaması gibi, hormonal düzensizlikleri olan kadınlar, hamile kalmakta zorlanırlar ve bunu başardıklarında da bebeği düşürmeleri oldukça muhtemeldir. Bunun nedeni, rahim zarının çok ince olması olabilir.

Bağışıklık sistemiyle ilgili sorunlar: Lupus (deri veremi) veya benzeri bağışıklık bozuklukları gibi durumlar plasentada kan pıhtısı oluşuma sebep olabilir. Bu da, fetusa yeterince kan gitmesini engeller. Bu, küçük dozda aspirin alınarak tedavi edilebilir. Ancak hamilelikte herhangi bir ilaç kullanımıyla ilgili olarak mutlaka doktorunuza danışın.

Yaş: Anne adayının yaşı yükseldikçe, düşük olasılığı da artıyor. 35 yaşın altındaki kadınlarda düşük ihtimali yüzde 6 iken, bu oran 35-40 yaş grubunda yüzde 15'e, 40 yaş üzeri kadınlarda ise yüzde 23'e çıkıyor.

Serviks (rahim boynu) anormalliği: Eğer serviks güçlü değilse, gebelik ilerledikçe açılmaya başlayabilir ve rahim ağırlaşarak düşüğe sebep olur. Birbirini takip eden gebeliklerde bu, 14. haftada servikse müdahale ile bu önlenebilir.

Sigara: Sigara içen kadınlardaki düşük yapma olasılığı yüzde 30 ila 50 daha fazladır.

Diğer olası sebepler: Eğer kontrol altında değilse, şeker hastalığı da düşüğe neden olabilir. Ayrıca ağır stres ve iş nedeniyle kimyasal maddelere maruz kalmak da düşük yapma sebebidir.


Kendi hatam sonucu olarak mı düşük yaptım?
Yukarıdaki durumların hiçbirisi sizin için geçerli olmayabilir ama gene de düşük yapabilirsiniz. Ama bunun sebebinin sizin yaptığınız bir şey olması güçtür. Bu sık rastlanan bir durum değildir. Çoğu düşüğün sebebi, kontrolümüz dışında kalan nedenlerdir.

Düşüklerin, alkolden, kafeinden, pastörize edilmemiş peynir yemekten veya iyi pişmemiş et yemekten, folik asit almamaktan, seksten ya da dinlenmemekten kaynaklandığına dair pek çok rivayet vardır. Ancak bunların hiçbirinin düşük riskini artırdığına dair bir bulgu bulunmamaktadır.


Semptomları nelerdir?
En sık rastlanan semptomlar; karın ağrısı, kramp ve kanamadır. Bu semptomlar tek başlarına ya da birlikte görülebilir. Bu semptomların hepsi ağır geçen adet semptomlarını da andırdığından, pek çok kadın aslında düşük yaptıklarının farkına varmayabilir.

İki hafta boyunca kanama olabilir ama bu süre zarfında azalacaktır. Eğer çok ağrınız, fazlaca kan kaybınız, akıntınız veya yüksek ateşiniz varsa, bunlar enfeksiyon işaretleri olabilir. Gecikmeden doktorunuza görünün. Bu durumda, enfeksiyon riskini azaltmak için, tampon yerine ped kullanmanız ve kanama durana kadar seks yapmamanız tavsiye edilir. Duş almanızda veya banyo yapmanızda sakınca yoktur.

Bir sonraki adet kanamanız kabaca 6 hafta içinde gerçekleşir ve normalden ağır geçer. Ancak doğurganlığınız bu tarihten önce geçerli olur. Kanamanızın olması illa da düşük yaptığınız anlamına gelmez. Kanama gebelikte rastlanılan bir durumdur.


Bir daha düşük yapmamak için ne yapmalıyım?
Düşüğün nedenleri genellikle bizim kontrolümüz dışında olduğundan, yapabileceğimiz fazla bir şey yok. Ancak dengeli beslenmek, düzenli egzersiz, stressiz bir yaşam ve kilo kontrolü hem doğurganlığı artırır, hem de başarılı bir gebelik dönemi geçirmenize yardımcı olur.

Bazı kadınlar birden çok düşük yaparlar. Eğer üst üste üç düşük yaptıysanız, bunun ardındaki nedeni bulmak için bir uzmana danışın. Bunun nedeni, polikistik over sendromu, lifli tümör, ya da bağışıklık problemi olabilir. Bazen de sadece kötü şanstır.


Tekrar hamile kalabilecek miyim?
Başından düşük geçmiş kadınların çoğu daha sonra normal gebelik süreci yaşayabilirler. Ancak tekrar düşük olması riski küçük de olsa mevcuttur.

Eğer daha önce düşük yaptıysanız, tekrar düşük yapma olasılığınız yüzde 20 daha fazladır. Ancak üç düşükten sonra bile yüzde 60 normal bir gebelik geçirme şansınız var.
Paylaş:

Şems Aslan ''Cilt Lekeleri Giderici Maske''

Şems Aslan Leke ve çillerin görünümünü azaltan Leke Açıcı maske Tarifi Verdi.
Yüzdeki Lekeleri Açıcı maske
*1 çay kaşığı bal kabağın çekirdekleri(çiğ olacak)
*1 tatlı kaşığı Su ve ya süt
*Yarım çay kaşığı bal
Hazırlanışı:1çay kaşığı bal kabağı içini çekirdekleri havanda ezin,1 tatlı kaşığı su ve ya sütü ekleyip karıştırın ve balıda ekleyin bir kasedeye koyup 2-3 saat dolapta bekleyin.Lekeler,çiller açılana kadar bu kürü uygulayın...
Paylaş:

SUNA DUMANKAYA'DAN GÜZELLİK SIRLARI

EVDE HAZIRLAYACAĞINIZ BU REÇETELERLE EN GÜZEL SİZ OLABİLİRSİNİZ

Bitki Bilimi ve Güzellik Uzmanı Suna Dumankaya, bakımına düşkün olan herkes için hazırladığı kitabı 'Meslek Sırlarım'da evde yapılabilecek güzellik tarifleri veriyor
Yüz bakımınız için basit reçeteler
TEMİZLEME SÜTÜ
Yüzdeki gözeneklere dolan kirleri ve makyajı temizlenin en kolay ve ucuz yolu, evde doğal malzemelerden hazırlayacağımız karışımlardır. Temizleme sütünü parmaklarınızla ve yuvarlak hareketlerle sürün.
Malzeme: 1 salatalık, 1 su bardağı süt Uygulama: Salatalığı rendeleyip, 1 su bardağı sütte kaynatın ve süzün. Her gün, sabah ve akşam bu karışımla cildinizi silin.
TEMİZLEME TONİĞİ
Tonik, ciltte kalmış kir, yağ ve temizleyici kalıntılarını temizler ve cildi tazeler. Temizleyicinin ardından sürülür. Aşağıdaki tariflerle hazırladığınız tonikten birkaç damla pamuğa damlatıp, silmeden, tamponlayarak cildinize uygulayın. Toniklemeden sonra yüzünüze maden suyu püskürtün ve kağıt mendille tamponlayarak kurutun. Sonraki aşama nemlendirme olacak.
a- KARMA CİLTLER İÇİN Malzeme: Lavanta, melisa, papatya, hatmi çiçeği, yarım fincan saf alkol, içme suyu
NEMLENDİRİCİ
Nemlendirme, çevrenin yol açtığı buharlaşma etkilerinin önlenmesine yardımcı olur. Nemlendirici cildi düzgünleştirir, dolgunlaştırır, gözenekleri kapatarak makyaj için iyi bir zemin hazırlar.
Uygulama: Kaynamış suyun içine birer tutam lavanta, melisa, papatya ve hatmi çiçeği atın, 15-20 dakika demlendirip süzün. Saf alkol ekleyin. (Hazırlanan karışım, kapalı bir şişede buzdolabında saklayın)
b - HASSAS CİLTLER İÇİN Malzeme: Biberiye, gül suyu Uygulama: Bir çorba kaşığı biberiyeyi, 300 ml. gül suyuna karıştırarak karanlık bir yerde saklayın. Bununla her akşam cildinizi temizleyin.
c - KIRIŞIKLIKLAR İÇİN Malzeme: Yarım litre ılık su, 1 tatlı kaşığı karbonat Uygulama: Su ve karbonatı karıştırın. Pamukla, cildinize uygulayın.
Malzeme: Havuç, zeytinyağı, limon Uygulama: Havucu rendeleyin. İçine zeytinyağı ve limon suyu ilave edip, yiyin. Bu karışım vücut için çok faydalıdır. Bağırsakları düzene sokar ve cilde nem sağlar.
Peelıng
(Derinlemesine yüz temizliği)
Cildi ölü hücrelerden, biriken yağlardan ve siyah noktalardan arındırmak için, derin bir temizlik yapmalısınız. Bunu peeling, buhar banyosu veya maskelerle gerçekleştirebilirsiniz. İşte evde yapabileceğiniz basit peeling tarifleri: Malzeme: 1 kahve fincanı yulaf ezmesi, 2.5 çay kaşığı bal, 1 tatlı kaşığı elma sirkesi, yarım tatlı kaşığı sıcak su Uygulama: Malzemeleri karıştırın ve cilde uygulayın. 15 dakika bekleyin ve yumuşak, nemli bir bezle ovarak çıkarın. Bol su ile yıkayın.
SİVİLCEDEN KURTULMAK İÇİNSivilceler her yaşta birçok insana sorun yaratır. Sivilceleri yok ederek daha sağlıklı ve güzel bir cilde kavuşmanın en güzel yolu yine doğadan geçiyor. Sivilceleri yok etmek için beraber bu basit formülü hazırlayalayabilirsiniz. Malzeme: 100 gram alkol, 6 adet aspirin Uygulama: Aspirini ezin ve alkolle karıştırıp 3 gün bekletin. Bu karışımla cildinizi her gün silin.
LEKELERİ YOK ETMEK İÇİN
Malzeme: 1 çay kaşığı amonyak, 1 çay kaşığı peridrol, 1 çay kaşığı saf su, 1 çay kaşığı sabun Uygulama: Kullanılmamış bir sabunu rendeleyin ve diğer malzemelerle karıştırın. Cildin hassaslığının ölçülmesi için önce elinizin üzerine deneyin, sonra lekelerin üzerinde bekletip, bol su ile yıkayın. Bu karışım haftada bir kez uygulanabilir. Dışarı çıkarken güneşten koruyucu ürünler kullanmaya dikkat edin.
ÇİLLERİNİ SEVMEYENLERE
Malzeme:
Keten tohumu Uygulama: Keten tohumunu kaynatın, suyu ile cilde masaj yaparak çillere ve lekelere maske olarak uygulayın.
Bunları ihmal etmeyin
Cildinizi güneşten koruyun: Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için her gün koruyucu krem kullanmalı.
Cildinizi aşırı sıcak ve aşırı soğuktan koruyun: Sıcak ve soğuk havalarda cilt nemini kaybeder. Özellikle kışın cilt tipiniz için uygun nemlendiricileri mutlaka uygulayın.
Sigara içmeyin: Sigara cildin ihtiyacı olan oksijeni azaltır ve cildin yenilenmesini engeller. Cilde solgun görünüm verir.
Cildinizi derin temizleyin: Bazı yaşı ilerlemiş bayanlar cildi kurutacağı ve kırışıklıkları artıracağı düşüncesiyle cilt temizliği yapmaktan kaçınır. Pamukla uygulayacağınız bir temizleyici kremin, birkaç dakika cildin üstünde kaldıktan sonra bol suyla yıkanması yeterli olur.
Cildinizi derin nemlendirin: Haftada bir, maske veya nemlendiricinizi bol miktarda kullanarak, cildinizi beş on dakika nemlendirmeye bırakın.
Cildinizde kan dolaşımını hızlandırın: Uygun kremlerle cildinize masaj yaparak, ciltteki ölü derinin atılmasını sağlayabilir ve kan dolaşımını hızlandırabilirsiniz. Bu, cildinizin yenilenmesine ve pürüzsüz bir görünüm kazanmasına yardımcı olur.
Sağlıklı beslenin: Vücudunuz için uygulayacağınız sağlıklı beslenme programı, cildiniz için de yararlıdır. Bol sebze ve meyve, bol lifli tahıllar, az yağlı, az şekerli ve az tuzlu besinler tercih etmelisiniz. Ve tabii bol su şart!
Sonbaharda: Cildiniz kuruysa baharat kullanmayın. Bol bol su için, salata ve sebzeye ağırlık verin. Yüzünüzü belli aralıklarla maden suyu ile yıkayın. Duşa girmeden önce badem yağı ile masaj yapın.
Kış aylarında: E ve C vitamini içeren besinler tüketmeye özen gösterin. Ispanak, marul, semizotu gibi yeşil sebzeleri çiğ olarak tüketin. Haftada bir gün yalnızca iki, üç litre sıkma meyve suyu içerek temizlenme kürü yapın. Açık havaya çıkarken cildinize bitkisel yağlar (susam, kayısı yağı gibi) veya nemlendirici kremler sürün. kaynak:hürriyet kelebek eki
Paylaş:

Gebelikte Düşük

Döllenen yumurtacık, gebeliğin ilk üç ayında dölyatağı = rahime yerleşir ve düzenli olarak büyümeye başlar. Bu dönem dölütün yaşaması açısından çok önemlidir; çünkü gebeliklerin olağandışı biçimlerde sonuçlanmasına neden olan olaylar bu aylarda gerçekleşir. Bebeğin yaşamını sürdürmeye hazır olmasından önce gebeliğin son bulması olayına "düşük yapmak" denir.

"Tehlike" İşareti
"Metroraji", yani dış cinsel organlar yoluyla dölyatağı kanaması düşük tehlikesinin belli başlı belirtisidir. İlk üç ay içinde ( yani 10.-12. haftalara kadar) bu kanamalar, daha sonraki 6 ayın kanamalarına oranla çok daha sık görülür.

Bu kanamalar, çoğu kez bel ve kasık sancılarıyla birlikte olur ve adet zamanında görülen ağrıları andırır; ancak onlardan daha şiddetlidir. Sancılara, yuvalanmış yumurtayı dışarı atmaya çalışan dölyatağı kasılmaları yol açar. Bununla birlikte kanama birçok nedenlerden ileri gelebilir: Gebelik sırasında dölyatağından kaynaklanan kanamaların tümü bir düşük habercisi değildir. Bazen "yalancı adet' olarak adlandırılan ve aybaşı kanamalarına çok benzeyen kanamalar görebilirsiniz. Bunlar sonraki aylarda da iki ya da en çok üç kez yinelenebilir. Kanama süresi genellikle bir gündür. Bu rahatsızlık belli bir tedaviyi gerektirmez. Dinlenmeniz ve bu günlerde cinsel ilişkiye ara vermeniz yeterlidir.

Yalancı adet görmenin neden olduğu en büyük güçlük, gerçek adetin bittiği günü saptamaktır. Jinekolojik bir muayene, genellikle kuşkularınızı gidermeye yardımcı olur. Bu arada ultrasonografi ile elde edilecek bulgularla, gebeliğin başlangıcı tam olarak saptanabilir.

Düşük Belirtileri  


Cinsel organlarınızdan kan geldiğini görecek ve kasıklarınızda aralıklı olarak sancılar hissedecek olursanız, hemen dinlenmeli ve çağıracağınız doktorunuzun önerilerine göre hareket etmelisiniz. Kanama az ve kanın rengi koyu kırmızı ise, büyük bir olasılıkla gebelik normal evrimini sürdürecek demektir. Yeter ki birkaç gün yataktan kıpırdamamayı göze alın. Kanama bol, rengi de parlak kırmızıysa, o zaman ayrıntılı bir jinekolojik muayeneden geçmeniz ve tıbbi tedavileri uygulamanız gerekir.  Kanla karışık olarak gelen doku parçalarını saklayıp, hekime göstermeniz gerekir, hekim bunların dölyatağı mukoza dokusundan mı, dölütten mi kaynaklandığını saptar.

Düşük  


Düşük tehlikesi olan durumların yaklaşık % 30' u, düşükle sonuçlanır; düşük sırasında kanama iri doku parçaları içerir. Dölyatağı boynu, kasılmalarla, bir ya da iki parmak geçecek kadar genişler. Ağrılar gittikçe daha şiddetlenir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında hemen en yakındaki doğum kliniğine başvurarak, gebeliğin sürüp sürmediğini kontrol ettirmek gerekir. Düşük, dördüncü aya doğru meydana gelecek olursa, o zaman dölütü saran zar parçalanarak, amniyon sıvısı dışarı boşalır.

Gizli Düşük
  

Gizli düşük, farkında olmadan gebeliğin sona ermesi olayına denir; çünkü ne kanama görülür, ne de sancı olur. Ama gebeliğin daha önceki belirtileri gitgide azalıp ortadan kalkar; göğüsler yeniden yumuşar, dölyatağı artık büyümez, bazı durumlarda ise içinde dölütün bulunduğu sıvı geri emildiği için aksine küçülebilir. Ancak, gebeliğin kesintiye uğradığından emin olmak için jinekolojik muayeneden geçmek ve birtakım tahliller yaptırmak gerekir.

Muayene ve Tahliller


Dölyolunu inceleyen hekiminiz, gebeliğin devam etme olanağının bulunup bulunmadığını ya da bebeğin düşüp düşmediğini anlar; tanının kesin olması için testler yaptırmak gerekir.

Gebelik Testi = idrardaki koriyonik gonadotropin (HCG) düzeyinin belirlenmesi; test sonucu olumlu çıkıyor, hormon düzeyi birkaç gün üst üste yinelenen testlerde değişmiyor ya da yükseliyorsa, gebelik normal gelişimini sürdürüyor demektir. Ama, eğer hormon düzeyinde alçalma varsa, büyük bir olasılıkla, gebelik kesintiye uğramış demektir.

Ultrasonografi incelemesi ; Bu incelemeyle dölyatağında neler olup bittiğini anlamak ve içinde dölütün bulunduğu amniyon kesesini görmek mümkündür. Daha 7. haftadan başlayarak dölütün kalp atışları duyulur. Böylece dölütün yaşayıp yaşamadığı anlaşılır. Dölüt canlıysa, kesin yatak istirahatı uygulamak gerekir. Ultrasonografi ile, kanamaya yol açabilecek öteki nedenler de tanınabilir.
gebelikte düşük

Düşük Durumunda Ne Yapılmalı ? 


Düşük tehlikesine karşı en iyi çare, çalışmayı bırakmak, cinsel ilişkide bulunmamak ve yataktan kalkmamaktır. İlaç kullanılmaması tartışılan bir noktadır. Özellikle ilk çocuğuna gebe olanlar için ilaçlarla girişimde bulunmayıp, işin oluruna bırakılması eğilimi vardır. Daha çok iki tür ilaca başvurulur: Betamimetiklerle, progesteron içerenler. Bunlar kasların gevşemesini sağlarlar. Östrojenlerle progesteron karışımı ilaçlar önerilmez, çünkü östrojenler dölütün cinsel organlarının gelişimini etkiler ve birtakım olağandışılıklara neden olur.

Düşüğe engel olunamamışsa, dölyatağı boşluğunu derhal kazıyarak, kanamayı durdurmak ve kalıntıları temizlemek gerekir. Dölyatağı mukoza dokusuna yapışık kalan parçalar şiddetli kanamalara ve iltihaplara yol açarlar.

Düşük nedenleri


Düşükten sonra kadında, kendini suçlama duygusu ve ruhsal çöküntü halinin görülmesi olağandır. Böyle bir çöküntüden kurtulmak, her zaman kolay olmayabilir. Kürtaja yol açan klinik nedenler, pek çok olup, bunlar dölütten olduğu gibi anneden de kaynaklanabilir.

Dölütten Kaynaklanan Nedenler

Düşükler üzerinde yapılan incelemelere göre, en çok rastlanan nedenler, dölütteki gen bozuklukları olup yaklaşık % 50'yi bulmaktadır. Böyle durumlarda, dölüt daha fazla gelişme olanağını bulamadığı için, düşük olur. Daha az oranda da ilaç kullanımı, radyasyon, annenin farkında olmadan karşı karşıya kaldığı zehirleyici maddeler de dölüte zarar veren etkenler arasındadır. Döllenmiş yumurtanın dölyatağında olağandışı bir konumda bulunması da seyrek de olsa, düşüğe neden olur.


Anneden Kaynaklanan Nedenler

Bu nedenleri iki büyük grupta toplayabiliriz: Genel nedenler; lokal nedenler.
Genel nedenlerin en önemlileri ; şeker haştalığı, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve salgın hastalıklardır.

Düşüklerde ruhsal gerginlikler, fiziksel nedenler kadar etkili olabilir.
Dölyatağı ya da dölyatağı boynuna ait bozukoluşumlar da düşüğe yol açabilirler. Dölyatağı boynu yetersizliğinde, dölyatağı boynu zamanından önce açılır ve gebelik ürünü dışarıya atılır. Düşük, genellikle 17-20. haftalarda olur. Bu durumda boyun, kalın bir çember içine alınarak sıkıştırılır ve güçlendirilir ( serklaj ).

Sık görülen bir başka neden de "gelişmemiş dölyatağı" denilen durumdur. Çok küçük olan dölyatağı, döllenmiş yumurtanın büyümesiyle orantılı olarak genişleyemez. İlk gebelik düşükle sonuçlanır; ancak ondan sonraki gebelikler normal seyreder. Dölyatağı kusurları fibromlar ve dölyatağının tersine dönmüş olması da üst üste düşük yapmanın en çok rastlanan nedenleridir.
Paylaş:

Gebelikte jimnastik ve egzersizler

Gebelikte jimnastik, beden sağlığının korunması için gereklidir. Jimnastik özellikle, leğen bölgesi=pelvis kaslarının güçlendirilmesi, eklem ağrılarının önlenmesi ve solunum dolaşım sorunlarıyla karşılaşılmaması için önerilir. Gebelik doğal bir olaydır, hastalık değildir.
Gevşemeyi Bilmek
Her şey gevşemeyi bilmekle başlar. Genel olarak gevşemenin yararları:
Bedene destek olma; kas geriliminin azalması; ruhsal gevşeme; derin ve rahat soluk alma.

Deneyler kasları gevşetmenin, kasmaktan daha zor olduğunu gösteriyor. Bu bulgu da gevşemeyi öğrenmenin önemini artırmaktadır. Jimnastik hareketlerine başlamadan gevşemeyi öğrenmek, programın bütün hareketlerini en doğru biçimde yapmanızı sağlar.

Herkes gevşemek için kendine uygun bir duruş seçebilir. Yana doğru uzanılır. Sol tarafa yatmak tercih edilmelidir; sağ kol ve bacak bükülerek destek yapılırken, sol kol ve bacak gevşek bırakılır. Bu duruşta bedensel rahatlık olabildiğince sağlanmalıdır. Dirsekler ve dizler üzerine uzanılır. Baş, boyun ve sırt düz bir hat çizmelidir. Baldırlar yere dik durmalıdır. Gevşemeden sonra birden bire kalkılmamalıdır; çünkü gevşeme sırasında yavaşlamış olan kan dolaşımı, hemen eski durumuna dönemez.
Oturma durumuna dönmek için elleri ve ayakları hafifçe hareket ettirmek gerekir. Bu bir yoga oturuşudur. Gebeliğin başından sonuna kadar bu oturuş biçimi tercih edilmelidir. Yoga oturuşunda bacaklar ve topuklar bükülerek, birbiri üzerine getirilir. Dizler olabildiğince açılır. Baş ve omurga dik, kollar rahat, ellerin sırtı dizler üzerinde olmalıdır. Yavaş yavaş nefes alınır, gevşemeye çalışılır. Bu oturuş üç hafta boyunca en az 2, en çok 6 dakika uygulanmalıdır.

Yüzükoyun yatarak gevşeme durumunda ise dirsekler yanlarda, avuç içleri göğüs hizasında yere dayanmıştır. Baş, yavaş yavaş yukarı kaldırılır. Sonra gövde yine yavaşça, derin bir soluk alarak kaldırılır. Beden en yüksek noktaya ulaştırılır. Bedenin alt bölümü hiç hareket ettirilmez. Bu duruş hiç değilse 5 saniye korunmalı, sonra yavaş yavaş soluk vererek, yeniden yatılmalıdır. Bu alıştırmanın omurga, sinir sistemi, sindirim sistemi ve salgı bezlerine olumlu etkileri vardır.

Dik duruşta bacaklar ayrılmış, dizler kıvrık ve eller yandadır. Derin bir soluk alınır ve karın kasları kasılır. 2 saniye bu biçimde durulduktan sonra, karın kaslarını yavaş yavaş gevşeterek soluk verilir. Böylece akciğerler olabildiğince havayla doldurulur. Bu hareketin mide, karaciğer ve barsaklar üzerine yararlı etkileri vardır. Kabızlığı ve hazımsızlığı önler.
Yeniden yere oturulur. Sağ bacak katlanır, sol bacak sağ bacağın üzerinde dikey olarak bükülür. Sol ayak, sağ elle tutulur. Gövde sola doğru döndürülür. Sol kol arkaya, sağ baldıra doğru gerilir. Yüz, sola doğru çevrilmiştir. Aynı hareket bir de ters yönde yinelenir. Bu alıştırmayla da omurga eklemleri ve kaslarına masaj yapılmış, kan dolaşımı uyarılmış olur.

Dolaşım 

Bacaklarda ve pelviste, bazen kollarda da kan dolaşımında yavaşlama görülür ve sık sık dokularda sıvı toplanır. Bacak damarları için genişleme ve varis oluşması, anüs damarları için de, kabızlığın yol açtığı hemoroid tehlikesi vardır.

Karın jimnastiği ve iyi bir solunum bütün bedende dolaşımı kolaylaştırır.
Özellikle ayak ve bacak kasılmaları, damarlara baskı yapar, böylece kanın kalbe geri dönüşü kolaylaşır. Sırtüstü yatmış durumda, bacaklar yukarı kaldırılarak, uyumlu ve ritmik bir şekilde pedal çevirme hareketi yapılabilir.

Yine sırtüstü durumda, bacaklar birbirine dayanır, kaldırılır, ayaklar kıvrılır, uzatılır, topuklar döndürülür, bacaklar birbirlerine yaklaştırılıp, uzaklaştırılır. Kan ve lenfatik dolaşımda geri dönüşü uyaran bu alıştırmalar, kollar ve boyun için de önerilir: Yani ellerin kıvrılıp açılması, parmakların yumruk yapılması, kolları yukarı kaldırıp indirme, ardarda yinelenir.
gebelik egzersizleri
Bacaklar çapraz bükülüp oturulur, kol, omuz hizasına kaldırılarak önce parmaklar, sonra bilek ve dirsek kıvrılıp açılır ve boyun döndürülür, sonra başlangıç duruşuna dönülür; aynı hareket diğer kolla yapılır.

Gebeliğin ileri dönemlerinde göğüslerin genişlemesi ve şişkinliği en uç noktasına ulaşır. Böylece göğüs kasları destek görevini üstlenmeye zorlanır.

Oturmuş durumda ayaklar çaprazlaştırılır. Kollar gergin biçimde arkaya doğru götürülüp, derin soluk alınarak avuç içleri birbirlerine yaklaştırılmaya çalışılır. Sonra soluk vererek kollar aşağı bırakılır.

Kollar göğüs hizasında kaldırılır, avuçlar birleştirilip kuvvetle bastırılır ve göğüs kaslarının çalışmasına ağırlık verilir.

Daha sonra dikkat ayaklara çevrilir. Ayakların görevi bedeni taşımak ve hareketini sağlamaktır. Beden ağırlığının ansızın artışı ayakları güç durumda bırakır.
Ayak tabanında bir düzleşmeyi önlemek için, taban kasları güçlendirilmelidir. Tabanları çalıştırmak için yapılacak ana hareketler : Ayak, bilek ve parmaklardan yukarı doğru bükülür ve ayaklar içeri döndürülür.

Nefes Alıp Verme 

Solunum işlevi gebelikte iki temel nedenle değişir: Birincisi, anne ve bebeğin gereksinimleriyle ilişkili olarak, toplam oksijen tüketimi artar. İkincisi, rahmin karın boşluğunda büyümesi diyaframı yukarıya doğru iter. Gebelikte nefes almayı bilmek çok önemlidir. Bu dönemde dolaşımı canlandırmak, çeşitli gereksinimleri gidermek, zehirli maddeleri uzaklaştırmak için kadın, solunum kapasitesini en yüksek noktada kullanmak zorundadır. Düzenli solunumun, bundan başka, doğum anında da önemli bir işlevi vardır: Kadının, doğumun gelişimi sırasında etkin olmasını sağlar.

İlk önce düzenli ve derin soluk almayı öğrenmek gerekir. Sırtüstü, kollar ve beden serbest bırakılmış, bacaklar hafifçe dışarı döndürülmüş bir yatış tercih edilir.
Göğüs ve karın solunumlarını birbirinden ayırmayı bilmek gerekir eller ya göğsün yanlarında ya da karın üzerinde durur.

Göğüs bölgesi: nefes alırken göğsü şişirip,  verirken göğsü dümdüz yapmak.
Karın bölgesi: Solunumun iki evresinde karnı yükseltip, indirmek. Solunumda karın ve göğüs şişirilir. Önce karın sonra göğüs boşaltılır. Oturmuş durumda eller baş üzerine konulur, derin bir soluk alınır, soluk vererek yana doğru eğilinir; soluk alarak yeniden doğrulunur. Bu hareket her iki yana ritmik olarak uygulanır.

Karın Kasları 

Gebeliğin 7. ayına kadar karın kaslarını çalıştıran alıştırmalar yapılabilir. Bu alıştırmalarda karın önce gevşetilir, sonra  kasılır. Bu hareketleri yapmak doğum yaklaştıkça zorlaşır.

Karnın şişme ve gerilmesi daha gebeliğin 5. ve 6. ayında çatlamalar gibi sorunlar yaratmaya başlarsa karın alıştırmalarına çok daha fazla önem vermek gerekir.
Başlama duruşunda eller ensede, bacaklar bükülmüş durumda, sırtüstü yatılır. Böylece dirsekler dize paralel tutulur soluk alırken bacaklar kalça üzerine kıvrılır, bu arada boyun da öne ve yana doğru kıvrılır.

Soluk almada boyun bükülüp, çevrilir ve dirsekler karşı taraftaki dizlere yaklaştırılır. Soluk, başlangıç duruşuna geri dönülürken verilir. Bu hareket birbiri ardı sıra ve soluk alıp vererek yapılır.Son haftalara doğru (son 5 hafta) gövdenın öne eğilmesi zorlaşır bu durumda gövde fazla zorlanmadanhafifçe bükülür. Bu durusta bir kaç saniye kalınır, sonra yavaşça düzeltilir.

Perine

Perine, kabaca bol kaslı üçköşeli bir bölgedir. Pelvis organlarına destek görevi görür, aynı zamanda idrar borusu, anüs ve vajina büzücü kaslarının kapanış ve açılışını denetler.
Esnek bir pelvis, doğumu fazla zarar görmeden atlatır ve doğumdan sonra hızla eski biçimini alarak normale döner.

Başlama duruşu ayaktadır. Önce bir adım ileri atılır, iki bacak birbirine yapışıktır. Kalça kasları kasılarak bacaklar çaprazlama birbiri üzerine atılır. Birkaç saniye böyle kalınır, sonra başlangıç duruşuna dönülür.

İç organların bir bölümü de bu biçimde, istemli olarak kasılıp gevşetilebilir. (örneğin idrar torbası bir kaç saniye kasılır, sonra gevşetilir. Aynı şeyler, vajina ve anüs büzücü kasları için de geçerlidir).

Perine ve kalça kaslarının düzenli ve istemli kasılmaları bütün duruşlarda uygulanabilir. Ancak, her defasında birbirinden bağımsız yapılmaya çalışılmalıdır; yani perine kasları kalça kaslarından bağımsız olarak kasılmaya çalışılır.
Bu alıştırmalar, özellikle son haftalarda ( doğumdan 6-7 hafta önce) uygulanmalıdır. Son iki haftada büzücü kasları açma-kapama alıştırmasına ağırlık verilmelidir.

Pelvis

Pelvis, bedenin en çok basınç altında kalan bölümüdür. Gövdenin alt ve üst bölümleri birbirlerine burada bağlanırlar.

Gebelik sırasında rahmin hacminin artması, ağırlık merkezinde değişikliklere yol açar; özellikle karın bölgesinde bağ ve kasların esnekliklerinin azaldığı saptanır. Kadın, bedeninin dengesini yeniden kurmaya çalışır.

Çeşitli duruşlarda (oturarak, sırtüstü yatarak, ayakta) göbeği dışarı çıkarma ve içeri çekme hareketleri yapılır. Böylece, anne bir durumdan ötekine geçerken pelvis kaslarını kasıp gevşeterek ağırlık merkezini destek alanı içine düşürmeyi, yani dengesini korumayı öğrenir.

Dört ayak duruşunda, bel-karın bölgesindeki tüm kaslar kasılır.Önce beden yere paraleldir; sırt, kavis yapar, baş yukarı uzatılarak nefes alınır. Sonra kavis bozularak, bel yukarı kaldırılır ve soluk verilir. Bu hareket kaslarda ağrıya neden olabilir. Bu nedenle yavaş ve düzenli olarak uygulanmalıdır.

Pelvis alıştırması öteki duruşlarda da uygulanabilir.
Sırtüstü duruşta; eller ensede bacaklar kıvrık ve ayaklar yerde destek yapılmıştır. Pelvisi geri çekip, baş, dirsekler ve ayaklar yavaşça kaldırılır. Birkaç saniye böyle kalınır, sonra yavaşça ilk duruşa dönülür.

Dik duruşta; Bir adım ileri atılır. Sol ayak bükülür, aynı zamanda diz ve bacak yere değdirilmeden bir adım arkaya gerilir. Sonra bacaklar değiştirilir.

Harekete ayakta başlanır; bacaklar açılır ve dışarı doğru çevrilir. Ayaklar yerden oynatılmadan bacaklar sıra ile dışarı doğru bükülür.

Ayrıca sola ve sağa doğru yapılan yavaş ve ritmik hareketler kalça içi kaslarının esnekliğini sağlar. Bütün bu hareketler sırasında
kaslar gergin tutulmalıdır. Böylece doğum sırasında iyi birer destek sağlarlar.

Esneklik çömelerek de sağlanabilir.
Dik duruşla başlanır. Sırt, bir duvara dayanırsa,daha rahat uygulanır. Ayaklar hafifçe açılmış ve eller baldırlar üzerindedir. Gövdenin üst bölümü dik tutularak çömelmeye başlanır; eller dizler üzerinde desteklenir. Kalçalar yere değecek kadar çömelinir. Kollar dizler arasında tutulur.

Bazı Şikayetleriniz İçin Şifalı Bitkiler   

Doğum sancılarına hazırlık için yapılabilecek hareketler karnı serbest bırakmak, karın üzerine ellerle destek olmak ve derin nefes almaktan ibarettir Dizleri kıvırıp tutunuz. Başınızı öne eğip, derin soluk alıp vererek, doğumda bebeği itme evresine hazırlanınız  Aynı solunum alıştırmalarını sırtüstü durumda, bacaklar kıvrık ve ayaklar kalçaya yaklaşmış olarak yapınız. Yine sırtüstü durumda, karnı şişirerek, derin nefes alınız.  Birkaç saniye böyle kalarak, yavaşça ciğerlerden bütün havayı boşaltana kadar soluk veriniz. Yavaşça soluk alarak yeniden başlayınız Bu alıştırmaların büyük bir fizik çaba istememesi önemlidir. Mümkün olduğu kadar kendinizi alıştırmaya vermelisiniz. Böylelikle, doğum sancısı ve doğum sırasında bütün gücünüzü toplayabilirsiniz.

Doğuma Hazırlık Yöntemlerinin Nedeni 

Bu uygulama ile doğum sırasında bedeninizde neler olduğunu öğreneceksiniz.

Çocuğun doğumu annenin bedensel ve ruhsal işlevlerinin bütünüyle uyum içinde çalışmasını gerektirir. Gebeliğin, doğumun ve anneliğin gereklerini yerine getirebilmek için en doğru yol, kuramsal bilgileri öğrenmek ve bunları eşinizle paylaşmaktır.Gebe kadın, kuramsal derslerle, gebelik, doğum sancısı ve doğumun gelişimi üzerinde köklü bilgiler edinecektir.

Uzmanların gözetiminde, anne en uygun soluk alıp verme biçimini, bilinçli gevşemeyi ve doğum sırasında harekete geçirilmesi gereken kasları bir bir öğrenecektir. Kadın, doğuma etkin olarak katılmanın öneminin bilincine vardığı zaman daha kolay ve daha çabuk doğuracaktır. Bunun bebeğe de sayısız yararları vardır. Bebek daha fazla oksijen alarak, büyük kolaylık ve çabuklukla, fazla zarar görmeden dünyaya gelecektir.

En mutlu an, çocuğunuzun doğduğunu duyduğunuz andır: Bebeğinizin ilk ağlayışını işitecek, doğumu yapan hekimin ellerinde hareket ettiğini göreceksiniz. Herhangi bir doğuma hazırlık yöntemini izlediyseniz, doğum sizin için bir acı çekme anı değil, yoğun sevinç anı olacaktır.

Bazı doğum merkezlerinde, babanın da doğumu izlemesi istenir. Doğum sancısı ve doğum olayını paylaşmak gerçekten çift için önemli bir deneyimdir. İlk kez anne-baba olmanın sorumluluğunu ve sevincini birlikte yaşarlar.
Paylaş:

Uyarı

Bu sitedeki içerikler tanı ve tedavi amaçlı değil, tamamen bilgilenme ve sağlıklı kalma konusunda tavsiye amaçlıdır. Burdaki bilgilerin tanı ve tedavi amaçlı kullanılmasından doğacak sonuçlardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sağlık ile ilgili bir probleminiz olması durumunda bir doktora başvurmalısınız.

Arşiv

Son Yazılar

ŞİFALI TAŞLAR

Yemek Tarifleri

Follow by Email

Blog Arşivi